Arappınar (Kobani-Ayn Al Arap) Savaşı ve Türkiye

Yazan  12 Kasım 2014

Sınırımızdaki çatışmalar olayların derinlemesine analiz edilmesi gerekliliğini bir kez daha hatırlatmış ve olayları soyut birbirinden bağımsız vakalar olarak görme yerine bütüncül bir çerçevede incelenmesinin daha sağlıklı olduğunu ortaya koymuştur. Diğer taraftan yaşanan savaşın Türkiye’yi minimum düzeyde etkilemesinin yolu da olayların doğru ve derinlemesine analiz edilmesinden geçmektedir. Bu çalışmada Ayn al Arap çatışmalarının PKK/PYD ve Türkiye açısından sonuçları incelenecektir.

I- Nüfus ve Coğrafya

Kürt milliyetçilerince Kobani kantonu ya da Kobani bölgesi olarak adlandırılan bölge, Osmanlı kaynaklarında Arappınar olarak adlandırılan yerleşim biriminin Suriye yönetimince Arapçaya çevrilerek Ayn-el Arap olarak değiştirilmesi ile teşkil edilmiştir. İlçe Suriye’nin en kalabalık ili olan Halep’e bağlıdır. Ayn Al Arab bölgesindeki Kürt nüfusunun büyük kısmı idari olarak Ayn Al Arab ilçesinde yaşasa da Kürt nüfus Rakka ilinin Tel Abyad ilçesine doğru da uzanmakta ve sayısı fazla olmamakla birlikte bu ilçede de Kürt köyleri bulunmaktadır.

Diğer taraftan Kobani-Ayn al Arab bölgesi konusunda kamuoyunda yapılan tartışmalardan bu konuda kavram kargaşası olduğu görülmektedir. Bu kavram kargaşasının nedeni Kürt milliyetçilerinin Kobani kantonu ya da bölgesi olarak nitelendirdiği bölge ile Halep iline bağlı olan Ayn al Arap ilçesinin tam anlamıyla örtüşmemesinden kaynaklanmaktadır. Bu bölge içinde nüfus daha homojen; daha Kürt ağırlıklıdır.  Bu hat ağırlıklı olarak PYD’nin son IŞİD saldırıları öncesi kontrol altında tuttuğu bölgeye karşılık gelmektedir. İlçe genelinde Kürt ve Arap nüfus arasında kaba bir denge varsa da IŞİD saldırılarından önce PYD’nin kontrol ettiği "Kobani bölgesinde" Kürt nüfusun mutlak üstünlüğü bulunmaktadır.

Harita I:Ayn al Arap-Kobani  ilçesi, nahiyeleri ve Kobani-Ayn al Arab bölgesi

Kabaca Suriye’deki Kürt nüfusunun yüzde 10’u[1], doğudan batıya 85 kilometre, güneyden kuzeye 35 kilometre ebatlarındaki Kobani bölgesinde meskundu. Bağdat demiryolu kenarında 1910’larda faaliyet gösteren Alman şirketine ithafen kullanılan kompany kelimesi Kürtçeleşerek Kobani şekilde söylenişi ile ilçe merkezi adlandırılır olmuştur.[2] Hüseyin Amin’e göre ilçe 1892’de bir kaç ev olarak kurulmuştur. İlçede 370  köy  ve çiftlik bulunmaktadır. Ayrıca ona göre ilçe merkezinin Ayn al Arab adı, Bedevi (Arap) aşiretlerin faydalandığı bir pınardan kaynaklanmaktadır.[3]

Kobani, Suriye'de Kürtlerin yaşadığı birbiri ile toprak bağlantısı olmayan nispeten büyük Kürtdağı-Afrin, Cezire-Hasaka bölgeleri arasında kalan daha az kalabalık bir bölgedir. Kabaca Afrin bölgesinden 120, Cezire bölgesinden 140 kilometre uzaklıktadır. Kobani-Ayn Al Arab bölgesinde (Rakka ilindeki köyler de dahil)  120 civarında Kürt köyü (çiftlikler dahil değildir) bulunmaktadır.[4] Kürt kaynaklarına göre bölgede 100 civarında köy bulunmakta ve nüfusun yüzde 5’i Türkmenlerden, yüzde 5’i Araplardan, yüzde 90’ı Kürtlerden oluşmaktadır. Aynı kaynaklara göre bölgede 200.000 nüfus bulunmaktadır ve savaş sebebiyle bölge dışından gelenlerle nüfus artmıştır.[5]Kürt kaynaklarınca verilen bu rakamda toplam nüfus ve Kürt oranı kuvvetle muhtemelen abartılmakla birlikte Ayn al Arap ilçesinin nüfusunu değil PYD’nin kontrol ettiği bölgenin içerisindeki nüfusu ve etnik dağılımı göstermektedir.

