Ekonomik Krizin “Çaresiz” Finansörü Çin

Yazan  16 Ağustos 2011
ABD her Çinliye 900 Dolar Borçlu

ABD hazine kağıtlarına yatırılan para Çin'de her geçen gün daha fazla eleştiri konusu olmaktadır.[1] Çinlilerin alın teriyle (Çincesi 血汗钱: kan ve ter ile kazanılan para)uzun yıllar içinde biriktirdiklerinin ABD hazine kâğıtlarına yatırılması tepki çekmektedir.[2] Ancak Çin Yönetiminin bundan başka çaresinin olmadığı da görülmektedir.[3]

Çin'in Dolar Rezervi ve ABD Hazine Kâğıtları:

Çin Merkez Bankası elinde 3 trilyon dolarlık bir rezerv bulunmaktadır. Bu dünyadaki en büyük Dolar rezervidir.[4] Bu büyük rezervin yanında Çin dünyada elinde en fazla ABD Hazine Kâğıdı bulunduran ülkedir.[5] Ellerindeki bu büyük rezerv nedeniyle ABD ekonomisinde yaşanacak bir olumsuzluk Çin'i en az ABD kadar ilgilendirmektedir. Çin Dışa Açılma ve Reform politikalarını uygulamaya başladığı 1980'lerden günümüze biriktirdiği değerlerin büyük bölümünü ABD doları ve hazine kâğıtlarına yatırmış bulunmaktadır. ABD dolarının değer kaybetmesi veya ABD hazine kâğıtlarının değer kaybetmesi Çin'in 30 yıldır yaptığı birikimin tehlikeye girmesi anlamını taşımaktadır.[6]

Çaresiz Finansör Çin:

Çin, ihracata dayalı bir ekonomik gelişme modeli benimsediği için ABD gibi bir büyük pazara muhtaç bulunmaktadır. ABD ekonomisindeki yavaşlama en fazla Çin'i etkileyecektir. Çin'in en büyük ihracat pazarı olan ABD'nin ekonomik sorunları Çin'e işsizlik ve sosyal çalkantı olarak geri dönecektir. Çin, bu sorununun üstesinden gelmek için iç pazarını güçlendirmeye çalışabilir ancak Çinli tüketicinin ABD ve Batılı tüketicinin yerini alması çok uzun zaman alacaktır. Bu nedenlerle Çin ABD'yi "borç bağımlısı[7]" olarak itham etse de Çin'in de gittikçe "borç verme bağımlısı" bir ülke olmaya başladığı görülmektedir.

Sonuç:

ABD'nin Çin ile olan ilişkisini başından itibaren son derece bağımlı şekilde ve akıllıca; karşılıklı hatta Çin'in daha yüksek bağımlılığı üzerine kurduğu görülebilmektedir. ABD günün birinde gerçekten borçlarını ödeyemez duruma gelirse bundan en az ABD kadar etkilenecek bir ülke varsa bu da Çin olacaktır. Çin ihracata dayalı ekonomisini sürdürmek için ABD başta batı dünyasına borç para vermekte ve bu parayla ÇİN MALLARINI ALMAYA DEVAM ETMELERİNİ SAĞLAMAYA ÇALIŞMAKTADIR. Doların değer kaybetmeye başlaması; Çin'in para birimi Ren Min Bi'nin (人民币) değer kazanmasının yolunu açabilir. Böyle bir senaryonun gerçekleşmesi ise ihracata bağımlı hale gelen Çin için en kötü senaryo olacaktır.

