Kırklar Meclisi’nin Papa’ya Mesajı ve Diyalog Meselesi: Vatikan Açılımı?

Yazan  03 Haziran 2014

“Kırklar Meclisi”, Diyarbakır’da sıklıkla anlatılan bir hikâyedir. Kırklar meclisi Diyarbakır şehrine sahip çıkan ve sorunları yöneticilerden daha iyi çözen etkin bir yapıdır.[1] İncelememizde ise Diyarbakır Sur Belediyesi’nin girişimleri ile kurulmuş farklı inanç, mezhep ve etnik gruplardan müteşekkil bir yapı olan “Diyarbakır Kırklar Meclisi”[2] adına yazılan ve Diyarbakır Sur Belediyesi eski başkanı Abdullah Demirbaş tarafından Papa I. Francesco’ya sunulan mektubu ele alacağız.

Mektupta Türkiye, Irak, İran ve Suriye’deki Kürtler Hazreti İsa’ya benzetilerek Kürtlerin de“boyunduruk altında” oldukları ve çarmıha gerilen İsa gibi çile çektikleri yazılmıştır.[3] Bu çerçevede dinlerarası diyalog ve Kürt hareketinin Vatikan’a açılmasını değerlendirmeye çalışacağız.

1. Misyon ve Dinlerarası Diyalog

Misyon, Kilise’nin Hıristiyan olmayanlara “mesaj”ı yayması faaliyetidir. Hz. İsa’nın havarilerine yüklediği en önemli görev mesajının bütün milletlere duyurulmasıdır.[4]

Diyalog, Katolik kilisesinin bütün insanları kilisenin yoluna çevirmeyi maksat edindiği misyonudur. Bu misyon aslında “Mesih”in ve “İncil”in yolunun Hıristiyanlık içinde sayılan kimselere ve diğer dinlere mensuplarına tebliği ve öğretilmesidir. Kilise belgelerinde bunu çok açık bir şekilde görmek mümkündür.[5] Kilise, belgelerinden “diyalog” un misyonun mütemmim cüzü olduğu anlaşılabilir. Diyalog kavramı bu minvalde kilisenin “İncil’in müjdesini” yaymak ve bütün insanlığı Hıristiyanlaştırma temel görevini yerine getirmek için tasarlanmıştır.[6]

Diyalog ile birlikte inkültürasyon adı altında yürütülen bir başka kilise çalışması daha söz konusudur. İnkültürasyon; farklı dinsel ve kültürel yapıya sahip topluluklara / halklara Hıristiyan mesajı götürülürken, o toplumların aşina oldukları dinsel ve kültürel yapıya uygun tarzda Hıristiyan mesajının yorumlanması, biçimlenmesi ve o toplumlara bu şekilde sunulmasıdır.[7] Böylece bir süre sonra farkında olmadan diyalog ve inkültürasyon sürecine sokulmuş toplumlar orta ve uzun vadede görünümde dinlerini muhafaza etseler dahi bilinçaltları Hıristiyanlaşmış olacaktır.

Diyalog çalışmalarının temeli, 1962’de Papa XXIII. Jean tarafından açılan ve 1965’te Papa VI. Paul tarafından nihayete ulaştırılan II. Vatikan Konsili[8] ile atılmıştır. II. Vatikan Konsili’nde 28 Ekim 1965’te kabul edilerek yürürlüğe konan ve kısaca “Nostra Aetate”[9] olarak bilinen doküman 1960’lı yılların ortalarından itibaren Batı’da sıkça telaffuz edilmeye başlanan “dinlerarası diyalog” çalışmalarının omurgasını oluşturmaktadır.[10] Nostra Aetate belgesi Katolik kilisesinin Hıristiyanlık haricindeki dinlere olan tutumunu büyük bir dikkatle gözden geçirmekte olduğunu beyan etmiştir. Ayrıca belge Müslümanlar hakkında;

“Katolik Kilisesi; hayy, merhametli ve kadir olan, yerleri ve gökleri yaratan ve insanoğluna seslenmiş olan bir tek Tanrı’ya kulluk eden Müslümanlara karşı da büyük saygı duymaktadır. Zira Müslümanlar; İslam inancı gereğince, İbrahim peygamberin Tanrı’nın takdirine teslim olması gibi, Tanrı’nın hikmetli takdirine teslim olmaya gayret etmektedirler. İsa’yı her ne kadar Tanrı olarak kabul etmeseler de Peygamber olarak saygı göstermektedirler ve onun bakire annesi Meryem’e de büyük saygı göstermekte ve sık sık saygılı bir dindarlıkla anmaktadırlar…

