Meis Adası Bölgesindeki Adalarla İlgili, 04 Ocak 1932 Tarihli Türkiye-İtalya Sözleşmesinin Hukuki Boyutu


Meis Adası Bölgesindeki Adalarla İlgili, 04 Ocak 1932 Tarihli Türkiye-İtalya Sözleşmesinin Hukuki Boyutu

Yazan  18 Aralık 2020

Bu yazıda, Ege ve Doğu Akdeniz’de Egemenliği Antlaşmalarla Yunanistan’a Devredilmemiş Ada, Adacık ve Kayalıklarla (EGAYDAAK) ilgili olarak daha önce yayımladığım[1] Ege Adalarının yanısıra özellikle Kardak krizinde ve şimdi Doğu Akdeniz gerginliğinde gündeme getirilen Türkiye-İtalya arasında 04 Ocak 1932 tarihinde yapılan sözleşmenin ayrıntılarına Türk ve Yunan tezlerine değineceğim.

İtalyanlarla yapılan 1911-1912 Trablusgarp Savaşı ve 1913-1914 Balkan Savaşları sonunda, Osmanlı İmparatorluğu Girit ve Ege Adalarını kaybetmiştir. Lozan Antlaşmasında adaların egemenliği, 30 Mayıs 1913 tarihli Londra Antlaşması[2], 14 Kasım 1913 tarihli Atina Antlaşması ve 03 Şubat 1914 tarihli Altı Büyük Devlet Kararı teyit edilerek Yunanistan’a ve I. Dünya Savaşı sırasında işgal altında tuttuğu 12 Adalar ve Meis ise İtalya’ya devredilmiştir.

Lozan antlaşması, adaların geleceğiyle (Md.6,12,15,16) ilgili en önemli hukuki belgedir. Antlaşma, 1. Maddesinden itibaren Türkiye’nin yeni bir devlet olarak kabul edilmesini, resmi ilişkileri başlatılmasını, sınırlarının tespit edilmesini[3], barışın tesisini ve Türkiye’nin güvenliğini esas alır.

Hukuki Yaklaşım

Burada ağırlıklı olarak Lozan’ın 16 maddesi ve müteakiben 04 Ocak 1932 Türkiye-İtalya Sözleşmesi ve hukuki süreci sırasıyla ele alınacaktır.

Lozan Antlaşması 16. Maddesi; “Türkiye işbu Antlaşmada belirlenen sınırları dışındaki tüm topraklar ile bu topraklardan olup yine bu Antlaşma ile üzerinde kendi egemenlik hakkı tanınmış bulununlar dışındaki Adalarda -ki bu toprak ve Adaların geleceği ilgililerce saptanmış ya da saptanacaktır- her ne nitelikte olursa olsun, sahip olduğu tüm hak ve senetlerden [sıfatlardan] vazgeçtiğini açıklar. İşbu maddenin hükümleri komşuluk nedeniyle Türkiye ile ortak sınırı bulunan ülkeler arasında kararlaştırılmış ya da kararlaştırılacak olan özel hükümleri bozmaz.”

Kardak Kayalıkları uyuşmazlığı sonrasında üzerinde en fazla tartışılan 16. madde, gerçekten de, gerek yazılışı gerekse içerdiği ifadeler nedeniyle, büyük öneme sahiptir. Yunanistan, bu maddeyi, bir toptan feragat hükmü olarak değerlendirmektedir.

Kısaca, Yunanistan, Türkiye’nin, bu maddeyle, Lozan Barış Andlaşması’nın çeşitli maddelerinde egemenliği teyit edilen adalar hariç bölgede yer alan tüm ada, adacık ve kayalıklar - dolayısıyla Kardak Kayalıkları- üzerindeki her türlü hak ve sıfatlarından vazgeçtiğini ifade etmektedir.

Türkiye’nin görüşü ise, adaların egemenliği ancak ismen sayılarak veya coğrafi olarak tanımlanarak devredilebilir ki, 1923 Lozan Antlaşmasının 6, 12 ve 15. Maddeleri ile 1947 Paris Antlaşmasının 14. Maddesi Türkiye’nin bu görüşüne uygun olarak yazılmıştır.

Toptan feragat söz konusu olsa Lozan’ın 12ve 15.maddelerine gerek kalmazdı. Türkiye, 16. Maddede yer alan “ki bu... Adaların geleceği ilgililerce saptanmış ya da saptanacaktır”. Bu madde, Türkiye’nin ortak sınırı bulunan ülkeler arasında kararlaştırılmış ya da kararlaştırılacak olan özel hükümleri bozmaz”  ifadesine dayanmaktadır. Buradaki “saptanacaktır ve kararlaştırılacak ” ifadesi henüz hakkında bir düzenleme yapılmamış ada, adacık ve kayalıklar olduğuna işaret etmektedir.İşbu madde Türkiye ile ortak sınırı bulunan ülkeler arasında kararlaştırılmış ya da kararlaştırılacak olan özel hükümleri bozmaz.

