05 Eylül 2026
21YYTE.ORG Politik-sosyal-kültürel Araştırmalar Merkezi Türk Devletleri Teşkilatı'nda Entegrasyonun Yeni Evresi: Kültürel İş Birliğinden Jeoekonomik ve Güvenlik Odaklı Bölgesel Yapıya

Türk Devletleri Teşkilatı'nda Entegrasyonun Yeni Evresi: Kültürel İş Birliğinden Jeoekonomik ve Güvenlik Odaklı Bölgesel Yapıya

17 Dakika
OKUNMA SÜRESİ

Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Sovyetler Birliği'nin dağılmasının ardından ortaya çıkan Türk devletleri arasındaki siyasi, ekonomik ve kültürel yakınlaşmanın kurumsallaşması sonucunda 2009 yılında kurulmuş 2021 yılında Türk Konseyi adını Türk Devletleri Teşkilatı olarak değiştirerek daha geniş kapsamlı bir bölgesel iş birliği iddiası ortaya koymuştur. Teşkilatın kuruluşunda ortak tarih, dil ve kültür belirleyici olmakla birlikte son yıllarda ekonomik entegrasyon, ulaştırma koridorları, enerji, yatırım, eğitim, savunma sanayii ve güvenlik alanlarında geliştirilen mekanizmalar TDT'nin niteliğinde önemli bir dönüşüme işaret etmektedir.

Bu çalışma TDT'nin kültürel iş birliği merkezli bir yapıdan ekonomik ve güvenlik boyutları daha belirgin bir bölgesel örgüte doğru ne ölçüde evrildiğini incelemektedir. Bu kapsamda Türk Yatırım Fonu, Ortak Türk Alfabesi, Türk Üniversiteler Birliği ve Orhun Değişim Programı, güvenlik istişareleri ve savunma sanayii iş birliği mekanizmaları ele alınmaktadır. Azerbaycan'ın Kazakistan ve Özbekistan ile son dönemde derinleşen ilişkileri TDT içindeki bölgesel bütünleşmenin önemli bir tamamlayıcısı olarak değerlendirilmektedir.

Sovyetler Birliği'nin dağılması yalnızca Soğuk Savaş'ın sona ermesi anlamına gelmemiştir. Aynı zamanda Orta Asya ve Kafkasya'da yeni devletlerin ortaya çıkmasıyla birlikte Avrasya'nın siyasi ve ekonomik haritasını da değiştirmiştir. 1991 sonrasında Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Türkmenistan'ın bağımsızlıklarını kazanması Türkiye ile bu ülkeler arasındaki tarihi, dilsel ve kültürel bağların devletlerarası ilişkilere dönüştürülmesi için yeni bir zemin oluşturmuştur.

1992'de başlayan Türk Dili Konuşan Ülkeler Devlet Başkanları Zirveleri bu sürecin ilk siyasi platformunu oluşturmuştur. 3 Ekim 2009 tarihli Nahçıvan Anlaşması ile süreç kurumsal bir nitelik kazanmıştır. Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan ve Türkiye'nin kurucu üyeleri olduğu yapı 2019'da Özbekistan'ın tam üyeliğiyle önemli ölçüde genişlemiştir. 2021 İstanbul Zirvesi'nde ise Türk Devletleri Teşkilatı adını almıştır. Günümüzde TDT'nin tam üyeleri Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan'dır. Macaristan, Türkmenistan ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ise gözlemci statüsündedir. 