…. Her ne kadar geçmiş yüzyıllarda Hristiyanlar ve Müslümanlar arasında çeşitli münakaşalar ve düşmanlıklar meydana gelmişse de; kutsal kurul, herkesi, geçmişi bir kenara bırakmaya, karşılıklı anlayışı geliştirmeye çalışmaya ve hep birlikte sosyal adaleti, ahlaki faziletleri, barışı ve tüm insanların özgürlüğünü korumak ve teşvik etmek konusunda ikaz etmektedir.

… Katolik Kilisesi’nin sırrına olan imanıyla kutsal kurul, İbrahim peygamber ile manen bağlı yeni bir birliğin temeli olacak kutsal bağı da yad eder. İsa Mesih’in Kilisesi Tanrı’nın kurtuluş sırrınca, kendi imanının ve seçilmişliğinin temelini İbrahim, İshak ve Yakup’ta, Musa’ da ve diğer peygamberlerde bulmaktadır.” [11] İfadeleri kullanılmıştır.

Nostra Aetate’nin Hıristiyan olmayan dinlerden bahsederken Kilise ile bütün insanlık arasında peşinen bir ilişkinin varlığını vurgulaması ve diğer dinlerin inançlarına kendi kriterlerine göre yer vermesi diğer bir dikkat çekici noktadır.[12]

Konsil’in sonuçlarını şu başlıklar altında toplamak mümkündür:[13]

  • Hıristiyan olmayanlara İncil tebliğinin gerekliliğinden bahseden ifadeler bulunmaktadır. Bu çerçevede misyonerlik faaliyetlerinin devamı ve arttırılmasının öngörüldüğünü ifade etmektedir.
  • Hıristiyan olmayan dinler İncil’e bir hazırlık olarak görülmektedir. Hıristiyan olmayanların hayatlarındaki bütün güzellikler İncil’e tahvil edilmektedir.
  • İslam kurtuluş vasıtası bir din olarak görülmemekte, Müslümanlar Hıristiyan inanca davet edilerek kurtarılması gereken halklar arasına dâhil edilmektedirler.
  • İslam bağımsız bir gelenek olarak değil içindeki Hıristiyan hakikatinin yansıması olan ve dolayısıyla da geçerliliği Hıristiyanlığa bağlı bir dinsel gelenek olarak değerlendirilmiştir. Zaten bu çerçevede Hz. Muhammed konsil İslam anlayışı doğrultusunda dışlanmış yani Hz. Muhammedsiz bir din kurgulanmıştır. Ayrıca namaz, oruç ve zekât gibi İslam’ın temeli olan pratikler de dışlanarak İslam’ın içi iyice boşaltılmak istenmiştir. Bu sayede kişi ve kitleleri Müslümanlıktan Hıristiyanlığa devşirmenin kolaylaştırılmasının hedeflendiği anlaşılabilmektedir.

Konsilden sonra, Katolik Kilisesi diyalog faaliyetlerini yürütmek için Mayıs 1964’te “Hıristiyan Olmayan Dinler Sekreterliği” Papa VI. Paul tarafından kurulmuştur. 1989 yılında ise Papalık Dinler Arası Diyalog Konsili (Pontifical Council For Interreligious Dialogue) adını almıştır.[14]

Tablo 1: Papalık Dinler Arası Diyalog Konsili Başkanları[15]

 

Başkan

Görev Başlangıcı

Görev Bitişi

Ülkesi

1.

Paolo Marella

19 Mayıs 1964

26 Şubat 1973

İtalya

2.

Sergio Pignedoli

6 Mart 1973

15 Haziran1980

İtalya

3.

Jean Jadot

27 Haziran 1980

8 Nisan 1984

Belçika

4.

Francis Arinze

8 Nisan 1984

1 Ekim 2002

Nijerya

5.

Michael L. Fitzgerald

1 Ekim 2002

15 Şubat 2006

Birleşik Krallık

6.

Paul Poupard

11 Mart 2006

1 Eylül 2007

Fransa

7.

