×

Uyarı

JUser: :_load: Unable to load user with ID: 116



AB, Hukuk ve İktidar

Yazan  11 Nisan 2008
NADİM MACİT - "Ülkemizin AB serüveni bize çok şey öğretti. Türklüğü aşağılamak, hatta Türk Milleti’ne küfretmek AB kriterlerinin koruması altında."

Bu, millet olmanın ortak tasavvur biçimlerine aykırıdır demek ve eleştirmek ise AB hukukuna göre suç. Birine ödül, diğerine hapis. Bu durum hukukla değil, Luther'in niçin köylüleri öldürmeliyiz! sorusuna verdiği cevapla açıklanabilir. Çünkü kendi bilinçaltını ötekinde görmek isteyen batı ele avuca gelmez bir kültürel egonun, seçkinci anlayışın ve ırkçılığın ittiği bir tavırla ötekini tanımlar ve tedris eder. 301. maddeyi değiştirme, daha doğrusu kaldırma girişimi bu etüt ve tedrisin en çarpıcı misalidir.

Türklük; bu milletin ortak tasavvur biçimini ifade eder. Bunu değiştirin ve kaldırın demenin anlamı: Kendinize küfrettirmenin yolunu açın, demektir. Batı'nın ekonomik ve politik kurallarına uymuş zübüşlerin, bu millete duyduğu öfkeden ve kinden dolayı parmaklarını ısıran kimliksizlerin saldırılarına zemin açan bir anlayış hangi hukukla, hangi siyasi ahlakla bağdaşır? Sömürgeci ve ırkçı politikanın sonucu: Hukuk, güçtür önermesine dayanır. Batının güç merkezli politikaları açısından bunu anlamak mümkün. Fakat kendisini Müslüman ve muhafazakâr olarak takdim eden bir anlayışın AB'ye yaslanarak 301. maddeyi"yarın bayram"coşkusuyla meclise taşıması insanı düşündürüyor. Böylesi tutumları eleştirince de hemen yandaşları yazını, sözünü ve fotoğrafını AK Haber internet sitesine taşıyarak ulusalcı ve kuvvacı tanımlarıyla hedef gösteriyor. İşte bu akla ziyan!

Sen, benim millet olma bilincime, şuuruma, ortak tasavvuruma saldırmanın ve aşağılamanın yolunu açacaksın. Ben susacağım ,öyle mi? Sen özgürlükçü Müslüman olacaksın, ben ulusalcı kuvvacı olacağım öyle mi? Sen neredeyse yarım asırdır AB'ye Hıristiyan kulübü diyeceksin, sonra sırf varlığını tahkim etmek için bu kulübe yaslanacaksın bunun adı muhafazakâr demokratlık olacak, ama ben bu iki yüzlülüğü eleştirdiğimde kuvvacı olacağım öyle mi? Eğer bu muhafazakârlık ve Müslümanlık ise senin olsun. Ben istemiyorum. Eğer bu ahlaksa al senin olsun, ben istemiyorum. Hedef göstermeye gelince işte orada dur. İnsanların korku damarından yararlanarak sindirme ve yönlendirme her zaman aynı sonucu vermez, bir. İlahi Kitabımız Kur'ân, inançlı bir ferdin inandığı değerler uğruna baskı ve zulmün aracı olan oyunlara karşı direnmesini Allah'ın bir lütfu olarak niteler, bu iki. Nitekim Yahudi ve Hıristiyanların veliler edinilmemesi gereğini ısrarla vurgulayan Kur'ân devamında şöyle der: "Ey inanlar, sizden kim dininden dönerse (bilsin ki) Allah, yakında öyle bir toplum getirecek ki O, onları sever onlar da O'nu severler. Mü'minlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı onurlu ve şiddetlidirler. Allah yolunda cihad ederler. Hiçbir kınayıcının kınamasından korkmazlar. Bu Allah'ın bir lütfudur, onu dilediğine verir. Allah'ın lütfu geniştir ve O bilendir." (Maide 5/54) Kendi toplumunun aleyhine başka güçlerle işbirliği içerisine girenlerin kınamaları yine Kur'ân'ın diliyle boş sözdür. İnsanlar inanç ve değerleriyle yaşarlar. Kendisini baskı altında gören, eğer güce yalakalık yaparsa hem ruhu, hem bedeni ölür. Baskı yapanın yüzüne tükürürse bedeni ölse bile ruhu diri kalır, bu üç.

AB'ye göre hukuk güçtür. Kendisine aracılık edenler için koruma, farklı düşünenleri cezalandırma bu anlayışın uzantısıdır. Son günlerde bu bilinç bütün veçheleriyle ortaya çıkmıştır. İşte üç misal;

Avrupa Parlamentosu Sosyalist Grubu Başkan Yardımcısı, Jan Marinus Wiersma bakın ne diyor: Başsavcı'nın iddianamesini Anayasa Mahkemesi'nin kabul edeceğini hiç beklemiyordum. Tamamen şaşkın bir haldeyim. Eğer AKP kapatılırsa bu durumda Türkiye ile tam üyelik müzakerelerini devam ettirmek de zorlaşır.

Karma Parlamento Komisyonu Eş Başkanı Lagendijk ise şu hükmü veriyor: Bu dava Türkiye'nin yurtdışındaki imaji açısından çok kötü olacak. Türkiye'ye AB kapıları açılmıştı. Şimdi ise bu süreçten reform süreci de çok olumsuz etkilenerek, iyice yavaşlayacak. Kötü senaryo başımıza geldi. Bundan sonra umalım da Anayasa Mahkemesi, AKP'yi kapatmasın. Eğer kapatırsa, bunun sonuçları çok ciddi olur.

AB Genişlemeden Sorumlu Komisyon Üyesi Olli Rehn Türkiye'nin imajını dert ederek şöyle buyurur: Bu dava Türkiye'nin anayasası çerçevesinde sistematik bir hatanın varlığını gösteriyor. Bir partinin yasaklanması veya kapatılması çok uç bir ölçüdür. Bu davanın herhangi bir haklılığını göremiyorum.

Şimdi soruyorum 301. maddeyi değiştirme ve ceza sürecini kısaltarak hukuken yok hükmüne getirme girişimi için bu kadar ısrar edenlerin veya bir devletin bağımsız yargısına müdahale etme konusunda pervasızca açıklamalar yapanların tavırlarını ne ile izah edeceğiz? Eğer AB kriterleri evrensel hukukun gereği ise neden hukuk hep yandaşları için geçerli? Gerçek şu ki egemen gücün derdi hukuk değildir. Kaos üzerinden yönlendirmek için hukuk inşa etmektir. Bu kaosun failleri ise bellidir.

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Nuray Bilgili   - 19-09-2019

Türk Kültüründe Kozmik At Mitolojisi

 Türk söylencelerinde Atın yaratılışı çok özeldir. Seçkin cins atlar Hz. Hızır eliyle gökyüzünde yaratılmıştır. Özellikle “Alacalı Atların” Türk kültüründe ayrı bir yeri vardır.