Başlangıç aşamasında Türk devletleri arasındaki iş birliğinin ağırlık merkezi kültür, dil ve tarih olmuştur. Bunun doğal bir nedeni vardır bağımsızlığını yeni kazanan Orta Asya cumhuriyetleri için ulusal kimliğin yeniden inşası önemli bir meseleydi. Türkiye açısından ise bu ülkelerle tarihi ve kültürel bağların yeniden kurulması dış politikanın önemli başlıklarından biriydi. Ancak 2020'li yıllara gelindiğinde TDT'nin gündeminde dikkat çekici bir değişim görülmektedir. Ortak alfabe çalışmaları sürerken aynı zamanda ortak finans mekanizmaları kurulmaktadır. Ulaştırma koridorları geliştirilmeye çalışılmakta, üniversiteler arasında öğrenci ve akademisyen hareketliliği artırılmakta, güvenlik kurumları arasında istişare mekanizmaları oluşturulmakta ve savunma sanayii kurumları çok taraflı bir platform içerisinde bir araya getirilmektedir. Dolayısıyla bugün sorulması gereken temel soru Türk dünyasında kültürel yakınlaşmanın ne ölçüde stratejik entegrasyona dönüşebileceğidir. 

 

Entegrasyonun teorik çerçevesi

Bölgesel entegrasyon kavramı devletlerin belirli alanlarda egemenliklerini tamamen ortadan kaldırmadan ortak kurallar, kurumlar ve mekanizmalar geliştirmelerini ifade eden geniş bir süreçtir. Geleneksel ekonomik entegrasyon yaklaşımında entegrasyon tercihli ticaret düzenlemelerinden serbest ticaret alanına, gümrük birliğinden ortak pazara ve nihayet ekonomik ve parasal birlik aşamasına uzanan kademeli bir süreç olarak değerlendirilmektedir.

Bu açıdan bakıldığında TDT'nin bugün bulunduğu noktanın ekonomik entegrasyonun ileri aşamalarından oldukça uzak olduğu açıktır. Nitekim güncel akademik değerlendirmeler de TDT'nin henüz serbest ticaret alanı düzeyine dahi ulaşmadığını ortaya koymaktadır. Fakat TDT'yi yalnızca bu ölçüt üzerinden değerlendirmek de yanıltıcıdır. Çünkü TDT'nin kuruluş mantığı klasik bir ekonomik birlik oluşturmak değildir. Teşkilat aynı anda kültür, eğitim, diplomasi, ulaşım, enerji, ekonomi ve güvenlik alanlarında iş birliği geliştiren çok boyutlu bir bölgesel örgütlenme biçimidir. Bu nedenle TDT'nin gelişimini açıklamak için klasik ekonomik entegrasyon teorilerinin yanında yeni bölgeselcilik yaklaşımı da önem taşımaktadır.

Burada entegrasyonun tek bir alanda örneğin ticarette başlaması zorunlu değildir. Kültürel yakınlık siyasi güven oluşturabilir. Siyasi güven ekonomik iş birliğini kolaylaştırabilir. Ekonomik karşılıklı bağımlılık ise ulaştırma, enerji ve güvenlik alanlarındaki iş birliğini teşvik edebilir. 

TDT'nin son dönemdeki gelişimini anlamak açısından bu zincir önemlidir; Ortak kimlik, siyasi güven, kurumsallaşma, ekonomik bağlantı, ulaştırma ve enerji bütünleşmesi, güvenlik iş birliği.

Türk Yatırım Fonu; Kültürel yakınlıktan ekonomik kurumsallaşmaya

TDT'nin dönüşümünü gösteren en önemli gelişmelerden biri Türk Yatırım Fonu'nun kurulmasıdır. 16 Mart 2023 tarihinde Ankara'da gerçekleştirilen TDT Olağanüstü Zirvesi'nde kuruluş anlaşması imzalanan Türk Yatırım Fonu, Türk devletleri arasındaki ilk ortak finans kuruluşudur. Fonun yetkili sermayesi 600 milyon ABD doları olarak belirlenmiştir. Bu gelişmenin önemi sermaye miktarından ziyade kurumsal niteliğinde aranmalıdır. 

Türk devletleri arasındaki ekonomik ilişkiler uzun yıllar boyunca büyük ölçüde ikili anlaşmalar ve devlet destekli projeler üzerinden yürümüştür. Ortak bir finans kurumunun oluşturulması ise farklı bir aşamaya işaret etmektedir. Çünkü artık amaç yalnızca ticareti artırmak değil bu ticareti ve yatırımları destekleyecek ortak bir finansal alt yapı oluşturmaktır.

Fonun özellikle küçük ve orta ölçekli işletmelerin desteklenmesi ortak projelerin finansmanı ve üye ülkeler arasındaki ticari bağlantıların güçlendirilmesi açısından kullanılması planlanmaktadır. Bununla birlikte burada gerçekçi olmak gerekir. 600 milyon dolarlık yetkili sermaye TDT ekonomilerinin toplam büyüklüğü düşünüldüğünde henüz sınırlıdır. Dolayısıyla Türk Yatırım Fonu bugün itibarıyla Dünya Bankası veya Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası gibi büyük ölçekli uluslararası finans kuruluşlarının alternatifi değildir. Asıl potansiyel fonun zaman içinde ortak projelerin finansmanını destekleyen temel araçlardan biri haline gelmesindedir. Bu açıdan Türk Yatırım Fonu, TDT'nin kültürel bir iş birliği platformundan ekonomik kurumlaşmaya geçişindeki en somut adımlardan biridir.

Ortak alfabe Sembolik olmaktan öte stratejik bir mesele

TDT içerisindeki entegrasyon tartışmalarında ekonomik göstergeler kadar dikkat çekmeyen ancak uzun vadede çok daha önemli sonuçlar doğurabilecek alanlardan biri ortak alfabe çalışmalarıdır. 9-11 Eylül 2024 tarihlerinde Bakü'de gerçekleştirilen Türk Dünyası Ortak Alfabe Komisyonu toplantısında Latin temelli 34 harften oluşan Ortak Türk Alfabesi önerisi üzerinde uzlaşmaya varılmıştır. Ancak burada önemli bir ayrım yapılmalıdır, Söz konusu çalışma, üye devletlerin alfabelerini otomatik olarak değiştiren bağlayıcı bir anlaşma değildir. Komisyon kararları tavsiye niteliğindedir ve ilgili devletlerin yetkili makamlarına öneriler sunmaktadır. 

Bu ayrıntı akademik açıdan önemlidir. Ortak alfabe ilk bakışta kültürel bir proje olarak görülebilir. Fakat uzun vadede eğitim, bilimsel yayıncılık, dijital içerik, medya ve kültürel üretim alanlarında ortak bir iletişim alanının oluşmasına katkı sağlayabilir. Başka bir ifadeyle ortak alfabe doğrudan ekonomik entegrasyon yaratmaz fakat entegrasyonun toplumsal alt yapısını güçlendirebilir.

Bir öğrencinin Kazakistan'daki, Özbekistan'daki veya Azerbaycan'daki akademik kaynaklara daha kolay erişebilmesi dijital platformlarda ortak ifadelerin gelişmesi bilimsel ve kültürel eserlerin daha kolay dolaşabilmesi, zaman içerisinde ortak bir Türk dünyası bilgi alanının oluşmasını sağlayabilir. Dolayısıyla ortak alfabenin önemi 34 harfin kendisinden ziyade Türk dünyasında ortak bir iletişim alanı oluşturma potansiyelindedir.

Eğitim alanında entegrasyon: TURKUNIB ve Orhun süreci

Ekonomik entegrasyonun sürdürülebilirliği yalnızca sermaye ve ticaret bağlantılarına değil insan hareketliliğine de bağlıdır. TDT bünyesinde bu alandaki en önemli mekanizmalardan biri Türk Üniversiteler Birliği'dir (TURKUNIB). Birlik 2012 yılında oluşturulmuş üniversiteler arasında akademik iş birliği ve öğrenci hareketliliğinin geliştirilmesi hedeflenmiştir. Bunun yanında Orhun Değişim Programı, Türk dünyası üniversiteleri arasında öğrenci ve akademisyen hareketliliğini desteklemektedir. Bu alan 2025 itibarıyla daha ileri bir kurumsallaşma aşamasına taşınmaya başlanmıştır. TDT'nin açıklamasına göre 2025'te TURKUNIB üyeliği 109 üniversiteye ulaşmış, 62 üniversite de tam üyelik için başvurmuştur. Aynı süreçte Orhun Değişim Programı'nın genişletilmesi ve Türk Dünyası Yükseköğretim Alanı oluşturulması yönünde çalışmalar yürütülmüştür. TDT tarafından programın uygulanması ve genişletilmesi için 1 milyon ABD doları kaynak ayrılacağı açıklanmıştır. 

Azerbaycan faktörü: Kafkasya ile Orta Asya arasında stratejik köprü

TDT'nin gelişiminde Azerbaycan'ın konumu ayrıca değerlendirilmelidir. Azerbaycan coğrafi olarak Orta Asya'da bulunmamasına rağmen Hazar Denizi üzerinden Orta Asya Türk devletleri ile Güney Kafkasya ve Türkiye arasında doğal bir bağlantı noktası oluşturmaktadır. Bu durum Azerbaycan'a TDT içerisinde yalnızca siyasi değil, aynı zamanda jeoekonomik bir rol kazandırmaktadır.

Özellikle Kazakistan-Azerbaycan bağlantısı ve Orta Koridor'un gelişimi bu açıdan önemlidir.

Dünya Bankası Çin ile Avrupa arasındaki Orta Koridor'un Kazakistan, Hazar Denizi, Azerbaycan ve Gürcistan üzerinden ilerleyen çok modlu bir ulaşım ağı olduğunu belirtmektedir. Gerekli altyapı ve verimlilik yatırımlarının yapılması halinde koridor üzerindeki ticaret akışının 2030'a kadar üç katına çıkabileceğini öngörmektedir. TDT açısından Orta Koridor yalnızca bir ulaştırma projesi değildir.

Koridor;

Orta Asya → Hazar → Azerbaycan → Gürcistan → Türkiye → Avrupa

Bu hat ekonomik karşılıklı bağımlılığı artırabilecek bir jeoekonomik omurga niteliğindedir.

Ancak Dünya Bankası'nın çalışmalarında Kazakistan-Özbekistan sınırındaki geçiş sorunları Hazar Denizi'ndeki su seviyesinin düşmesi, liman kapasitesi ve demiryolu altyapısı gibi ciddi darboğazlara dikkat çekilmektedir. Dolayısıyla Orta Koridor'un başarısı siyasi söylemden çok altyapı, gümrük, lojistik, dijitalleşme ve sınır geçişlerinin uyumlaştırılması gibi teknik konulara bağlı olacaktır.

Bakü-Taşkent hattı: TDT içerisinde yeni bir stratejik eksen mi?

Azerbaycan'ın Orta Asya ile ilişkilerinde son yıllarda özellikle Özbekistan ile yaşanan yakınlaşma dikkat çekicidir. 23 Ağustos 2024'te Taşkent'te gerçekleştirilen Azerbaycan-Özbekistan zirvesinde iki ülke arasında Müttefiklik İlişkileri Hakkında Antlaşma imzalanmıştır. Aynı toplantıda Yüksek Devletlerarası Konsey'in ilk toplantısı da gerçekleştirilmiştir. Bu ilişki 2025 yılında daha da kurumsallaşmıştır. 2 Temmuz 2025'te Bakü'de Azerbaycan-Özbekistan Yüksek Devletlerarası Konseyi'nin ikinci toplantısı gerçekleştirilmiş ve taraflar stratejik ve müttefiklik ilişkilerinin geliştirilmesini ele almıştır. 

Burada dikkat çekici nokta ilişkinin yalnızca siyasi söylem düzeyinde kalmamasıdır. İki ülke arasındaki iş birliği makine sanayi, tekstil, elektrik-elektronik, enerji, tarım, turizm ve ulaştırma gibi alanlara yayılmıştır. 2025 yılı içerisinde taraflar ticaret hacmindeki artış ve ortak projelerin uygulanmasından da söz etmişlerdir. 