Jean-Louis Tauran

1 Eylül 2007

-

Fransa

 

2. Kürt Hareketi ve Vatikan

Kürtlerin, Vatikan ya da geniş anlamda Hıristiyan hareketler ile tanışması veya onlar ile ilişkiye geçmesi yeni değildir.[16] Ancak, Türkiye veya Mezopotamya kökenli olmayan Hıristiyanlıkla ilişkiler meselesi daha yenidir. Misyonerlik bağlamında da bu alan önem arz etmektedir. Osmanlı döneminde misyonerlik faaliyetleri daha çok bölgede yaşayan gayrimüslim unsurlara[17] yönelmiştir. Fakat bölgede I. Dünya savaşı sonrasında Hıristiyan nüfusun çok azalması neticesinde Kürtler, Araplar, Türkmen Alevileri üzerine misyonerlik faaliyetleri yönelmeye başlamıştır.[18] Aynı bağlamda 19.yy’dan beri ve günümüzde de Irak’ın kuzeyinde Kürt bölgesinde de misyoner faaliyetlerinin yoğunlaşmış olduğu söylenebilir. Bu durum üzerinde 1991 ve bilhassa 2003 yılından sonra Amerikalıların Kuzey Irak’ta bulunmasının etkisi büyüktür.[19]

Abdullah Öcalan’ın İtalya’da bulunduğu dönem Vatikan ile ilişkiler açısından yeni bir merhale olmuştur. 1998 yılında Abdullah Öcalan Vatikan’a mektup gönderdiğini iddia etmiştir. Vatikan tarafından bu mektup yalanlanmıştır. Ancak Öcalan Vatikan’a mektubunda şunları yazdığını söylemiştir:[20]

“…Benim sosyalist düşüncem beni bu değerlerden uzaklaştırmıyor, aksine yakınlaştırıyor. Önemli olan sizin şahsınıza ve dininize saygı duymak, benim kanaatim ve savaşımın en önemli noktalarından biridir…

…Kürtlerin düşüncesi şudur ki, Vatikan'ın koruması olmadan sürekli bir barışa ulaşmak mümkün değildir. İşte bunun için Avrupa'nın kapısını çalmaya geldim. Şimdiden güçlerimizi birleştirerek, bu kapıyı açmayı başarabileceğiz ve mazlum toplumların acılarına son verebileceğiz.”

Abdullah Öcalan’ın yazdığını ve gönderdiğini iddia ettiği mektupta pragmatik bir dil kullandığı sarihtir. Bunun yanı sıra kendisine ve PKK hareketine karşı Vatikan üzerinden bir duyarlılık oluşturmak suretiyle dünya kamuoyunun ilgisini çekmeyi hedeflediği düşünülebilir. Ek olarak anılan mektubun Abdullah Öcalan’ın İtalya’da olduğu dönemde gündeme gelmiş olduğunu unutmamak gerektiği kanaatindeyiz. Bu meyanda da İtalya üzerinde bu ülkede kalması için Vatikan vasıtasıyla baskı kurmak istemiş olabilir.

Vatikan ile ilişkiler açısından dikkat çekici bir gelişme ise kendilerine“Diyarbakır Kırklar Meclisi” adını veren bir grubun Papa I. Francesco’ya hitaben yazmış oldukları mektuptur.

Mektup metninde:[21]

“Çok Aziz Peder, İnançta babamız Hz. İbrahim'in manevi bahçesinin farklı renk ve kokularından oluşmuş bir çiçek demeti olarak sizlere saygı ve sevgimizi sunmaya geldik. Üç büyük dinin asırlar boyunca kardeşçe hüküm sürdüğü Mezopotamya toprakları üzerinde yaşayan halklarımızın (Süryani, Yezidi, Hıristiyan, Müslüman, Keldani, Ermeni, Kürt, Türk, Arap) size en içten selamlarını getirdik. Taşıdığınız görevin bir misyonu olarak içinde bulunduğunuz yoğun gündeminiz içinde bize zaman ayırdığınız için zatıâlilerinize en derin şükranlarımı sunarım. Papa 6. Paul cenapları tarafından başlatılan Dinler arası Diyalog için Papalık Konseyi (PCID) misyonun bir parçası olarak, bendeniz ve çalışma arkadaşlarımın yaşadığımız topraklar üzerinde geliştirmek istediğimiz birkaç hususu zatıâlinizle paylaşmaktan onur duyarım.

Öncelikle malumuz üzeredir dört ayrı ülkenin ( Türkiye, Irak, İran, Suriye) boyunduruğu altında yaşayan Kürt halkı tarih boyunca çeşitli acılara maruz kalmıştır. Hazreti İsa nasıl Tanrı tarafından kendisine bahşedilen yüksek mertebenin misyonunu yayma uğruna çarmıha gerilmeyi göze aldıysa, Kürt halkı da kendisine tanrı tarafından bahşedilen bir kimlik ve kimliğin bir sonucu olarak kendi diline ve kültürüne sahip çıkmak uğruna tarihsel süreç boyunca çeşitli acılara katlanmıştır.

İçinde bulunduğumuz çağda bütün toplumların bir arada yaşamalarının yegâne kaynağının dinler ve kültürler arası diyalogdan geçtiğinin bilincinde olduğumuzu belirtmek isterim. Doğup büyüdüğümüz yer olan Diyarbakır tarih boyunca çeşitli dinlerin, inançların ve halkların hüküm sürdüğü, kadim bir kenttir. Halen Süryani, Keldani, Hıristiyan, Müslüman ve Yahudilerin bir arada yaşadığı dünya üzerindeki yegâne kentlerden biridir. Bu anlamıyla çok dinli, çok dilli ve çok kültürlü yapısıyla ön plana çıkmaktadır. Bu zenginliğin bilinciyle Belediye Başkanlığını yürüttüğüm dönem süreci içerisinde belediye hizmetlerinin çok dilli ve çok kültürlü olarak sunulması için belediye meclisimizde karar aldık ve meclis üyelerimiz yıllardır maruz kaldığımız tek tipleştirici zihniyetin gayri insanı tutumu sonucunda görevden alındık. Tanrıya şükürler olsun ki, sonraki seçimlerde halkımızın ezici bir desteğiyle bu görev tekrardan ben denize bahşedildi ve bu sorumluluk bilinciyle de doğru bildiğimiz yolda yürümeye devam ediyoruz.” Denilmiştir.

Mektubun yazım dili incelendiğinde Hıristiyanlığa ait kavramlar ve dile dikkat edilerek kaleme alındığı bellidir. Mektupta kullanılan “Babamız İbrahim”[22] ifadesi Yuhanna 8:39; “Babamız İbrahim'dir diye yanıtladılar. İsa, "İbrahim'in çocukları olsaydınız, İbrahim'in işlerini yapardınız” dedi.”[23] Yuhanna 8:41; “Onlar cevap verip kendisine: Babamız İbrahim’dir, dediler. İsa onlara dedi: İbrahim çocukları olsaydınız, İbrahim’in işlerini yapardınız.”[24] Yuhanna 8:55; “Yoksa sen babamız İbrahimden büyük müsün? O öldü; peygamberler de öldüler; sen kendini kim sayıyorsun”[25] Luka 16:24; “Ey babamız İbrahim, acı bana!’ diye seslendi. ‘Lazar’ı gönder de parmağının ucunu suya batırıp dilimi serinletsin. Bu alevlerin içinde azap çekiyorum.”[26] Elçilerin İşleri 7:2-3; “İstefanos şöyle karşılık verdi: “Kardeşler ve babalar, beni dinleyin. Atamız İbrahim daha Mezopotamya’dayken, Harran’a yerleşmeden önce, yüce Tanrı ona görünüp şöyle dedi: ‘Ülkeni, akrabalarını bırak, sana göstereceğim ülkeye git.”[27] Kısımlarında görülebilmektedir.

“Babamız İbrahim’in manevi bahçesinin ….çiçek demeti…” sözü ise Papa XI. Pius’un[28] 1938’te söylediği “…İsa Mesih’te İbrahim’in zürriyetindendir ve manevi olarak hepimiz Sami’yiz” ifadeleri ile örtüşmektedir.[29] Manevi bahçeden kastedilen İbrahim’in çocukları ve getirdiği din olmalıdır. Aynı dile uygun olarak Kürtler ile “Hz. İsa’nın çilesi”[30] arasında benzerlikten kurulmuştur. “Çarmıha gerilme”[31] gibi Hıristiyanlık açısından önemli bir sembol ile Kürtlerin yaşadıkları birleştirilmeye çalışılmaktadır. Ayrıca sürekli misyon kelimesine atıf yapılmaktadır. Katolik Kilisesi’nin misyonu ile BDP’li belediye ve Kırklar Meclisi’nin misyonundan söz edilmektedir. Aynı zamandan Meclis misyonunun Kilise’nin büyük misyonunun bir parçası olduğu da ifade edilmektedir. Yukarıda da ele alındığı üzere misyon Kilise’nin İncili yayma fonksiyon ve faaliyetidir. Meclis ve Belediye’nin bu minvalde bir görev üstlenip üstlenmediği açık değildir. Ayrıca mektupta Hz. İsa’nın dinsel/peygamberlik kimliği ile Kürt kimliği arasında paralellik kurulmuştur. Kısacası dini bir kimlik ile etnik kimlik benzeştirilmiştir.

