IŞİD Karşında Başarılı Olmanın Ön Şartı

Yazan  11 Eylül 2014

           ABD başta olmak üzere Batı ve Ortadoğu’daki müttefiklerinin El Kaide’den sonra en büyük düşmanı olan IŞİD’e  karşı nasıl bir mücadele stratejisi izleyeceklerini tartıştıkları günlerden geçiyoruz. Gerçi Obama, ABD’nin IŞİD ile mücadele stratejisini açıkladı ancak bunu nihai eylem programı olarak kabul etmek mümkün değil. Ortadoğu gerçekleri, Washington’da masa başında hazırlanan planı yeniden şekillendirecektir. Obama’nın açıkladığı eylem planı üç aşamalı. Birinci aşamada halen devam etmekte olan IŞİD’in hava kuvvetleri ile bombalanmasına devam edilecek. İkinci aşamada zaten başlamış olan Bağdat ve Erbil’in (ve belki/kaçınılmaz olarak) Suriye’de muhalefetin silahlandırılması süreci devam edecek. Üçüncü aşamada savaş Suriye’ye taşınarak, Suriye’deki IŞİD karargahları vurulacak.

              Bu planın oluşması sürecinde Ankara dahil Ortadoğu’da Amerikalı yetkililerin yaptıkları görüşmelerde altını çizdikleri husus, IŞİD’i yok etme operasyonlarının Suriye’de Beşar Esad rejiminin güçlenmesini sağlamasına izin verilmeyeceği idi. Ayrıca Amerikalı yetkililer, IŞİD’in Suriye’de imha edilmesi sonrasında IŞİD’den doğacak boşluğu BeşarEsad rejimin doldurmasının mümkün olmadığını ileri sürdüler. Ankara dahil Ortadoğu’daki aktörlerde IŞİD’in yok edilmesinin Esad’ın güçlenmesine izin vermemesi gerektiğinin altını çizdiler.

           Hemen altını çizelim. ABD’nin ve müttefiklerinin kabul etmesi gereken bir gerçek var. IŞİD’i ve benzeri örgütleri Ortadoğu’da etkisizleştirmenin tek yolu, Suriye’de Beşar Esad rejiminin iktidarda kalmasını kabul etmek, hatta ona yardımcı olmaktır. Aksi takdirde Irak-Suriye-Ürdün-Lübnan ve Türkiye ekseninde adı IŞİD veya bir başka şey olan selefi örgütler güç kazanmaya devam edeceklerdir. Diğer bir ifade ile Suriye’de Esad rejimini ABD ve müttefikleri kabul etmezler ise  Ortadoğu’da başlayan bölgesel iç savaş yayılarak devam edecektir. 2001’de mi Selefilik daha güçlü idi, 2014’te mi diye bir soru sorduğunuzda verilecek cevap 2014’tedir. Diğer bir ifade ile değişik nedenler ile de olsa son 10 yıl Selefiliğin zafer yıllarıdır.

           Bu savaştan da uzun vadede galip çıkacak olan Sünnilik veya Şiilik değil, Selefilik olacaktır. Esasen 1978’den bu yana Selefilik İslam dünyasında Sünnilik aleyhine gelişmesini sürdürmektedir. Altı çizilmesi gereken husus Selefiliğin Sünnilik olmadığıdır. Selefiliğin Sünnilik olabilmesi için Sünniliği sadece Hanbelilikten ibaret sayarsanız, zorlama ile Selefiliği Sünnilik sayabilirsiniz ancak Sünnilik sadece Hanbelilik değildir. Hanefilik, Malikilik ve Şafiliği inkar eden ve dışlayan Selefi anlayış, Sünnilik ile derin bir çelişkiyi içinde taşımaktadır. )Keşke Başbakan ve Dışişleri bakanı Osmanlı ulemasının Vahabilik karşısında aldığı tavrı okumuş ve anlamış olsalardı.)      

           İsrail, Esadsız Ortadoğu’da Selefiliğin güçleneceğini anlayarak, Esad’ın tasfiyesini hedefleyen Suriye politikasını değiştirmek zorunda kalmıştır. Bugün Obama Yönetiminden “Esad karşıtı” mesajlar gelse de muhtemelen bir manevra ile Esad'lı bir Suriye çözümüne yaklaşacaktır. Bunun farkında olan Washington’da da güçlü bir lobi, sadece Yahudi lobisi/bir bölümü değil, ABD’nin, Ortadoğu’da Sünni rejimlerden aradığı desteği bulamaması durumunda İran ve Suriye’ye yaklaşmaması gerektiğini savunarak ön almaya çalışmaya başlamıştır. Sonuç olarak, Esadlı Suriye gerçeğini kabul etmeden Ortadoğu bölgesel iç savaşını engellemek mümkün değildir. 

Prof. Dr. Ümit Özdağ

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü
Yönetim Kurulu Başkanı

 

21. Yüzyıl Türkiye Buluşmaları
Berlin'deki Libya Konferansında ne oldu?  Libya'da şimdi neler olacak?

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Cahit Armağan Dilek   - 22-01-2020

2020'de Türkiye'ye yönelik risk ve tehditler

Atatürk'ün şu sözü hem Türkiye'nin değerini hem de Türkiye'ye yönelik tehditlerin neden bol olduğunu çok iyi anlatır: