FRANSA’YA GERÇEKTEN KIZGIN MIYIZ?

Yazan  25 Ocak 2012
Fransız parlamentosu’ndan sonra senatosu da Ermeni sözde soykırım iddialarını yalanlamayı para ve hapis cezasına çarptıran yasa tasarısını kabul ederek yasalaştırdı.

Parlamento yasa tasarısını kabul ettikten sonra Ankara'dan Paris'e yönelik çok sert tepkiler yükselmişti. Büyükelçimizi geri çektik, Başbakan Kanuni'nin Fransız kralına mektubunu okudu. Anlaşılan çok kızmıştık.


Bu arada Türkiye'de ve dünya da hayat devam etti. Başka dış gelişmelerde oldu. Bunlardan birisi de Rus doğal gazının Türkiye üzerinden Avrupa'ya akmasını sağlayacak "Güney Akımı projesine" Türkiye'nin onay vermesiydi. Proje ile Güney Akımı Rus doğalgazını Türkiye üzerinden Bulgaristan, Sırbistan, Macaristan, Yunanistan, Slovenya, Hırvatistan ve Avusturya'ya ulaştıracaktır.


Moskova, Türkiye'nin Güney Akım Projesine aniden onay vermesine o kadar sevinmişti ki, bunu yılbaşı hediyesi olarak yorumladığını resmi ağızlardan açıklamıştı. Peki, bu büyük projeyi Ruslar tek başlarına yapıyorlardı. Hayır. Rus Gazprom şirketi projenin % 50'sine, İtalyanENİ, % 20'sine Alman Wintershal Holding % 15'ine ve Fransız EDF % 15'ine sahiptir.


EDF, Güney Akım Projesine girebilmek için Fransız devletinin desteğini alarak çok mücadele etmiştir. Fransa, bu projeye kabul edilebilmek için Rusya'ya ABD tarafından eleştirilen bir helikopter gemisi satışı dahi yapmayı kabul etmiştir. Bu bir NATO ülkesinin Rusya'ya yaptığı ilk gemi satışı olmuştur. Kasım 2009'da Rusya ile Güney Akım'a dahil olmak üzere iyi niyet belgesi imzalayan ve Haziran 2010'da Güney akım'a resmne katılan Fransa amacına ulaşmıştır.


Türkiye'nin enerji ve stratejikonusundaki en önemli isimlerinden olan Tuğçe Varol ise şöyle diyor: "Fransa ile Rusya arasında tarihi bir gemi anlaşması yapılmıştır. Benim o zamanki tahminimde Fransa'nın Almanya'nın Kuzey Akım taktiğine karşılık Güney Akım'a girebilmek için bu stratejiyle hareket ettiği yönündeydi. Belli ki uzun süren pazarlıklar neticesinde Fransızlar Ruslara yeni bir teknolojiye sahip gemi satıyorlar, Ruslar da onları boru hattı projesine alıyor. Boru hattı anlaşması ile gemi anlaşmasının birbirine bu kadar yakın tarihlerde olmasının tesadüf olamayacağını düşünüyorum."


Bu noktada sorulması gereken soru, Fransızlar açısından bu kadar büyük bir öneme sahip olan ekonomik ve stratejik bir projeyi Türkiye neden Fransız parlamentosunun Ermeni sözde soykırımı iddialarını reddetmeyi cezalandıran yasa tasarısının kabul edilmesinden hemen sonra adeta Ruslar ile birlikte Fransızlara hediye etti."


Üstelik Güney Akımı projesinin devreye girmesi bir başka doğalgaz projesi olan Nabucco'ya ağır darbe indiriyor. Nabucco Projesi, İran, Azerbaycan ve Irak doğalgazının Avrupa'ya taşınmasını öngörüyor. AB, mevcut gerilimden dolayı İran'ı şimdilik işin dışında tutuyor. Irak'ın altyapısı yeterli olmadığı için çok uzun süre Nabucco'nun dışında kalacağı varsayılıyor. Geriye kalan bir tek Azerbaycan. Tabii ki Türkmenistan doğalgazının da Hazar altından bu projeye bağlanması söz konusu. Ancak Türkiye'nin Güney Akımı kabul etmesi ile Nabucco'nun gerçekleşmesinin önüne çok büyük bir engel çıkacak. Diğer bir ifade ile Türkiye, Azerbaycan'ı ikinci kez Ermenistan açılımından sonra cezalandırıyor. Bundan faydalanan Rusya Bakü'ye bütün artık doğalgazını yüksek fiyattan satın alma ve bunu uzun vadeli olarak gerçekleştirme sözü verdi.


Bütün bu süreçte çok boyutlu ve hem Türkiye'ye hem Azerbaycan'a zarar veren bir durum var. Hükümetin şimdi Fransa'ya verebileceği en ağır tepki Güney Akımı'ndan Fransız firmasının çıkarılmaması durumunda Güney Akımı projesini yavaşlatacağı, askıya alacağı şeklinde bir politika izleyerek, Fransız menfaatlerine gerçekten zarar verilebileceğini göstermek olmalıdır. Yoksa, Paris gerçekten kızgın olmadığımızı düşünecektir.

Prof. Dr. Ümit Özdağ

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü
Yönetim Kurulu Başkanı

 

21. Yüzyıl Türkiye Buluşmaları

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Mete Han Kutlusan   - 05-06-2020

Amerikan Ordusu Trump'ın Kararına Direniyor

Neler Oldu? ABD Savunma Bakanı Mike Esper, George Floyd adlı siyah vatandaşın polis tarafından katledilmesinden sonra gelişen ve bugün dahi, yer yer ilan edilmiş sokağa çıkma yasaklarına rağmen devam eden protesto olaylarına ilişkin,3 Haziran 2020 günü PENTAGON’da bir basın toplantısı gerçekleştird...