Hülasa yazılan mektupta diyalog çalışmalarına gönüllü olunduğu ifade edilmiş olmaktadır. Mektup dilinde İbrahimi dinler bağlamında Hz. İbrahim’e ve Hıristiyanlığa koyu bir tonla vurgu vardır. Papa I. Francesco’nun Ortadoğu ziyareti dönemine gelen mektubun pragmatik bir biçimde Papa ve Vatikan’ın Kürt meselesinde desteğini sağlamak amacıyla yazıldığı açıktır. Vatikan’ın dünya siyasetine ve Ortadoğu’ya ilgisinin arttığı bir dönemde BDP ve bağlantılı Kırklar Meclisi alternatif kanal açmaya çalışmaktadırlar. Bu kanalı ise dinler arası diyalog ile güçlendirmek istemektedirler.

Papa I. Francesco’ya yazılan mektubun Mesud Barzani’nin Vatikan ziyareti[32] dönemine denk düşmesi de dikkate şayandır. Papa, Mesud Barzani’yi kabulü sırasında yaptığı konuşmada uzun bir süredir Kürt sorunuyla ilgilendiğini belirtmiştir. Ayrıca, Kürdistan halkının başına gelen felaketlerden ve acılardan haberdar olduğunu ifade etmiştir.[33]

Son olarak Vatikan’ın Kürt coğrafyası ve Kürt meselesi ile daha fazla ilgileneceği bir döneme adım atıyor olabiliriz. Bu bağlamda Vatikan’ın bütün Ortadoğu ile beraber Kürt meselesi dolayısı ile de dikkatle izlenmesi gerektiği kanaatindeyiz.



[1] Bkz: Şeyhmuz Diken, “Kırklar Dağı’nın Gizi”, Ayrıntı Edebiyat Dergisi, Ocak 2004, Sayı:39, http://www.ayrinti.net/index.php?option=com_content&task=view&id=430&Itemid=67, (27.05.2014, çevrimiçi).

[2] Bkz: “Diyarbakır'da Kırklar Meclisi kurulacak”, Demokrat Haber, 26.01.2012, http://www.demokrathaber.net/guncel/diyarbakirda-kirklar-meclisi-kurulacak-h6533.html, (27.05.2014, çevrimiçi). “Kırklar Meclisi Toplandı”, Yüksekova Haber, 13.03.2013, http://www.yuksekovahaber.com/haber/kirklar-meclisi-toplandi-96658.htm, (27.05.2014, çevrimiçi).

[3] “Kürtlerden Papa’ya Mektup”, CNN Türk, 25.05.2014, http://www.cnnturk.com/haber/dunya/kurtlerden-papaya-mektup, (27.05.2014, çevrimçi).

[4] Ali İsra Güngör, “Katolik Kilisesi’nin Çağdaş Misyon Anlayışında Diyalog Kavramı”,  Dinler Tarihi Araştırmaları-I, 8-9 Kasım 1996, Ankara, s.177.

[5] Ioannes Paulus PP II, Redemptoris Missio, 07.12.1990, http://www.vatican.va/holy_father/john_paul_ii/encyclicals/documents/hf_jp-ii_enc_07121990_redemptoris-missio_en.html, (27.05.2014, çevrimiçi).

[6] Kuran’a Hizmet Vakfı Kocaeli Temsilciliği, “Dr. Ebubekir Sifil’le Dinler Arası Diyalog Üzerine Konuştuk”, Vuslat Dergisi, Eylül 2011, http://www.khvkocaeli.org/default.asp?Aktif=2&id=57&p=Dr.%20Ebubekir%20Sifil%92le%20Dinler%20Aras%FD%20Diyalog%20%DCzerine%20Konu%FEtuk, (27.05.2014, çevrimiçi).