Azerbaycan-Kazakistan ilişkileri ise daha eski ve kurumsal bir zemine dayanmaktadır. İki ülke arasındaki stratejik ortaklık ve müttefiklik ilişkilerinin temel belgesi 2005 yılında imzalanmış olup 2025'te bu anlaşmanın 20. yılı vesilesiyle ilişkilerin yeniden teyit edildiği görülmektedir. Ekim 2025'te taraflar ayrıca Yüksek Devletlerarası Konsey'in ikinci toplantısını gerçekleştirmiş ve dışişleri bakanlıkları arasında da kurumsal koordinasyonu güçlendiren düzenlemeler yapmıştır. 

Azerbaycan, Kazakistan'la uzun süredir mevcut olan stratejik-müttefiklik ilişkisini derinleştirirken, Özbekistan'la 2024'ten itibaren müttefiklik düzeyine yükselen yeni ve yoğun bir ilişki geliştirmiştir.

Bu ilişkiler TDT'nin çok taraflı yapısının dışında değildir. Aksine, TDT içerisindeki çok taraflı iş birliğinin arkasında giderek daha güçlü bir ikili ve üçlü ilişki ağı oluşmaktadır.

Azerbaycan-Kazakistan-Özbekistan üçgeni

13 Kasım 2024'te Bakü'de gerçekleşen Azerbaycan-Kazakistan-Özbekistan üçlü zirvesi özel bir önem taşımaktadır. Üç ülke liderleri bu toplantıda yeşil enerjinin geliştirilmesi ve iletilmesi konusunda stratejik ortaklık anlaşması imzalamıştır. 

Bu gelişme TDT açısından önemlidir çünkü burada ortak kültürün çok ötesinde, doğrudan ekonomik ve stratejik bir alan ortaya çıkmaktadır: Enerji üretimi, enerji iletimi, bölgesel bağlantı ve Avrupa pazarları. TDT'nin gelecekteki entegrasyonunun yalnızca "Türk devletleri arasında ticaret" şeklinde düşünülmesi yetersizdir. Enerji, ulaştırma, dijital bağlantı ve lojistik gibi alanlarda ortak altyapıların oluşturulması, entegrasyonu çok daha somut hale getirebilir. Azerbaycan'ın Hazar üzerindeki konumu ile Kazakistan ve Özbekistan'ın Orta Asya'daki ekonomik ağırlıkları birbirini tamamlayan bir yapı ortaya çıkarmaktadır.

Güvenlik alanında dönüşüm

TDT'nin kültürel yapıdan stratejik bir örgüte dönüşüp dönüşmediğini anlamak açısından en hassas alan güvenliktir. Burada da iki farklı seviyeyi birbirinden ayırmak gerekir. TDT, NATO gibi kolektif savunma örgütü değildir. Üye devletlerin birbirlerine yönelik NATO'nun 5. maddesine benzer otomatik bir askeri savunma yükümlülüğü bulunmamaktadır.

Buna rağmen güvenlik konusu TDT gündeminde giderek daha fazla yer almaktadır.

TDT bünyesinde 2022'den itibaren üye ülkelerin Ulusal Güvenlik Konseyi sekreterleri düzeyinde güvenlik istişareleri yapılmaktadır. Ankara ve Taşkent’te gerçekleştirilen toplantılarla güvenlik ortamı, bölgesel gelişmeler ve ortak tehditler ele alınmıştır. TDT'nin kendi açıklamalarında bu mekanizmaların geliştirilmesi ve ortak güvenlik yaklaşımının güçlendirilmesi gerektiği vurgulanmaktadır. Daha da önemlisi, 23 Temmuz 2025'te İstanbul'da TDT Savunma Sanayii Kurumları Başkanları'nın ilk toplantısı gerçekleştirilmiştir. Toplantıya Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Türkiye ve Özbekistan'ın yanı sıra Türkmenistan'dan temsilciler katılmıştır. TDT çatısı altında savunma sanayii alanında çok taraflı bir iş birliği platformunun geliştirilmesi ele alınmıştır. 