Bu nedenle İtalya 1927’den itibaren egemenliği devredilmemiş adalar konusunu tartışma konusu yapmıştır. Eğer 16.madde genel bir feragat maddesi olarak düşünülürse, 30 Mayıs 1929 tarihinde kalan adaların egemenliğinin belirlenmesi için ortak Türkiye-İtalya mutabakatıyla, Lahey Adalet Divanına gidilmesini açıklamak mümkün değildir[4].

Türkiye, bu Andlaşma ile egemenliği İtalya veya Yunanistan’a devredilmeyen 150’den fazla ada, adacık ve kayalıkların olduğunu ve bunların egemenliğinin hala Türkiye’de olduğunu ve tarafların katılımıyla bu EGAYDAAK’ların geleceğinin tespit edilmesi gerektiğini iddia etmektedir.

Meis Adası ve civarındaki ada, adacık ve kayalıklara ilişkin hukuki belgeler

Lozan Antlaşmasının tartışmaları sırasında gündeme gelen ve Antlaşmanın Ek’ine konulan, İtalya temsilcisi Sn. Montagna tarafından İsmet İNÖNÜ’ye hitaben yazılan 24 Haziran 1923 tarihli, mektupta “İtalya’nın Meis adasında hiçbir top bataryası bulundurmayacağını, adanın Anadolu sahiline karşı olan tarafında hiçbir istihkâm yapmayacağını ve mezkûr adayı askerî veya bahrî üssülhareke olarak kullanmayacağını Hükümetim namına Zatı Alilerine ihbar ile kesbi şeref ederim” demektedir. Görülmektedir ki İtalya, bu mektupla, sadece Meis Adasının (civarındaki adalar hariç) egemenliğinin İtalya’ya geçtiğini teyit etmektedir[5].

Lozan Antlaşmasının 1924 yılında yürürlüğe girmesine[6] müteakip, bugün Ege’de işgal edilen adalar başlığı altında devam eden anlaşmazlıkların temeli o günlerde atılmıştır. İtalyanlar Lozan Antlaşması’nda Türkiye’ye kalan veya egemenliği belirsiz olan adaların farkına vararak görüşmeleri 1927 yılında başlatmışlardır.Ancak, İtalyan baskılarına rağmen egemenliği devredilmeyen ada ve adacıklar ve Meis civarındaki, özellikle, Kara Ada ve Fener Adası ve adacıklarla ilgili uzlaşıya varılamamıştır.

Lahey Adalet Divanına Başvuru

Uzlaşı sağlanamayınca, Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü (Aras) ve İtalyan Elçisi Orsini Barone arasında 30 Mayıs 1929'da imzalanan bir “tahkimnâme” (belge) ile konu Lahey Adalet Divanı'na götürülmüş ve Haziran 1930'da Adalet Divanında görüşülmeye başlanmıştır[7].

Türkiye-İtalya 04 Ocak 1932 Sözleşmesi

İtalya, Lozan Antlaşmasının 15 ve 16. Maddeleri kapsamında, Laheymahkeme kararından çok umutlu olmadığından, 18 Haziran 1931 tarihinde tekrar biraraya gelmek için Türkiye’ye başvurmuştur. Altı aydan fazla süren çalışmalar sonucunda, 04 Ocak 1932 tarihinde taraflar arasında mutabakat sağlanmış ve Ankara Sözleşmesi, Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü ARAS ve İtalya’nın Ankara Büyükelçisi Pompeo Aloisi tarafından imzalanmıştır.

Sözleşmenin Önemli Maddeleri şu şekildedir.[8]

MADDE 1’de İtalya’nın aşağıda yazılı adacıklar üzerinde Türkiye’nin egemenliğini tanıyacağı belirtilmektedir. Volo (Çatal Ada), Oehendra (Uvendire), Fournachia (Furnakya). Kato Volo (Katovolo), Prasouid (Praşudi), (Katavolo Adasının Güney Doğusunda) ve Tchatallota, Pighi, Nissi-Tis Pighi, Recif Agrecelia, Prousseclisse (Kaya), Pano Makri, Kato Makri (Kayalıklarla birlikte), Marathi, Roccie Voutzaky (Rocci Vutchaki) Dacia (Dasya), Nissi – Tis- Dacia, Prassoudi (Dasyanın Kuzeyinde) Alimentarya (Alimentaria), Caravola (Karavola) Adacıkları.

 Bahse konu adalar, Lozan’ın 6. ve 12. Maddeleri gereğince zaten Türkiye’nin egemenliği altında olan adalar olup, Türkiye açısından bu madde, bir anlam ifade etmemektedir.

Bu madde Türkiye’ye herhangi bir katma değer sağlamamaktadır. Çünkü Kara Ada Bodrum’a 0.5 Deniz Mili mesafede olup Lozan Antlaşması gereğince zaten Türkiye’nin egemenliğindedir.


MADDE 3: Buna karşılık, Türkiye Hükümeti, merkezi Kastellorizo Kenti kilisesinin kubbesi ve yarı kutru ve bu merkez ile San Stephano burnu (PointeduVent) arasındaki uzaklık olan bir daire ile çevrilecek bölge içinde bulunan Psoradia, Polyphados, St. Georges (Güneyde St. Georges, Kuzeyde Agrielaia diye adlandırılan ve 236 sayılı İngiliz haritasında gösterilen iki ada), Psomi (Strongyle, 236 sayılı İngiliz haritası), Cutsumbora (Kutsumboras), (Kayalıklar), Mavro Poinaki (MavroPoinchi), MavroPoinis (MavroPoini) adacıkları üzerinde İtalya egemenliğini tanır.Yukarıda sözü geçen daire içindeki bu adacıklardan başka St. Georges (Rho), Dragonera, Ross ve Hypsili (Stronghyli) adacıkları da İtalya’nın olacaktır.
MADDE 2: Bodrum Körfezindeki Kara Ada da Türkiye’nin olacaktır.

İtalya, sadece Meis Adası üzerinde var olan egemenliğini, Meis Adası civarındaki Türkiye’ye ait ada ve adacıkları da alarak, genişletmiştir

MADDE 5: Bağıtlı Yüksek Taraflar kara sularının sınırlandırılmasını aşağıda gösterildiği üzere yapmakta anlaşmışlardır.MADDE 4. Bu antlaşmada çizilen çizginin iki tarafında bulunan, adı ismen sayılmış veya sayılmamış, ada, adacık ve kayalıkların ilgili ülkeye ait olacağı açık olarak anlaşılmıştır.

Doğuda: San Stephano (Poiııtedu Vent) burnu ile Gata burnuna yarı uzaklıktaki bir noktadan;Oradan düz çizgi olarak, Psomi ve Proussecliss (Prusekli)’ya yarı uzaklıktaki bir noktaya;Bu noktadan, düz çizgi olarak, Mavro - Poinis ve Proussecliss’ye yarı uzaklıktaki bulunan bir noktaya;Bu noktadan, düz çizgi olarak, Niphtis burnu ile Proussecliss kayasına yarı uzaklıktaki bir noktaya; Bu son noktadan, düz çizgi olarak, Hyspili (Stronghyli) adasının kuzey doğu kıyısı ile Nissi - Tis - Dacia adasının güney-batı kıyısına yarı uzaklıkta bulunan bir noktaya;Bu noktadan, düz çizgi olarak, Tugh burnunun üç mil güneyindeki bir noktaya.

Güneyde: Bu son noktadan, Hyspili Adası’nın güney burnunun üç mil güneyinde bulunan bir noktaya kadar çizilen düz hat, münakaşaya dahil bulunmayan,deniz sınırıyla birleşir

Kuzeyde :Çizgi, San Stephano (Pointe de vent) burnu ile Gata burnuna yarı uzaklıkta bulunan noktadan, düz çizgi olarak, San Stephano (Pointeduvent) burnu ile Vathy burnuna yarı uzaklıkta bulunan bir noktaya gider; Bu noktadan, düz çizgi olarak, Limenari burnu ile Voutzaki kayalarına (Rocci Vutehaki) yarı uzaklıkta bulunan bir noktaya,Bu son noktadan Dragonera adası ile Voutzaki kayalarına (Roeei Vutchaki) yarı uzaklıkta bulunan bir noktaya; Bu son noktadan, çizgi, St. Georges (Rho) adasının kuzey doğu noktası ile bu adanın kuzeyinde Anadolu kıyısının en yakın noktasına yarı uzaklıkta bulunan bir noktaya dek kuzeye geçer; Bu noktadan, Prassoudi ile St. Georges (Rho) adasının güney-batı noktası arasındaorta noktaya; Bu son noktadan çizilen düz hat,burada münakaşa edilmeyen hudut ile birleşmek üzere, Volo (Çatal) adasının üç mil güneyindeki bir noktaya ulaşır.

