Putin Esad’a Olan Desteğini Geri Mi Çekiyor?

Yazan  01 Temmuz 2015

31 Mayıs 2015 tarihinde Londra merkezli Arapça yayın yapan Asharq Al-Awsar gazetesi Rusya’nın Suriye’den aralarında askeri danışmanların da olduğu 100’e yakın vatandaşını tahliye etmeye başladığını ve bu gelişme dolayısıyla da Moskova giderek güç kaybeden Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad rejiminden desteğini çekmeye başladığını yazması sonrası tartışmalar tekrar başladı.  Ancak, 2011’den itibaren Kremlin, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’a olan desteğini giderek arttırmış, hem BM Güvenlik Konseyi'nden karar çıkmasını engelleyerek ve Akdeniz’e filosunu göndererek hem de İran’la birlikte maddi destek sağlayarak Esad rejiminin dış müdahale sonucu devrilmesini engelleyebilmiştir.

Moskova İçin Suriye’nin Önemi

Moskova’nın Suriye çatışmasına dâhil olması iki temel stratejik hedefle açıklanabilir: Ortadoğu’da ABD hegemonyasına meydan okumak ve Rusya’nın düşman olarak saydığı radikal İslami gruplara karşı Suriye Devlet Başkanı BeşarEsad’a yardım etmek.

Sovyet-Suriye ittifakı Soğuk Savaş döneminde inşa edilmişti. Soğuk Savaş'ın sona ermesiyle, Suriye, Rus askeri sanayi komplekslerinin müşterisi olmaya devam etmiş ve Moskova bu sayede Orta Doğu’daki jeopolitik konumunu muhafaza edebilmiştir. 2011’de iç savaşın başlamasından sonra Rusya'nın Suriye’de Esad iktidarını desteklemeye başlamasıyla bölgedeki pozisyonu daha da güçlenmiştir.

Esad’ın iktidarda kalması Rusya’nın birkaç çıkarına hizmet edecekti. Suriye, ABD’nin güç kullanmasının önlenmesi açısından Rusya için önemli “"mihenk taşı" olmuştur. Suriye’deki iktidarın dış müdahale sonucu yıkılmasına izin vermemeye çalışan Rusya, etki alanı olarak gördüğü eski Sovyet coğrafyasındaki ülkelere karşı da bu yöntemin uygulanabileceğini düşünmektedir. Rusya’nın Esad’ı desteklemesinin bir diğer önemli nedeni ise, Moskova için bölgede jeopolitik ve stratejik avantaj sağlamakta olan Suriye’nin Akdeniz kıyısında bulunan Tartus askeri üssüdür.[1]

2011’de BM Güvenlik Konseyi'nde alınan kararla Libya’da  “uçuşa yasak bölge” ilan edilmiş, Rusya bu karara engel olmamıştır. Bu karar neticesinde Fransa önderliğinde NATO güçleri Libya'ya müdahale etmiş, bu müdahale Libya’da güvenlik sorununu ortaya çıkarmış, meşru iktidarların ortadan kaldırılabileceğine sahne olmuş, Libya doğalgaz kaynakları İngiliz ve Fransız şirketleri tarafından anlaşmalarla kendilerine bağlanmış, Batı dışı toplumlar gözünde Rusya’nın saygınlığı zedelenmişti. Libya müdahalesinden sonra Moskova, Suriye’de NATO ve Arap ülkelerinin herhangi bir şekilde müdahalesine fırsat tanıyacak herhangi bir kararın BM Güvenlik Konseyi'nden çıkmamasına karar verdi. Rusya, dış müdahalelere izin verilmemesi durumunda Esad’ın iktidarda kalabileceğine inanmış olmakla beraber, Suriye muhalifleriyle görüşmelerden de vazgeçmemiştir.  Ancak Suriye'deki muhalif grupların, zayıf, parçalı ve gerçeklerden uzak olan taleplerde bulunduklarını da iyi bilen Moskova, Esad rejiminin desteklenmesi gerektiğine karar vermiştir.

