Türkiye'yi Limboda Bırakmak

Yazan  08 Ocak 2020

İktidarın hem sınırın dibindeki (İran, Irak ve Suriye'de), hem de Libya'daki durumu iyi muhakeme edemediği, belirsizliklerin farkına varamadığı, olayların gelişimi ve neye dönüşebileceği konusunda akıl yürütemediği görülüyor.

Süleymani'nin öldürülmesi sonrasında bölgeye 3000'den fazla ilave asker gönderen ABD'nin Irak'ı ve Suriye doğusunu terk etmeyeceği artık net.

Son bir yıldır 3 kez Suriye'den çekilme kararı açıklayan Trump, asker sayısını kısmen azaltsa da, Suriye doğusunda ateş gücü çok yüksek yeni bir askeri konuşlanma yaptı. Irak'ta da yeniden konuşlanacak. Bunun ağırlıklı olarak Irak kuzeyi ve batısında olması büyük olasılık.

Bu arada ABD, Suriye kuzey-doğusunda YPG merkezli bir siyasi oluşuma son halini vermek üzere. Rusya da, Fırat doğusunda Türkiye sınırına SDG'nin Rus versiyonunu oluşturma çabasında. Böylece Türkiye ile ABD arasındaki SDG-YPG krizi buharlaştırılıyor.

Muhtemelen Türkiye, İdlib'ten yeni göç dalgasının ötelenmesi ve Türkiye ile Rusya'nın Suriye'den sonra Libya'da da sorun çözen iki aktör olma hayaliyle Rusya'nın Fırat doğusundaki tek taraflı veya ABD ile eşgüdüm içindeki planlarını görmezden geliyor.

Peki Rusya, Libya'da Türkiye ile işbirliğine girer mi? Aslında Rusya çatışmasızlık bölgesi uygulaması kapsamında özellikle İdlib'teki işbirliğinden muzdarip durumda. Türkiye'nin sorumluluklarını yerine getirmediğini, Türkiye'nin kendi ajandasını hayata geçirmeye çalıştığını düşünüyor.

Ama NATO üyesi Türkiye ile yakın olmak mümkünse yanına çekebilmek, ona Rus askeri sistemleri satabilmek, Batı ittifakında Türkiye'yi enerji projeleriyle kendine bağlamanın dayanılmaz bir tadı var Rusya için.

Düşünebiliyor musunuz Türkiye ile Suriye'deki işbirliği sayesinde NATO'nun güney kanadındaki Türkiye'nin güney sınırlarına konuşlanarak kendini çevrelemek isteyen NATO'yu güneyden çevreledi.

Dolayısıyla Suriye'de olduğu gibi Libya'da da, Rusya'nın inisiyatifinde ve çizeceği sınırlar içinde Türkiye ile işbirliğine sıcak bakabilir.

Suriye'de Tartus'da elde ettiği büyük deniz üssünün yanında Akdeniz'in ortasında Avrupa'nın güneyinde yeni askeri üsler etmesinin ne anlama geldiğini. Akdeniz'de var olmak Rus Çarları için hayaldi ama Putin ile gerçekleşti ve daha da yayılmak üzere.

Putin bugün Türkiye'de. Ziyaretin asıl nedeni Türk Akımı'nın faaliyete geçiş töreni ama Suriye, İran, Libya konuları mutlaka görüşülecektir.

Dediğimiz gibi Rusya, Libya'da da inisiyatifi bırakmak istemeyecektir. 2015'te Rus uçağının düşürülmesinden sonra Türkiye'nin Suriye'de yaptığı "kötü" işleri bir şekilde uluslararası kamuoyuna sızdıran Rusya'nın şimdi benzer şekilde Libya'da da Türkiye aleyhinde olabilecek gelişmeleri dosyaladığı anlaşılıyor. Nereden çıkardınız derseniz, Rus basınında Türkiye'nin Libya'da yaptıkları "kötü" işlerin haberlerinin sıkça yapılıyor olması manidar.

Bunların başında Türkiye'nin, Libya'da Suriye'den getirdiği militanları savaştırdığı haberleri geliyor. Tabi burada Erdoğan yönetiminin Suriye'deki hatalarının benzerini Libya'da da devam ettirdiğini söylemek lazım. Örneğin: Haklarında birçok şüphe ve iddia olan silahlı gruplara yönelik desteğini açıkça ifade etmek.

Siz Putin'in veya diğer Rus yetkililerin ağzından Suriye'de ve şimdi Libya'da özel askeri birlikler olduğunu söylediklerini duydunuz mu? Söylemezler çünkü bu yasal ve meşru değil. Söylerseniz ve birlikte çalıştığınızı deşifre ederseniz o özel birliklerin yaptığı tüm hata ve suçları da yüklenmek durumunda kalırsınız.

Erdoğan'ın söylemiyle Türk askeri peyderpey Libya'ya gidiyor ama esas muharip güç yani çatışmalara girmek için başka unsurlar var. İşte Putin'in aylar öncesinden bile söylediği ve büyük sorun olarak belirttiği konu bu.

Erdoğan açıkça Suriye'den silahlı gruplar getirileceğini söylemiyor ama ima ediyor. Ayrıca ABD Dışişleri Bakanlığının önceki günkü açıklamasında ve Rus medyasında çıkan haberlerde Türkiye destekli Suriyeli silahlı grupların Libya'da bulunduğu belirtiliyor.

Türkiye, askeri olarak Libya hükümetine destek veren tek ülke. Katar'ın da ekonomik desteği var. Tunus ve Cezayir herhangi bir askeri işbirliği sürecine girmek istemiyor. 

Yunanistan, GKRY, Fransa, İtalya, Mısır savunma bakanları bugün Kahire'de Türkiye'nin Libya'ya asker göndermesini görüşecek. Hedefleri bunu akamete uğratmak. Ne yapabilirler? Libya'da uçuşa yasak saha ve belki de deniz ablukası. Aynı Kaddafi'yi düşürmeden önce Türkiye'nin de katıldığı NATO operasyonu gibi. Rusya bu sefer bunun NATO tarafından yapılmasına izin vermez ama BM yaparsa onay verebilir.

Tam da bu süreçte Hafter güçlerinin Sirte şehrini ve limanını ele geçirdiği haberleri geldi. Yeni hedef Türk askerinin konuşlanacağı Misrata ve Trablus.

Türkiye, Trablus'ta kıyıbaşını tutamadan Hafter güçleri parlamento binasının 7 km yakınında oldukları Trablus'a girerse en kötü senaryoyla karşılaşabiliriz. Deniz aşırı bir askeri operasyon için en sıkıntılı durum.

Yani, Türkiye ve Türk askeri limboda kalabilir. Hem Libya'da hem de Irak ve Suriye'de.

Korkarım hem geri bölge (Suriye, Irak)  hem de hedef bölge Libya'da kurumsal karar sürecinden geçmeyen hesapsız hareketlerin maliyeti büyük olacak.

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü   - 01-10-2020

Eylül Ayı İkinci Yarı Raporu 15-30 Eylül

21. Yüzyıl Enstitüsü Yazar: Ali Berker KANDEMİR