< < Rusya’nın İran Kaygısı mı Beklentisi mi?


Rusya’nın İran Kaygısı mı Beklentisi mi?

Yazan  29 Şubat 2012
Rusya İran’ın nükleer programına karşı Batı’nın takip etmiş olduğu politikadan farklı bir tutum sergilemektedir.

Bu bağlamda Rusya, İran-ABD/İsrail arasında yaşanan kriz sürecinin başından bu yana İran'ın yanında yer almıştır. 19. yüzyıla dayanan Rusya ve İran ilişkileri, Soğuk Savaş döneminde durgun bir süreç geçirmiştir. SSCB'nin yıkılışının ardından 1992'de Tahran ve Moskova arasında nükleer reaktör yapımına ilişkin anlaşma imzalanmıştır. O dönemden bu yana Rusya İran'ın nükleer programına karşı bir tutum sergilemekten ziyade daha çok İran'ın nükleer programı bağlamında bir nevi kontrol edici olmuştur.

 

 

 

Tarihi Süreç İçerisinde Rusya-İran İlişkileri

 

İran'da 18. yüzyıl sonlarında Ağa Muhammed Han, Kaçar Hanedanlığının başına geçmiştir. 1804-1813 yılları arasında süren, Rusya-İran Savaşlarının ardından Rusya'nın galibiyetiyle Gülistan Anlaşması imzalanmıştır. Bu anlaşma ile İran, Gürcistan'da Rus hâkimiyetini kabul etmişlerdir. Bu savaştan kısa bir süre sonra ikinci Rus-İran savaşı yaşanmıştır. Bu savaşta da İran Ruslara karşı mağlup olmuştur ve 1828'de Türkmençayı Anlaşması ile imzalanmıştır.[1]Bu anlaşma ile Azerbaycan Rusya ve İran arasında paylaşılmıştır. Bölgede, 1901'de petrol bulunmasıyla, İran üzerinde Rus-İngiliz rekabeti yoğunlaşmıştır. İkinci Dünya Savaşının başlaması ile birlikte, Alman tehdidine karşı İngiliz ve Rus kuvvetleri 1941'de İran'ı işgal etmişlerdir. Ardından Rıza Şah tahtından feragat etmiş yerine oğlu Muhammed Rıza Pehlevi geçmiştir.[2]

 

1979 İran İslam Devrimi'nden sonra Moskova-Tahran ilişkilerinde ciddi bir yakınlaşma olmamıştır. İran, devrimden sonra ilk olarak ABD ile ilişkilerini kesmiş ve askeri anlaşmaları feshederek, İran'daki ABD askeri üslerini kapatmıştır. 1979 İran İslam Devrimi'nden önce "ABD'nin müttefiki olan ve Moskova'dan uzak duran, devrimden sonra da ABD'yi 'büyük şeytan' olarak nitelendiren İran'ın,[3] Rusya ile ilişkileri Soğuk Savaş sonrasında yeni bir boyut kazanıştır. SSCB'nin yıkılışının ardından nükleer enerji konusunda Rusya'nın İran'a destek vermesi ve İran'ın da Rusya'nın eski Sovyet coğrafyasındaki üstünlüğünü kabullenmesi şeklinde ortaya çıkan Rusya-İran ittifakı, ABD başta olmak üzere birçok ülkeyi tedirgin etmiş[4] ve etmektedir. 1979 Devrimi sonrasında İran İslam Cumhuriyeti güvenliğini sağlama adına Çin, Kuzey Kore ve Sovyetler Birliği'nden silah alımına başlamıştır.1989'da Ayetullah Humeyni'nin ölümünden sonra Tahran ve Moskova arasında ilk geniş çaplı silah satışı anlaşması imzalanmıştır. Bu tarihten sonra ilişkiler hızla gelişmeye başlamıştır.[5] İran ve Rusya arasında silah satış anlaşması 1998-2001 arası dönemde 300 milyon dolar, 2002-2005 yılları arasında ise 1,7 milyar dolara ulaşmıştır.[6]

 