Bu gelişme sembolik açıdan önemlidir.

Çünkü savunma sanayi doğrudan devletlerin stratejik kapasitesiyle ilişkilidir. Bir devletin başka bir devletle savunma sanayii alanında iş birliği yapması, kültürel iş birliğinden çok daha yüksek düzeyde güven ve teknik uyum gerektirir.

Ancak yine aynı uyarı burada da geçerlidir; Savunma sanayi iş birliği, TDT'yi henüz askeri ittifaka dönüştürmüş değildir.

Bugün görülen yapı daha çok; savunma sanayii şirketleri arasında iş birliği, teknoloji paylaşımı, ortak üretim imkanları, askeri kapasitenin geliştirilmesi, güvenlik istişareleri üzerinden ilerleyen bir modeldir. Bu modelin gelecekte ortak savunma projelerine dönüşüp dönüşmeyeceği ise henüz açık bir sorudur.

TDT'nin önündeki temel yapısal engeller

TDT'nin son yıllardaki gelişimi önemli olmakla birlikte entegrasyonun önünde ciddi sorunlar bulunmaktadır.

TDT üyeleri ekonomik yapı, nüfus, gelir seviyesi, sanayi kapasitesi ve dış ticaret kompozisyonu bakımından birbirlerinden önemli ölçüde farklıdır. Türkiye ve Kazakistan'ın ekonomik ölçeği ile Kırgızistan'ın ekonomik yapısı arasında önemli farklar bulunmaktadır. Özbekistan'ın son yıllarda hızlanan ekonomik açılımı ise yeni fırsatlar yaratmakla birlikte bu farklılıkları ortadan kaldırmamaktadır. 

TDT ülkeleri arasındaki ekonomik potansiyel yüksek olmakla birlikte, toplam dış ticaret içerisindeki karşılıklı ticaret hala sınırlı bir düzeydedir. TDT Genel Sekreterliği tarafından yayımlanan bir değerlendirmede üye ülkelerin toplam dış ticaretinin yaklaşık 860 milyar dolar olduğu TDT içi ticaretin ise yaklaşık 42,3 milyar dolar seviyesinde bulunduğu ve bunun yaklaşık yüzde 5'e karşılık geldiği belirtilmektedir. Teşkilat bu oranı ilerleyen yıllarda yüzde 10'a çıkarmayı hedeflemektedir. 

Egemenlik hassasiyeti

TDT'nin en önemli avantajlarından biri esnek yapısıdır. Fakat aynı özellik entegrasyonun sınırını da oluşturmaktadır. Üye devletler egemenliklerini ve dış politika bağımsızlıklarını korumaya büyük önem vermektedir. Dolayısıyla TDT'nin supranasyonel yani devletlerin üzerinde karar alabilen bir yapıya dönüşmesi kısa vadede gerçekçi görünmemektedir. Bu nedenle TDT'nin gelecekteki modeli muhtemelen AB'nin değil, egemen devletlerin güçlü koordinasyonuna dayanan esnek bir bölgesel örgütlenmenin daha ileri bir versiyonu olacaktır.

TDT Geleceği

Bugünkü veriler ışığında TDT'nin önünde üç temel gelişme senaryosu bulunmaktadır.

. Kültürel iş birliği platformu olarak kalması

Bu durumda TDT eğitim, kültür, dil ve diplomatik istişare alanlarında faaliyet gösteren ancak ekonomik ve güvenlik alanlarında sınırlı sonuç üreten bir yapı olacaktır. Bu senaryonun gerçekleşmesi halinde TDT'nin siyasi ağırlığı sınırlı kalacaktır.

