ÇÖZÜM ÇÖZÜMDÜR

Yazan  28 Nisan 2009
1993’te iki yıldır açık olan Türkiye-Ermenistan kara sınırı Türkiye tarafından kapatılmıştır.

Nedeni Ermenistan'ın, Azerbaycan'ın Dağlık Karabağ dahil yedi yerleşim yerinin -ki Azerbaycan topraklarının %20'sini oluşturmaktadır- Ermeni kuvvetleri tarafından işgal edilmesi ve Hocalı'da Ermenilerin yaptığı katliamdır. Türkiye sınırını, Ermenistan üzerinde ekonomik ve siyasi baskı oluşturarak Azerbaycan topraklarından çekilmesini sağlamak amacıyla, 1993 yılında kapatmıştır.

Türkiye ve Ermenistan tarafından karşılıklı olarak yaratılan de facto durum, kapının açılması için Azerbaycan topraklarındaki Ermeni işgalinin sona erdirilmesini otomatik olarak bir ön şart haline getirmiştir. İşgalle birlikte şekillenen statüko devam ettiği sürece, Ermenistan ile Türkiye arasındaki ilişkinin normalleşmesinden söz edilemez. İşgal kuvvetleri Azerbaycan topraklarında iken Türkiye'nin ilişkileri normalleştirmesi, başlangıçtaki iddia ve tezlerden yani ön şartından vaz geçmesi anlamına gelir. Kaldı ki ortada bir başka garip durum daha vardır: Türkiye, Ermenistan devletini meşru kabul ediyor ve sınırlarını tanıyor, ancak Ermenistan, Türkiye Cumhuriyeti'nin sınırlarını tanımıyor.

Ermenistan ve ABD'nin görüşü

Ermenistan ile ABD, Türkiye'ye diplomatik ilişkilerin kurulması ve Ermenistan sınırının açılması için olmazsa olmaz kabilinden olan ön şartlarının kaldırması için dayatmada bulunmuştur. İlgili devlet yetkililerinin bu konudaki görüşleri çok açıktır.

Ermenistan Cumhurbaşkanı Sarkisyan "Yukarı Karabağ'ı kesinlikle Azerbaycan'a vermeyeceğiz, Türkiye ile uzlaşma 'ön koşulsuz' gerçekleşecek" diyor. Sarkisyan "soykırım iddiası" konusunda da "Bütün dünyayı arasanız 'Türkler soykırım yapmamıştır'diyecek tek bir Ermeni bulamazsınız" diyor.

Ermenistan Dışişleri Bakanı Nalbandyan, "Türkiye'nin ön şartsız olarak Ermenistan ile sınırlarını açması ve diplomatik ilişkileri kurmasından sonra Erivan'ın hükümetler arası komisyon oluşturulmasını kabul edebileceğini" söylüyor.

ABD Dış İlişkiler Sözcüsü Robert Wood; "ABD'nin öteden beri pozisyonu, normalleşmenin ön şartsız ve makul bir zaman diliminde gerçekleşmesi yönündedir" diyor.

Sonuçta alelacele Obama'nın meşhur 24 Nisan konuşmasını yapmasına birkaç saat kala, gece yarısı, Türkiye ile Ermenistan arasında yapılan "ön şartsız" bir mutabakat açıklanmıştır. Bu durum haklı olarak Azerbaycan'da büyük bir tepki yaratmıştır. Azerbaycan, "sırtından vurulduğu" duygusuna kendisini kaptırmıştır. Olana bitene Azerbaycan ve Türk halkı bir türlü akıl erdirememektedir.

