Hazar Denizi tarih boyunca Türk dünyasının farklı coğrafyalarını birbirinden ayıran bir su kütlesi olmanın yanı sıra, aynı zamanda ticaretin, göçlerin ve siyasi ilişkilerin önemli bir geçiş alanı olmuştur. Son yıllarda ise Hazar’ın jeopolitik önemi, Orta Koridor'un yükselişiyle birlikte yeniden belirginleşmiştir. Bu çerçevede Kazakistan ile Azerbaycan arasında Hazar üzerinden yolcu taşımacılığının yeniden başlatılması yönündeki girişim, ilk bakışta sınırlı bir ulaştırma projesi gibi görünse de, bölgesel bütünleşme bakımından daha geniş sonuçlar doğurabilecek niteliktedir.
9 Eylül 2026 tarihinde Kazakistan'ın Azerbaycan'daki resmi diplomatik temsilciliği tarafından yapılan açıklamaya göre, Kazakistan tarafı Kuryk Limanı–Bakü Limanı–Kuryk Limanı arasında yolcu taşımacılığının yeniden başlatılmasını teklif etmiştir. Söz konusu seferler 2020 yılına kadar devam etmiş, COVID-19 salgını nedeniyle durdurulmuştur. Açıklamaya göre Azerbaycan tarafı öneriye destek vermiş ve iki ülkenin ulaştırma kurumları hattın yeniden faaliyete geçirilmesi için çalışmaya başlamıştır. Dolayısıyla mevcut aşamada kesinleşmiş ve işletmeye açılmış bir hattan değil, iki devlet tarafından desteklenen ve yeniden başlatılması için teknik çalışmalar yürütülen bir girişimden söz etmek daha doğru olacaktır.
Bu gelişmenin önemi yalnızca yolcu taşımacılığıyla sınırlı değildir. Hazar geçişi, Çin ve Orta Asya'yı Güney Kafkasya, Türkiye ve Avrupa'ya bağlayan Trans-Hazar Uluslararası Taşımacılık Güzergahı'nın, diğer adıyla Orta Koridor'un en kritik halkalarından biridir. Azerbaycan'ın resmi ulaştırma verilerine göre güzergahın deniz bölümü Kazakistan ve Azerbaycan arasındaki Hazar geçişini esas alan yaklaşık 508 kilometrelik bir hattı kapsamaktadır. Aktau ve Kuryk limanları ile Bakü/Alat limanları bu sistemin temel bağlantı noktalarını oluşturmaktadır.
Ancak Orta Koridor bugüne kadar ağırlıklı olarak yük taşımacılığı üzerinden değerlendirilmiştir. Yolcu taşımacılığının yeniden gündeme gelmesi, koridorun ekonomik işlevinin ötesinde yeni bir boyut kazanmasına yol açabilir. Bakü ile Kazakistan'ın Hazar kıyısındaki şehirleri arasında düzenli deniz ulaşımının kurulması turizmi, iş dünyası ilişkilerini, kültürel temasları ve Türk devletleri arasındaki insan hareketliliğini artırabilecek bir potansiyele sahiptir.
Bu durum özellikle Türk Devletleri Teşkilatı'nın son yıllarda üzerinde durduğu ulaştırma bağlantısallığı açısından önemlidir. Demiryolları, limanlar ve kara yolları ekonomik entegrasyon için gerekli altyapıyı oluştursa da, toplumlar arasında doğrudan temas kurulmadan bölgesel bütünleşmenin kalıcı hale gelmesi zordur. Bu nedenle Hazar'daki yolcu taşımacılığı, ekonomik koridorun zamanla bir insan ve toplum koridoruna dönüşmesine katkı sağlayabilir. Diğer taraftan bu girişimin önemli yapısal sorunlarla karşılaşması da mümkündür. Dünya Bankası ve OECD (Ekonomik İş Birliği ve Kalkınma Örgütü) tarafından hazırlanan çalışmalar Orta Koridor'un en önemli darboğazlarından birinin Hazar geçişi olduğunu ortaya koymaktadır. Limanlardaki kapasite sorunları, gemi ve feribot yetersizliği, aktarma süreleri ve Hazar Denizi'ndeki su seviyesinin düşmesi, hattın etkinliği üzerinde doğrudan etkili olmaktadır. Dünya Bankası özellikle Hazar'daki su seviyesindeki gerilemenin Aktau ve Bakü-Alat limanlarının operasyonlarını etkileyebileceğine dikkat çekmektedir. OECD ise Hazar geçişindeki deniz taşımacılığının koridorun güvenilirliği açısından kritik bir unsur olduğunu vurgulamaktadır. Bu nedenle Bakü-Kuryk yolcu hattının yeniden başlatılması yalnızca bir feribot seferinin açılması olarak değerlendirilmemelidir. Projenin sürdürülebilir olması liman altyapısının geliştirilmesine, güvenli ve düzenli seferlerin sağlanmasına, biletleme ve gümrük süreçlerinin kolaylaştırılmasına ve en önemlisi hattın ekonomik olarak devamlılığının sağlanmasına bağlıdır.
