< < İran'ın Derin Stratejisinde Suriye Nerede?


İran'ın Derin Stratejisinde Suriye Nerede?

Yazan  04 Nisan 2012
İran-Suriye ilişkileri, 1979’daki İslam Devrimi’nin ardından siyasal derinlik kazanmış, ortak düşman ve menfaatler Tahran ve Şam’ı birbirine yakınlaştırmıştır.

. İran ve Suriye ekseni, ABD ve İsrail'in Orta Doğu'daki hegemonyasına karşı koyma, bölgedeki konumlarını güçlendirmek, bir milis kuvvetler ağı yaratmak ve muhaliflerin planlarını boşa çıkarmak için siyasi araçlarını ve askeri kaynaklarını paylaşmaktadır. Dolayısıyla Suriye'de hükümet karşıtı gösteriler başladığında İran, Suriye ile "stratejik" ilişkilerine dayanarak Esad rejimine en büyük desteği veren ülke olmuştur. Arap Baharı'nın etkili olduğu birçok Arap ülkesindeki değişimlerin İran İslam Devrimi'nden etkilendiğini savunan[1] Tahran, Suriye'deki gelişmeleri uluslararası bir komplo olarak yorumlamıştır.[2]Zira Tahran ve Şam "ittifakının bozulması ya da Esad'ın devrilmesi durumunda İran sadece bölgedeki en önemli müttefikini kaybetmeyecek, aynı zamanda dış politika ve savunma stratejisinde kritik öneme sahip Hizbullah ile bağlantısı noktasından mahrum kalacaktır."[3]

 

Hizbullah'ın Lübnan-İsrail sınırındaki askeri varlığı İran için vazgeçilmez bir köprübaşıdır. Olası bir sıcak çatışma durumunda Hizbullah'ın İsrail'e dönük saldırıları da Tahran'ın cephe stratejisinin ana noktasını oluşturmaktadır. Bu anlamda Beşar Esad'ın devrilmesi, Hizbullah'ın yaşam damarının kesilmesi anlamına gelmektedir.[4] Dolayısıyla Suriye'de rejimin değişmesi ile İran, ağır kayıplar verebilir. Esad rejiminin devrilmesi, İran'ın Arap bölgesindeki etkisinin Filistin'den başlayarak, Lübnan, Irak ve Körfez bölgelerinden geri çekilmesi anlamına gelebilir. Söz konusu geri geçiliş, İran'a yönelik muhtemel askeri tehlikenin artması anlamına da gelecektir. Tahran'ın Filistin-Lübnan ekseninden koparılması İran dış politikasının manevra sahalarını sınırlandıracaktır.

 

İran-Türkiye İlişkilerinde Sorunun Yeni Adı: Suriye

 

Esad rejiminin devrilmesi ve İran'ın çevrelenmesi için Suriye'ye uluslararası müdahale de dâhil olmak üzere birçok seçeneği tartışan ABD-AB bloğu, Esad'ı, BM özel temsilcisi Kofi Annan'ın sunduğu barış planıyla aşamalı olarak ekarte etmeyi planlamaktadır. Annan Barış Planı, Suriye'nin siyasal değişimi için tasarlanan geçiş sürecinin Esad yönetimdeyken gerçekleşmesini sağlamak üzere atılmış ilk adım olarak yorumlanabilir. Siyasal reformların gerçekleşmesi durumunda Sünnilerin, Baas Partisi dışında da siyasal aktör olarak yer bulabilecekleri yeni siyasal konjonktür doğabilir. Bu durum, Suriye'de İhvan-ı Müslim'in hareket sahasını genişletirken, İran'ın Suriye'deki siyasal etkinliğini kısıtlayacak siyasal bir pozisyonu da beraberinde getirecektir. Gölge CIA olarak bilinen ve ABD'nin önemli düşünce kuruluşlarından Stratfor tarafından 24 Haziran 2011'de yayınlanan "Problems with Turkey's Options for Syria" başlıklı analizde Suriye Olayları henüz altıncı ayında iken bu konuyu gündeme getirmiştir. Stratfor'un analizinde, Suriye'de Sünni aktörlerin de siyasal yaşamda daha aktif yer bulması gerektiği ve bu durumun Türkiye tarafından desteklenerek Şam'ın Ankara'ya angaje edilebileceğine dikkat çekilmiştir. Bu duruma bağlı olarak da Türkiye topraklarının Suriyeli muhalifler için siyasi konaklama yeri olduğunun altını çizmiştir.[5]