Tablo V: Aynel Arap ilçesi nüfusu (2004 yili sayimlarina gore)[6]

Nahiye Adı

Nüfus

Merkez Nüfusu

En Büyük Grup

Ayn El Arap

81.424

44.821

Kürt

Şeyuk Tahtani

43.861

4.338

Arap

Serrin

69.931

6.140

Arap

TOPLAM

192.513

55.299

?

Harita I’de görüleceği üzere ilçenin 3 nahiyesi olup bu nahiyelerinden en kalabalığı olan Ayn El Arap’ta Kürtler çoğunluktadır. Diğer iki nahiyede Kürt nüfus çoğunluğu bulunmamaktadır. İlçenin Şeyuk Tahtani merkezi ve çevre köyleri temel olarak Tay aşireti tarafından oluşturan köylerden oluşmaktadır.[7] Serrin nahiyesinde kayda değer bir oranda Kürt nüfus bulunmamakta ve nahiyede mutlak Arap nüfus üstünlüğü bulunmaktadır.

II- Arappınar Savaşı: Ayn-el Arab’tan Kobaniye, Kobani’den Ayn-El Islam’a mı?

19 Temmuz 2012’de PKK’nın silahlı kanadı olan PYD, çatışmasız olarak Ayn al Arap merkezini Suriye ordusunun çekilmesi üzerine ele geçirdi. PYD kısa sürede çevre köyleri de ele geçirerek bölgeye hâkim oldu. Böylelikle Kürt milliyetçilerinin Rojava devrimi olarak adlandırdıkları süreç başlamış oldu. Bununla birlikte Kürt milliyetçileri bölgenin güçlü Arap nüfusu tarafından kuşatılmış olması ve diğer iki Kürt bölgesine kıyasla nüfusunun da az olması nedeniyle devamlı tehdit altında olduğu hissi içinde olmuşlardır. Bu nedenle Rojava adını verdikleri (Kabaca Hasaka vilayetinin yaklaşık tamamı Rakka ve Halep vilayetinin kuzeyini içeren geniş bir coğrafya olarak haritaları yayınlanan Rojava bölgesinde[8] Kürtler toplam nüfusun 1/5 ila 1/3’ni oluşturmaktadır.) bölgenin tamamını ele geçirmeyi[9] böylelikle Ayn al Arab ile Cezire bölgesini birleştirmeyi hatta Rojava adını verdikleri bölgedeki Arap nüfusa etnik temizlik uygulayacaklarını ilan etmişlerdi.[10]

PYD tarafından savaş öncesi dönemde Arap çoğunluğa sahip Resulayn ilçe merkezinin ele geçirmesi sonrasında Ayn Al Arab ile Cezire arasındaki tek bölge olarak kalan Tel Abyad bölgesi, PYD tarafından müteakip defalar hedef alınarak bu hat kontrol altına alınmaya çalışılmıştır. 1 Şubat 2014’te Tel Abyad’a dönük PYD saldırısında 9 IŞİD üyesi öldürülmüştür.[11] Çatışmalar Tel Abyad hattında Şubat ve Mart ayında devam etmiş PYD kaynaklarına göre onlarca IŞİD militanı imha edilmiştir. Gerek Tel Abyad’ın doğusunda gerek batısında PYD saldırıları oldukça zayıf kalmış IŞİD’in elindeki bölgenin ele geçirilmesi sonucunu getirmemiştir.