Tahran’la birlikte Esad rejiminin en büyük destekçisi olarak bilinen Moskova, Esad’a silah ve mühimmat teminatı sağlamayı sürdürmüş, diplomatik alanda ise “avukatlığını” üstlenmiştir.  2012’nin ortalarında Moskova, Washington’la birlikte Suriye sorununu çözmek için Cenevre Konferansı düzenlemiş, ancak daha sonra taraflar görüş ayrılıkları nedeniyle başarıya ulaşamamıştır. Eylül 2013’te Putin'in Obama’yı, Esad’ın kimyasal silahlarının imha edilmesi gerektiğine ikna edilmesini teklif etmesiyle Kremlin, Esad rejiminin dış müdahalesini engelleyebilmiştir. Suriye’de çatışmaların yoğun bir şekilde devam etmesine rağmen kimyasal silahların imhasında önemli ilerleme sağlanabilmiştir.

Suriye’deki iç savaşın devam etmesi, Moskova açısından iki öneme sahiptir. Birincisi Rusya içinde potansiyel güvenlik tehdidi oluşturabilecek cihatçı grupların ülkeyi terk ederek Suriye’ye savaşmaya gitmeleri ve gidenlerin de çatışmalarda ölmeleri sonucunda tehdidin kendiliğinden ortadan kalkacağıdır.  Diğer taraftan ise, Rusya’dan Suriye’ye savaşa gidenlerin sayısının giderek artıyor olması ve bu kişilerin ideolojik olarak cihatçı fikirleri daha da radikal bir hal almaktadır. Bir gün bu grupların Rusya’ya ya da Rusya’nın güvenliği için çok önemli olan Orta Asya Türk Cumhuriyetlerine dönmeleri durumunda Rusya'nın, daha büyük bir sorunla karşı karşıya kalacağı riskidir.

Putin’in Suriye Pazarlığı İddiası

Suriye krizinin devam etmesi ve Rusya’nın Suriye’de çıkarlarını korumayı sürdürmesi sürecinde, Suriye krizinin çözülmesi konusunda Rusya ile ABD'nin pazarlıklar yapmaya başladığı ve Putin’in Esad’a olan desteğini azaltmaya başladığı yönünde görüşler ortaya çıkmaya başlamıştır.

18 Mayıs 2015 tarihinde Moskova’yı ziyaret eden ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Victoria Nuland Rus mevkidaşı Sergey Ryabkov’la bir araya geldi. Moskova’daki görüşmelere bir de ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Daniel Rubinstein katıldı. Daniel Rubinstein’in Moskova ziyareti dolayısıyla, hem Ukrayna hem de Suriye konusunda belli bir anlaşmanın adımlarının atılmış olabileceği düşünülmektedir.

Rusya ile ABD arasında yapılan pazarlıkta Kremlin, Esad’a görevini bırakması için yapacağı baskı karşılığında, ABD'nin de Kiev yönetimine baskı yapabileceğini dile getirmektedir. Rusya ve ABD'nin Esad rejiminin radikal cihatçı gruplar tarafından değil de, ılımlı muhalifler tarafından değiştirilmesi gerektiği konusunda hemfikir oldukları belirtilmektedir. Aslında Esad’dan ziyade Suriye’nin kendisinin Rusya’nın bölgedeki varlığı ve etkisini muhafaza etmek adına önemli olduğu, Esad rejiminin değişmesi durumunda bile, Moskova’yla Suriye arasındaki geleneksel bağların olduğu ordu ve istihbarat birimlerinin kendi varlıklarını devam ettirmesi gerektiği Rusya'nın istediği konular arasında yer almaktadır. Vladimir Putin de Batı’yla yürüttüğü görüşmelerde, Suriye ordusunun lağvedilmesi durumunda,  Irak’ta olduğu gibi bir kaos ortamının yaşanacağını ve görevlerinden uzaklaştırılan ordu mensuplarının da IŞİD saflarına katılacağını sürekli dile getirmektedir.[2]

Ancak, bu bilgilere karşı Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Sergey Ryabkov, ABD ile Rusya arasında ne Ukrayna ne de Suriye çatışmaları konusunda herhangi bir anlaşmanın söz konusunu olamayacağını, Rusya’nın hem Ukrayna hem de Suriye konusunda tavrının net olduğunu ve Moskova’nın pozisyonunun konjonktürel duruma göre değişken olmadığını belirtti.[3]