 


 

[1] Hong Kong'da yayınlanan ve Kıta Çin'de de büyük bir okuyucu kitlesine ulaşan Wen Wei Po Gazetesi 7 Ağustosta manşet dahil bütün gazeteyi bu konuya ayırmıştır. Bakınız: http://pdf.wenweipo.com/2011/08/07/a01-0807.pdf (Erişim 15 Ağustos 2011)

[2] ABD Merkez Bankası rakamlarına göre Çin'in elinde 1.1 trilyon dolarlık ABD hazine kağıdı bulunmaktadır. Bu rakam çok büyük olsa da ABD'nin toplam 14 trilyon doları aşan borçları içinde oldukça küçük bir bölümü oluşturmaktadır. Bakınız: Fareed Zakaria, CNN, "China's not doing us a favor" (Çin bize iyilik yapmıyor): http://globalpublicsquare.blogs.cnn.com/2011/08/14/why-china-needs-u-s/ (Erişim 16 Ağustos 2011).

[3] Çin ekonomisinin ABD tarafından esir alındığı daha önce Çin'de yüksek satış rakamları yakalayan kitaplara da konu olmuştur. Bu kitapların en önemlisi 刘军络 (Liu Jun Luo)'nun yazdığı "被绑架的中国经济" (Esir alınmış Çin Ekonomisi) adlı kitaptır. Ayrıca, Hong Kong üzerinden yayın yapan Feng Huang televizyonu bu konu ile ilgili özel bir program yapmıştır. Programın başlığı "美国国债绑架中国" (Amerikan Kamu Borçları Çin'i esir aldı) Bakınız: http://v.ifeng.com/v/gzbj/index.shtml#bc4358df-ed62-472d-a5cd-2a8039cbdc2f (Erişim 14 Ağustos 2011)

[4] Çin Merkez Bankası verileri için bakınız: http://www.pbc.gov.cn/publish/html/2011s09.htm (Erişim 14 Ağustos 2011).

[5] ABD Hazine verileri için bakınız: http://www.treasury.gov/resource-center/data-chart-center/tic/Documents/mfh.txt (Erişim 14 Ağustos 2011)

[6] Son dönemde Çin'de ciddi bir enflasyon yaşanmaktadır. İlgili yazı için bakınız: Giray Fidan, 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü, "Çin'in Enflasyon ile İmtihanı",

[7] Richard Blackden, The Telegraph, "China attacks US debt 'addiction' after America loses AAA credit rating" (ABD'nin AAA kredi derecesini kaybetmesinin ardından Çin ABD'nin "borç bağımlılığını" eleştirdi), bakınız: http://www.telegraph.co.uk/finance/financialcrisis/8685968/China-attacks-US-debt-addiction-after-America-loses-AAA-credit-rating.html

 

 

Giray Fidan

 06.04.1980 Ankara Doğumlu

Eğitim:

İlkokul ve Ortaokul eğitimini Özel Yükseliş Kolejinde, Lise eğitimini Gazi Anadolu Lisesi ve Mustafa Kemal Lisesinde tamamlamıştır. 1998-2000 yılları arasında Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Klasik Arkeoloji Bölümünde eğitim görmüştür. 2001 – 2005 yılları arasında Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Sinoloji Ana Bilim dalında ve 2002 – 2003 yılları arasında Beijing Language and Culture University (北京语言文化大学) lisans eğitimini tamamlamıştır. 2005 – 2007 yılları arasında Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Sinoloji Ana Bilim Dalında yüksek lisans eğitimini “Qin Devrimleri: Qin Shi Huang Dönemi Çin’de yapılan Devrimler ” konulu teziyle tamamlamıştır. 2007 yılında Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Sinoloji anabilim dalında doktora eğitimine başlamış; 2007 – 2008 tarihleri arasında Milli Eğitim Bakanlığı bursuyla Min Zu University of China (中央民族大学) Tibetoloji bölümünde araştırma yapmış ve Tibetçe eğitimi almıştır. Doktora çalışmasını 2010 yılında “Çin Kaynaklarına Göre 16. Yüzyılda Osmanlı – Çin İlişkileri ve Çin’de Osmanlı Ateşli Silahları” konulu teziyle tamamlamıştır.

 

Yabancı Diller:

Çince

İngilizce

Tibetçe

 

Yayınlar:

Kitaplar:

Kanuni Devrinde Çin’de Osmanlı Tüfeği ve Osmanlılar, Yeditepe Yayınevi, 2011, İstanbul.

