21. Yüzyıl Dergisi 76. Sayısı

ÖZETLER

 

Kiev’in ve Büyük Güçlerin Ukrayna Krizine Yönelik Politikaları

Sabir ASKEROĞLU

 

"Normandiya Dörtlüsü" isimlendirmesiyle Rusya, Almanya, Fransa ve Ukrayna bir araya gelerek Belarus’un başkenti Minsk'te Ukrayna'nın doğu bölgesinde yaşanan çatışmaların sona erdirilmesi konusunda uzlaştılar. Uzlaşının gereklerinden olan Donbass bölgesinde ateşkes sağlanması hedefine göreceli de olsa ulaşılmışsa da Mutabakat metninde öngörülen “bölgelere özel statüsü” tanınması maddesi,  Ukrayna Parlamentosu’nun aldığı kararla yeni bir krize sebep olmuştur.  Bu karar hem Poroşenko’nun iktidarıyla hem de Büyük Güçlerin politikaları ve çıkarlarıyla ilgilidir. 

Yemen’de Neler Oluyor?

Erdi ŞAFAK

 

Orta Doğu’nun en yoksul hükümeti Yemen’de mezhep çatışmaları tehlikeli bir boyuta ulaşmıştır. Yemen’de yaşanan iç savaşın sorumlusu olarak ise Husi militanları gösterilmektedir. Husilier ile hükümet arasında yaşanan sorun, Suudi Arabistan öncülüğünde askeri operasyon gerçekleştirilmesi ve İran’ın operasyona tepki göstermesiyle farklı bir boyuta ulaşmıştır. Yemen’de yaşanan gelişmeler, sadece Yemen’de köklü bir değişime neden olmayacak, bölgesel dengeleri de sarsacak gibi görünmektedir.

 

ABD-İran-İsrail Üçlü İlişkisi ve Diğer Figüranlar

Şanlı Bahadır KOÇ

 

ABD'nin bir yandan Irak'ta İran ve onun desteklediği Şii milislerle işbirliği yaparken öte yandan da Yemen'de Suudilerle beraber İran'dan destek alan Husilere karşı mücadeleye istihbarat, lojistik ve diplomasi desteği vermesi bazılarına ters, tutarsız ve büyük resmi görmeyen miyop bir yaklaşım gibi gelebilir. Ama bazen hasımlarınızla işbirliği yapmak durumunda olabilirsiniz ve tutarsızlık olmayabilir. Obama, İran’ın sorunlu birçok yönü olduğunu kabul etmekle beraber bölgedeki ne tek ne de en önemli sorun/tehdit olmadığını düşünüyor. Zaten göreve gelirken Tahran’a zeytin dalı uzatmıştı ama sanki Başkanlık döneminde İran'a karşı daha da “sağlıklı bir saygı” kazandı.

 

ABD-Suudi Arabistan İlişkilerinde Güvenlik Odaklı Dönem

Özdemir AKBAL

 

ABD-Suudi Arabistan ilişkileri 90’lı yılların başından itibaren güvenlik ve ekonomik çıkar öncelikli olarak devam etmiştir. 1990-2012 döneminde her iki ülkenin petrol ve ekonomik ihtiyaçlarıyla birlikte hem bölgesel hem de küresel güvenlik sorunları karşısında takındıkları ortak tavır mevcuttur. ABD-Suudi Arabistan ilişkilerinde 90’lı yılların başındaki ilk sorun Irak’ın Kuveyt’i işgal etmesi ile ortaya çıkan ve bir küresel güvenlik tehdidine dönüşen Körfez Krizi’dir. Bunu 11 Eylül Olayları ve Teröre Karşı Savaş dönemi izler. ABD-Suudi Arabistan ilişkileri, Suriye İç Savaşı ile birlikte üstü örtülü bir gerginlik sürecinden geçmektedir.

Kürt Sorununun Ortaya Çıkış Nedenleri ve Evrimleşme Süreci

Merve ÖNENLİ GÜVEN

 

Kürt sorunu, farklı dinamikleri ve değişkenleri çerçevesinde çok boyutlu bir çatışma alanı oluşturmaktadır. Sorun, zaman içerisinde yeni aktörlerin ortaya çıkışına da neden olacak şekilde boyutlanmıştır. Bu bağlamda Kürt sorunu, bir terör örgütünün ortaya çıkışıyla farklı bir anlam kazanmıştır. Birçok bağımsız değişkenle birlikte farklı dinamiklerin etkileşimini içinde barındıran, duygusal bağlılıkların yanı sıra rasyonalizasyon temelinde çıkar odaklı davranışlar doğrultusunda da farklı koşullara göre değişim gösteren organik bir çatışma alanı söz konusudur.

 

Dinsiz Müslümanlar

İskender ÖKSÜZ

 

Son dört ayda İslamiyet’e bağlılıklarından şüphe etmeyeceğimiz insanlardan protesto sesleri, endişe ifadeleri yükselmeğe başladı: Din tahrip ediliyor!   İnsan vicdanı, ahlâkı, adalet duygusu bir noktadan sonra isyan ediyor. Çünkü İmam Maturidi’nin dediği gibi insan aslında ulema yokken de Müslümandır. Türkiye bir merasim enflasyonu ve vahim bir din eksikliğiyle karşı karşıya. Bu din açığını, ruhlara, vicdanlara, adalet, ahlâk duygularına hitab eden gerçek Müslümanlık doldurmazsa başka dinler dolduracaktır.

 

Orta Doğu’da Savaş Daha Kaç Yıl Sürer?