. İşlevsel bölgesel entegrasyon

Daha gerçekçi görünen ikinci senaryoda TDT; Ticaretin kolaylaştırılması, ortak yatırım mekanizmaları, ulaştırma, enerji, dijitalleşme, eğitim, savunma sanayi alanlarında somut ortak projeler üreten bir yapıya dönüşebilir.

Bu modelde ülkeler egemenliklerini korurken belirli sektörlerde yüksek düzeyde koordinasyon sağlayabilir.

. Jeoekonomik ve güvenlik topluluğu

Uzun vadede daha iddialı bir senaryo ise TDT'nin ortak ekonomik çıkarların yanı sıra güvenlik alanında da koordinasyon sağlayan bir bölgesel stratejik topluluğa dönüşmesidir.

Ancak bunun gerçekleşmesi için yalnızca siyasi beyan yeterli olmayacaktır. Ortak güvenlik değerlendirmeleri, savunma sanayii projeleri, enerji güvenliği mekanizmaları, ulaştırma altyapısı, siber güvenlik ve ortak kriz yönetimi kapasitesi gibi alanlarda kurumsal mekanizmaların oluşturulması gerekir. Bugünkü gelişmeler bazı unsurların ortaya çıkmaya başladığını göstermektedir. Ancak TDT'nin henüz bu seviyeye ulaştığını söylemek mümkün değildir.

Türkiye açısından stratejik sonuçlar

TDT'nin gelişimi Türkiye açısından yalnızca kültürel veya dış politika meselesi değildir. Türkiye'nin önündeki temel fırsatlardan biri Avrupa ile Orta Asya arasında jeoekonomik bağlantı noktası olma konumunu güçlendirmektir. Orta Koridor'un gelişmesi Türkiye'yi yalnızca Azerbaycan ve Orta Asya'ya bağlamamakta ve aynı zamanda Çin-Avrupa ticaretinin alternatif güzergahlarından birinin parçası haline getirmektedir.

Bu çerçevede Türkiye açısından TDT politikası; kültürel diplomasi, ekonomik diplomasi, ulaştırma diplomasisi, enerji diplomasisi, savunma sanayii diplomasisi bileşenlerinin birlikte yürütüldüğü kapsamlı bir stratejiye dönüşmelidir.

Türkiye'nin TDT içindeki rolünün sadece "Türk dünyasının en büyük ekonomisi" olma üzerinden kurulması da yeterli değildir. Aynı zamanda finansal mekanizmaların geliştirilmesine, ortak altyapı projelerine, eğitim alanındaki standartlaşmaya, teknoloji transferine, savunma sanayii ortaklıklarına, dijital bağlantıya katkı sağlaması gerekmektedir.

Böyle bir yaklaşım Türkiye'nin TDT içerisindeki ağırlığını yalnızca siyasi söylem üzerinden değil kurumsal kapasite üretme gücü üzerinden artıracaktır.

Değerlendirme

Türk Devletleri Teşkilatı'nın son yıllardaki gelişimi Türk dünyası arasındaki ilişkilerin yalnızca ortak tarih, dil ve kültür temelinde yürütülen bir iş birliği anlayışından daha geniş bir zemine taşındığını göstermektedir. Ortak alfabe ve eğitim projeleri bu sürecin toplumsal ve kültürel temelini oluştururken, Türk Yatırım Fonu, Orta Koridor, enerji bağlantıları ve savunma sanayii alanındaki girişimler iş birliğinin giderek somut ekonomik ve stratejik alanlara yöneldiğine işaret etmektedir.

TDT'nin mevcut yapısını olduğundan daha ileri bir bütünleşme modeli olarak değerlendirmek doğru olmayacaktır. Üye ülkelerin farklı ekonomik yapıları, dış politika öncelikleri ve jeopolitik ilişkileri, daha ileri düzeyde bir entegrasyonun önündeki başlıca unsurlardır. Bu nedenle TDT'nin geleceğini belirleyecek olan, büyük siyasi hedeflerden çok, ortak projelerin uygulanabilirliği ve mevcut kurumların etkinliğidir.