 

Tahran, BM'nin Suriye Bildirisi'nin hemen ardından İran İslam Cumhuriyeti'nin Suriye'deki mevcut sorunun siyasi yollarla, her türlü acelecilikten ve müdahalecilikten uzak bir şekilde çözülmesi gerektiğini vurgulamış ve Esad'ın uyguladığı reformların yanında olduğunu açıkça göstermiştir.[6] İran, Esad rejimini tecrit etmeye yönelik her türlü hamleye kuşkuyla yaklaşarak bu durumdan duyduğu politik rahatsızlığı en yüksek perdeden seslendirmiştir. Ahmedinejad'ın Suriye Dışişleri Bakan Yardımcısı Faysal Mikdat'ı kabulünde ABD'nin bölge politikalarını sert bir dille eleştirerek; Suriye, Lübnan ve İran'ın mukavemet hattına darbe vurmaya çalıştığını iddia etmesi[7], Tahran'ın Esad rejimini her türlü durumda destekleyeceğini açıkça ortaya koymuştur.

 

Başbakan Erdoğan'ın 29.03.2012'de gerçekleştirdiği Tahran gezisi sırasında İranlı yetkililerin Türkiye'nin Suriye politikasından rahatsız olduğunu ve bunu farklı yöntemlerle yansıttıklarını ifade etmek mümkündür. Erdoğan, İran ziyaretinin ilk gününde Cumhurbaşkanı Ahmedinejat değil, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Muhammed Rıza Rahimi ile bir araya gelmiştir. Ahmedinecad'ın hastalığı nedeniyle Erdoğan ile olan randevusunu bir gün ertelediği söylenmesine rağmen, Ahmedinecad aynı akşam Türkmenistan Başbakan Yardımcısı ile görüşmüştür. İki ülke arasındaki resmi temaslarda politik sisteminin zirvesinde bulunan dini lider Hameney, Ankara'nın siyasi beklentilerinin tersine "Suriye'de dış müdahaleye karşı olduklarını ve Esad'a verdikleri desteğin mutlak ve güçlü bir şekilde devam edeceğini'' açıkça ifade etmiştir.[8] Türkiye'nin Suriye politikasına yönelik en sert açıklama ise İran Parlamentosu Savunma ve Dışişleri Komisyonu Başkanı Brujerdi tarafından dile getirilmiş, komisyonu başkanı, Türkiye'yi ABD işbirlikçisi olarak nitelendirerek Suriye'nin iç işlerine müdahale etmekle suçlamıştır. [9]

 

İran Kuşatmayı Nasıl Yaracak?

 

Esad'a bağlı güçler, muhaliflerin önemli bölümünü etkisiz hale getirip çoğu bölgeyi tekrar kontrol altına almış olsa da Şam yönetimi iç isyanlar ve yaptırımların etkilerini kırmak için Tahran'la ilişkilerini derinleştirmektedir.İran, Şam yönetiminin nefes alması için ticari ve siyasi alanda ikili ilişkileri derinleştirmektedir. Bu duruma paralel olarak "İranlı diplomatlar, Iraklı ve Kürt yetkililerle bir araya gelerek, Irak hava sahasının kullanımı, kara ve demir yolu imkânlarının oluşturulması için diplomatik görüşmeleri yürütmeye devam etmektedir."[10]

 