Temmuz 2014’te ise IŞİD Ayn Al Arab bölgesindeki PYD güçlerine karşı en kapsamlı saldırısını başlatmıştır. Bu saldırılar sonucunda IŞİD bölgenin doğusunda ve batısında ondan fazla köyü ele geçirmişse de saldırıları PYD tarafından durdurulabilmiştir.[12] Ancak PYD her ne kadar IŞİD saldırılarını durdurmuşsa da kaybettiği bölgeleri geri alacak saldırıda da bulunamamıştır. PYD IŞİD saldırılarında 685 IŞİD militanını öldürdüğünü belirtmiştir.[13]

Ağustos ayından Eylül ayının ortasına kadar denge büyük ölçüde PYD lehine görünmekteydi. PYD Yarubiye-Tel Koçer, Jezaa, Tel Hamis hattında saldırılarını yoğunlaştırmış önemli kazanımlar elde etmişti. Bu saldırılarda sivil Arap nüfus da hedef alınmaktaydı. Tel Hamis saldırılarında içinde kadın ve çocukların bulunduğu 52 sivil Arap öldürülmüş,[14] Yarubiye ve Cezaa bölgesinde 18 köydeki Araplar evlerinden sürülmüştü.[15] Bu dönemde PKK çizgisinin geleneksel rakibi KDP peşmergesinin IŞİD karşısında bozgunu sonrasında PYD-PKK çizgisi IŞİD ile savaşacak yegane gücün kendileri olduğunu, IŞİD militanlarının asıl korktuklarının Kırmızı Ayakkabılılar olarak adlandırdıkları PKK’lılar olduğunu yüksek sesle seslendirmeye başlamışlardı.[16]

17 Eylül 2014 tarihinde IŞİD, içinde tankların da bulunduğu büyük bir güçle Ayn al Arab bölgesine büyük bir saldırı başlattı. Bu saldırılar sonucunda PYD, IŞİD karşısında bozguna uğramış ve şehir merkezine çekilmiştir. Koalisyon uçakları bombardımanına rağmen IŞİD ilerleyişini sürdürmüş kentin içine dahi girebilmiştir. Savaş halen kent içinde devam etmektedir.

III- Kobani-Ayn El Arab savaşının Türkiye ve PKK/PYD açısından sonuçları

PKK’nın Suriye’deki kardeş örgütü olan PYD’nin genel olarak başarısı ve başarısızlığının temel dinamiklerinden biri örgütün PKK ile ilişkisinde gizlidir. PKK’nın Suriye hükümeti ile geçmişten gelen güçlü ilişkileri, Kürtlerin yoğun oldukları bölgeleri kolaylıkla ele geçirmesini sağlamış; PKK’nın militan, doktrin, lojistik ve eğitim desteği onun bölgede tutunmasını sağlamıştır. Ayrıca PKK’nın Türkiye’de tek güç olma stratejisi paralelinde PYD diğer Kürt grupların bölgede varlığına izin vermemiş tek güç olarak bölgede hâkimiyetini güçlendirmiştir. Diğer taraftan PKK içindeki sol ve sosyalist geleneğin de gereği ve şartların zorlaması ile bölgede PYD patronajında diğer gruplarla (Arap ve Hıristiyan gruplar) işbirliğine de gitmiştir. Böylelikle PYD patronajını kabul etmeleri kaydıyla diğer gruplarla işbirliği içinde olmuştur. Bu durum özellikle Barzani Peşmergesinin Sincarda kendinden sayıca çok az sayıdaki IŞİD güçleri karşısında büyük bozgununda temel dinamiklerinden birinin PYD cephesinde yaşanmamasının da nedenidir. Peşmerge bölgede Arap aşiretlerine karşı tutumu ile onların düşmanlığını çekmiş bu nedenle yerel Arap nüfus Peşmergeye karşı IŞİD ile birlik olmayı seçmiştir.[17] Buna mukabil PYD’nin kontrol ettiği bölgedeki Araplarda PYD militanlarına karşı yaygın sivil saldırı olmamış ve PYD bölgeyi elinde tutabilmiştir.