1992'de Tahran ve Moskova, Rus şirketlerinin, Buşehr'de iki adet nükleer reaktör yapmasını içeren 800 milyon Dolarlık bir anlaşma imzalamışlardır. [7] Rusya ve İran arasında, Rusya'nın İran'a iki nükleer reaktör satışı ve Alman Şirketlerinin yapımına 1974'te başladığı ancak Şah'ın devrilmesinden sonra inşaatı duran nükleer enerji santralinin Rusya tarafından tamamlanmasına ilişkin 1992 yılında yapılan anlaşma, iki ülke ilişkilerinde dönüm noktası olmuştur.[8]Rusya Federasyonu 2008 yılında kabul ettiği Dış Politika Konsepti'nde, Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesine ilişkin antlaşmaya imza atan ülkelerin haklarının temelinde İran'ın nükleer sorunu konusunun diplomatik yollarla çözülmesi için çaba göstereceği belirtilmiştir. Rusya, güney sınırlarının yakınında "istikrarsız nükleer çemberinin" oluşma ihtimali Rusya'nın çıkarlarını yakından ilgilendirmektedir. Bundan dolayı Rusya, Buşehr Nükleer Santrali'ni inşa ederek İran ile nükleer enerjinin barışçıl amaçlarla kullanımı konusunda yakın işbirliği içerisinde olduğunu göstermiştir.[9]Böylece Rusya, çevresindeki nükleer çalışmaları kendi kontrolünde tutmaya çalışmaktadır. Ayrıca Rusya, daimi üyesi olduğu BM Güvenlik Konseyinde İran'ın nükleer programının görüşüldüğü her aşamasında dışişleri bakanları ve uzmanları toplantılarında Rusya, İran'ın barışçıl amaçlarla nükleer programı geliştirme hakkına sahip olduğunu ileri sürmektedir. Bu bağlamda Rusya, "yumuşak" yaptırım kararı ile İran'ı diyaloga yanaşmasını sağlayabileceğini ve böylece İran'ın nükleer programının askerî içerikte olmadığının anlaşılacağını düşünmektedir.[10]

 

 

 

Rusya'nın İran Politikası Bağlamında Önemli Açıklamalar

 

 

 

2011'in son aylarından bu yana İran ve Batı arasında yaşanan Hürmüz Krizi sürecinde Rusya'nın takip etmiş olduğu politika ve uluslararası alanda yapmış olduğu açıklamalar dikkat çekicidir. Bu bağlamda kronolojik bir süreç çerçevesi içerisinde Rusya'nın açıklamalarına bakacak olursak; 24 Şubat 2012'de Rusya Başbakanı Vladimir Putin, Batı'nın İran'daki rejimi değiştirmek istediğini belirterek, Batı'nın kitle imha silahların yayılmasını önleme söylemlerini bir perde olarak kullandığını ve asıl hedefin İran'da rejim değişikliği olduğunu açıklamıştır.[11],[12] 22 Şubat 2012'de Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Genadi Gatilov, İran'ın nükleer programı dolayısı ile İsrail'in ülkeye herhangi bir askeri saldırı yapması durumunda, bu askeri müdahalenin tüm bölge için yıkıcı olacağını ve tüm uluslararası sistemi de etkilenebileceğini ifade etmiştir.[13] 14 Şubat 2012'de Ria Novosti'de yer alan bir haberde,Rusya Genelkurmay Başkanı Nikolay Makarov yaptığı bir açıklamada İran'daki tartışmalı nükleer programı ile ilgili olarak yaz döneminde bazı kararlar alınacağını açıklamıştır. Ayrıca Makarov, İran'ın sancılı bir ülke olduğunu belirterek, Rusya Savunma Bakanlığı'nın İran ve tüm Orta Doğu'da yaşanan olaylar sürecinde bölgeleri izlemekte olduğunu[14] da eklemiştir.

 

Genelkurmay Başkanı Makarov'un bu açıklamasından kısa bir süre önce de Rusya'nın Başbakan Yardımcısı Dmitry Rogozin 13 Ocak 2012'de Brüksel'de gazetecilere yaptığı açıklamada, "İran bizim komşumuz ve bu ülkeye askerî müdahale yapılması güvenliğimize doğrudan tehdittir" açıklamasında bulunmuştur[15]. Bir diğer önemli açıklama da Rus askeri uzman İgor Korotçenko'nun Ocak 2012'de yapmış olduğu, ABD'nin İran'a yönelik gerçek askeri operasyonlarının başlatmasına ilişkin[16] açıklaması olmuştur.