Bağıtlı Yüksek İmzacılar tarafından, iki tarafında bulunan adaların ve adacıkların egemenliğini tayin maksadıyla, işbu maddede tarif edilmiş olduğu şekilde tespit edilmiş bulunan hudut, DoğudaTugh (Ulu) Burnu güneyinde 3 mil mesafede bulunan bir noktada ve BatıdaVolo (Çatal) Adası’nın güneyinde üç mil mesafede bulunan bir noktada Türkiye ile İtalya arasında bu münakaşaya dahil olmayan genel deniz hududu ile birleşir.[9]

 

28 Aralık 1932 Uzmanlar Toplantısı ve Tutanağı

Tevfik Rüştü (Aras), sözleşme sonrasında, gönderdiği mektubunda, "Sözleşmeden ve sorunun çözülmesinden memnun olduğunu belirtmiş ve Türk-İtalyan deniz sınırının tartışılmayan kısımlarının da çizilmesi için bir Türk-İtalyan teknisyenler toplantısı önermiştir"[10].

Daha sonra,  Ege’deki 12 adalar civarındaki, deniz sınır çizgilerinin çizilmesiyle ilgili olarak, İtalya; Ankara nezdindeki deniz ataşesi Dz. Alb. Roberto Soldati’yi, Türkiye ise Dışişlerinden 1. Daire Başkanı Konsolos Saip Bey, Dz.Yarbay Ertuğrul Bey, Bnb. Asım Bey ve Dz. Bnb. Hayrettin Bey’den oluşan heyeti görevlendirmiştir. Heyet deniz sınırları için genellikle ortay hattı esas alan bu çalışmayı 28 Aralık 1932 tarihinde tamamlamıştır. Ancak bu tutanak onaylanmamış, verişilmemiş, Milletler Cemiyeti Sekreterliğine sunulmamıştır. Meis bölgesi dışında kalan Ege Adalarıyla ilgili bu çalışmayı 4 Ocak 1932 tarihli ve Meis Sözleşmesinin parçası olarak görmek hukuka aykırıdır.

Lahey Adalet Divanı Sürecinin Sonu

Sözleşme imzalanmasına rağmen Lahey Adalet Divanında 1929 tahkimnâmesiyle yapılan müracaat ve dava süreci devam etmekteydi. Lahey Adalet Divanın taraflara kanıt ve belgelerini teslim etmek üzere verdiği son tarih olan 03 Ocak 1933günü, Türkiye ve İtalya Adalet Divanına verdiği mektuplarla “sorunun çözüldüğünü ve konunun dava listesinden düşürülmesini” talep etmişlerdir[11].

04 Ocak 1932 Türk İtalyan Sözleşmesinin Onay Süreci

Sözleşme,Adalet Divanına yazılan mektuptan 11 gün sonra (EK’inde 28 Aralık 1932 tarihli tutanak olmaksızın), 14 Ocak 1933 tarihinde TBMM’de onaylanmıştır.TBMM’deki oylamaya 317 milletvekilinden 182 milletvekili katılmış, 181 milletvekili olumlu oy verirken bir tek 1924-1930 yılları arasında Adalet Bakanlığı yapan İzmir Milletvekili Mahmut Esat Bey (Bozkurt) olumsuz oy kullanmıştır[12].

25 Nisan 1933 tarihinde,taraflar Roma’da yetkililer nezdinde imzalı ve onaylı Sözleşmeleri karşılıklı olarak devir teslim etmişlerdir.

24 Mayıs 1933 tarihinde, Milletler Cemiyeti Genel Sekreterliği Sözleşmeyi 3191 sıra numarasıyla kayıt altına almıştır[13].

Konunun Tekrar Gündeme Gelişi

İlerleyen yıllarda birçok kez dile getirilen bu husus, 1995 Yılında Figen Akad gemisinin Kardak Adasında karaya oturması sonucu, Türk-Yunan gündemin tam ortasında, hak ettiği, yerini almıştır. Tarafların görüşleri şu şekildedir[14] .

Türk Görüşü; Türkiye 29 Ocak 1996 tarihli notasında ortaya koymuştur.

