Putin’in Türkiye Ziyareti

Yazan  09 Ekim 2012

Önümüzdeki hafta Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in, Türkiye ve Rusya arasındaki Üst Düzey İşbirliği Konseyi'nin toplantısına katılmak üzere sürpriz bir şekilde geleceği Kremlin tarafından duyurulmuştur. Türkiye ile Rusya arasında üst düzey yetkililer arasında görüşülmesi beklenen konular ise üç ana başlıkta toplanılabilir: Ekonomi, Enerji ve Güvenlik.

 

Türk ve Rus ekonomisinin her geçen yıl biraz daha gelişmeye başlaması ve iki ülkenin birbirlerine ticari yatırımlar yapması nedeniyle son yıllarda ekonomi konusu Ankara ve Moskova'yı birbirine yakınlaştırmıştır. Dünya Ticaret Örgütü'ne kabul edilen Rusya'nın bundan sonra daha da açık bir ekonomiye doğru adım atacağı düşünülecek olursa, mevcut ekonomik potansiyellerin daha da artacağı tahmin edilebilir. Diğer yandan enerji başlığı ise iki ülke arasındaki en önemli bağlantı noktası durumundadır. Rusya, Türkiye'ye sattığı doğal gaz ve petrol nedeniyle Türkiye'nin en önemli enerji hammaddesi ithalatçı ülkesi durumundadır. Türkiye de Rusya'nın Avrupa ülkeleri arasında doğal gaz ihraç ettiği ikinci büyük ülke durumundadır. Petrol ve doğal gaza ilave olarak, Rusya, Türkiye'nin ilk nükleer santralini de yapmaya hak kazanmıştır. Böylelikle Rusya, ilk kez bir NATO ülkesine nükleer santral yatırımı yapacaktır. Son olarak güvenlik bağlamında ise iki ülke ekonomi ve enerji konularında sağladığı işbirliğinin aksine "Suriye" konusunda birbirlerinden oldukça uzak dış politika noktalarındadırlar. Buna ilave olarak Başbakan'ın son parti kongresinde Rusya'ya seslenerek yaptığı Suriye konusundaki uyarı konuşması nedeniyle de iki ülkenin konuşacağı konular arasında mutlaka Suriye'de yer alacaktır.

 

Özellikle ekonomik anlamda kriz içerisinde olan AB nedeniyle, Türkiye ve Rusya gibi hassas ekonomiye sahip olan iki ülke de dikkatli politikalar izlemek zorundadırlar. Rusya'nın ekonomisine en önemli ekonomik gelir kalemini enerji ihracatları oluşturduğundan, dış politika kurgusunu da bu yönde çizmektedir. Diğer bir ifadeyle Rusya açısından "ekonomi, enerji, dış politika ve güvenlik" kavramları iç içe geçmiştir. Türkiye ve Azerbaycan'ın, Rusya'nın Güney Akım doğal gaz boru hattı projesi karşısında "TANAP" projesini olgunlaştırması, Rusya açısından dikkatle takip edilmektedir. Henüz Bakü-Tiflis-Ceyhan petrol boru hattının projelendirilmesi esnasında seslendirdiği eleştirileri duyulmasa da, Rusya'nın "TANAP"ı dikkatle takip ettiği düşünülebilir. Çünkü Güney Akım karşısında tam Nabucco projesinin tarihe gömüldüğü düşünüldüğü bir anda TANAP, Hazar gazının Avrupa'ya ulaşabilmesi adına kurtarıcı olarak ortaya çıkmıştır. Güney Akım projesinin Türkiye'nin münhasır ekonomik bölgesinden geçecek olması nedeniyle Türkiye gerekli izni vermiş ve aynı zamanda TANAP projesine de dâhil olmuştur. Dolayısıyla ne Güney Akım Türkiyesiz ne de TANAP Türkiyesiz gerçekleşememektedir. Başbakan Erdoğan'ın, Rusya Devlet Başkanı Putin ile görüşmesinin ertesi günü Azerbaycan'a gidecek olması da bu dengeli politikanın bir parçası olarak görülebilir. Bu bağlamda Başkan Putin'in de özellikle enerji başlığı altında Güney Akım, özel sektörün Batı Hattından alacağı doğal gaz kontratları ve Akkuyu nükleer enerji santrali konularının konuşulması beklenmektedir.

 

Enerji ve ekonomi konularında tarihin beklide en uyumlu dönemini yaşayan Rusya ve Türkiye, Bosna Savaşı'ndaki Rusya'nın Sırbistan yanlısı politikasından beri ilk kez "Suriye" konusunda bu kadar büyük bir dış politika farklılığı yaşamamaktadır. Suriye'de ki olayların başlangıcından itibaren, Suriye'ye yapılacak bir dış müdahaleye kesinlikle karşı olan Moskova, bu düşüncesini de Esad'a yaptığı eleştirilere rağmen defalarca belirtmiştir. Türkiye ise meselenin en başında daha sakin bir politika izlediğinde olayların 2008 yılındaki "Rusya-Gürcistan" savaşında olduğu gibi benzer bir duruma dönüşmesinden çekinmekte idi. Fakat geçtiğimiz haftanın sıcak gelişmesi olarak TBMM'den sınır ötesi harekât için Hükümetin tezkere yetkisi alması ile birlikte Türkiye ve Suriye arasındaki gerginlik, "acaba savaş mı" geliyor sorularının sorulmasına neden olmuştur. Bu durum ise sadece Rusya'yı değil ABD'yi dahi kaygılandırmaktadır. Çünkü Türkiye'nin NATO'yu toplantıya çağırıp 5inci madde hatırlatmasında bulunması üzerine Türkiye ve Suriye arasında sıcak bir çatışma çıkabileceği endişesi ABD'li yetkililer tarafından da dile getirilmiştir. Muhtemeldir ki Başkan Putin de Türkiye'ye Suriye konusunda Rusya'nın kaygılarını ve Türkiye'nin yalnız kalma olasılığını da hatırlatacaktır.

 

Sonuç olarak Rusya Başkanı Putin'in sürpriz bir şekilde Türkiye'ye gerçekleştireceği ziyaret büyük önem arz etmektedir. Türkiye ve Rusya tarihlerinin en yakın siyasi yakınlaşmasını yaşamakla beraber, Türkiye'nin izlediği "Suriye" politikası Rusya tarafından yakından izlenmektedir. Bu bağlamda Başbakan'ın önünde Putin'in ziyareti sırasında kongrede yaptığı uyarıyı bu kez de yüz yüze yapma fırsatı doğacaktır!

Dr. Tuğçe Varol

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü
Amerika Araştırmaları Merkezi Başkanı

 

21. Yüzyıl Türkiye Buluşmaları

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Bojidar Çipof   - 14-07-2020

Helenizm için Ayasofya

Son birkaç haftadır gündemin baş sıralarında bulunan Ayasofya ile ilgili yüzlerce yazı yazıldı ancak bazı hususlar hiç irdelenmedi. Bu makalemizde üzerinde çokça makaleler yazdığımız Ayasofya konusunu Helenizm ayağından ele alarak sunuyoruz.