İran yönetiminin, Irak hava sahasını kullanarakŞam yönetimine olan siyasi desteğini artırması şüphesiz ki Beyaz Saray yönetiminde rahatsızlık uyandırmıştır. ABDDışişleri Bakanlığı SözcüsüVictoria Nuland, kargo uçuşlarından kaygı duyduklarını ve Suriye'ye Irak üzerinden silah taşındığını iddia ederken, Irak Başbakanı Maliki ise İran uçaklarının insani yardım taşıdığını savunmuştur.[11] Washington yönetiminin bu konudaki iddialarının gerçeğe yakın olması ihtimali ise oldukça yüksektir. Suriye ve İran arasındaki askeri işbirliğinin geçmişi ABD'nin kaygılanmasına sebep olacak kadar eskilere dayanmaktadır. Hatırlanacak olursa Suriye-İran ittifakı, Lübnan İç Savaşı'ndaHizbullah'ı kullanarak, Kasım 1982'de Tyre'deki İsrail askeri merkezlerini, Nisan 1983'de Beyrut'taki ABD Elçiliği'ni, Ekim 1983'de çokuluslu güce bağlı ABD Deniz Kuvvetleri ile Fransız birliklerini hedef alan çok sayıda bombalama eylemine imza atmıştır.[12]

 

Tahran ve Şam arasında dikkat çeken önemli gelişmelerden bir diğeri ise iki ülke arasında imzalanan serbest ticaret anlaşmasıdır.25.01.2012'de yayınlanan kararnameyle yürürlüğe giren anlaşma,[13] Suriye'de üretilip İran'da üretilmeyen tarım mamullerinin İran'a, İran'da üretilip Suriye'de üretilmeyen sanayi mamullerinin de Suriye'ye satılmasını hedeflemektedir. İki ülke arasında tarım ürünlerinin değişimini öngören anlaşma, ekonomik baskı altına alınan Suriye'yi kısmen rahatlatmayı hedeflerken Şam yönetimini İran'a daha da bağımlı hale getirmektedir.

Arap dünyasından kaynaklanan iddialara göre İran'ın, BM Güvenlik Konseyi'ndeki Suriye oylamasında "veto" silahını kullanması karşılığında Çin'e "petrol rüşveti" teklif ettiği ileri sürülmüş. Bu duruma paralel olarak İran'ın, Çin'e, piyasadan daha düşük fiyatla petrol satma sözü verdiği iddia edilmiştir.[14] Tahran'ın Esad rejimine olan desteğinin, sadece diplomatik bir dizi adımdan ibaret olmadığı ve İran Devrim Muhafızlarının, Suriye'deki bazı isyanların bastırılmasında önemli görevler üstlendiği iddiaları da İsrailli istihbarat kaynaklarınca gündeme getirilmiştir.[15]

Sonuç

 

Arap Baharı'nın etkileri Libya'yı bölünmeye doğru sürüklerken, Suriye'ye yönelik askeri müdahaleye zemin oluşturabilecek şartların olgunlaşmasını sağlamaktadır. Bu duruma karşılık İran, Suriye'ye yönelik askeri bir müdahaleyi kendisi için tehdit olarak algılamaktadır. Suriye'de olası bir rejim değişikliği halinde İran'ın Lübnan ve Filistin'le olan bağlantısı ortadan kalkacaktır. Orta Doğu'da İsrail'e karşı koz olarak kullandığı argümanları yitirmesi İran'ın mevzi kaybetmesine neden olacaktır. Bu durumda açık hedef haline gelmek istemeyen Tahran, Esad rejimini sonuna kadar destekleyecektir.

 

İran, Esad yönetiminin iktidarda kalması için askeri ve ekonomik manevra sahaları açmakta, Suriye'ye yönelik tecrit politikalarının karşısında şiddetle direnmektedir. İki ülke ilişkilerinde yaşanabilecek muhtemel bir değişimin, bölgenin güvenlik sisteminde ve siyasi geleceğinde önemli etkileri olacaktır. İran, bölgesel etkinliğini kaybetmemek ve Suriye'nin Türkiye'ye angaje olmasını engellemek için sert mesajlar vermektedir. Bu bağlamda Suriye Krizi, Türkiye ve İran arasında füze kalkanının ardından yeni bir ayrılığın politik işareti olarak görülmektedir.

