Paşaların konuşması Başbakanın sinirlerini bozuyor

Yazan  18 Haziran 2007
İçinde bulunduğumuz günlerde yoğun olarak tartışılan konu bölücü terör. 2002 yılından bu yana bölücü terör örgütü hiç bu kadar kamuoyunun gündeminde olmamıştı.

Buna da neden son iki ay içinde güvenlik kuvvetlerinin 50'den fazla şehit vermesi. Aynı zamanda ABD'nin ve Barzani'nin teröre verdiği desteğin açık olarak kamuoyunda kabul görmesidir.

Barzani'nin Türkiye'yi küçümseyen açıklamaları, ABD'nin bıktıran oyalama taktikleri sonucu milletin şehit cenazelerinde isyanını doruğa çıkardı, hükümeti protesto etmeye başladı ve bunun dozu da gittikçe artmaktadır.
Bu tepkilerde Başbakan'ın daha önce gerek terörist başına, "Sayın" demesi, gerekse şehit babasına, "Askerlik yan gelip yatma yeri değildir" diye hitapta bulunması, çok önemli rol oynadı.

Tansiyonun yükselmesinin bir diğer nedeni de Başbakan'ın 26 Temmuz 2006 yılında yine peş peşe şehitlerin gelmesinden sonra, "Geceler çok şeye gebe yarın Bakanlar Kurulu'ndan çıkacak kararları göreceksiniz" mealindeki açıklamaları ile Irak Kuzeyi'ne bir operasyon sinyali vermesi, 12 Nisan'da 2007'de bıçağın kemiğe dayandığını gören Sayın Genelkurmay Başkanı'nın, "Irak'a bir operasyon yapılmalıdır" açıklamasından sonraki hükümetin vurdumduymazlığı ve oyalama siyaseti, halkı çileden çıkardı.

Bu arada halkı bilgilendirmek amacıyla televizyon kanalları da bu konu da bilgi sahibi olduğuna inandığı çok sayıda sivil asker uzmanları konu hakkında programlara davet etmeye başladılar. Televizyonların her halde bu konuları kuş sevenler derneği üyeleri ile tartışacak halleri yoktu. Muvazzaf paşalar konuşamayacağına göre, onlar da bölgede görev yapan emekli paşaları davet ettiler. İşte benim de içinde bulunduğum bu paşaların halka doğruları açıklaması, Başbakan'ın sinirlerini bozmuş olacak ki, "Bazı emekli paşalar televizyon, televizyon dolaşarak benim hakkımda saygı sınırlarını da aşacak şekilde halka psikolojik harekat yapıyorlar" mealinde bir demeç verdi.

Paşaların konuşması Başbakan'ın sinirlerini neden bozdu dersiniz? Çünkü paşalar, kucağında şehit olan vatan evlatlarının kanları yerde kalmasın diye halka gerçeği açıklıyorlar. Çünkü halk paşalara inanıyor, itibar ediyor, ortada da bir seçim var. Oy almaktan başka tutkusu olmayan Başbakan'ın sinirleri bozuluyor. Acaba şehit cenazeleri geldikçe bizlerin psikolojisi nasıl bozuluyor hiç düşündü mü? Barzani'nin, ABD Büyükelçisinin bitmek tükenmek bilmeyen açıklamaları karşısında sus pus olmuş bir Türk Başbakanı görmek, ülkenin ve milletin bölünmez bütünlüğü üzerine silaha el basarak yemin edip, askerlik mesleğine başlamış insanların psikolojisini nasıl bozuyor hiç düşündü mü acaba Başbakan?
Sıfır terörle devraldığı bu ülkede iyi şeylerin övüncünü yaşayan Başbakan, yapamadıklarının da sorumluluğunu taşımak zorundadır. Buradan bir vatandaş olarak soruyorum; 4,5 yılda terörle mücadele konusunda ne yaptınız?