Başka bir İsrail internet sitesi Israel Defense, İsrail güvenlik servislerini kaynak göstererek yayınladığı haberde Suriye çatışmalarının sona erdirilmesi için Rusya ile ABD'nin gizli görüşmeler yürüttüğünü yazdı. Haber ajansına göre, Suriye’de ateşkesin sağlanmasına ilişkin yürütülen görüşmelerin, pratikte Suriye devletinin parçalanması ve ayrı bölgelere ayrılması anlamına geldiğini yazdı. Bu ajans yine daha önce Suriye’nin güneyindeki muhaliflere “havadan destek” sağlanacağını da dile getirmiştir. Ruslar ve Amerikalıların savaşın çıkmaza girdiğinin farkında olduklarını, Rusların Esad’ın Şam’ın büyük bir kısmını ve Tartus limanına çıkan geniş alanla Golan tepelerini kontrol etmeye devam edeceğini garantilemek istedikleri belirtildi. Suriye’nin diğer kısımlarının ise, muhalif grupların kontrolüne geçeceğini bildirdi. Şuan ise, mevcut durumda çatışan taraflar ateşkes sağlanana kadar daha fazla toprak parçası elde etmeyi istemektedir. Haberdeki tahmine göre Rus-Amerikan görüşmeleri başarıyla sonuçlanabilecektir. Esad rejimi şuanda tamamen Rusya, İran ve Hizbullah’ın destekleriyle ayakta durmaktadır. İran ve Hizbullah, Esad’ın iktidarının sınırlı bölgelerde de olsa sağlanacağı garanti altına alınırsa ateşkesi destekleyebilirler.[4]

21 Mayıs 2015’te Rusya Dışişleri Bakanı Mihail Bogdanov, “Rusya ABD’yle Suriye krizinin çözümü için yeni seçenekler üzerinde görüşmeye hazırdır.  Ancak sonuç itibariyle son kararı Suriyeliler verecektir” açıklamasında bulundu.[5]

31 Mayıs 2015’te Londra merkezli Arap gazetesi Asharq Al-Awsar, Suriye muhaliflerine dayanarak “Rusların Laskiye Havalimanı'ndan 100'e yakın önde gelen devlet görevlilerini aileleriyle birlikte tahliye ettiğini” yazdı. Bu haber Rus İnterfax Haber Ajansı'nda 28 Mayıs 2015’te: “Suriye’ye insani yardım yapan İl-76 uçağı, 80 Rus ve Bağımsız Devletler Topluluğu vatandaşlarını tahliye etti” şeklinde çıktı. Ancak Asharq Al-Awsar'ın haberine göre ise, Suriye’den tahliye edilenler arasında Şam’da İran ve Hizbullah ile birlikte çalışan Rus askeri danışmaları da bulunmaktadır. Yazıda ayrıca son üç ayda Rusya’nın Şam Büyükelçiliği'ndeki personel sayısını azalttığını, Şam’da sadece kilit görevlilerini bıraktığını belirtmektedir. Muhaliflerden edinilen bilgilere göre ise, Moskova artık Suriye ordusunda bulunan Rus yapımı savaş uçaklarının tamirine ilişkin anlaşmaya uymamaktadır.[6]

Bu haberi tepkiyle karşılayan Rusya Dışişleri, gazetede yer alan “Rusya, ABD baskısı sonucu Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’a desteğini geri çekme ve Esad’ın devrilmesine karşı çıkmama kararı aldı” şeklindeki bilginin asılsız olduğu açıkladı. Moskova Beşar Esad’ın hala Suriye’nin resmi Devlet Başkanı olduğunu kabul ettiğini ve ona gereken tüm desteği vermeye de devam edeceğini belitti. Rusya Parlamentosu Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Aleksey Puşkov, Twitter hesabında, “Suriye’de tercih basit: Ya Esad ya da IŞİD. 'Ilımlı muhalifler' askeri güçten yoksundurlar. Esad’ın gitmesi ordunun vahim bir şekilde dağılmasıyla ve ülkenin teröristler tarafından ele geçirmesiyle sonuçlanacaktır” yazdı.

Moskova’daki bürokratlarla yakın temas içerisinde olan Ürdünlü gazeteci Nader Makavleh,  Putin'in kapalı bir toplantıda “Suriye’deki çatışma Moskova sokaklarına kadar gelse bile, ben Devlet Başkanı BeşarEsad’ı satmayacağım” dediğini yazdı. Rusya'nın, hiçbir şekilde Libya’da olduğu gibi uçuşa yasak ya da tampon bölge gibi senaryolara Suriye’de izin vermeyeceği vurgulandı.