Aslında durum çok açıktır. Meğerse Türkiye'nin bugünkü yöneticileri de sorunun çözümünde Ermeni yöneticilerden çok farklı düşünmüyorlarmış. Bunu, Cengiz Çandar'ın, eski Ermenistan Dışişleri Bakanı Vartan Oskanyan'dan alıntıladığı anekdotunu okuyunca anlamak mümkün oluyor. Oskanyan, "Türkiye'nin Dışişleri Bakanı olduğu sırada 2003'teki ilk görüşmemde Gül, Türkiye'nin Ermenistan-Türkiye ilişkilerini Azerbaycan-Ermeni ihtilafına bağlamakta yarar görmediğini kabul ettiğini belirterek, Türkiye'nin bütün komşularıyla normal ikili ilişkiler kurmak istediğini söylemişti..." diyor Öyle anlaşılıyor ki, Türkiye'deki iktidar, diplomasiyi ABD ve Ermenistan'ın taleplerini zamana yayarak kabul etmek olarak anlıyor. Nasıl olursa olsun çözüm, çözümdür.

Özcan Yeniçeri

1954 yılında Gümüşhane'nin Şiran ilçesinde doğdu. İlk ve orta tahsilini Gümüşhane'de, yüksek tahsilini Ankara'da tamamladı. 1987 yılında Uludağ üniversitesi Sosyal Bilimler Ensti-tüsü'nde Yüksek Lisansını tamamladı. 1991 yılında ise Erciyes üni-versitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü'nde Yönetim Organizasyon dalında “örgütlerde çatışma ve Yabancılaşmanın önlenmesinde Yönetime Katılmanın Rolü” adlı tezinin kabul edilmesiyle de doktor unvanını aldı.

1998 yılında doçent, 2004 yılında da profesör oldu.

Prof.Dr. özcan Yeniçeri, Niğde üniversitesi'nde çeşitli aralıklarla Kamu Yönetimi Bölüm Başkanlığı, Meslek Yüksek Okulu Mü-dürlüğü, Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü yaptı.

1999 yılında Kazakistan'daki Ahmet Yesevi üniversitesi'nde görev aldı. Bu üniversitede “Uluslararası İlişkiler Bölümü”nü kurdu ve bir yıl süreyle de başkanlığını yaptı. 2004 yılında AYSAM (Ahmet Yesevi Stratejik Araştırmalar Merkezi) Başkanlığına getirildi. İki yıl bu görevi yapmış olup halen Niğde üniversitesi'ndeki görevine de-vam etmektedir.

Prof. Dr. özcan Yeniçeri'nin yazdığı eserlerden bazıları şunlardır: Yeniden Türkleşmek, örgütsel Değişmenin Yönetimi, Küre-selleşme Karşısında Milliyetçilik ve Kimlik, Küresel Kıskaç ve Türkçülük, Bilgi Yönetim Stratejileri ve Girişimcilik, Dokunanlar, İtirazlar, Bugünden Yarına Türk Dünyasına Stratejik Bakış, Yönetimde Yeni Yaklaşımlar. ölüler Nefes Almaz (Roman), örgütlerde çatışma ve Yabancılaşma Yönetimi

Prof. Dr. özcan Yeniçeri, 2003 yılı “Prof. Dr. Osman Turan Kültür Araştırmaları” ödülünü almıştır.

Prof. Dr. özcan Yeniçeri, Ortadoğu, Ayyıldız, Millet, Hergün ve Siyaset Ekseni gazetelerinde çeşitli aralıklarla köşe yazarlığı yapmıştır. Halen Yeniçağ Gazetesi'nde köşe yazarlığına devam etmektedir.

Prof. Dr. özcan Yeniçeri, 12 Haziran 2011 Genel Seçimleri ile Milliyetçi Hareket Partisi Ankara milletvekili olmuştur. Ankara Milletvekili Yeniçeri aynı zamanda TBMM Milli Eğitim, Gençlik ve Spor Komisyonu üyesidir.

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Nuray Bilgili   - 19-09-2019

Türk Kültüründe Kozmik At Mitolojisi

 Türk söylencelerinde Atın yaratılışı çok özeldir. Seçkin cins atlar Hz. Hızır eliyle gökyüzünde yaratılmıştır. Özellikle “Alacalı Atların” Türk kültüründe ayrı bir yeri vardır.