Almanca Hutbe

Gazetelerde çıkan bir habere göre Almanya’da Diyanet İşleri Türk İslam Birliğine (DİTİB) bağlı camilerde Almanca hutbe okutulması hazırlıkları son aşamasına varmış.

Alman Devletinin yayın organı Deutsche Welle radyosu DİTİB'in gelecek nesiller için Almanca hutbe hazırlığı içinde olduğunu bildirmiş.DİTİB'in Genel Başkanı ve Türkiye'nin Berlin Büyükelçiliği Din Hizmetleri müşaviri Rıdvan Çakar ise yaptığı açıklamada "Camilerimize gelen insanların çoğu Almancayı anlamıyor. Ancak sonraki nesiller Almancayı belki daha iyi anlayacakları için hiç olmazsa hutbenin özetini Almanca verme konusunda çalışmalarımız var" demiş. ( Milliyet gazetesi, 19 Temmuz 2004) Milliyet ve diğer gazetelerdeki haberlere inanacak olur ise Türk devleti ve Diyanet İşleri Başkanlığı gelecek Türk nesillerinin Almanca hutbe dinlemesini mümkün hale getirmek için çalışmalara başlamışlar.

Bir süreden bu yana Almanya'daki Türk varlığını Almanca konuşan Hristiyanlar haline getirmek için Alman devletinin uygulamaya koyduğu bir program yürürlükte. Almanya'da 3 milon 400 bine çıkan Türklerin asimile edilerek Almanlaştırılması programının özünü oluşturuyor bu program. Almanların tahliline göre Almanya'da Türklerin milli kimliğini oluşturan ve Almanlaşmaya karşı direnmelerini sağlayan en önemli faktörlerden birisi hatta birincisi İslam dini. Türklerin hristiyanlaştırılması ile olağanüstü zor. Üstelik böyle bir çalışmanın ortaya çıkması durumunda Almanya gibi Hitler ırkçılığı mirası üzerinde oturan bir ülkenin düşeceği durum çok kötü olacaktır. Bundan dolayı, Alman devletinin konu ile ilgili yetkililerinin "Türk Sorununu" halletmek için buldukları yol, İslam'ın Almanlaştırılması yolu ile Türklerin dinine dokunmadan Almanca konuşan müslümanlara dönüştürülmesi olmuştur.

Berlin bu stratejiyi uygulamak için bir süreden bu yana ciddi çalışmalar yürütmektedir. Bu stratejinin şimdilik iki ayağı olduğu görülmektedir. Birincisi Türkçenin toplumsal işlevinin kırılması ve özellikle genç nesillerin ilk dil olarak Almanca konuşan Türkçeyi ise yarım yamalak konuşan ve sonuçta unutan bir nesil haline getirilmesidir. Bu kuşağın çocukları için ise Türkçe bir zamanlar dedeleri ve ninelerinin konuştuğu bir dil olacaktır. Kendileri ise Türkiye'ye turist olarak geldiklerinde anne ve babalarının bildiği çarpık ve eksik Türkçe ile ancak şiş kebap okuyacak kadar Türkçe konuşuyor olacaklardır.

Alman devleti şimdi Türkçenin gündemden daha da düşmesi için Almanya'da çanak antenle izlenen özel Türk televizyonlarının etkisini kırmak üzere bir süreden bu yana ciddi projeyi tartışmaktadır.Çanak antenlerin görüntü kirliğiliği yarattığı gerekçesi ile yasaklanması ve kablo televizyonun zorunluluk haline getirilmesi hedeflenmektedir. Tabii ki kablo televizyonda da bir Türk kanalı olacaktır ama mümkün olduğunca az seyredilen bir kanal.

Öte yandan bir Alman islamı oluşturmak üzere yoğun çalışmalar sürdürülmektedir. Bu süreçte Almanya'da dinin örgütlenmesinde Türk din adamlarının gücü kırılamaya ve bu güç ya Almanlaşmış Arap kökenli din adamlarına verilmeye ya da doğrudan Alman müslümanlara aktarılmaya çalışılmaktadır. Çünkü Türk din adamalarının örgütlediği bir İslam dininin Almanlaşmasının daha zor olacağına inanılmıştır. Ancak, ulaşılan aşamada Diyanet İşleri Başkanlığı Alman devlet stratejisine yardımcı olmak üzere hutbelerin "şimdilik" özetinin Almanca verilmesi girişimine öncülük etmeyi üstlenmiştir. Her halde Diyanet İşleri Başkanlığı Almanya'daki Türkler Türkçeyi anlayamayacak ve Almancayı ana dilleri gibi konuşacak kadar kültürlü "olunca" hutbelerin kendisi Almanca özeti Türkçe verilecektir.

Almanya'da gerçekleştirilmeye çalışılan girişimin Türk milletinin, İslam dininin ve Türkiye Cumhuriyeti devletinin yüce çıkarları ile kökten çatıştığı ve her üçüne de zarar verdiği açıktır. Ancak, dünya dinlerini stratejik bir bakış açısı ile incelemek üzere oluşturulmuş olan Diyanet Araştırmaları Merkezi'ni (DİYAM) "Biz Diyanetin sadece kendi işleri ile uğraşmasından yanayız" diyerek kapatan (1 Temmuz 2004 tarihinde DİYAM'da çalışanların işine son verilmiş ve Diyanet İşleri Başkanı tarafından kurum tamamen kapatılmıştır.)bir zihniyetin yönetimindeki Diyanet İşleri Başkanlığı'nın yapacağı işlerin Türkiye'nin menfaatlerine hizmet etmesi de beklenemez. Bazıları Diyanet İşleri Başkanlığını ancak imamların atama ve maaş işlerini düzenleyen kuruluş zannetse de Diyanet İşleri Başkanlığı Türkiye ve Türk milleti için stratejik bir değer ifade eden bir kuruluştur. Türkiye'nin stratejik hedeflerinin gerçekleşmesine yardımcı olmalıdır, Almanya'nın stratejik hedeflerine hizmet etmemelidir.

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Prof. Dr. Ümit Özdağ   - 21-11-2019

Süleyman Soylu’ya Sorular

Türk milletinin Anadolu’daki milli kimlik, kültür ve egemenliğine yönelik en büyük dördüncü tehdit, modern bir kavimler göçü şeklinde 2011-2019 arasında ülkemize gelen kayıtlı-kayıtsız 5.3 milyon Suriyeli sığınmacıdan kaynaklanmaktadır.