Diğer taraftan PYD’nin PKK bağlantısı, PYD’nin zayıf yanını da oluşturmaktadır. Diğer bir ifadeyle başlangıçta PYD’nin temel dayanağı olan PKK, gitgide PYD’nin ayakbağı haline gelmektedir. Bunun askeri, halkla ilişkiler, uluslararası bağlantılar, terör geçmişi, medya ilişkileri gibi belli başlı sebepleri bulunmaktadır. Özellikle IŞİD savaşında PKK ve onun geleneği ciddi manada PYD’nin ayakbağı olmuştur. Askeri olarak gerilla mücadelesi geleneğinden gelen PKK pratiği, alan hakimiyetine uygun strateji geliştirilmesine engel olmuş; bu durum PYD’nin IŞİD saldırıları karşısında tutunamamasının nedenlerinden biri olmuştur. Diğer taraftan PYD Resulayn tarafından Kobani-Ayn al Arab a destek sağlamak üzere ciddi bir askeri saldırıda bulunmamıştır. Bunun yerine Esad güçlerine destek olmak üzere Kürt nüfusun küçük bir azınlık olduğu Haseke kent merkezi çevresindeki savaşa yoğunlaşmıştır. Ayrıca elindeki güç en azından Ayn al Arap hattında IŞİD baskısını hafifletmek için yeterli düzeyde olmasına rağmen PYD’nin ciddi bir saldırıya kalkışmaması, PYD’nin bazı operasyonlarında özgür iradesinin kısıtlı olduğunu göstermektedir. Bu durum, PYD ve PKK’nın kurduğu ilişkilerin PYD’yi sınırlandırdığı sonucunu doğurmaktadır.

PYD’nin zayıf uluslararası destek almasının en önemli nedenlerinden biri de PKK ile ilişkilerinden kaynaklanmaktadır. PKK’nın IŞİD’e karşı harekete geçen uluslararası koalisyonun çoğu üyesince terörist örgüt olarak tanımlanması PYD’nin uluslararası destek bulmasını zorlaştırmıştır. Diğer taraftan PKK’nın temel mücadelesinin Türkiye karşısında olması, PKK çizgisinin Suriye’deki tüm olayları Türkiye temelli okumasını getirmiş ve Türkiye karşıtı bir kampanya yürütmüştür. Bu durum ise PYD’nin kuzeyindeki komşusundan destek bulmasını da zorlaştırmış onu ikmal sıkıntısına düşürmüştür.

PKK geleneğinin Türkiye’de başarılı olmasının sebeplerinden birisi de rakip oluşumlara karşı tahammülsüz tutumu olmuştur. Böylelikle Kürt hareketinin alternatifsiz temsilcisi haline gelmiş ve tüm gücü konsolide edebilmiştir. Suriye’de de bu politikayı sürdüren PYD rakip Kürt oluşumları ezerek bölgede hakimiyetini pekiştirmiş ve bölgede diğer Kürt gruplarının silahlanmasına engel olarak olan silahlara da el koymuştur. Bu durum,  IŞİD ile mücadele eden mücadeleyi yürüten PYD militanlarının oldukça az sayıda olmasına neden olmuştur. 200.000 insanın bulunduğu bölgede sadece birkaç bin PYD militanın bulunması savaşabilecek en az 20.000 insan mobilize edebilecek bir nüfustan sadece bir kaç bin savaşçı devşirilmesi PYD’nin tekçi politikasının yeterli sayıda Kürdün PYD saflarına katılmasına engel olduğunu göstermektedir. Diğer taraftan bölgede 100 civarındaki Kürt köyü bulunduğu dikkate alındığında; PYD’nin her bir köyden 10’ar kişiyi silahlandırması halinde bile IŞİD’in bölgeye nüfuzunu engelleyecek bir silahlı gücü kolaylıkla yaratabilmesi mümkünken böyle bir politika yerine dar bir PYD’li grubun silahlanmasında ısrar etmesi bozgunun ana nedenlerinden biri olmuştur. Diğer bir deyişle PYD’nin diğer Kürt gruplara karşı tutumu çekirdek bir güç olarak bölgeye hakim olmasını getirse de kitleselleşmesini engellemiştir. Böylelikle IŞİD kitleselleşememiş PYD’yi kolaylıkla bozguna uğratabilmiştir.