  • 4 Ocak 1932 Tarihli Türk-İtalyan Sözleşmesi İkinci Dünya Savaşı öncesi koşullar çerçevesinde müzakere edilmiştir. Ayrıca Kardak’a ilişkin bir hüküm içermemektedir.
  • Kardak Kayalıklarına ilişkin gönderme 28 Aralık 1932 Protokolü'nde yer almaktadır. Bu protokolün hukuki süreci tamamlanmadığından geçerliliği yoktur.
  • Yunanistan, 1947 Paris Barış Antlaşmasında söz konusu metinlerin yer almasını önermiş fakat kabul ettirememiştir.
  • Kardak Kayalıkları Türkiye'ye aittir.
  • Bütün bunların ışığında, Ege Denizi'nde küçük adalar, adacıklar ve kayalıkların mülkiyetine ilişkin bir anlaşma henüz yapılmamıştır (Lozan Md.16’ya gönderme yapmaktadır). Bu nedenle, Yunanistan'ın Ege Denizi'nde küçük adalar, adacıklar, kayalıkları yerleşime açma çabaları hukuki açıdan herhangi bir sonuç doğurmaktan ve hak kazandırmaktan uzaktır.
  • Türk Hükümeti Ege Denizi'nde küçük ada, adacık ve kayalıkların mülkiyetini kararlaştıracak müzakerelere girişilmesine hazırdır (Lozan Md.16). Bu müzakerelerden sonra karasularının sınırlandırılması sorunu da tartışılabilir ve karara bağlanabilir.
  • Türkiye, Kardak’ta konuşlandırılmış Yunan askeri varlığının sona erdirilmesini ve tüm egemenlik işaretlerinin gecikilmeksizin kaldırılmasını istemektedir.

Yunanistan Görüşü: Yunanistan konu hakkındaki görüşünü 16 Şubat 1996 tarihli notasında dile getirmiştir;

  • 4 Ocak 1932 tarihli Türk - İtalyan Sözleşmesi imzalanmış ve her iki tarafça Milletler Cemiyeti Sekreterliği'ne tescil ettirilmiştir.
  • 28 Aralık 1932 tarihli Türk - İtalyan Tutanağı Milletler Cemiyeti'nde tescil ettirilen 4 Ocak 1932 tarihli Sözleşmeyi tamamlayıcı niteliktedir.Bu nedenle taraflarca ayrıca onaylanmasına ve Milletler Cemiyeti'nde tescil yapılmasına gerek yoktur. 
  • 28 Aralık 1932 tarihli Sözleşme taraflarca hemen yürürlüğe konulmuştur,
  • Yunanistan'ın söz konusu sözleşmelerin geçerliliği konusunda şüphesi yoktur.

28 Aralık 1932 Tutanağı Niçin Geçerli Değildir.

Bu çalışma, Meis bölgesi için olmayıp, 04 Ocak 1932 Sözleşmesinin dışında kalan adalar ve denizlerdeki çalışmayı içermektedir. Bu nedenle 04 Ocak 1932 Sözleşmesiyle ilişkili değildir. Bu çalışma, 28 Aralık 1932 günü uzmanlar seviyesinde yapılmış, Devlet adına imza yetkisi olan kişiler tarafından imza edilmemiş, ülkeler arasında sözleşme ve onay süreçleri gerçekleştirilememiştir. Bu çalışmayı uluslararası sözleşme olarak görmek hukuk kurallarına tamamen aykırıdır.

Nitekim 04 Ocak 1932 sözleşmesi 14 Ocak 1933 tarihinde TBMM’de onaylanmış, 25 Nisan 1933 tarihinde Roma’da karşılıklı teati edilmiş ve 24 Mayıs 1933 tarihinde Milletler Ligi Genel Sekreterliği’ne kayıt ettirilmiştir.Eğer 28 Aralık 1932 tarihli çalışma, Yunanistan’ın iddia ettiği gibi,04 Ocak 1932 Meis ve civarıyla ilgili sözleşmesinin bir parçası olsaydı, 14 Ocak 1933 tarihinde TBMM’de onaylanması, 25 Nisan 1933’de Roma’da teatisi ve 24 Mayıs 1933 tarihinden Milletler Cemiyetine kayıt edilmesi sırasında Meis Sözleşmesinin Ek’inde yer alması gerekirdi. Bu hukuki belgelerde yer almayan uzmanlar tutanağının Meis’le ilgili Türkiye-İtalya 4 Ocak 1932 Sözleşmesinin bir parçası olduğunu iddia etmek kabul edilebilir değildir.

12 Adalar ve Meis’in 1947’de Yunanistan’a Verilmesi

Bu adaların egemenliği konusunda Almanya, İngiltere ve SSCB tarafından Türkiye’ye sözler verilmiştir. İtalya’nın yenilmesi üzerine, haksız olarak işgal ettiği bu adalar İtalya’dan alınmış ancak Yunanistan’a mı, yoksa Türkiye’ye mi verileceği tartışılmıştır. Sonunda Türkiye’nin II. Dünya Savaşına girmemesi;adalardaki Rum nüfus gerekçe gösterilerek ve SSCB’nin Boğazlar, Ardahan bölgelerindeki toprak ile Montrö’nün güncelleştirme talepleri gölgesinde, adalar 1947 Paris Antlaşmasının 14. Maddesiyle Yunanistan’a verilmiştir. Nedenlerini şu şekilde özetleyebiliriz.