Daha önce Rusya’nın Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’a olan desteğinden vazgeçmesi için Suudi Arabistan’ın bu yönde pazarlık yaptığı haberleri çıkmıştı. Şubat 2015’te The New York Times gazetesinde bir diplomatın ifadesine dayanarak Suudi Arabistanlı yetkililerin kendi petrol kaynaklarını kullanarak petrol piyasasına etki yapmayı, bu sayede Rusya’nın Esad rejimini desteklemekten vazgeçmesini sağlamayı amaçladıklarını yazdı.[7]

Bu habere karşıSuriye ve Ortadoğu üzerinde önemli çalışmalarıyla bilinen Rusya uzmanı Anatoliy El-Mürid, Suudilerin petrol fiyatlarının azaltılması karşısında Rusya’nın Esad’a olan desteğini geri çekmesine ilişkin teklifin siyasi şantaj olduğunu, Kremlin’de hiç kimsenin böyle bir teklifi kabul etmeyeceği gibi, bunun ekonomik anlaşma karşılığında siyasi taviz istemesi anlamına geleceğini belirtti. Diğer bir Orta Doğu uzmanı Aleksandr Krılov, The New York Times’ta çıkan haberin Suudi Arabistan aracılığıyla ABD ile Rusya arasında yaşanan enformasyon savaşı olduğunu ve herhangi bir gerçeği temsil etmediğini belirtti. Rus haber ajansı RİA Novosti, Suriye Devlet Başkanı BeşarEsad’ın Foreign Affairs dergisine verdiği demeçte, Rusya ve İran'ın, petrol fiyatlarının düşmesi ve ekonomik zorluklar çekmelerine rağmen Şam yönetimine destek sağlamaya devam ettiklerini söylediğini yazdı.

Bu tartışmalar ışığındaRusya’nın Lübnan Büyükelçisi Aleksandr Zasıpkin, “Rusya, Suriye Devlet Başkanı'nın iktidardan düşürülmesini düşünmemektedir. Suriye’deki iktidar mücadelesi Suriye’nin iç meselesidir. Biz kimsenin buna müdahale etmesine izin vermeyeceğiz. Aynı zamanda Rusya da buna herhangi bir etkide bulunmayacak” yönünde açıklamada bulundu.[8]

Çünkü Esadrejiminin düşmesi, İran’ın bölgedeki en önemli müttefikinin düşmesi anlamına gelmekle birlikte, Avrupa’ya ulaşması planlanan İran-Suriye doğalgaz boru hattının inşasına da son vermiş olacak. Bunun yerine Suriye ve Türkiye üzerinden Suudi Arabistan ve Katar doğalgaz boru hattı inşa edilecektir. Bu projenin hayata geçirilmesi, Rusya’nın Avrupa doğalgaz pazarındaki tekelinin kırılması anlamına gelmektedir. Rusya’nın da etkin olduğu Suriye çatışmalarının sürmesi durumunda ise, Suudi Arabistan ve Katar’ın olduğu gibi, Orta Doğu enerji kaynaklarının da Avrupa’ya güvenilir erişiminin engellenmesi devam edecektir.

Rusya’ya göre, Esad’ın gitmesi, yerine IŞİD’in gelmesi anlamına gelmektedir. IŞİD Rusya’nın da en büyük sorunlarından biridir. Esad güçlerinin IŞİD’le mücadelesi sürdükçe, Rusya’dan giden Selefi gruplar da orada kalmaya devam edecektir. Şam’ın düşmesi IŞİD’in zaferi ve Rusya’yı hedef alması anlamına gelecektir. Eğer Esad düşerse ve IŞİD Suriye’nin tamamını kontrol ederse, o zaman yine ABD önderliğinde IŞİD’e karşı Suriye’nin büyük kısmında operasyonlara devam edilecektir. IŞİD’in ortadan kaldırılması ise yine ABD ve Batı destekli muhalif grupların Suriye iktidarına gelmesi anlamına gelecektir. Esad’ın düşmesi durumunda Rusya, Suriye üzerinde ve bölgede jeopolitik kayba uğrayacaktır. Rusya’nın Suriye’den elini çekmesi, aynı zamanda İran’ı da kaybetmesi anlamına gelecektir.

Moskova’nın Esad’a olan desteğini çekmesi karşılığında Suudilerin petrol üretimini kısarak fiyatların artmasını sağlayacağı yönünde pazarlıkların yapıldığı belirtilmektedir. Ancak Suudi Arabistan’ın teklifi hem Rusya için güvenilir görülmemektedir, hem de petrol fiyatlarının artması karşılığında Suriye ve İran gibi müttefiklerin de kaybedilmesi doğru tercih olarak görülmemektedir.

Geçmiş yıllarda da Esad rejiminin zayıfladığı, bu nedenle zaten yıkılması beklenilen Esad’a olan desteğin çekilmesi karşılığında Rusya'nın kendi ulusal çıkarları adına fırsatlar elde edebilmek için pazarlık yapacağı yönündeki açıklamalar sonuçsuz kalmış, Rusya Esad’ı desteklemeye devam etmiştir.

Sonuç

Rusya’nın Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad iktidarını desteklemekten vazgeçmesi için hem ABD hem de Suudi Arabistan tarafından yürütülen pazarlıkların olduğu Rus resmi temsilciler tarafından reddedilse de, bu yönde iddialar söz konusudur. Esad rejiminin ayakta kalması Moskova için birçok sebepten dolayı önemlidir. Esad’ın görevden gitmesi için Putin’le herhangi bir pazarlık yapılmış olsa dahi, görünen o ki, Rusya’nın bölgede ve dünya siyasetinde çıkarlarını karşılayacak boyutta herhangi bir teklif gelmemiştir. Bu da, bu güne kadar Moskova’nın Suriye’deki politikasının değişmemiş olmasının göstergesidir. Rusya, Esad rejiminin düşmesi karşılığında teklif edilenlerle, Esad rejiminin ayakta kalmasından daha fazla stratejik çıkar elde edemeyecektir. Bu nedenle Rusya, Şam politikasını bölgedeki çıkarları ve küresel rolü üzerinden tanımlamaya devam edecektir. Bu nedenle Esad rejimini desteklemeyi de sürdürecektir. Moskova için, Esad rejimin olası mağlubiyeti Rusya’nın Batıyla yapacağı pazarlıklar sonucu değil de, Esad’ın ancak iç savaştaki yenilgisiyle olacaktır. Bunun sonucunda Moskova da bunu kabul etmek zorunda kalacaktır.


[1]“Zaçem Nam Siriya? Dlya Çaynikov”, < http://red-sovet.su/post/10334/why-do-we-syria > (1. 7. 2015)

[2] “Donbass v Obmen Na Siriyu”, < http://www.gazeta.ru/politics/2015/05/19_a_6693277.shtml > (24.06.2015)

[3]Zamglava MİD’a Ne Obsujdal s Nuland Kikie-Libo Geopolitiçeskie “Razmenı””, http://www.interfax.ru/world/442279

[4]“Rossiya i SŞA Gotovyat Demontaj Sirii”, <http://mignews.com/news/politic/world/300415_130019_76650.html >(24.06.2015)

[5]“Rosskiya Gotova Obsujdaet s SŞA Novıe Variantı Uregulirovaniya Sirijskogo Konflikta”, <http://www.gazeta.ru/politics/news/2015/05/21/n_7216797.shtml > (23.06.2015)

[6] “Kreml, Vozmjno, Skoro Soglasitsya Na Smenu Rejima Asada v Sirii”, < https://politota.d3.ru/kreml-vozmozhno-skoro-soglasitsia-na-smenu-rezhima-asada-v-sirii-748659/ > (22.06.2015)

[8] “Rossiya Ne Palniruyet “Slivat” Asada”, < http://www.7kanal.co.il/News/News.aspx/177258#.VYvd-Pntmko > (23.06.2015)

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Dr. Aslan Yaman   - 29-09-2020

Karadeniz’deki Doğalgaz Keşfi Türkiye’nin Bölgesel Politikalarında Kaldıraç Olarak Kullanılabilir mi?

Özet Türkiye’nin Karadenizdeki doğalgaz keşfi ve bunu kendi imkanları ile gerçekleştirmesi münhasır ekonomik bölgelere sahip olan ancak arama ve çıkarma faaliyetleri için dünya enerji devlerine ihtiyaç duyan ülkeler için heyecan yaratan bir gelişme olarak değerlendirilmiştir. ...