[7] Abdurrahman Küçük, Günay Tümer, Mehmet Alparslan Küçük, Dinler Tarihi, Berikan Yayınları, Ankara, 2011, s.537.

[8] Bkz: M.Taceddin Kutay, “II. Vatikan Konsili ve Hristiyan-Müslüman İlişkilerine Etkisi”, Religio, ss..34-47, http://www.christian-islamic-encounter.at/downloads/article_taceddin.pdf, (27.05.2014, çevrimiçi).

[9]“Nostra Aetate” Katolik Kilisesi’nin Hristiyanlık Harici Dinlere Karşı Tutumu Hakkında Açıklama, Religio, ss.52-55.

[10] Mahmut Aydın, , “Dinlerarası Diyalog”, Pınar Yayınları, İstanbul, 2008, s.85.

[11] Nostra Aetate, s.53

[12] Ali İsra Güngör, “Vatikan Misyon ve Diyalog”, Berikan yayınları, Ankara, 2011, 77.

[13] Mahmut Aydın, “Monologdan Diyaloğa”, Ankara Okulu Yayınları, Ankara,2001, s.116-119.

[14] Aydın, a.e., s.121-122

[15] Pontifical Council for Inter-Religious Dialogue, http://www.gcatholic.org/dioceses/romancuria/d23.htm, (14.05.2014, çevrimiçi).

[16] Örneğin bkz: Abdurrahman Yılmaz, “XX. Yüzyılın Başında Nasturiler: Kültürleri, Kürtler Ve Merkezi Otorite İle İlişkileri”, Turkish Studies, Ankara, Volume 8/5 Spring 2013, s. 225-242;

[17] Bkz: Ebru Esenkal, Yabancı Ülkeler Tarafından Osmanlı Coğrafyasında Açılan Okullar, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Edirne, 2007; Kenan Ziya Taş, 20.Yüzyılın Başında Güneydoğu Anadolu’daki Azınlık / Ermeni Okulları, Sosyal Bilimler Araştırma Dergisi, Prof.Dr. Hüseyin Hatemi’ye Armağan, Eylül 2005, Sayı 6, s. 627 – 636. Ayten Sezer, “Osmanlı’dan Cumhuriyet’e; Misyonerlerin Türkiye’deki Eğitim ve. Öğretim Faaliyetleri”, Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dergisi, Ankara, Ekim 1999, s. 169-184; Selahattin Satılmış, I. Dünya Savaşı Öncesinde Nesturiler ve Misyonerlik Faaliyetleri, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Balıkesir Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Balıkesir, 2006, s.87 ve sonrası;.İbrahim Özcoşar, “Osmanlı Dönemi Mardin Ermenilerinde Dini Değişim”, Gaziantep Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 7(2), 2008, s.428-438.

[18] Ankara Ticaret Odası, ATO’dan "Misyonerlik" Raporu, 05.06.2004, http://www.atonet.org.tr/yeni/index.php?p=189, (30.05.2014, çevrimiçi). Misyonerler Kürtler kadar Arap ve Türkmen Alevilere de yönelmektedir. Detaylı bilgi için bkz: M.Hadi Tezokur, “Diyarbakır İncil Topluluğu ve Misyonerlik”, Journal of Islamic Research, 2007;20(2), s.196-197

[19] Bkz: Mission to Kurdistan in 1842, http://anglicanhistory.org/me/kurdistan1842.html, (30.05.2014, çevrimiçi). Bkz: Linda Leicht,“Missionaries find oasis of peace in Kurdistan Region”, Kurd.net, 07.11.2006, http://www.ekurd.net/mismas/articles/misc2006/11/independentstate1069.htm, (02.06.2014, çevrimiçi); Bill Berkowitz, “U.S. Evangelical Christians’ Kurdish Crusade”, Z Magazine, 26.03.2009, http://zcomm.org/zmagazine/u-s-evangelical-christians-kurdish-crusade-by-bill-berkowitz/, (02.06.2014, çevrimiçi); Michael Reynolds, “American Evangelicals in Kurdistan”, The Investigative Fund, 12.07.2010, http://www.theinvestigativefund.org/investigations/1357/, (02.06.2014, çevrimiçi).

[20] Sadık Ertan-Adem Çapar Erhan Abken, “APO: Hıristiyanların hamisiydim”, Zaman, 24.11.1998.