 

 

 

Bu açıklamalardan ve uluslararası konjonktürdeki son durumdan yola çıkarak Rusya'nın İran politikasında;

 

 

 

1- Rusya, İran'a ABD saldırısına ilişkin açıklamaları ve AB ülkelerinin Hürmüz Boğazı ve İran'ın nükleer çalışmaları nedeniyle İran'a uygulamayı kararlaştırdıkları petrol ihracatı söylemleri sürecinde, ilk olarak, olası bir İran müdahalesini engellemek için etkili girişimlerde bulunacağının sinyallerini vermiştir. Fakat aynı zamanda İran'ın, Rusya'nın kendisini savunacağına güvenip bir savaş hamlesi yapmaması da belirtilmiştir[17].

 

2- Rusya'nın ekonomisinde iki ana belirleyici unsur olduğu bilinmektedir: Enerji ve silah ticareti. Bu bağlamda Rusya Suriye'de yaşanan "Arap Baharı" krizi ile Libya'dan sonra önemli bir silah pazarını kaybetmek ile karşı karşıya kalmıştır. Bu durumla birlikte Rusya için İran'da silah ticareti açısından bir diğer önemli bölgedir.

 

3- Bölgede izole edilmiş bir İran Rusya'nın lehine bir ortam yaratmaktadır, çünkü İran Rusya açısından hem pazar hem de enerji alanında rakip olarak görülmektedir. Irak akıbetine uğramış bir İran, Kremlin açısından Rus doğal gaz monopolüne yakın zamanda rakip teşkil edebilir.

 

4- İran'ın düşmesi ileride bölünüp Büyük Azerbaycan kurulması ihtimali de Rus dış politikasında istenmeyen bir senaryo olduğunu da ifade etmiştir çünkü bugün İran nüfusunda yaklaşık 20 milyon Azerbaycan Türkü[18] ülkenin Kuzey bölgesinde yoğunluklu olarak yaşamaktadır. Bölgede bu tarz bir bölünme Hazar'ın doğusundaki Türk Cumhuriyetleri de düşünüldüğünde, Hazar'ın güneyinde ortaya çıkacak bir Güney Azerbaycan Devleti ile birlikte, Hazar'ı çevreleyen bir Türk kuşağı[19] oluşturacaktır. Bu durum Rusya açısından Hazar'ın statüsü ve bölgede jeopolitik dengeler açısından sorun teşkil edecektir.

 

5- Bölgeye olası bir müdahale bölgede büyük bir kaosun yaşanmasına yola açacaktır. Rusya'da oluşabilecek bu kaotik ortamda en fazla Kuzey Kafkasya coğrafyasının etkileneceğini ve önemli bir mülteci göçü yaşanacağı ön görüsünde bulunulabilir. Bu açıdan, Orta Doğu Araştırmaları Enstitüsü Uzmanı Yevgeny Satanovsky de Kuzey Kafkasya coğrafyasında, Tahran bağlantılı İslamist ayaklanmaların Rusya tarafından istenmediğini belirtmiştir.[20]

 

6- Kriz sürecinde petrol fiyatlarındaki artış dikkat çekmektedir. Aralık 2011'de varili 107.97 dolar olan petrol fiyatları Ocak 2012'de 110.99 dolar olmuştur.[21]İran'a uygulanacak olan ambargo ister istemez petrol fiyatlarını daha da arttıracaktır. Dolayısıyla İran'a karşı yapılacak bir askeri müdahale Moskova tarafından arzu edilmemekle birlikte, İran gibi büyük bir petrol ülkesinin petrol piyasasındaki payının düşmesi Rus petrolünün onun yerini doldurmasının önünü açacaktır. Rusya'da İran'dan eksilecek oranı kapatacak üretim artışı kısa sürede imkânsız, ancak fiyat artışları sayesinde ekonomik gelir fırlayacaktır.[22],[23]

 


 


 

[1] Nicholas V. Riasanovsky, Mark D. Steinberg,"Rusya Tarihi", İnkilap Yayınları, İstanbul,2011,s321-343

[2]İran Tarihi,http://tehran.emb.mfa.gov.tr/ShowInfoNotes.aspx?ID=121339,12.02.2012

[3] Fırat PURTAŞ,"İran'ın Dış Politikasının Değişmeyen Yapısı ve Rusya-İran Ortaklığının Niteliği", s.311 (Prof. Dr. Osman Metin ÖZTÜRK, Yalçın SARIKAYA, "Kaosa Doğru İran", Fark Yayınları, Ankara,2006)

[4] A.g.e.s.313

[5] Lionel Beehner, "Russia-Iran Arms Trade", http://www.cfr.org/iran/russia-iran-arms-trade/p11869, 01.10. 2006

[6] A.g.m

[7] Vladimir Orlov, Alexander Vinnikov,"The Great Guessing Game: Russia and the Iranian Nuclear Issue,"The Washington Quarterly, Spring 2005.

