Fransa – İtalya Krizinin Gölgesindeki Mülteci Krizi

Yazan  21 Mayıs 2011
Bir yandan avro diğer yandan Schengen’de yaşanacak başarısızlıklar, 60 yıl önce Schuman ile Monnet’nin hayalini kurduğu Avrupa’yı çok farklı bir geleceğe savuracaktır.

Ocak ayında Tunus ile başlayan isyan dalgası kısa sürede diğer bölge ülkelerine de yansımıştır. Gündemi ekonomik kriz ve kurtarma paketleri ile meşgul olan AB yaşanan olaylar karşısında pasif bir tutum takınmakla suçlanmıştır. Fakat bölgeden gelen mülteci akınlarının başta İtalya olmak üzere Akdeniz'e kıyısı olan AB üyesi ülkelere yönelmesiyle konu bir anda Schengen Anlaşmasının revize edilmesine kadar gelmiştir.

Olaylar İtalya'nın 5 Nisan'dan itibaren Tunus'tan gelen mültecilere geçici oturma belgeleri vermesiyle tırmanmaya başlamıştır. Lampedusa adasına gelen 25 bin civarında mülteci ile baş edemeyeceğini açıklayan İtalya, AB'den mali yardım talebinde bulunmuştur. İtalya'nın gelen mültecileri üye ülkeler arasında paylaştırılması isteği başta Fransa ve Almanya olmak üzere üye ülkelerde olumlu bir karşılık bulmamıştır. İtalyan İçişleri Bakanı Maroni, üye ülkeleri dayanışmadan uzak tavırlarından dolayı eleştirirken, İtalya'nın bu şartlarda AB ile yollarını ayırmayı dahi düşünebileceğini belirtmiştir.[1]

Gerekli desteği göremeyen İtalya mültecilere diğer Schengen üyesi ülkelerde 6 ay serbest dolaşım imkânı sağlayan geçici oturma izin belgeleri düzenleyerek AB'ye baskı uygulamaya çalışmıştır. Fakat Fransa'nın buna tepkisi 'kamu düzeni ve güvenlik' gerekçeleriyle İtalya sınırında tekrar gümrük kontrolleri başlatmak olmuştur. Almanya, Avusturya ve Hollanda da İtalya'yı 'Schengen'i ihlal etmekle' suçlamışlar ve gerekli görüldüğü takdirde sınır kontrollerini başlatacaklarını ifade etmişlerdir.

İlginç olan tarafların birbirlerini suçladıkları 'dayanışmadan uzak tutumların' tamamen zıt gerekçelere dayandırılmasıdır. Halbuki AB'nin İşleyişine İlişkin Anlaşma'nın 80. maddesi bu konuya açıklık getirmektedir. Bu maddeye göre, Birliğin Sınır Kontrolleri, Sığınmacılık ve Göç bölümü altındaki politikaları ve uygulamaları üye devletler arasında dayanışma ve sorumluluğun adil paylaşımı ilkeleri ile onun mali yansımaları çerçevesinde yürütülür. Aynı maddede orantılılık ilkesine de vurgu yapılmıştır.[2] Bu açıdan bakıldığında her iki ülkenin de dayanışma talep etmelerine rağmen, orantılılık ilkesine aykırı tutumlar sergiledikleri söylenebilir.

İçişlerinden sorumlu Komisyon üyesi Malmström'ün de belirttiği gibi, gelen mülteci sayısı ne İtalya'nın tek başına başedemeyeceği boyutlardadır ne de Fransa'nın sınır kontrolleri için kamu güvenliğine tehdit gerekçesini öne sürmesini haklı çıkarmaktadır. Bu açıdan Fransa ile İtalya'nın tutumları iç politik kaygılar ve AB'de hüküm süren ekonomik kriz ve bundan dolayı AB düzleminde artan milliyetçi/ırkçı tepkiler ile açıklanabilir. Mülteci krizi, AB üyesi ülkelerin domino etkisiyle iflas bayrağını çektiği, işsizliğin zirve yaptığı ve yabancı düşmanlığının partilerin popülist söylemlerinin vazgeçilmez unsuru olduğu bir dönemde yaşanmaktadır. 1990'lardan bu yana AB'ye gerek Balkanlardan gerekse de dünyanın diğer kriz bölgelerinden yasal olmayan yollardan göçmenler akın etmektedir. Avrupa Konseyi'nin verilerine bakıldığında sadece 2009 yılında 61 milyon üçüncü ülke vatandaşı vizesiz olarak AB'ye giriş yapmıştır.[3] Bu açıdan 25 bin Tunuslu mültecinin bir güvenlik tehdidi oluşturduğunu söylemek abartı olacaktır.