  • Türkiye’nin savaşa girmemiş ve neticesinde, Montrö Antlaşması kapsamında, İngiltere ve Fransa SSCB’ye denizden destek sağlayamamıştır. Ancak bunlar adaların egemenliği kapsamında sathi yaklaşımlardır.
  • Adalarda Rum nüfusun çoğunluk olması da geçerli değildir. Aksi takdirde Türk nüfusun yaşadığı Batı Trakya Lozan’da Türkiye’ye bırakılırdı. Ayrıca, Adalar, 1522 yılında Saint-Jean şövalyelerinden alınmış ve 400 yıldan fazla Türk egemenliğinde kalmıştır. Türkiye adalarda 400 yıl misafir olamaz.

O zaman, diyebiliriz ki; “Türkiye’den Sevr’in, Lozan’ın, Montrö’nün, Hatay’ın ve II. Dünya Harbine girmemenin intikamı alınmıştır”.

1947 Paris Antlaşması, “Her barış antlaşması, bir sonraki savaşın temelini oluşturur” sözünü gerçekleyerek,EGE’deki sorunların temelini oluşturmuştur.

Savaş sonrası 1947 tarihinde İtalya ile yapılan barış antlaşmasında 14. Maddesinde,12 Adalar ve Meis, Lozan’ın 15. Maddesinde olduğu gibi yine ismen sayılarak, Yunanistan’a devredilmiştir. Buradaki tek fark, Lozan’da “civarındaki adalar” metni, Meis hariç sadece ismen sayılan adaları kapsarken, Paris’te “civarındaki adalar” ifadesi Meis’i de kapsayacak şekilde kaleme alınmıştır. Kısacası, İtalya, Lozan’da almadığı Meis civarı adaları Paris’te Yunanistan’a devrettiği gibi bir hukuk yanlışlığı ortaya çıkmıştır.1947 Paris Barış Antlaşması Egemenlik Devrinde Lozan Antlaşmasını esas almıştır

Yunanistan, bu devir sırasında 1932 Türkiye-İtalya Sözleşmesine da referans yapılması için çok ısrarcı olmuştur. Ancak başta SSCB olmak üzere diğer taraflar, 1932 Sözleşmesinin uluslararası niteliğe kavuşmadığını ve Türkiye’nin Paris’te taraf olmadığını gerekçe göstererek, Yunan önerisini kabul etmemişlerdir. Aksine, devirle ilgili olan 43. Maddede, Lozan Antlaşmasına referans yapılmıştır. 43.Madde “İtalya bu antlaşmayla, 24 Temmuz 1923’de imzalanan Lozan Antlaşmasının 16. Maddesinde kendine verilen tüm hak, çıkar ve kendisine tevdi edilen değerlerden feragat eder” şeklindedir. (ARTICLE 43 Italyherebyrenouncesanyrightsandinterestsshemaypossessbyvirtue of Article 16 of theTreaty of Lausannesigned on July 24, 1923).

Paris sonrası, Yunanistan’ın adaların egemenliğiyle ilgili Lozan’dan kaynaklanan endişeleri kapsamında "Şubat 1950'den başlamak üzere Mayıs 1953, Haziran 1955, Ekim 1956 ve Aralık 1962 tarihlerinde Türk Dışişleri Bakanlığı nezdinde yazılı ve sözlü girişimlerde bulunmuş ve 28 Aralık 1932 tarihli metnisözleşme olarak teyit ettirmeye çalışmıştır[15].

25 Aralık 1995 tarihinde Figen AKAD isimli geminin Kardak adasında karaya oturmasından sonra Ege’de egemenliği antlaşmalarla Yunanistan’a devredilmemiş ada ve adacıklar konusu tekrar alevlenmiş olup günümüzde de hala sürmektedir.

Sonuç olarak, 04 Ocak 1932 Sözleşmesi, 12 Adalar ve Meis Adasının Yunanistan’a devredildiği 1947 Paris Antlaşmasına referans yapılmadığı gibi; 12 Ada ve Meis Adasının Lozan Antlaşması kapsamında Yunanistan’a devredildiği açık olarak ifade edilmiştir(Paris Ant. Md.43). Bu durumda, üzerine başka bir antlaşma yapılırken[16] referans alınmaması ve Türkiye’nin rızasının alınmaması[17] kapsamında, 1932 Sözleşmesi uluslararası hukuk kapsamında kredisini yitirmiştir. Meis’in doğusunda İpsili Adası (Hypsili) ile batısındaki Kara Ada (Rho), Meis’in civarındaki adacıklardan olmadığı için, üzerinde İtalya’nın egemenlik haklarından bahsedilmeden Lozan 16.madde referans yapılarak Yunanistan’a verilmiştir. Bu nedenle bahse konu iki ada, ya egemenliği belirsiz ada durumuna dönecek veya ilk sahibi olan Türkiye’ye dönecektir[18].