Diğer taraftan asimetrik savaş yürüttüğü Türk Silahlı Kuvvetleri karşısındaki PKK haberciliği ve propagandasının Suriye’deki savaşta da kullanılması PYD’nin inandırıcılığına darbe vurmuş ve zamanında duyarlılık oluşmasına engel olmuştur. Düşman kayıplarını abartmaya ve kayıplarını gizlemeye dayalı bu habercilik ve propaganda anlayışı ve üslubunun IŞİD karşısında da sürdürülmesi PYD’nin inandırıcılığına ağır zarar vermiştir. Öte yandan IŞİD’in bozguna uğratıldığı çok ağır kayıplar verildiği anlamına gelecek haberlerle IŞİD karşısında üstün konumda olduğu algısı yaratarak kendisi için yapılacak yardım kampanyalarının zamanında başlamasını da geciktirmiştir.

Ayn al Arap savaşının PKK/PYD açısından en önemli sonucu inşa ettikleri yenilmezlik mitinin yıkılmasıdır. PKK/PYD görece denk güç olan IŞİD karşısında koalisyonun hava desteğine rağmen bozguna uğramış ve kent merkezinde dar bir alana sıkışıp kalmıştır.Bu durum PKK’nın diğer Kürt örgütleri karşısında psikolojik olarak güç kaybetmesini getirecektir. Bu durum nedeniyle diğer Kürt gruplara karşı tahammülsüz politikasında belli düzeyde esneme de gözlenebilecektir. Bununla birlikte diğer Kürt grupların silahlanmasına göz yumacağını beklemek hata olacaktır.

Ayn al Arap savaşının bir diğer sonucu da demografik dengelerdeki değişikliktir. PKK/PYD yürüttüğü politika ile bölgede Kürt nüfusu koruyamamış bölgenin Kürtsüzleşmesine neden olmuştur. Sivillerin savaş bölgesinden uzaklaştırılması politikası sivil Kürt nüfusun öldürülmesi ya da katledilmesi gibi olayları engellemiştir ancak savaş sebebiyle Kürt nüfus büyük ölçüde bölgeden göç etmiştir. Savaşı PYD’nin uzun vadede kazanması halinde bile Kürt nüfusunun tamamının bölgeye yeniden geri dönebileceğini beklemek hata olacaktır. Çatışmalar ve koalisyonun hava bombardımanı Kürt nüfusun dönebileceği kullanılabilir mesken oranını ciddi oranda düşürmektedir. Savaşın uzaması halinde Kürtlerin boşalttığı evlerin savaşın yerlerinden ettiği Arap aşiretleri tarafından aşama aşama doldurulacağı bir sürecin yaşanmasını da getirebilecektir.

Ayn al Arab’ın muhtemel kaybı bölgenin Kürt milliyetçiliği açısından stratejik önemi nedeniyle ciddi etkileri olacaktır. Muhayyel Kürdistan’ın (Ak)denize ulaşmasının en önemli atlama taşlarından biri bu bölgedeki Kürt nüfusudur. Bu bölgenin kaybedilmesi ve bu bölgedeki Kürt nüfusunun yerinden edilmesi, denize çıkışı imkânsızlaştıracaktır. Diğer taraftan Ayn al Arab’ın tamamen kaybedilmesi durumunda PKK/PYD çizgisinin Rojava’yı birleştirme ya da Araplara etnik temizlik uygulamayı içeren tüm kuzey Suriye’yi ele geçirme hayali büyük ölçüde ortadan kalkacaktır. Bu durumda PKK/PYD elinde tuttuğu Afrin-Kürt Dağı ve Cezire bölgelerini elinde tutmak için IŞİD karşısında ÖSO ve Şam yönetimi ile ABD önderliğindeki koalisyona daha fazla bağımlı hale gelecektir.

IŞİD karşıtı savaşın bir diğer sonucu da Kürt milliyetçiliğinde artan Batı ve ABD sempatisidir. Daha önce yerel unsurlarla iyi geçinme politikası içindeki Kürt oluşumları Batı ile daha sıkı ilişkiler kurmasına ve yerel ortaklara daha az bağımlı hale gelmeleri sonucunu doğuracaktır. Diğer taraftan bütün Kürt gruplarının IŞİD karşısında farklı zamanlarda yenilgiye uğramış olmaları Kürt grupları arasında birliğin gerekliliğinin Kürt milliyetçilerince daha fazla dillendirilmesine neden olmaktadır. Bu nedenle orta vadede Kürt grupları arasında daha fazla işbirliği görmek olasıdır.