Birde hatırlatma yapayım; emekli paşalar doğum gününüzde size sadakatlerini sunan parti grubunuz değildir. Siz hem davacı hem yargıç olamazsınız. Saygı sınırlarının aşılıp aşılmadığını belirlemek sizin değil mahkemelerin işidir. Dava açın orada hesaplaşalım. Açıkça söylüyorum; terör karşısındaki tutumunuz nedeniyle size asla saygı duymuyorum.

Bizleri yıldıramazsınız. Bizler Atatürk'ün Gençliğe Hitabeleri ve Bursa Nutukları ile büyüdük. Artık bıçak kemiği de kesmeye başladı, konuşacağız halka gerçekleri açıklayacağız. Hoşunuza gitse de gitmese de.

Alaettin Parmaksız

1951 yılında Karaman Ermenek kazasında doğdu. İlk ve orta öğrenimi orada tamamladıktan sonra o dönemde Ermenek kazasında lise olmadığı için Liseyi EDİRNE'de okudu. 1970 ylında Kara Harp Okulu'na girerek, 1973 yılında Kara Harp Okulu'ndan, 1974 yılında Piyade Okulu'ndan mezun oldu. 1975 yılında Komando İhtisas Kursu'nu bitirdikten sonra tayin olduğu Erzurum'da 1980 yılında Kara Harp Akademisi'ni kazanarak, 1982 yılında Kara Harp Akademisi'ni bitirdi. 1992–1993 yılında NATO Savunma Koleji'ni, 1996 yılında Silahlı Kuvvetler Akademisi'ni bitirdi.

Kara Harp Akademisini bitirdikten sonra1982–1984 yıllarında KIBRIS'ta, 1984–1990 yıllarında Genelkurmay Karargâhı Harekât Başkanlığı'nda görev yaptı 1990–1992 Yıllarında HAKKARİ'de Dağ ve Komando Tabur Komutanlığı, 1992–1993 Yıllarında Genelkurmay Karargâhı Anlaşmaları İzleme Şubesi'nde proje subaylığı, 1993–1995 yıllarında Güney Kore Askeri ataşeliği, 1995–1996 Dağ Komando Okulu ve Eğitim Merkez Komutanlığı Kurmay Başkanı ve AZERBAYCAN 887 Tugay Eğitim Komutanlığı, 1996–1997 Kara Kuvvetleri Psikolojik Harekat Şube Müdürlüğü, 1997–1999 Gökçeada 5. Komando Alay Komutanlığı görevlerinde bulundu.

1999'da Tuğgeneralliğe terfi ederek Dağ ve Komanda Tugay Komutanlığına atandı. Hakkâri'de iki yıl tugay komutanlığını müteakip, 2001 yılında Edremit'te bulunan 19. Piyade Tugay Komutanlığı'na atanarak, iki yıl bu görevi yaptı. 2003'te Tümgeneralliğe terfi eden ve Genelkurmay İstihbarat ve İstihbarata Karşı Koyma Daire Başkanlığı görevine atanan Emekli Tümgeneral Parmaksız, 2004 yılında Tümgeneral rütbesindeyken istifa ederek emekli oldu. 

4 yıl boyunca görev yaptığı Hakkari anıları ile bitirilemeyen terörün nedenleri, çözüm için uygulama modelleri ve terörle mücadelenin analizinin yapıldığı “BURASI HAKKARİ ANKARADAN GöRüNDüĞü GİBİ DEĞİL” adlı kitabı yayınlanmıştır. Parmaksız, evli ve iki erkek çocuk babasıdır.

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Ali Can Kazak   - 30-03-2023

Kalkınmacı Devlet Modeli: Üçüncü bir yol mümkün!

Nasıl ki siyasette ölüm gösterilip sıtmaya razı ediyorsalar, ekonomide de sosyalizm gösterilip neo-liberal politikaları razı ediliyoruz. Devletçilik, Devlet Kapitalizmi, Plânlı Kalkınma Modeli gibi pek çok adlandırmaya sahip olsa da ben Kalkınmacı Devlet Modeli'ni tercih ettim. İşte bu yazı dizisind...