28 Aralık 1932 tarihli harita çalışmasının zaten hukuki belge, sözleşme veya mevcut sözleşmenin bir parçası olarak kabul edilmesi olanaksızdır.

Bu nedenle, Meis ve Ege adaları civarında egemenliği belirsiz adaların geleceğiyle ilgili gerçek hukuki metin Lozan Antlaşmasının 6, 12, 15 ve 16. Maddeleridir.

Türkiye, Ege’deki adalar ve Meis civarındaki egemenliği antlaşmalarla devredilmemiş ada, adacık ve kayalıklarla ilgili tezlerini bu maddeler üzerinden sürdürmelidir. Diğer yandan Lozan’ın 16. Maddesinde, kalan diğer adaların egemenliğinin belirlenmesi için yapılacağı ifade edilen konferans ve sözleşmenin neredeyse 100 yıl geçmesine rağmen halen yapılmadığı ve haklarının gasp edildiği konusundaki tezinde ısrarlı olmaya devam etmelidir.

 

 

 

[1] Ergun Mengi, Türkiye’nin Ege’deki Gri Adalar Yaklaşımının Hukuki Altyapısı, https://www.21yyte.org/tr/merkezler/bolgesel-arastirma-merkezleri/balkanlar-ve-kibris-arastirmalari-merkezi/turkiyenin-egedeki-gri-adalar-yaklasiminin-hukuki-altyapisi

[2]Londra Antlaşması, 30 Mayıs 1913, I. Balkan Savaşı sonunda Osmanlı Devleti'nin yenilmesiyle imzalanmıştır. Bu antlaşmaya göre; Osmanlı Devleti'nin batı sınırı Midye-Enez  hattı olacaktır. Selanik, Güney Makedonya  ve Girit, Yunanistan'a verilecektir.  Orta ve Kuzey Makedonya, Sırbistan'a bırakılacaktır.  Ege Adaları'nın geleceğinin saptanması büyük devletlere bırakılacaktır. 

[3]Türkiye’nin sınırları çizilir; Madde 2-  Bulgaristan’la ….;  Yunanistan’la…Madde 3- Iran. Suriye, Irak sınırını, Madde 5- Sınır Çizim Komisyonu kurulmuştur. Madde 17 -Türkiye’nin Mısır ve Sudan üzerindeki tüm hukuk ve senetlerinden vazgeçmesi 5 Kasım 1914, Madde 20 -Türkiye, Britanya Hükümetince Kıbrıs’ın 5 Kasım I914’te ilhakını tanır.

[4] Erdem Denk, Egemenliği Tartışmalı Adalar: Karşılaştırmalı Bir Çalışma, Mülkiyeliler Birliği Vakfı yayınevi, Ankara, 1999, ss.70-74, https://xfs-1.ikon-x.com.tr:8880/mulkiye/2015/09/25.pdf, 11 Aralık 2020.

[5] Düstur, 1931, Meis Adası Hakkında Lozan İtalya temsilcisi Sn.Montagna’nınMektubu, s.22- 23, https://www.ttk.gov.tr/wp-content/uploads/2016/11/3-Lozan13-357.pdf , 05 Aralık 2020.

[6] TBMM’nin 23 Ağustos 1923’te oylanarak kabul edilen Lozan Barış Andlaşması ilk olarak 11 Ocak 1924 tarihinde İtalya tarafından onaylanmış ve onay belgeleri16 Ağustos 1924'te teati edilmiştir. Aııdlaşma ancak bu tarihte yürürlüğe girmiştir.

[7] Türkiye-İtalya Arasında Adalarla İlgili Olarak İmza Olunan Tahkimname, http://ua.mfa.gov.tr/detay.aspx?883

[8] 1932 Türk-İtalyan Sözleşmesi maddeleri, “Türkiye-İtalya Hükümeti ile Akdolunan Anadolu Sahilleri ile Meis Adası Arasındaki Ada ve Adacıkların ve Bodrum Körfezi Karşısındaki Adanın Cihet-i Aidiyeti Hakkında İtilafname, http://ua.mfa.gov.tr/. ; UN Treaty Collection, Volumes of theLeague of Nations Treaty Series, No. 3191. - ItalyandTurkeyConventionfortheDelimitation of theTerritorialWatersbetweentheCoasts of Anatolia andthe Island of Castellorizo. Signed at Ankara, January 4, 1932 s.243,

https://treaties.un.org/doc/Publication/UNTS/LON/Volume%20138/v138.pdf, 05 Aralık 2020.