Onlarca kişinin öldüğü yüzlerce kişinin yaralandığı onbinlerce bireysel ve kamu malının tahrip edildiği sokak olayların en önemli gerekçelerinden biri “AKP iktidarının IŞİD’e destek verdiği” iddiası idi. Aylardır hükümetin IŞİD’e destek verdiğine ilişkin yazılı ve görsel medyada binlerce yorum ve haber yapılmış sosyal medyada ise belki milyonlarca bu yönde iddia paylaşılmıştı. Diğer taraftan bu dezenformasyon kampanyası karşısında genel olarak medyada ve özellikle hükümet destekçisi medya organlarında sessizlik ve kayıtsızlık hali gözlenmekteydi. Örneğin AKP hükümetinin IŞİD’e destek verdiği iddialarının iyice yaygınlaştığı yaygın sokak olaylarının çıkmasından önceki yaklaşık iki aylık 1 Ağustos-5 Eylül 2014 arasındaki 67 günlük dönemde, iddialarla ilgili Yeni Şafak gazetesinde sadece bir adet dolaylı cevap sayılabilecek IŞİD’in Tayyip Erdoğan’dan nefret ettiğine ilişkin yazı, Sabah gazetesinde ise bir yazarın bir kaç küçük itirazı söz konusu idi. Yine aynı dönemde Yeni Şafak gazetesi yazarları tarafından Ortadoğu’da “Kürt-Türk ittifakı”ndan bahseden onlarca yazının bulunmasına karşılık bu ittifakın dinamitlendiği anlamına gelen hükümetin IŞİD’in Kürtlere saldırısını yönettiği, hükümetin IŞİD’e destek verdiğine ilişkin ithamlara karşı cevap vermemeleri ciddi bir ironiydi. Özet olarak belirtmek gerekirse hükümet destekçisi onlarca basın ve yayın kuruluşu olmasına rağmen hükümetin IŞİD’i desteklediğine dönük kampanya karşısında bu kuruluşların hükümeti ciddi anlamda savunacak bir refleks kabiliyet ve kapasitede olmadığı ortaya çıkmıştır.

Son sokak olayları, hükümetin IŞİD’e destek verdiği iddiaları ile yazılı, görsel ve sosyal medyadaki kampanyanın yıkıcı sonucunu göstermektedir. Sosyal medya öncesi döneme göre kendini konumlandırmış devlet aygıtının vatandaşın can ve mal güvenliğini sağlamasının yolu, dezenformasyon kampanyalarına karşı hızlı ve sağlıklı enformasyon sağlayacak mekanizmalar geliştirilmesidir. Bu bağlamda Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğü, Kamu Diplomasi Koordinatörlüğü, basın ve halkla ilişkiler müşavirlikleri gibi basın ve halkla ilişkiler konusunda görevli kurumların reorganizasyonu ve yapılandırması gereği ortaya çıkmıştır. Enformasyona dayalı güvenilir ve hızlı bir bilgilendirme sorunların çözümünde etkili yegâne yöntem olarak ortada durmaktadır.

Sonuç

IŞİD son Arappınar (Kobani-Ayn al Arap) saldırıları ile PYD/PKK’yı ağır bir bozguna uğratarak kent merkezi dışında tüm bölgeyi eline geçirmiştir. Ağır koalisyon bombardımanına rağmen IŞİD şehir içinden halen çıkarılamamıştır. Bu savaş PKK/PYD’nin askeri yeteneklerinin sınırlı olduğunu ve PKK geleneğinin PYD açısından askeri taktik, halkla ilişkiler ve propaganda yöntemi ve ittifak ilişkileri gibi ayakbağı olarak görülebilecek zayıflıklar getirdiğini göstermiştir. Savaş sonucunda Ayn al Arap bölgesi IŞİD tarafından büyük ölçüde ele geçirilmiş ve Kürt nüfusun büyük bir bölümü bölgeyi terk etmiştir. Kürt nüfusunun bölgeye tekrar dönememesi halinde tüm Kuzey Suriye’nin PKK/PYD tarafından ele geçirilmesi hayali ve muhayyel Kürdistan’ın (Ak)denize çıkışını imkansıza yakın hale gelecektir.

