Yeni Berlin Duvarı Ukrayna’dan Geçecek…

Yazan  19 Mart 2014

Aslında her şey baş döndürücü bir hızla gelişti şaşırtıcı bir şekilde. Ukrayna’da ortaya çıkan ve aylarca süren gösterilerin ardından derinleşen yönetim bunalımı ve Batı yanlılarının yönetimi ele geçirmeleri üzerine, Cumhurbaşkanı Viktor Yanukoviç’in Şubat sonunda Rusya’ya kaçmasının ardından Rus güçleri Kırım’a girerek kontrolü ele almıştı. Kırım’da geçen pazar günü düzenlenen referandumda, seçmenlerin yüzde 97’si Ukrayna’dan ayrılma yönünde oy kullandı, Kremlin de bu talep doğrultusunda parlamentosunda girişimde bulundu ve nihayet Kırım’ın Rusya Federasyonu’na katılması beklendiğinden erken gerçekleşti. Dün Moskova’da Rus ve Kırım liderleri arasında imzalanan anlaşmayla Kırım 60 yıl sonra yeniden Rus toprağı oluverdi. Bundan sonrası bu katılımla ilgili artık formalitelerin (meclisin onayı, rublenin Ukrayna para biriminin yerini alması, vs.) hayata geçirilmesi hadisesidir.Nitekim, dün sabah saatlerinde Kırım’ın Rusya’ya ilhakı için hazırlanan tasarıyı parlamentoya gönderen Vladimir Putin öğleden sonra da Kremlin’de yaptığı açıklamada, “Kırım’ın insanların gönüllerinin derinliklerinde hep Rusya’nın bir parçası” olduğunu söyleyerekmilletvekillerinden Kırım’ın Ukrayna’dan ayrılarak Rusya’yla birleşmesi kararına da destek olmalarını istedi.

Başını ABD’nin çektiği Batılı devletler bu oylamayı ve bu birleşmeyi yasal saymaması ve yaptırım uygulama kararı almaları karşısında, Rusya bu yaptırımları sert bir şekilde eleştirerek, yaptırımlara aynı şekilde karşılık vereceğini açıkladı. Batılı ülkelerin Rusya’yı yaptırım uygulama ve bazı uluslararası sorunları kötüleştirmekle tehdit ettiğini belirten Putin, Rusya’nın Batı ile çatışmaya girmek istemediğini, fakat kendi çıkarlarını da savunacağını söyledi.[1] Kırım’ın Rusya’nın ayrılmaz bir parçası olageldiğini kaydeden Putin,Kırım halkının da 1954’ten bu yana ortaya çıkmış bulunan  “tarihi adaletsizliğe katlanmak”zorunda olmadığını şu sözleriyle dile getirdi:

“Tarihi dönemler oldu. 1954 yılında Kırım ve aynı anda Sivastopol Ukrayna’ya verildi. Bu dönemin SSCB Komünist partisi Başkanı Nikita Kruşçev’in bizzat girişimiyle oldu. Bunu ne neden oldu bu konuyu tarihçiler araştırsın. Konuyu tüm anayasa normlarını ihlal ederek kulislerde çözdüler. İnsanları kanıtlar karşısında zor durumda bıraktılar. O zaman Ukrayna ve Rusya’nın birlikte olmayacağı asla akla gelmezdi. Çoğu insan tüm olayların SSCB’nin dağılmasında anlamazdı. Çoğu, Bağımsız Devletler Topluluğu’nun yeni devlet şekline dönüşeceğine, tek para birimi ve tek ekonomi topluluğu olacağını umut ediyordu. Ama bunlar hep vaat olarak kaldı, büyük devlet ise kurulamadı. Bu durumda Rusya şunu anladı: Ondan sadece çalmadılar, aynı zamanda soydular. Rusya’nın kendisi SSCB’nin dağılmasına katkı sağladı. Kırım ve Sivastopol’da Karadeniz donanması unutuldu. Milyonlarca Rus bir saniyede azınlık durumuna düştü. Milyonlarca Rus aynı ülke çatısında uyurken, ertesi gün başka bir ülkede gözlerini açtı. Kırım halkı, 1991 yılında kendilerinin patates çuvalı gibi el değiştirdiklerini ifade ediyor. Rusya ise bunlara göz yumdu, durumla barıştı ve bu kahrı yuttu. Ülkemiz kendi çıkarlarını koruyamayacak bir durumdaydı.”[2]

Putin’in dünkü konuşmasının Türkiye’yi yakından ilgilendiren önemli unsuru, Kırım Tatarları ile ilgili kısmıdır. Kırım’da yaşayan Tatarların rehabilitasyon süreci için her türlü önlemin alınacağını belirten Putin’in bu konuda verdiği mesaj, Tatar toplumunun haklarının ve güvenliğinin sağlanacağı ve Tatarların konuştuğu Türkçe’nin, Rusça ve Ukraynaca’nın yanında üçüncü resmi dil olacağıdır. Rusya’nın bunları gerçekleştirip gerçekleştirmeyeceğini ve Türkiye’nin de bunun takipçisi olup olmayacağını zaman gösterecek.

Rusya devlet başkanı Vladimir Putin başta olmak üzere, Kırım’ın Ukrayna’dan kopup Moskova’ya bağlanmasını yasal ve meşru gösterenlerin başlıca argümanı, bunun halkların “kendi geleceklerini belirleme” (self-determinasyon) hakkına tamamen uygun olduğu savı iken; buna karşı çıkanların temel argümanı ise, tek yanlı bağımsızlık ve ilhak kararlarının, ülkelerin “toprak bütünlüğü” ve “siyasi birlik” ilkesini ihlal ettiği savıdır. Söz konusu ilkeler BM Andlaşması’nda yer alsa da, pratikte bu tür meseleler söz konusu olduğunda devletlerin iki farklı görüş etrafında toplandıkları uluslararası ilişkilerde bir vakıadır.Diğer bir deyişle devletler, bu tür durumlarda ulusal çıkarlarının gerektirdiği şekilde, ya “self-determinasyon” ya da “toprak bütünlüğü” ilkesi esasına dayanarak, bir tutum alıyorlar.

Bu bağlamda, Kırım olayının uluslararası ilişkiler açısından esas önemli yanı Rusya Federasyonu’nun, Kırım’ın bağımsızlığını tanıyıp kendisine katılmasını onaylayarak bir anlamda Kosova’nın rövanşını almış olmasıdır. (Hatırlanacağı gibi, 1999 yılındaki NATO müdahalesi ile Kosova, Sırbistan idaresinden koparılmış ve 1999 ile 2008 yılları arasında Birleşmiş Milletler idaresinde bir bölge olan Kosova, Batılı ülkelerin desteğiyle 17 Şubat 2008 tarihinde bağımsızlığını ilan etmişti.) Batılı ülkelerin ve tabi Türkiye’nin Kırım’daki referandum sonucunu ve Kırım’ın Rusya Federasyonu’na bağlanmasını yasal ve meşru saymaması ya da Kırım’ın artık Rus toprağı olduğu gerçeğini kabul etmemesi, pratikte bu yeni statüyü değiştirmeyecek. Uluslararası ilişkilerin ana teorisi Realizm, Kırım örneğinde de görüldüğü üzere rüştünü bir kez daha ispat etti. Rusya Federasyonu ulusal çıkarlarını korumak için güç kullanmaktan çekinmeyeceğini açıkça gösterdi. Kimileri Batı ile Rusya Federasyonu arasında ABD'nin Avrupa’ya Füze Savunma Sistemleri kurma girişimi ve 2008 Güney Osetya Savaşı’ndan bu yana ortaya çıkan bu gerilime “Yeni Soğuk Savaş/İkinci Soğuk Savaş” adını veriyor ve yeni bir dönemin başladığına işaret ediyor. Öyle görünüyor ki bu “İkinci Soğuk Savaş” Asya’da daha doğrusu Avrasya’da ortaya çıkıyor ve yeni Berlin Duvarı da bu sefer Berlin’den değil, Ukrayna’dan geçecek. Diğer bir deyişle, Soğuk Savaş yıllarında Avrupa’yı bölen “Demir Perde” bugün artık birkaç yüz mil doğuya kaymıştır ve belki de bu dönemin bölünmüş Almanya’sı yakın bir gelecekte Ukrayna olacaktır.

 


[1]“Putin: Kırım hep Rusya’nın Parçası Oldu”, 18 Mart 2014, http://www.bbc.co.uk/turkce/haberler/2014/03/140318_putin_kirim_1.shtml

[2]“Putin Anlaşmayı İmzaladı”, 18 Mart 2014,

http://www.sabah.com.tr/Dunya/2014/03/18/putin-anlasmayi-imzaladi

Doç. Dr. Bülent Şener

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü
Bilimsel Danışmanı

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Dr. Aslan Yaman   - 29-09-2020

Karadeniz’deki Doğalgaz Keşfi Türkiye’nin Bölgesel Politikalarında Kaldıraç Olarak Kullanılabilir mi?

Özet Türkiye’nin Karadenizdeki doğalgaz keşfi ve bunu kendi imkanları ile gerçekleştirmesi münhasır ekonomik bölgelere sahip olan ancak arama ve çıkarma faaliyetleri için dünya enerji devlerine ihtiyaç duyan ülkeler için heyecan yaratan bir gelişme olarak değerlendirilmiştir. ...