Rusya’nın Yemen Politikası ve Yeni Orta Doğu Diplomasisi

Yazan  09 Nisan 2015

Giriş

Yemen’de yaşanan iktidar mücadelesi gizli görüşmeler yürüten ve Sünni Cumhurbaşkanı destekleyerek kendi çıkarları doğrultusunda bir yönetim inşa etmek isteyen Suudi Arabistan ve ABD’in politikaları başarısızlıkla sonuçlanmış, Yemen nüfusunun yaklaşık yarısını oluşturan Şii Husiler’in Devlet Başkanı sarayına saldırmasıyla ülkede iç savaşın başlamasına neden olmuştur. İran tarafından desteklendiğini iddia ederek Yemen üzerinde Şii etkisi kırmak için Suudi Arabistan’ın 26 Mart 2015’te Şii Husiler’e karşı başlattığı hava operasyonu, Rusya tarafından tepkiyle karşılanmıştır. Dış müdahaleyi engellemeye çalışan Rusya, Yemen’de yaşanan iş savaşı sona erdirmek için giriştiği “yeni diplomasisiyle” bölgede tekrar etkisini artırmaya çalışmaktadır.

Rusya’nın Yemen Politikası ve Yeni Orta Doğu Diplomasisi

Yemen krizin çözümü için 28 Mart 2015’te toplanan Arap Birliği Zirvesine katılan Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı ve Orta Doğu ve Afrika Özel Temsilcisi Mihail Bogdanov, Yemen Dışişleri Bakanı Riyad Yasin ile bir araya geldi.  Görüşmelerin ardından Bogdanov, “güç kullanılmasının ve tarafların birbirine karşı saldırılarının sona erdirilmesini, görüşmeleri tekrar başlatılması gerektiğini, bunun BM gözetimi altında yapılması gerektiğini belirterek, çatışmaların sona erdirilmesi için ise Yemen’de çatışan tarafların Rusya’nın desteğini talep ettiklerini” söyledi.[1]

Daha sonra konuyla ilgili açıklama yapan Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, “durumun kontrolden çıkmasının engellenmesi, Sünni-Şii çatışmasına dönüşmesine izin verilmemesi ve dış ülkelerin de güç kullanmalarını sonlandırılması” gerektiğini belirtti.[2]

BM GK ve Körfez İşbirliği Konseyi ülkeleri arasında Yemen’e ilişkin görüşmeler devam ederken, Rusya, sadece Husilere karşı silah ambargosu ve yaptırım kararına karşı çıkmaktadır. Rusya, eğer herhangi bir yaptırım kararı alınacaksa, çatışma taraflarının hepsine karşı silah ambargosu uygulanması gerektiğini ya da Husilerin bazı grup liderlerin şahıslarına karşı ülkeden çıkış yasağı ve yabancı bankalardaki hesaplarının dondurulması gibi yaptırım önerisini sunmaktadır.

Rusya, ne Suudi Arabistan tarafından Yemen’in işgal edilmesi veya dış müdahalelerin yapılmasından, Şii Husiler’in Suudi Arabistan’la yürüteceği savaşta Suudi Arabistan’ın çıkarlarını göz ardı ederek Şia gurupların desteklenmesinden yanadır. Libya ve Suriye’de olduğu gibi Yemen’de de egemen devletlerin içişlerine müdahale yapılmasına karşı çıkarak, dış operasyonların devletler tarafından kabul görülmeye başlamasını ve uluslararası hukuk normu haline görüşmesini engellemeye çalışmaktadır. Rusya bölgesel ve küresel sorunların BM GK çerçevesinde çözülmesinden yanadır. Böylelikle dünyada meydana gelen herhangi bir siyasi sorunun çözümünde otomatik olarak Rusya yer almış olacak. Bu da sorunların çözümünde Rusya’nın da fikrinin alınması anlamına gelecektir. Yani, Rusya’nın küresel aktör olarak saygınlığını artmasına neden olmakla birlikte, Rusya’yı ilgilendiren konularda Rusya’nın da çıkarlarını göz önünde bulundurma zorunluluğunu getirmektedir.

Diğer taraftan Rusya, Yemen’deki tüm taraflarla, hem Devlet Başkanı Hadi, eski Devlet Başkanı Salih ve hem de Şii Husilerleiletişim halindedir. Bu Rusya’nın yeni Orta Doğu stratejisidir. Arap Baharı’yla birlikte, Batı dünyası bölge ülkelerin iktidarlarına karşı “demokrasi adına” muhalif grupları ya da partileri desteklerken, Suriye kriziyle beraber, Rusya bölge ülkelerinde hem iktidarlarla hem de muhaliflerle birlikte sorunun çözümüne yönelik politika izlemişti. Suriye’de Başar Esad’ı destekleyen Moskova, aynı zamanda muhaliflerle de görüşmeleri ve ortak bir zemin üzerinde uzlaşmayı teklif etmekteydi.