Türkiye’de son yaşanan sokak olayları geleneksel ve sosyal medya organlarında yürütülen hükümet karşıtı kampanyalar karşısında medyanın (özellikle hükümet destekçisi gruplar) ve basın ve halkla ilişkiler konusundaki devlet kuruluşlarının yetersiz olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur. Sosyal medyaya karşı yasaklama ya da kısıtlama etkisiz ve çağdışı uygulamalar yerine bilgilendirici enformasyona dayalı bir politikanın uzun vadede Türkiye için tek çıkış olacağı görülmektedir.



[1]Gambill Gary C., The Kurdish Reawakening in Syria http://www.meforum.org/meib/articles/0404_s1.htm retrieved   26 May 2014

[2]Kobanê, http://ku.wikipedia.org/wiki/Koban%C3%AA, erişim 15 Eylül 2013

[3]  نضال يوسف, "حسين أمين حسين"...يتحدث عن مدينة "عين العرب" في مئة عام.. http://www.esyria.sy/ealeppo/index.php?p=stories&category=directions&filename=200904091620011erişim 15 Ekim 2014

[4]Chaliand Gérard, A people without a country: the Kurds and Kurdistan, Interlink Books, 1993, s. 195

[5] ANF, The development and course of the battle for Kobanê, http://en.firatajans.com/news/news/the-development-and-course-of-the-battle-for-kobane.htm#.U8EoAaUjFlE.twitter retrieved  15 July 2014

[6]Ayn al-Arab District, http://en.wikipedia.org/wiki/Ayn_al-Arab_District, erişim 15 Eylül 2013

[7]محمدعلو, ناحية "الشيوخ".. التاريخيزامن الحاضر, http://www.esyria.sy/ealeppo/index.php?p=stories&category=places&filename=200910191215011, erişim 17 Eylül 2013

[8] Three Cantons Trilingual Model For Rojava Three Cantons Trilingual Model For Rojava , http://mednuce.com/en//haber/2321/three-cantons-trilingual-model-for-rojava.html, erişim  15 Ekim 2014

[9] Civiroglu Mutlu, YPG Spokesman: Al-Qaeda's Strength Exaggerated in World Media - See more at: http://rudaw.net/english/interview/10112013#sthash.G16shDPX.dpuf, erişim 14 Ekim 2014

[10] PYD Leader Warns of War with Arab Settlers in Kurdish Areas - See more at: http://rudaw.net/english/middleeast/syria/24112013#sthash.khNtybcv.dpuf erişim 14 Ekim 2014

[12] Bozbuga Rasim, Fight For Kobani, http://bozbuga.wordpress.com/2014/08/13/fight-for-kobani/erişim 14 Ekim 2014

[13] YPG: Nearly 700 Islamic Militants Killed in Kobane Fighting in July http://rudaw.net/english/middleeast/syria/03082014 erişim 14 Ekim 2014

[14] 52 civilians killed by Kurdish group in Syria, http://www.aa.com.tr/en/u/389402--52-civilians-killed-by-kurdish-group-in-syria erişim 14 Ekim 2014

[15] PYD Arap Aileleri Göç Ettirmeyi Sürdürüyor http://www.21yyte.org/tr/fikir-tanki/4842/pyd-arap-aileleri-goc-ettirmeyi-surduruyor erişim 14 Ekim 2014

[16] Azadi Zana,  “Kırmızı ayakkabılılar” Şengal’de,  http://www.kurdistan24.org/2014/08/kirmizi-ayakkabililarsengalde/#.VD4Thfl_t9k Erişim 14 Ekim 2014

[17] Daquqi  Zanyar, Tens of Arab Tribes help IS in Northern Iraq, http://basnews.com/en/News/Details/Tens-of-Arab-Tribes-help-IS-in-Northern-Iraq/29900

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Cahit Armağan Dilek   - 22-08-2019

Kıbrıs'ta Türk kimliğini silme operasyonu

2007 sonrasında başlayan açılım politikalarının Türkiye'yi getirdiği nokta, Ocak 2013'te başlayan sözde çözüm süreci gerçekte büyük bir yıkım süreci olan PKK terör örgütüyle müzakereler olmuştu.