KAMU DİPLOMASİSİ KOORDİNATÖRLÜĞÜ VEYA PROPAGANDA BAKANLIĞI MI?


KAMU DİPLOMASİSİ KOORDİNATÖRLÜĞÜ VEYA PROPAGANDA BAKANLIĞI MI?

Yazan  04 Şubat 2010

Türkiye büyük bir sorun ile karşı karşıyadır. Bu sorun başbakanlığa bağlı “Kamu Diplomasisi Koordinatörlüğü” adlı yeni bir birimin oluşturulmasının şeklinden kaynaklanmaktadır.

Nedir Kamu Diplomasi? Bu kavram İngilizce olan Public Diplomacy kavramının Türkçe'ye tercümesidir ve İngilizce'de de 2000'li yıllarda kullanılmaya başlanmıştır. Kamu Diplomasisi Psikolojik Savaşın yeni ve Amerikalıların halklara karşı sürdürülen bölümünün adıdır. Orduları, istihbarat servislerine ve devlet kurumlarına yönelik operasyonlar için hala psikolojik savaş kavramı kullanılmaktadır. Kamu Diplomasisi kavramını özellikle 2001, 11 Eylül sonrasında ve BOP kapsamında yoğun bir şekilde duymaya başlanmıştır.

 

Türkiye'de Psikolojik Savaş yürütme görevi değişik tarihlerde Milli Güvenlik Kurulu, MİT, Genelkurmay Başkanlığı gibi değişik kurumlara verilmiş ve nihayet MGK'da karar kılınmıştır. Böylece "devlet çapında psikolojik harekatın planlanması, uygulamaların koordine ve kontrol edilmesi görevi" MGK Toplumla İlişkiler Dairesi tarafından yürütülmeye başlanmıştır.

 

2003 yılında AKP Hükümeti MGK'nın yapısını değiştirirken AB talepleri doğrultusunda Toplumlar İlişkiler Dairesini lağvetmiştir. Ancak lağvedilen daire bir süre daha çalışmalarını sürdürmeyedevam etmiştir. Nihayet bu çalışmalarda durdurulmuş ve görevin İçişleri Bakanlığı tarafından yürütüleceği duyurulmuştur. Böylece Türkiye en çok ihtiyaç duyduğu bir dönemde bütün psikolojik savaş mekanizmaları tahrip edilmiş halde bulmuştur kendisini. MGK-Toplumla İlişkiler Dairesi'nin tahrip edilişi sürecinde bir kısım basında MGK-Toplumla İlişkiler Dairesine yönelik çok kapsamlı bir psikolojik savaş başlatılmıştır. MGK Türk halkına yönelik psikolojik savaş aygıtı olmakla suçlanmıştır.

 

Oysa MGK devlet çapında psikolojik harekat ile görevli olarak öncelikle yurtdışına yönelik olarak saldırı niteliğinde psikolojik operasyonlar yapmakla ve aynı zamanda Türk halkına yönelik gerçekleştirilen yabancı psikolojik harekatları engellemek ve etkisizleştirmekle görevliydi. Üstelik bizden MGK-Toplumla İlişkileri lağvetmemizi isteyen AB ülkelerinde özellikle İngiltere, Fransa ve Almanya'da Psikolojik Savaş devlet yönetiminin bir parçasıdır.

 

2004-2008 yılları arasında Türkiye psikolojik savaş mekanizmaları yok edilmiş bir ülke olarak yaşamıştır. 10 Ocak 2010'da Resmi Gazete'de yayınlanan bir genelge ile Başbakanlık Başmüşavirliği sorumluluğunda "Kamu Diplomasisi Koordinatörlüğü" kurulmuştur. Kamu Diplomasisi koordinatörlüğünün sekreterya görevi yeniden şekillendirilecek olan Başbakanlık Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğüne verilmiştir. Koordinatörlüğün başına Başbakan Erdoğan'ın diplomasi başdanışmanı ve SETA Vakfı Başkanı İbrahim Kalın'ın geçeceği belirtilmiştir. Bu durum ortaya çok riskli bir yapılanma oluşturmaktadır. Parti kimlikli bir kişinin devlet çapında psikolojik harekatın başına geçmesi demokrasi açısından büyük sakıncalar doğuracaktır.

Üstelik bu noktada MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin gündeme getirdiği sorular büyük önem taşımaktadır. D. Bahçeli şöyle demektedir: "Konu ile ilgili olarak cevabını arayacağımız sorular şunlardır:

1) Milli Güvenlik Kurulu Genel sekreterliği uhdesinde bulunan "Devlet çapında psikolojik harekatın planlanması, uygulamaların koordine ve kontrol edilmesi görevi" bir kanunla 2003 yılında neden iptal edilmiştir?

2) Kanunla belirlenmiş bu görev yedi yıl sonra neden bir Başbakanlık genelgesiyle Başbakanlık Başmüşavirine verilmiştir?

3) Darbe söylentileriyle ilişkilendirilen psikolojik harekat faaliyetlerinin "kamu diplomasisi" adı arkasına gizlenerek yeniden ülke gündemine sokulmasının ve bu maksatla bir koordinatörlük oluşturulmasının gerçek nedenleri nelerdir?

4) Bu faaliyetlerin koordinatörü Başbakanlık Başmüşaviri olacağına göre Başbakan kaynaklı olarak yurtiçine yönelik bir psikolojik harekat faaliyeti mi söz konusudur?

5) Başbakan doğrudan bağlı ve telefon dinleme faaliyetleri ile kuşkular uyandıran Telekomünikasyon İletişim Bakanlığı ile bu koordinatörlüğün ortan çalışması düşünülmekte midir?"

 

Bahçeli'nin sorduğu soruların cevaplandırılması ülkemizde demokrasi ve hukuk devletinin geleceği açısından büyük önem taşımaktadır. Bu mekanizmanın Türkiye Cumhuriyeti devletinin menfaatlerini yurtdışında savunmak yerine Türk halkına yönelik sürdürülen kapsamlı psikolojik operasyona daha yoğun ve kurumsallaşmış bir parti boyutu kazandırması Türkiye için demokratik rejimin geleceği açısından büyük bir tehdit oluşturacaktır.

 

Üstelik demokrasi için tehdit sadece siyasileştirilmiş bir "Kamu Diplomasisi Koordinatörlüğü'nden" değil, ilçelere kadar örgütlenen yeni bir istihbarat teşkilatı olan "Kamu Düzen ve Güvenliği Müsteşarlığı" kurma girişiminden de kaynaklanmaktadır. Yasa tasarısında Merkez Teşkilatı bir danışma kurulu niteliği taşıyan müsteşarlık yabancı uyruklu dahil istihdam edebileceği sınırsız sayıdaki sözleşmeli personel ve uzman ile dev bir örgüte dönüşebilir.

 

 


· 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü Başkanı.

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR