×

Uyarı

JUser: :_load: Unable to load user with ID: 116



RUSYA’NIN İRAN POLİTİKASI NEDEN DEĞİŞKEN?

Yazan  17 Ağustos 2010
ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü M. Toner “Ağustos ayının 21’de kullanıma başlayacak Buşer Nükleer Santralı nükleer silahın yayılması açısından tehlikeli değildir.” demiştir.

Bununla birlikte M.Toner İran'ın nükleer programına ilişkin bazı soruların yanıtsız kaldığını demiştir. Bugün Rusya ve ABD'nin İran politikaları ciddi şekilde koordine edilmektedir. Ayrıca bu politika günümüzde moda haline gelmiş "resetleme" politikasıyla ilgili değildir. Bu durumun meydana gelmesinin esas nedeni her iki devletin İran'la ilgili çıkarlarının büyük ölçüde örtüşmesidir.

ABD'nin İran politikasıyla ilgili çok yazılmış. Fakat düne kadar İran'ın en yakın müttefiki olan Rusya'nın İran politikasını belirleyen şartlarla ilgili çok az şey söylenmektedir. Bugün Rusya'nın İran politikasını belirleyen birkaç husus öne çıkmaktadır.

1) Rusya İran'ın nükleer silaha sahip olmasını bölgedeki çıkarları açısından tehlikeli bulmaktadır. Avrupa ve ABD'yle kıyaslandığında Rusya İran'a çok fazla yakın coğrafyadadır. İran'ın orta menzilli roketleri ABD ve Avrupa'yı değil, Rusya'yı tehdit etme kapasitesine sahiptir. Nükleer başlıklı roketler bu tehdidi önemli ölçüde artırmaktadır. Nükleer silaha sahip olan ülkelerin devletlerarası ve uluslararası ilişkilerde eli daha güçlüdür. İran ise en azından Güney Kafkasya ve Orta Asya'da söz sahibi olmak istemektedir. Fakat dikkate almak gerekir ki Rusya Güney Kafkasya ve Orta Asya'da tek söz sahibi olmak istemektedir. Buna göre de Rusya söz konusu bölgelerde nükleer silaha sahip, davranışları tahmin edilemeyen bir rakibin ortaya çıktığını istememektedir.

2) Rusya'nın jeopolitik ve jeoekonomik çıkarları İran'ın mümkün kadar dışlanmış, dünyadan tecrit olunmuş şekilde kalmasını istiyor. Bugün İran doğalgaz potansiyeline göre dünyada ikinci yerdedir. Ambargolar İran'ın dünya doğalgaz piyasasında Rusya ili rekabetini kırabilecektir. Moskova'nın İran'a karşı ambargo desteklemesinin esas nedenlerinden birisi de budur.

3) Her iki devletin bölgeyle ilgili bakışları birçok konuda örtüşmektedir. Rusya ve İran ABD ve AB'nin bölgedeki gelişmelere müdahalesinden rahatsızdır. Her iki devlet askeri ve siyasi olarak aktifliğinin aleyhinedir. İran ve Rusya sadece ABD ve AB'nin değil Türkiye'nin de bölgedeki aktifliğini kabullenmek istemiyorlar. Örneğin son dönemde Nahçivan'da Türk Silahlı Kuvvetlerinin yerleşebileceğine dair bilgilerin yayılması sırasında her iki devlet set tepkilerini dile getirmişlerdir.

4) Her iki devlet Hazar petrol ve doğalgazının Azerbaycan ve Gürcistan'dan taşınmasına karşıdırlar. Bu aynı zamanda İran'ın Hazar'ın statüsü konusunda aykırı tutum sergilemesinin esas nedenlerinden biridir.

Yukarıda belirtilmiş hususlar İran ve Rusya arasındaki ilişkilerin hem işbirliği hem de rekabet boyutunu oluşturuyor. Rusya ve İran'ı yakınlaştıran nedenler bundan sonraki süreçte iki devlet arasındaki ilişkilerin işbirliği boyutunun korunup devam ettirilmesine yardımcı olacaktır. İran-Rusya ilişkilerinin rekabet boyutu ise aynı zamanda "Takas Anlaşması"nın iflas etmesine neden olan hususlardandır. Fakat şunu da vurgulamak gerekir ki "Takas Anlaşması" sürecinde Rusya'nın bu şekilde davranması sadece İran-Rusya ilişkilerinin rekabet boyutuyla ilgili değildir. Türkiye bu oyunda "büyük devletlerin yetki alanına girmiştir." Bu yüzden son dönemde Ankara'nın en yakın dostlarından biri olarak tanınan Moskova "Takas Anlaşmasına" karşılık ambargoların onaylanmasından yana olmuştur.

Rauf Mirgadirov - Zerkalo (Azerbaycan) gazetesi Türkiye temsilcisi

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Cahit Armağan Dilek   - 22-08-2019

Kıbrıs'ta Türk kimliğini silme operasyonu

2007 sonrasında başlayan açılım politikalarının Türkiye'yi getirdiği nokta, Ocak 2013'te başlayan sözde çözüm süreci gerçekte büyük bir yıkım süreci olan PKK terör örgütüyle müzakereler olmuştu.