Azerbaycan ile Kazakistan arasındaki ulaştırma iş birliği son yıllarda zaten daha geniş bir çerçevede gelişmektedir. İki ülke limanları arasında mevcut yük taşımacılığı, demiryolu bağlantılarının geliştirilmesi, ortak lojistik projeleri ve Orta Koridor'un kapasitesinin artırılmasına yönelik çalışmalar devam etmektedir. 2025 yılında Astana'da Azerbaycan ve Kazakistan cumhurbaşkanlarının katılımıyla Orta Koridor'un geliştirilmesine ilişkin ortak proje de gündeme getirilmiştir. Türkiye açısından bakıldığında ise Hazar'daki bu gelişme doğrudan önem taşımaktadır. Çünkü Orta Koridor'un batıya açılan en önemli güzergahlarından biri Azerbaycan-Gürcistan-Türkiye hattıdır. Hazar'ın doğu kıyısındaki ulaşım kapasitesinin güçlenmesi doğal olarak Türkiye'nin içinde bulunduğu ulaştırma ağının da etkinliğini artıracaktır. Bu nedenle Ankara'nın Orta Koridor politikası yalnızca kendi sınırları içindeki demiryolu ve kara yolu yatırımlarıyla değil Hazar geçişinin güvenilirliği ve kapasitesiyle de yakından ilgilidir.
Sonuç olarak Azerbaycan ve Kazakistan arasında yolcu taşımacılığının yeniden başlatılması girişimi teknik olarak sınırlı fakat stratejik anlamı yüksek bir gelişmedir. Hazar'ın iki yakası arasındaki ulaşımın güçlenmesi Orta Koridor'un yalnızca yük taşıyan bir hat olmaktan çıkarak ekonomik, sosyal ve kültürel bağları güçlendiren daha kapsamlı bir entegrasyon alanına dönüşmesine katkı sağlayabilir.
Türk dünyasının geleceğinde bağlantısallık yalnızca demiryolu, liman ve otoyol inşa etmek anlamına gelmemektedir. Asıl mesele bu coğrafyalar arasında malların yanı sıra insanların, fikirlerin ve ortak ekonomik imkanların da hareket edebilmesini sağlamaktır. Hazar'da yeniden kurulması planlanan yolcu hattı bu bakımdan küçük fakat sembolik değeri yüksek bir adım olarak görülmelidir.
Değerlendirme
Azerbaycan ile Kazakistan arasında Hazar Denizi üzerinden yolcu taşımacılığının yeniden başlatılması yönündeki girişim Türk dünyasının ulaştırma ve bütünleşme süreci açısından dikkatle değerlendirilmesi gereken bir gelişmedir. Orta Koridor bugüne kadar büyük ölçüde ticaret ve yük taşımacılığı üzerinden ele alınırken yolcu ulaşımının yeniden gündeme gelmesi bu sürece farklı bir boyut kazandırabilir. Hazar'ın iki yakası arasındaki ulaşımın güçlenmesi yalnızca ekonomik ilişkileri değil turizmi, kültürel etkileşimi ve toplumlar arasındaki doğrudan temasları da artıracaktır. Bu nedenle söz konusu girişim, küçük bir ulaşım projesinden ziyade Türk devletleri arasındaki bağlantısallığın güçlendirilmesi açısından anlamlı bir adım olarak görülmelidir. Hazar Denizi'nin bir engel değil Türk dünyasını birbirine bağlayan bir köprüye dönüşmesi gelecekteki bölgesel bütünleşmenin en önemli unsurlarından biri olacaktır.
Kaynakça
- https://www.trtavaz.com.tr/haber/tur/turkistandan/hazar-da-kazakistan-azerbaycan-feribot-seferleri-yeniden-basliyor/6aa28d569721236aedeb0e5c
- Azerbaycan Cumhurbaşkanlığı – Azerbaijan as a Eurasian Transport Hub and Middle Corridor
- World Bank – The Middle Trade and Transport Corridor: Policies and Investments to Triple Freight Volumes and Halve Travel Time by 2030
- World Bank – 10 Priority Actions That Can Triple Trade in the Middle Corridor by 2030
- OECD – Realising the Potential of the Middle Corridor
- EBRD – Middle Corridor Opportunities and Challenges, Azerbaijan Country Diagnostic 2024
- Azerbaycan Cumhurbaşkanlığı – Middle Corridor Development Joint Project, Astana, 21 October 2025