Önümüzdeki dönemde özellikle Orta Koridor, enerji güvenliği, ortak yatırımlar, eğitim ve teknoloji iş birlikleri ile savunma sanayi alanlarında sağlanacak ilerleme, TDT'nin bölgesel ağırlığını doğrudan etkileyecektir. Azerbaycan'ın Hazar üzerinden Orta Asya ile Güney Kafkasya arasında üstlendiği bağlantı rolü ve Türkiye'nin Avrupa pazarlarına açılan konumu, bu sürecin en önemli jeoekonomik unsurları arasında yer almaktadır.

Bu çerçevede TDT'nin geleceğini bir "birlik" kurup kuramayacağı üzerinden değerlendirmek yerine, ortak çıkarları ne ölçüde kalıcı kurumlara ve somut iş birliği mekanizmalarına dönüştürebileceği üzerinden okumak daha doğru olacaktır. Eğer kültürel yakınlık ekonomik karşılıklı bağımlılıkla, ekonomik ilişkiler ise ortak stratejik kapasiteyle desteklenebilirse, TDT'nin 21. yüzyıl Avrasya'sında daha belirgin bir bölgesel aktör haline gelmesi mümkündür. TDT'nin önündeki temel mesele ortak kimliği yeniden tanımlamak değil zaten mevcut olan bu ortaklığı ekonomik, teknolojik ve stratejik bir kapasiteye dönüştürmektir.

Kaynakça

Türk Devletleri Teşkilatı (TDT). Türk Devletleri Teşkilatı – Kurumsal Yapı ve Üye Devletler.
Türk Devletleri Teşkilatı – Kurumsal Yapı 

Türk Devletleri Teşkilatı (TDT).  TDT – Teşkilat Yapısı 

Türk Devletleri Teşkilatı (TDT). Türk Yatırım Fonu.
TDT – Türk Yatırım Fonu 

T.C. Dışişleri Bakanlığı. Türk Devletleri Teşkilatı (TDT).
T.C. Dışişleri Bakanlığı – TDT 

Türk Devletleri Teşkilatı.  Siyasi, ekonomik, gümrük, ulaştırma, eğitim, enerji, bilişim ve diğer iş birliği alanları.
TDT – İş Birliği Alanları 

Türk Akademisi (International Turkic Academy).  
Türk Akademisi – Ortak Türk Alfabesi 

Türk Akademisi (International Turkic Academy).  Türk Akademisi – Ortak Türk Alfabesi Komisyonu 

Türk Devletleri Teşkilatı. TURKUNIB  TDT – Eğitim İş Birliği 

Türk Devletleri Teşkilatı.  TDT – Güvenlik ve Siyasi İş Birliği 

Türk Devletleri Teşkilatı.  TDT – Savunma Sanayii Kurumları Toplantısı 

World Bank. (2023). The Middle Trade and Transport Corridor: Policies and Investments to Triple Freight Volumes and Halve Travel Time by 2030.  World Bank – Middle Trade and Transport Corridor 

World Bank. (2023). Middle Trade and Transport Corridor – Policies and Investments to Triple Freight Volumes and Halve Travel Time by 2030.
World Bank – Raporun Tam Metni 

Asian Development Bank (ADB). Caspian Sea Green Energy Corridor Project. Azerbaycan-Kazakistan-Özbekistan enerji bağlantısı.
Asian Development Bank – Caspian Sea Green Energy Corridor 

Azerbaycan Cumhurbaşkanlığı. Azerbaijan–Kazakhstan Relations and Strategic Partnership.
Azerbaycan Cumhurbaşkanlığı 

Özbekistan Cumhurbaşkanlığı. Uzbekistan–Azerbaijan Relations and Allied Relations Agreement.
Özbekistan Cumhurbaşkanlığı 

T.C. Dışişleri Bakanlığı. Türkiye-Azerbaycan-Özbekistan Üçlü İş Birliği Mekanizması.
T.C. Dışişleri Bakanlığı 

 

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *