Kürdistan, Bizim Paramızla mı Kurulacak?

Yazan  02 Ağustos 2012

Geçtiğimiz haftalarda ABD'de gerçekleştirilen önemli bir toplantı da KYY'nin (Kürdistan Yerel Yönetimi) Washington temsilcisi Kubat Talabani'nin (Irak Devlet Başkanı Celal Talabani'nin yeğeni) önemli açıklamalarının ardından gelişmeler aynen K.Talabani'nin verdiği detaylara uygun ilerlemektedir. Bizzat ABD'nin Bağdat Büyükelçisi'nin olduğu toplantıda, yeğen Talabani, Türkiye ile Kuzey Irak arasında inşa edilecek petrol boru hattı için 2013 Ağustos ayını açılış tarihi olarak belirtmekten çekinmemiştir. Bu açıklamalardan sonra ise Türkiye'de bir yetkiliden net bir cevap maalesef gelmemiştir. Ardından ise Kuzey Irak'tan ilk petrol ithalatımızın haberi gelmiştir. İran'dan aldığımız petrolde %20 azaltma yapmamızın ardından ihtiyaç duyduğumuz petrolü ne Arap yarım adasından ne de Libya'dan bulamadık ya da "buldurmadılar". Sonuçta, Türkiye, Kuzey Irak'tan alacağı 200 kamyon petrole ihtiyaç duyar hale gelmiştir.

Türkiye'nin Kuzey Irak'tan Merkezi Yönetimin otoritesini ikinci plana atarak petrol almaya başlaması ise Ankara ile Bağdat arasındaki dengelerinde bozulmasına neden olmaktadır. Petrol sevkiyatının başlaması ve eşgüdümlü olarak Suriye'nin kuzeyine Barzani peşmergelerinin geçiş yapmaya başlamasının ardından güç bulan Mesud Barzani, Bağdat Yönetimine, "petrol anlaşmazlığının bütçeye yansıması savaş ilanı olur" tehdidinde bulunmuştur. Bildiğimiz kadarı ile Irak'ın ABD işgaline ve kontrolüne girdiği tarihten itibaren Türk dış politikası, Irak'ın toprak bütünlüğünün korunması ve Kerkük'ün KYY'nin dışında kalması yönünde hareket etmiştir. Fakat Ankara ve KYY arasındaki enerji alanındaki son gelişmeler, Türkiye'nin Irak'ın Merkezi Yönetimini geçerek, adeta bağımsız bir devlet muamelesi yaparak KYY ile ilişkiler kurduğunu göstermektedir. Konuyla ilgili bilgiler halen ya KYY yetkililerinden ya da Batı basınından gelmektedir. Son olarak ise Türkiye tarafından hakkında hiç yorum yapılmayan boru hattının ayrıntıları ABD basınında yer almıştır. Boru hattının toplam 281 km olacağı, 18 km'lik kısmının inşaatının çoktan tamamlandığı, iki yıl içerisinde günlük 200 bin varille başlayacak sevkiyatın günlük 1 milyon varile çıkacağı belirtilmiştir. Yine aynı haber kaynağına göre boru hattı, %50 hissesi Çukurova grubuna %50 hissesi ise Nat Rotschild'e ait olan Genel Energy şirketinin petrol üretimi gerçekleştireceği yerden başlamaktadır. KYY'nin petrolüne çıkış noktası bulmasının ardından pek çok dünya devi petrol şirketi de Kuzey'de faaliyete geçmek için heyecanla beklemektedir. Çünkü bugüne kadar Bağdat Yönetiminin kendi izni olmadan KYY ile yapılacak anlaşmalar durumunda söz konusu şirketleri kara listeye alma tehdidi her gün biraz daha anlamını yitirmektedir. Özelikle boru hattının inşasından sonra KYY'nin çok daha fazla yabancı enerji şirketi ile anlaşma imzalaması gerçekleşecektir. Böylece bunun da yolunu bizzat Türkiye açmış bulunuyor. Bütün bunlara ek olarak Türkiye'nin önümüzdeki 3-5 yıl içerisinde Kuzey Irak'tan doğal gaz da alacağı be bunun için de boru hattı inşa edileceği belirtilmektedir.

Sonuç olarak Türkiye'nin son günlerdeki dış politikası ve enerji politikasının bileşkesi KYY'nin bağımsızlığına hizmet eden, Suriye'nin kuzeyinde ise yeni bir Kürt otonom bölgesi doğmasına yol açan bir görüntü sergilemektedir. Bu durum Türkiye'nin mecbur kaldığı enerji açığı uğuruna mı ortaya çıkmıştır yoksa Türkiye'nin muazzam gelir beklentileri mi vardır, bu soruların kesin cevapları henüz bilinmemektedir. Fakat şu bir gerçektir ki, Türkiye'nin KYY ile atacağı her türlü enerji ticareti adımı, KYY'nin bağımsızlığı adına bir tuğla daha koyacaktır. Bunun Türkiye açısından karşılıksız gerçekleştiriliyor olması ise tarihi bir hata olacaktır. Bir başka önemli nokta da Türkiye'nin Kuzey Irak ile enerji ticaretinin başladığı dönem ile Suriye'nin kuzeyinde bir Kürt otonom bölge çalışmalarının tarihi bir fırsat yakalamasının aynı günlere denk gelmiş olmasıdır. Malum, Türkiye bir süredir "aktif" bir Suriye politikası izlemektedir. Gelinen nokta da Suriye'nin kuzeyindeki Kürt bölgesi ile Irak'ın kuzeyindeki Kürt bölgesinin birleşmesi halinde ise Kuzey Irak enerji kaynakları için yeni bir çıkış yolu doğacak ve belki de iki yapıyı siyasi birleşmeye doğru götürecektir. Dolayısıyla, haklı olarak Türkiye, kendi parasıyla ve gücüyle hatta dünya siyasi dengelerinde aldığı politik risklerle bir "Kürdistan"ın oluşmasına mı hizmet etmektedir sorusu akla gelmektedir.

Dr. Tuğçe Varol

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü
Amerika Araştırmaları Merkezi Başkanı

 

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü   - 21-09-2019

1. Ermenek Tarih-Toplum-Devlet Çalıştayı İcra Edildi

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü ve Ermenek Belediyesi’nin işbirliği ile Prof. Dr. Mustafa Kafalı anısına Ermenek’te düzenlenen “Türklerde Devlet Felsefesi ve Yönetimi” konulu I. Ermenek Tarih-Toplum-Devlet Çalıştayı’na Ermenek halkı yoğun ilgi gösterdi.