[9]İbid. Milletler Cemiyeti Nüshası “The High ContractingPartieswith a viewtodeterminingtheownership of theislandsandislets on eitherside of thatline, joins in an easterlydirection at a pointsituatedthreemilessouth of Tugh (Ulu) Burnu, and in a westerlydirection at a pointsituatedthreemilessouth of theisland of Volo (Çatal Ada), the general maritimefrontierwhich is not underdiscussionbetweenTurkeyandItaly.”,

Türk Dışişleri Nüshası: Yüksek Akitler Tarafından iki tarafında bulunan adaların ve adacıkların ciheti aidiyetini tayin maksadıyla, işbu maddede tarif edilmiş olduğu veçhile tespit edilmiş bulunan hattı hudut, Şarkta Tugh (Ulu) Burnu cenubunda 3 mil mesafede bulunan bir noktada ve Garpta Volo Adası’nın cenubundan üç mil mesafede bulunan bir noktada Türkiye ile İtalya arasında asla münakaşaya dahil bulunmayan umumi hududu bahri ile birleşir

[10]Sertaç Hami Başeren, "Ege'de Ada, Adacık ve Kayalıkların Uluslararası Andlaşmalarla Tayin Edilen Hukuki Statüsü", Ege'de Temel Sorun / Egemenliği Tartışmalı Adalar, Y. Hazırlayan: Ali Kurumahmut, Ankara: TTK Yay. 1998, s.110-114.              

[11]International Court of Justice, A/B51 Delimitation of theTerritorialWatersbetweentheIslandofCastellorizoandtheCoasts of Anatolia,  Order of 26 January 1933, https://www.icj-cij.org/public/files/permanent-court-of-international-justice/serie_AB/AB_51/Castellorizo_Ordonnance_19330126.pdf

[12] T.B.M.M. Zabıt Ceridesi Yirmi dördüncü inikat 14-1-1933 Cumartesi, ss 79-96; 105-107. https://www.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d04/c012/tbmm04012024.pdf, 05 Aralık 2020.

[13]UN Treaty Collection, Volumes of theLeague of Nations Treaty Series, No. 3191. - ItalyandTurkeyConventionfortheDelimitation of theTerritorialWatersbetweentheCoasts of Anatolia andthe Island of Castellorizo. Signed at Ankara, January 4, 1932 s.243,

https://treaties.un.org/doc/Publication/UNTS/LON/Volume%20138/v138.pdf, 05 Aralık 2020.

[14]Ali Kurumahmut Ege’de Temel Sorun Egemenliği Tartışmalı Adalar, Ankara TTK Yayınları, 1998, Ek:20-21.

 [15] TBMM Tutanakları, 30 Ocak 1996; Şükrü Elekdağ, Kardak Belgeleri, Milliyet Gazetesi, 08 Nisan 1996, “Kardak belgeleri Şükrü Elekdağ tarihsel gerçekleri yorumladı”, http://gazetearsivi.milliyet.com.tr/Arsiv/1996/04/08

[16]Viyana Andlaşmalar Hukuku Sözleşmesi, Madde 31; Antlaşmaların Yorumu; 3.a –“Taraflar arasında andlaşmanın yorumu veya hükümlerinin uygulanması ile ilgili olarak yapılan daha sonraki (tarihli) herhangi bir anlaşma,”

[17]Viyana Andlaşmalar Hukuku Sözleşmesi, Madde 34- Üçüncü Devletlerle ilgili genel kural; “Bir andlaşma, rızası olmadan üçüncü bir Devlet için ne hak ne de yükümlülük yaratır.”

[18] Sertaç Hami Başeren, Doğu Akdeniz’de Hukuk ve Siyaset, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Yayın No: 608, Ankara, 2013, s.332.

Ergun Mengi

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü
Bilimsel Danışmanı

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Prof.Dr. Alaeddin Yalçınkaya   - 07-05-2021

Soykırım İddialarında Türkiye'nin Sorunu

Biden'ın Ermeni soykırım iddialarını açıklamasına karşı tepkiler, gaz alma mesajlarıyla sınırlı kalmamalıdır. Bir devletin tanıma kararının, Soykırım Hukuku açısından anlamı yoktur, çünkü soykırım olup olmadığı konusunda ancak mahkemeler karar verebilir.