Mısır’da iktidara gelen Muhammed Mursi’yi tanıyan ve sıkı işbirliğine hazırlanan Rusya, Mursi iktidarının sona ermesi sürecinde de “ülkenin istikrarı için” söylemi üzerine inşa ettiği politikasıyla tarafların her biriyle görüşmelerini sürdürmüş, El-Sisi’nin askeri müdahalesi sonrası ise, her kesimle sıcak ilişki kurmaya hazır olduğunu açıklamıştır.  El-Sisi’nin devlet başkanı seçildiğinde ise, Rusya ile Mısır arasından askeri-teknik anlaşma imzalayarak Mısır’daki çıkarlarını korumuş ve üst düzeye çıkarmıştır.   

Rusya’nın Yemen örneğinde olduğu gibi, bölge içi siyasi aktörlerin Sünni ya da Şii olmalarına bakmaksızın,  Arap ve Müslüman âlemine yönelik küresel oyunun yeni kurallarının koymak istiyor. Buda ABD’nin bölge üzerindeki hegemonyasının zayıflatılmasına yönelik olup,  bölgede askeri olduğu gibi siyasi olarak varlığının azaltılmasının çabasıdır. Ancak Rusya bunu ABD’ye karşı karşıya gelerek değil, örneğin sadece tek bir Şii Husilerin desteklenmesi gibi, Araplar arasında yaşanan sorunların çözümünü Arapların kendisine bırakarak, Arapların eliyle bölgeden ABD’nin dışlanmasını amaçlamaktadır. Rusya’nın Ortadoğu politikası bölgenin jeopolitik kontrol altına almak değil, bölgede var olan yabancı etkisinin bertaraf edilmek, yerine bölge ülkelerinin kendi sorunlarının kendi iç çıkarları doğrultusunda çözmek için teşvik edilmesi yönündedir. Bu rol arabuluculuk olabileceği gibi, sorunun taraflarını Rusya’nın oluşturacağı diplomatik platform üzerinden bir araya getirerek “barış sağlayan aktör” rolünü üstlenmeyi hedefliyor. Rusya’nın bölge üzerinde mutlak bir kontrol çabasının olmadığını,  barış ve işbirliğinin sağlanması için talep edilen desteği verebileceğini göstererek, bölge ülkelerinin ve ya her bir siyasi gurubun Rusya’yla işbirliği yapabilme olanağının önünü açmaya çalışıyor.

Washington’un, Suriye’de Esad’a karşı mücadeleden vazgeçmesi ve IŞİD’e karşı Esad’la işbirliğine gidebileceğini söylemesi, Suriye muhalefeti ve Suudilerin tepkisine neden olmuşken, İran’ın nükleer programı konusunda Tahran’la anlaşmaya gitmesi ve İran’la yakışlaşmaya çalıştığı söylentileri Suudilerin ve İsrailliler tarafından olumsuz karşılanmış, bölgedeki güvenirliği tartışıl hale getirmiştir. Ancak diğer taraftan Suriye ve İran’da olduğu gibi, Rusya’yla müttefik ilişkisi kuran devletleri yarı yolda bırakmadığını göstererek bölgede kendisine güvenen ülkeler üretmek istiyor.

Sonuç

Rusya, Yemen’de olduğu gibi Orta Doğu politikasında, meydana gelen sorunların BM GK çerçevesinde çözerek uluslararası hukukun revizyona uğratılmasını engellemek ve küresel güç statüsünü korumak istiyor. Aynı zaman da Orta Doğu bölgesine yönelik uygulamaya çalıştığı “yeni diplomasisiyle” Yemen öreğinde olduğu gibi, bölgesel sorunların bölgesel siyasi aktörlerin çıkarları doğrultusunda çözmek ve bu süreçte de taraflara aynı mesafede olunması göstererek bölge ülkelerinin güvenini kazanmaya çalışmaktadır. Bölgesel sorunların bölge ülkelerinin kendi sorumluluklarına bırakarak, bölge ülkeleri eliyle ABD’nin etkisinin zayıflatılmasını amaçlamaktadır. Bölgede ABD etkisinin zayıflaması, bölgede Rusya’yla işbirliğine gitmek isteyen ülke sayısının artması anlamına geliyor.

 


[1]Kommersant, 29 Mart 2015, http://www.kommersant.ru/doc/2697424

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Suinbay Suyundikov   - 25-09-2020

Rusya’nın Libya Politikası

Rusya başat bir aktör olarak Orta Doğu sahnesine geri dönmüştür. Bu çalışmada, Rusya’nın Orta Doğu’daki tarihsel varlığı kısaca ortaya konulacak, Arap Baharı sonrası dönemde Rusya’nın bu bölgede Libya’ya yönelik izlediği politikanın değerlendirilecek, hedeflerin ve çıkarları tespit edilecektir. ...