Üye ülkelerdeki iç politik gelişmeler sağcı partilerin yükselişte olduğunu göstermektedir. Berlusconi hükümetinin koalisyon ortağı Kuzey Ligi'nin göçmen karşıtı politikaları ve söylemleri, Sarkozy'nin ise 1 yıl öncesinde Romanları sınır dışı etme konusunda gösterdiği isteklilik ve 2012'de yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde ırkçı Ulusal Cephe adayı Marine Le Pen'in anketlerde öne çıkmasının verdiği rahatsızlık olayların neden bu boyutlara vardığını anlamak açısından önemli göstergelerdir.

Schengen'de Revizyon

Ortak para birimi avronun ardından AB'nin en önemli kazanımlarından biri olan Schengen'de revizyona gitme isteği Fransa ile İtalya'yı tekrar ortak bir zeminde buluşturmuştur. 26 Nisan'da Berlusconi-Sarkozy ikilisi geçici sınır kontrollerinin getirilmesine ilişkin görüşlerini Komisyon Başkanı Barrosso'ya iletmiştir. Mülteci akınlarından en çok etkilenen Yunanistan ve Malta bu önerilere sıcak bakarken Almanya ve Hollanda seyahat özgürlüğünün kısıtlanmaması şartıyla Schengen'de kimi düzenlemeler yapılabileceğini ifade etmişlerdir.[4] Bunun üzerine Komisyon'un 4 Mayıs'ta yayınladığı 'Göçe ilişkin Bildirim'de[5] vize politikası, göç, sınır kontrolleri, Schengen yönetimi ile ilgili öneriler getirilmiş ve bunların AB gündemine alınmasına ilişkin bir takvim ortaya koyulmuştur. Komisyon, 24 Mayıs'ta geniş kapsamlı bir paket açıklayacağını, nihai kararın ise Haziran ayında yapılacak AB Zirvesi'nde verileceğini belirtmiştir.

Bu süreçte Danimarka'nın da sınırlarda kontrollere başlaması 'istisnai durumlar' ve 'kamu güvenliği ve sağlığı' gibi kavramların içinin doldurulmasının önemine işaret etmektedir. Aksi takdirde üye ülkeler arasında yaşanacak uygulama farklılıkları AB'nin temel simgelerinden Schengen'e darbe vuracaktır. Bir yandan avro diğer yandan Schengen'de yaşanacak başarısızlıklar ise 60 yıl önce Schuman ile Monnet'nin hayalini kurduğu Avrupa'yı çok farklı bir geleceğe savuracaktır.



[1] 'A Race Against Solidarity – The Schengen Regime and the Franco-İtalian Affair', CEPS, Nisan 2011

[2] Bu maddenin uygulanması ile ilgili ayrıntılı bilgi için bkz: European Parliament, DG for Internal Policies, 'The Implementation of Article 80 TFEU', Nisan 2011, http://www.europarl.europa.eu/activities/committees/studies/download.do?language=en&file=35591

[3] 'A Race Against Solidarity..' age. s.14

[4] 'Schengen: What will become of free circulation', http://europarliament.touteleurope.eu/understanding/parliament-s-main-dossiers/schengen-what-will-become-of-free-circulation.html

[5] 'Communication on Migration', COM(2011) 248, 04.05.2011

Aynur LAHİ

Adı  Soyadı: Aynur LAHİ 

Doğum Yeri:  Kosova 

Eğitim Durumu
İlk -Orta Öğretim: Almanya
Lise: Kosova

Üniversite: Gazi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü, aynı zamanda İktisat Bölümünde de çift anadal yapmıştır

Yüksek Lisans: 2008 yılından bu yana Ankara Üniversitesi – AB ve Uluslararası Ekonomik İlişkiler Anabilim Dalı’nda yüksek lisans eğitimine devam etmektedir. 

Uzmanlık Alanı: AB Balkanlar Politikası, Türkiye-AB İlişkileri

Bildiği Diller:

Almanca

İngilizce

Arnavutca

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Cahit Armağan Dilek   - 17-08-2019

Rusya Güvenli Bölge Planını Destekliyor mu?

Güvenli bölge aldatmacası…