[21] “Kürtlerden Papa’ya Mektup”, CNN Türk, 25.05.2014, http://www.cnnturk.com/haber/dunya/kurtlerden-papaya-mektup, (27.05.2014, çevrimçi).

[22] Kur’an-ı Kerim’de ise Al-i İmran 67. Ayette “İbrahim ne Yahudi idi ne de Hıristiyan. Fakat o, hanif (Allah'ı bir tanıyan, hakka yönelen) bir Müslüman’dı. Allah'a ortak koşanlardan da değildi.” Denilmektedir. Bkz:Diyanet İşleri Başkanlığı, Kur’an-ı Kerim Portalı, http://kuran.diyanet.gov.tr/Kuran.aspx#3:67, (29.05.2014, çevrimiçi).

[23]. http://incil.info/arama/Yuhanna+8:39, (28.05.2014, çevrimiçi).

[24] http://incil.info/KM/arama/Yuhanna+8:41, (29.05.2014, çevrimiçi).

[25] http://incil.info/KM/arama/Yuhanna+8:55, (29.05.2014, çevrimiçi).

[26] Bkz: http://incil.info/arama/Luka+16:24, (28.05.2014, çevrimiçi).

[27] http://incil.info/kitap/Elcilerin+Isleri/7, (29.05.2014, çevrimiçi).

[28] Biyografisi için bkz: Pius XI, Encyclopaedia Brittanica, http://www.britannica.com/EBchecked/topic/462393/Pius-XI, (02.06.2014, çevrimiçi).

[29] Ronald Rychlak, “Goldhagen vs. Christianity”, (ed.), Patrick J. Gallo, Pius XII, the Holocaust and the Revisionists: Essays, , Mc Farland, Caroliana, 2002, s.169. Ayrıca bu ifade Galatyalılar 3:29’ya dayanmaktadır. Bkz: “Ve eğer siz Mesihin iseniz, o halde İbrahimin zürriyeti, vade göre mirasçılarsınız.”, http://incil.info/kitap/Galatyalilar/3, (02.06.2014, .çevrimiçi).

[30] “Tutku: Hz. İsa’nın Çilesi” adı ile Mel Gibson tarafından 2004 yılında çekilmiş bir filmdir. Yapımda Hz. İsa’nın yaşamının son on iki saatini konu almaktadır. Hz. İsa’nın akıbetiyle ilgili İncil Rivayetleri için bkz: : Mahmut Aydın, “İsa’ ya Ne Oldu? İsa’nın Tutuklanması, Yargılanması ve Çarmıha Gerilmesiyle İlgili İncil Rivayetlerinin Tarihsel Açıdan Değerlendirilmesi,” Milel ve Nihal, 1 (2), 2004, s. 41-93.

[31] Jacob Cornelisz Van Oostsanen, “İsa’nın Çarmıha Gerilişi”, Toplumsal Tarih, Sayı 235, 25.07.2013, s.94-96.

[32] “Başkan Barzani, Fransa, İtalya ve Vatikan'ı kapsayan Avrupa turuna çıktı “, Kürdistan TV, 21.05.2014, http://www.kurdistantv.net/Default.aspx?page=article&id=127332&l=4, (30.05.2014, çevrimiçi); “Mesut Barzani İtalya'ya gitti”, İlke Haber Ajansı, 29.05.2014, http://www.ilkehaber.com/haber/mesut-barzani-italyaya-gitti-29683.htm, (30.05.2014, çevrimiçi).

[33] “Barzani, Papa Francesco ile görüştü”,İlke Haber Ajansı, http://www.ilkehaber.com/haber/barzani,-papa-francesco-ile-gorustu-29700.htm, (02.06.2014, çevrimiçi).” Bkz: “Papa'dan Barzani'ye teşekkür”, Star, 31.05.2014.

Dr. Serkan Kekevi

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü
Bilimsel Danışmanı

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Prof. Dr. Sema Kalaycıoğlu   - 26-09-2021

Enerji’ye Doymayan Dünya ve Beklentiler

Küresel ekonominin çarkları salgın hız keserken yeniden dönmeye başladı. Kıyıda köşede çıkan birkaç arıza ve kronik jeopolitik ve ekonomik sorunlar hariç, yılın ikinci çeyreğinden itibaren hemen her ülkenin ekonomik göstergelerinde olumlu yönde gelişmeler var.