KIBRIS`TA MÜLKİYET MUHAREBELERİ

Yazan  05 Temmuz 2010
Kıbrıs Rum Yönetimi “ her zaman olduğu gibi” gizli olması gereken müzakereleri, el altından basına sızdırarak kendi kamuoyunun desteğini alma çabası içinde gözüküyor.

Talat ile yapılan görüşmelerde , sanki Rum gazeteciler müzakereleri izliyormuşçasına, görüşme sonrasında tüm detayları Rum basınından öğreniyorduk. Eroğlu döneminde de değişen bir şey olmayacak gibi gözüküyor...

Oyunu kuralları içinde oynamayı bilmeyen Rumlar için bu tip davranışlar, çok önemli değil. Ancak uluslar arası camianın bu "kuralsızlığa" bir dur demesi gerkmez mi?

Sözde sızan (aslında Rumlar tarafından servis edilen) haberlere bakıldığında müzakerelerde, Eroğlu tazminatın Hristofyas ise toprak iadesini öne çıkardığı gözükmektedir.[1]
EROĞLU`NUN ÖNERİSİ
Rum Politis Gazetesinin haberine göre;
Mülkiyete ilişkin takas, tazminat ve iade önerisinde bulunan Eroğlu, bu seçeneklerin kullanımının belli kriterlere bağlı olacağını ve iadeye ilişkin bazı takvimlerin müzakere edileceğini belirtiyor.
Gazete, Eroğlu'nun görüşmede sunduğu mülkiyete ilişkin belgeyi, başlıklara ayrılmış olarak şöyle aktardı:
''KURAL 1: Yerinden edilmiş mal sahipleri ve malların bugünkü kullanıcılarının, etkilenen mülkler konusundaki talepleriyle ilgili farklı tercihleri olacak. Bu tercihlerin kullanılması kriterlere bağlı olacak.
KURAL 2: Tercihler; tazminat, takas ve iadedir.
A.Tazminat: -Her yerinden edilmiş mal sahibi, mülklerden sorumlu idareye etkilenen bir malın tapusunu devretmesi karşılığında tazminat talebinde bulunabilir.
B.Takas: -Kendileri de başka malların sahibi olan bugünkü kullanıcılar, kaybettikleri malların tapularını vermeleri karşılığında, içerisinde ikamet etmekte oldukları malların tapularını alma hakkına sahiptir.
C.İade: Yukarıdaki kategoriler dışındaki etkilenen mallar şu şartlar altında iadeye adaydır:
KURAL 3: Mal sahibi mülkünü Kıbrıs sorununun hallinden önce satarsa, federal mevzuat uyarınca, satın alanı, çözümden sonra tazmin etmekle mükelleftir.
KURAL 4: Bir malı terk edecek olan kullanıcılar tazminat veya muadil alternatif mülk alacaklar.
KURAL 5: İadeye ilişkin bazı takvimler müzakere edilecek.''

HRİSTOFYAS'IN ÖNERİSİ
Kıbrıs Rum yönetimi lideri Dimitiris Hristofyas'ın sunduğu belgenin içeriğini özetle, ''Federal Kıbrıs'ın üniter ve birleşik ekonomisi olacak. Mal piyasası, ekonominin ayrılmaz bir parçasıdır. Mülkiyetin düzenlenmesi konusunda 10 yıldan fazla geçiş dönemleri olmayacak'' ifadelerine yer veriliyor.
Mülklerin 3 ana kategoriye ayrıldığı Hritofyas'ın belgesi şöyle:
''-Gerek daimi ikametgah, gerek ikinci ikametgah olan konutlar.
-Verimli arazi veya bina, tarımsal arazi, fabrikalar, mal sahibinin ailesini geçindirecek kazancı sağladığı mallar.
-Verimli olmayan arazi, nadasa bırakılan arazi, kullanılamaz arazi.''
Hristofyas'ın önerisine göre, ''Mülkiyetin çözümünün bütün yönleri eşit sayıda Kıbrıslı Türk, Rum ve yabancı üyeden oluşan Mülkiyet Komisyonu tarafından yönetilecek.''
Belgede, ''Göçmenler ve Diğer Mal Sahipleri'' başlığı altındaki şöyle deniliyor:
''-Göçmenlerin ister Kıbrıs Rum ister Kıbrıs Türk idaresi altında ata yurtlarına geri dönmeleri gelmiş geçmiş bütün BM Genel Sekreterlerinin ana kaygılarından biriydi.
-Kıbrıs (Rum) hükümetinin denetimi altında olmayan bölgedeki bir Rum mal sahibi kayıtlı mal sahibi idi veya kayıtlı mal sahibi olma hakkına sahipti. Bu kategorideki Kıbrıslı Rum mal sahipleri, malları toprak düzenlemesi yapılacak bölgelerde bulunanlar ve Kıbrıs Türk denetimi altında kalacak bölgede bulunanlar olarak ayrılabilir.
-Yerinden edilmiş mal sahiplerinin; uzlaşılacak bir takvim içerisinde geri dönüş hakkı vardır. İade mi, tazminat mı, yoksa takas mı istediklerini beyan edecekler.
''DÖNÜŞ ÇÖZÜMDEN SONRA''
Rumların 1974 öncesi eski yerlerine dönüşümün çözümden sonra olacağı belirtilen Hristofyas'ın belgesinde, şöyle deniliyor:
''1. Geri dönüş çözümden sonra .... yılda başlayacak ve .... yılda tamamlanacak.
2. Geri dönmeyi tercih eden kişilerin yurtları iade edilecek. Aile reisleri veya (yerinden edildikleri dönemdeki) eşleri 3-5 yıl içinde geri dönecek. Mirasçılar 5-10 yıl içerisinde geri dönecek.
3. Kıbrıs Türk idaresi altında geri dönecek olan bütün Kıbrıslı Rumlar; senatör seçimleriyle ilgili meseleler dışında, Kıbrıslı Türklerin sahip olduğu bütün medenî ve siyasi haklara sahip olacaklar.''
''50 BİN TÜRKİYE KÖKENLİ KKTC VATANDAŞI KALACAK''
Rumların ''yerleşik'' dediği, 50 bin Türkiye kökenli KKTC vatandaşının çözünden sonra adada kalacağı ve geri kalanlarına, Türkiye'ye kesin dönüşlerinde para verileceği belirtilen Hristofyas'ın mülkiyet belgesi, şöyle devam ediyor:
''-Yerleşiklerin vatanlarına kesin dönüşlerinin uluslararası insani standartlara uygun olarak gerçekleşeceğinin güvence altına alınması için Kesin Dönüş Komisyonu kurulacak.
-Her yerleşiğe, Türkiye'ye kesin dönüşünü müteakip .... tutarında para verilecek.
-Vatandaşlık verilmesi oranı 4'e 1 olarak kalıyor. Yani Kıbrıs Rum oluşturucu devletinin vereceği her 4 vatandaşlığa karşılık Kıbrıs Türk devleti bir vatandaşlık verecek.
-Bağımsız bir uluslararası organ tarafından Kıbrıs'ın tamamında bir nüfus sayımı yapılması gerekir.''
''100 BİN RUM, VERİLECEK TOPRAKLARA DÖNMELİ''
Hristofyas'ın belgesine göre, mülkiyet düzenlemesi, 100 bin Rum'un, yapılacak toprak düzenlemelerinin ardından Kıbrıs Rum idaresi altına verilecek topraklara dönmesini öngörmesi gerekiyor.
''Hak sahibi'' 60 bin Kıbrıslı Rum ise Kıbrıs Türk idaresi altındaki bölgelere dönme hakkına sahip olacak.
Rum basınında geniş olarak yer alan bu önerilere baktığımızda iki liderin aklından geçen çözümü açıkça görebiliriz.

Eroğlu, geçmiş tecrübeleri göze alarak öncelikle "tazminat" ve "takasa" son çare olarakta "iadeye" dikkat çekmektedir. Çünkü 1960 sonrasında olduğu gibi, iki halkın ortak paydalarının azlığı ve 60`dan sonra yaşanalar ile araya giren kan davası, iki toplumun iç içe birlikte huzur içinde "şimdilik" yaşayamayacağı izlenimini vermektedir. Belki bir kaç jenerasyon sonra, toplumsal hafızaların küllendiği dönemde her iki toplumu kaynaştırma çabaları sonuç verebilir. Ancak şimdi yapılacak zorlama beraberlikler, toplumlar arasındaki kıvılcımları artırabilir ve adayı yangın yerine çevirebilir.

Ancak Hristoyas, başta Türk göçmenleri geririye gönderdikten sonra Rumların Kuzeye yerleştirerek, kafasından geçen "asimilasyon" politikasının ilk adımını atma çabası içinde olduğu gözükmektedir. Adada ki ezici Rum ve Yunan nüfusu içinde kalan Türk toplumu zamanla özünü ve kimliğini kaybederek önce azınlık sonrada asilmile olması çok ta zorlama bir yorum olmaz sanırım.



[1] Tak, 04-07-2010

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Dr. Cengiz Tatar   - 12-10-2019

“ANKARA, ATATÜRK İLE UYUR, ATATÜRK İLE UYANIR” ANKARA’NIN BAŞKENT OLUŞUNUN 96’NCI YILDÖNÜMÜ; 13 EKİM 1923.

13 Ekim 2019, Ankara’nın başkent oluşunun 96’ncı yıldönümü, Türk Milleti’ne kutlu olsun.