Çin Dili ve Çince Dilbilgisi, Efil Yayınevi, 2011, Ankara.

Makaleler:

Giray Fidan,"Ming Tarih Kayıtlarına Göre 16. Yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu-Ming Çin'i İlişkileri", Selçuk Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Türkiyat Araştırmaları Dergisi, Sayı 30, Güz 2011, ss. 276-287.

Giray Fidan, "Tibet ve Türk Geleneklerinde Bozkurt Sembolü", Uluslararası Asya ve Kuzey Afrika Çalışmaları Kongresi (ICANAS) konferansı dâhilinde "38. ICANAS Doğubilim Çalışmaları" bildiri kitapçığında s. 151-155, Ankara, 2009.

Giray Fidan, “Ulus Devlet Olma Yolunda Bir Medeniyet: Çin”, 21. Yüzyıl Dergisi, Nisan 2011, Sayı 28, ss. 55-59.

Giray Fidan, “Türk Çin İlişkilerinde 40 Yıl”, 21. Yüzyıl Dergisi, Ocak 2011, Sayı 25, ss. 91-97.

Giray Fidan, “Çin – Arap Dünyası İlişkileri: Eski Köye Yeni Adet”, 21. Yüzyıl Dergisi, Mart 2011, Sayı 27, ss. 53-59.

Giray Fidan, “Irak’ın Yeniden Yapılanmasında Çin’in Politikaları”, 21. Yüzyıl Dergisi, Ağustos 2010, Sayı 20, ss. 69-74.

Giray Fidan, “Pekin’in Yüksek Rakımlı Sorunu: Tibet” 21. Yüzyıl Dergisi, Eylül 2010, Sayı 21, ss. 79-86.

Giray Fidan, “Çin Halk Cumhuriyeti Japonya İlişkileri: İşbirliği Yapan Devletler Düşman Halklar”, 21. Yüzyıl Dergisi, Ekim 2010, Sayı 22, ss. 29-34.

Giray Fidan, “21. Yüzyılda Çin: Büyük gücün büyük sorunları” 21. Yüzyıl Dergisi, Kasım 2010, Sayı 23, ss. 45-50.

Giray Fidan, “Türk Silahlı Kuvvetleri Çin Halk Kurtuluş Ordusu İlişkileri”, 21. Yüzyıl Dergisi, Aralık 2010, Sayı 24, ss. 17-23.

Giray Fidan, “Japonya’da Nükleer Felaket”, 21. Yüzyıl Dergisi, Mayıs 2011, Sayı 29, ss. 63-67.

Giray Fidan, “Pakistan: Çin’in İsrail’i” 21. Yüzyıl Dergisi, Haziran 2011, Sayı 30, ss. 17-23.

Giray Fidan, “Çin’in Orta Asya Enerji Politikası” 21. Yüzyıl Dergisi, Temmuz 2011, Sayı 31, ss. 23-29.

Giray Fidan, “Çin’in ABD Stratejisi: Yeni Bir Soğuk Savaşa Doğru” 21. Yüzyıl Dergisi, Ağustos 2011, Sayı 32, ss. 49-57.

Giray Fidan, “Ejderha Kara Kıta’da: Çin’in Afrika Ajandası” 21. Yüzyıl Dergisi, Eylül 2011, Sayı 33, ss. 83-90.

         2010 yılından itibaren Bozok Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Yabancı Diller Bölümünde öğretim üyesi olarak görev yapmaktadır.

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Cahit Armağan Dilek   - 19-11-2019

Türkiye'ye Çifte Kuşatma

Türkiye'de, iktidarın kurumsal karar sürecini terk edip tek adamın kararlarına dayanan iç ve dış politikaları içeride iç cepheyi dağıttığı gibi dış politikada da ülkeyi açmazlara sürüklediğini görüyoruz.