 


 

[1] Siyonizm bir kanser hücresidir, Fars Haber Ajansı, 05.02.2012, http://turkish.farsnews.com/newstext.aspx?nn=9010173715

[2] Ali Bigdeli, "Iran's Irreversible Path in Syria," Iran Diplomacy, 9 Ağustos 2011, http://www.payvand.com/news/11/aug/1082.html

[3] Bayram Sinkaya, İran-Suriye İlişikileri ve Suriye'deki Halk İsyanı, Ortadoğu Analiz, s. 43-44

[4]Ardan Zentürk, İran katliama katıldı!.., Star, 26.03.2012, Çevrimiçi: http://www.stargazete.com/yazar/ardan-zenturk/iran-katliama-katildi-haber-437483.htm

[5] Problems with Turkey's Options for Syria, Stratfor, 24.06.2011, Çevrimiçi: http://www.stratfor.com/analysis/20110624-problems-turkeys-options-syria

[6] İran'dan BM'nin Suriye bildirisiyle ilgili açıklama, Yakın Doğu Haber, 22.03.2012, Çevrimiçi: http://www.yakindoguhaber.com/HD10001_irandan-bmnin-suriye-bildirisiyle-ilgili-aciklama.html

[7] U.S. plans to establish domination over Syria: Iran's Ahmadinejad, Tehran Tımes, 27.03.2012, Çevrimiçi: http://www.tehrantimes.com/politics/96467-us-plans-to-establish-domination-over-syria-irans-ahmadinejad-

[8] Iran rejects interference in Syria: Khamenei, Al Akhbar, 30.03.3012, Çevrimiçi: http://english.al-akhbar.com/content/iran-rejects-interference-syria-khamenei

[9] Hüsnü Mahalli, İran çelişkisi, Akşam, 31.03.2012, Çevrimiçi: http://www.aksam.com.tr/iran-celiskisi-6064y.html

[10] Çetiner ÇETİN, "İran, Suriye ile Stratejik Bir Kanal Açmaya Çalışıyor", ORSAM, 17.03.2012, Çevrimiçi: http://www.orsam.org.tr/tr/yazigoster.aspx?ID=3350

[11] İran'dan Suriye'ye hava köprüsü, Habertürk, 21.03.2012, Çevrimiçi: http://www.haberturk.com/dunya/haber/726648-irandan-suriyeye-hava-koprusu

[12] Kenneth Kaztman, Terörizm: Orta Doğu'da Terör Örgütleri ve Terörü Destekleyen Devletler, Avrasya Dosyası, Yaz 1996, cilt: 3, Sayı:2, s.56

[13] İran ve Suriye, serbest ticaret bölgesi kuruyor, Irıb World Service, 25.01.2012, Çevrimiçi: http://turkish.irib.ir/haberler/iran/item/255295-iran-ve-suriye-serbest-ticaret-b%C3%B6lgesi-kuruyor

[14] Aaron Kleın, Dıd Iran Brıbe Chına To Torpedo U.N. Vote?, 04.02.2012, Çevrimiçi: http://www.wnd.com/2012/02/did-iran-bribe-china-to-torpedo-u-n-vote/

[15] Avi Issacharoff, Senior Israeli source: Iran actively helping Syria squash demonstrations, Haaretz, 22.06.2011, Çevrimiçi: http://www.haaretz.com/print-edition/news/senior-israeli-source-iran-actively-helping-syria-squash-demonstrations-1.368971

 

 

Hakan Boz

bozhakanboz@hotmail.com

Uzmanlık Alanları

Azerbaycan, İran, Pakistan

Biyografi

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü’nde Araştırmacısı olarak görev yapan Hakan BOZ, Güney Kafkasya-İran-Pakistan Araştırmaları Merkezi'nde çalışmaktadır.