[8] Purtaş, a.g.e., s.320

[9]İrina SVİSTUNOVA,"XXI. Yüzyılda Rusya Ve Türkiye'nin İran Politikaları "ORSAM Rapor No: 70, ORSAM Avrasya Stratejileri, Rapor No:10, Eylül 2011,s. 8-9

[10] SVİSTUNOVA, a.g.e.,s. 9

[11]" Husseinity! Putin Says U.S. Wants Regime Change In Iran",http://www.forbes.com/sites/kenrapoza/2012/02/24/husseinity-putin-says-u-s-wants-regime-change-in-iran/,24.02.2012

[12] Putin: '"The West wants regime change in Iran", http://rt.com/politics/putin-regime-iran-usa-175/, 25.02.2012

[13] "Russia: Israeli attack on Iran would be catastrophe",http://www.jpost.com/VideoArticles/Video/Article.aspx?id=258918

 

[14]"Russian Army Chief: Iran Crisis to Enter New Phase", http://en.ria.ru/mlitary_news/20120214/171308586.html, 14.02.2012

[15] "Russia says would be threatened by Iran military action", http://www.reuters.com/article/2012/01/13/iran-russia-nato-idUSL6E8CD2XU20120113, 13.01.2012

[16] "Rus uzman: ABD 2 hafta sonra İran'a saldırabilir",

http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=1231060&title=rus-uzman-abd-2-hafta-sonra-irana-saldirabilir,17.01.2012

[17]" Russia Warns Against Iran Attack",http://en.rian.ru/russia/20120118/170829813.html,18.01.2012

[18]"CIA-The World Factbook" sitesinde bu rakam %16 olarak gösterilmiştir.

https://www.cia.gov/library/publications/the-world-factbook/geos/ir.html, 07.02.2012, Azerbaycan Türklerinin İran'daki nüfusu http://www.ethnologue.com adresinde ise 19,147,529 olarak belirtilmiştir

[19] Turgay DÜĞEN, "Türkiye-İran Mücadelesinin Üç Boyutu",21.Yüzyıl Dergisi, sayı 37, Ocak 2012,s.73

[20]"Russia Warns Against Iran Attack",http://en.rian.ru/russia/20120118/170829813.html,18.01.2012

[21]"Crude Oil (petroleum); Dated Brent Daily Price",

http://www.indexmundi.com/commodities/?commodity=crude-oil-brent&months=300,19.01.2012

[22] Hürmüz Krizi sırasında İran'a petrol ambargosu uygulanmasına dair haberlerin arttığı bir dönemde eski Maliye Bakanı Aleksey Kudrin 2012'de petrol ve doğalgaz gelirlerinin 400 milyar dolara ulaşacağını belirtmiştir.( http://haberrus.com/news/2012/01/19/rusya-2012de-petrol-ve-dogalgazdan-400-milyar-dolar-gelir-bekliyor.html,19.01.2012

[23] "Rusya, İran'a yönelik petrol ambargosundan karlı çıkacak",

http://www.haberrus.com/news/2012/01/25/rusya-iran-petrol-ambargosundan-karli-cikacak.html, 25.02.2012

Dr. Merve Suna Özel Özcan

 
 
E mail:                                   mervesuna@yahoo.com
 
Eğitim Durumu
 
2010 -                                      Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü
 Siyaset ve Sosyal Bilimler (Yüksek Lisans)
 
2008 - 2011                            Gazi Üniversitesi Edebiyat Fakültesi
Tarih (Çift Anadal programı)
 
Bölüm Bitirme Tezi: Soğuk Savaş Döneminde Türkiye-ABD İlişkileri Kırılma Dönemleri (1960-1965)
 
2006 - 2010                            Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi
Uluslararası İlişkiler (Lisans)
 
 
2002-2006                              Fethiye Yabacı Dil Ağırlıklı Lise
 
 
 
Yabancı Diller                                 İngilizce                                            
Rusça (Başlangıç)
Osmanlıca (Orta )
 
 
21. Yüzyıl Türkiye Buluşmaları

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Gözde Kılıç Yaşın   - 08-07-2020

Kosova-Sırbistan Görüşmelerinde Liderlik Çekişmesi

Kosova-Sırbistan anlaşmazlığı, Balkanlarda sürdürülebilir istikrarın önündeki en önemli engel olarak görülüyor.