Bununla birlikte hakemli bir dergi olan 21. Yüzyılda Sosyal Bilimler Dergisi ile 21. Yüzyıl Dergi’lerinin sorumlu yazı işleri müdürüdür. Boz, enstitü çalışmalarının Radyo Karedeniz ve Pusula Gazete’siyle koordine edilmesi sürecini de yönetmektedir.

İlk, orta ve lise eğitimini İstanbul’da tamamlamıştır. Üniversite eğitimi için 2005 yılında Erciyes Üniversitesi İletişim Fakültesi’ne girdi. İlk senesinde gösterdiği başarı ile fakültesinde dereceye girerek, İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi’ne geçiş yaptı. Lisans eğitimini Gazetecilik Bölümü’nde “Türk Basını’nda Güneydoğu Sorunu” isimli bitirme projesiyle tamamlamıştır.Atılım Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde Yüksek Lisans eğitimine devam etmektedir.

Hakan Boz, Enstitü’deki görevine Eylül 2011’de başlamıştır.

Yabancı Diller

İngilizce

Eserleri

  • Suriye’nin Arkasındaki Cephe: İran, Küçük Orta Doğu: Suriye, Ümit Özdağ (Ed.), Kripto Yayınları, Ankara, 2012; Suriye’nin Arkasındaki Cephe: İran

Makaleleri

  • Hakan BOZ, Şii Hilalinden Direniş Eksenine İran Dış Politikasında Şiilik, , 21. Yüzyıl Dergisi, Aralık 2012
  • Hakan BOZ, Turan Soylu Kavimlerin Kadim Yurdu: İran, 21. Yüzyıl Dergisi, Kasım 2012
  • Hakan BOZ, Karabağ Sorununda Masadaki Seçenek Askeri Müdahale mi?, 21. Yüzyıl Dergisi, Ağustos 2012
  • Hakan BOZ, Ahmet Turan Esen-Turgay Düğen-Alper Özcan21. Yüzyıl Dergisi, Türkiye-Azerbaycan-KKTC Birleşik Devleri, Temmuz 2012
  • Hakan BOZ, Şeytan Üçgeninde Dans: İsrail-Azerbaycan-İran, 21. Yüzyıl Dergisi, Haziran 2012
  • Hakan BOZ, ABD’nin Nükleer Kriz Sendromu: Pakistan, İran Olur mu? , 21. Yüzyıl Dergisi, Mayıs 2012
  • Hakan BOZ, Suriye’nin Arkasındaki Cephe: İran, , 21. Yüzyıl Dergisi, Nisan 2012
  • Hakan BOZ, 2012, İran İçin Savaş Yılı mı?  21. Yüzyıl Dergisi, Mart 2012
  • Hakan BOZ, İran’ın Kuzey Irak Politikaları, 21. Yüzyıl Dergisi, Ocak 2012
  • Hakan BOZ, Belucistan, Orta Asya’nın Kürdistanı mı?, 21. Yüzyıl Dergisi, aralık 2011
  • Hakan BOZ, Azerbaycan Dış Politikasının Manevra Sahaları,2023 Dergisi, Mart 2012, Sayı: 131
  • Hakan BOZ, İran’ın Azerbaycan’daki Asimetrik Savaşı,Ekoavrasya, Kış 2012.        

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Suinbay Suyundikov   - 25-09-2020

Rusya’nın Libya Politikası

Rusya başat bir aktör olarak Orta Doğu sahnesine geri dönmüştür. Bu çalışmada, Rusya’nın Orta Doğu’daki tarihsel varlığı kısaca ortaya konulacak, Arap Baharı sonrası dönemde Rusya’nın bu bölgede Libya’ya yönelik izlediği politikanın değerlendirilecek, hedeflerin ve çıkarları tespit edilecektir. ...