M. Ziya GÖZLER

 

Bu sorunun cevabı için iki önemli hususu göz önünde bulundurmamız gerekmektedir. Meseleye petrol açısından bakıldığında 100 yıl, dini açıdan değerlendirildiğinde ise bu sorunun cevabı ancak “LEVH-İ MAHFUZ” da yazılıdır denilebilir. Peygamberler Yurdu olarak bilinen Mezopotamya ve genelde Ortadoğu’nun tamamı günümüzde de milyonlarca insanın din ve petrol uğruna hayatlarını kaybettikleri yer haline gelmiştir. Zira 1901’de İngiliz diplomat William d’Arcy’nin İran Şahı’ndan 1,2 milyon km2’yi kapsayan bir imtiyaz almasından itibaren “Bir damla petrol bir milyon damla kandan daha önemlidir” yaklaşımı sürdürülmüştür. 

Azerbaycan’ın Ulusal Güvenliği Açısından IŞİD Faktörü

Ehtiram AŞIRLI

 

Son yıllarda Orta Doğu ve etraf bölgelerde istikrarsızlığın en önemli nedenlerinden biri olarak gösterilen Irak Şam İslam Devleti’nin (IŞİD) yarattığı tehlike bölgesel ve küresel düzeyde sorunlar oluşturmaktadır. Özellikle,  içerisinde Müslüman toplumları barındıran birçok devletin terör tehlikesiyle karşı karşıya kalması, bu devletlerin ulusal güvenliklerini etkilemekte ve IŞİD’le mücadele politikaları izlemesine neden olmaktadır. Bu anlamda, Müslüman ülkelerden biri olan Azerbaycan da kendi ulusal güvenliği açısından Orta Doğu’da yaşanan istikrarsızlıktan etkilenmekte, Azerbaycan için de IŞİD tehdidi önem arz etmektedir.

 

Türkmenistan'ın Afganistan İmtihanı

Mehmet Çağatay ABUŞOĞLU

 

Orta Asya jeopolitiği daha çok büyük güçlere olan yakınlığı, sahip olduğu enerji rezervleri ve doğudan batıya uzanan bir köprü olması avantajlarıyla değerlendirilmektedir. Fakat Orta Asya Afganistan gibi bir istikrarsızlık merkezine komşu olması sebebiyle de ciddi bir jeopolitik zayıf noktaya da sahiptir. Bu zayıflığın öncelikli muhataplarından biriyse Türkmenistan'dır. Afganistan'da kuzey yönüne hareket eden militan sayısı gittikçe artmakta ve Türkmen sınırını taciz etmektedir. Silahlı çatışmaların yaşandığı sınırda, güvenliği sağlamak isteyen Türkmenistan her türlü önlemi alma gayreti içerisindedir.

 

Üçüncü CELAC Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi

Yrd. Doç. Dr. Kubilayhan ERMAN

 

Latin Amerika son günlerde bir yandan ABD ve Küba arasında devam eden normalleşme sürecine diğer yandan da ABD ve Venezuela arasındaki ilişkilerin gerginleşmesine tanık olmaktadır. Venezuela’da siyasi ve toplumsal hararet yükselirken, ABD’nin bu ülkeye uyguladığı yaptırımları artırması nedeniyle Maduro Yönetimi tarafından mütekabiliyet ilkesi çerçevesinde, Caracas’taki ABD Büyükelçiliği çalışanlarının sayısının azaltılması yönünde karar alınmıştır.

 

Avrupa’yı Bekleyen Sorunlar: Dağılma Tehdidi

Dr. Dilek YİĞİT

 

2008’de başlayan küresel ekonomik krizi müteakip Avro alanında yaşanan, nedenini sadece küresel ekonomik krize bağlamanın hatalı olacağı, ancak küresel ekonomik kriz tarafından öne çekilen borç krizi, Avro alanının ve hatta Avrupa Birliği’nin (AB) geleceğinin sorgulandığı bir süreci başlatmıştır. AB’yin de dağılacağına yönelik söylemler, Birleşik Krallık Başbakanı Cameron’un 2015 seçimleri sonrası Birlik’ten ayrılma kararını referanduma sunmak istemesi ve Yunanistan’ın Avro alanından ayrılacağına ilişkin spekülasyonlar ile de güçlü bir zemin kazanmıştır.

 

Türkiye’nin Hukuk Serüveni

Dr. Hasip SAYGILI

 

Gazeteci yazar Taha Akyol’un Türkiye’nin Hukuk Serüveni Fıkıhtan Hukuka Demokrasiye Geçiş Sorunları başlıklı son kitabı, yazarın işlek dili ve açık mantığı ile ülkemizde güncelliğini hemen hemen hiç kaybetmemiş kronik bir tartışma konusuna katkı sağlamayı hedefliyor. Kitap esas olarak tanınmış fıkıhçı Prof. Dr. Hayrettin Karaman’ınyasama fonksiyonu Allahın işidir, bu yüzden sayısız güncel problemlerimize sadece Kuran-ı Kerim ve Hz. Peygamberin sünnetinden referans bulabiliriz, bunun dışında yapılanlar dine aykırıdır şeklinde özetlenebilecek görüşlerini irdelemektedir.

 

Osman Batur Han’ın Şahadeti

(29 Nisan 1951)

 

Esir edilen Osman Batur, 21 Şubat 1951’de Duvkuang şehrine, oradan da 16 Mart gününde Urumçi’ye götürülür. Urumçi’de ağır işkencelere maruz kalan Osman Batur’a karşı devrimci hareketten, adam öldürmeye ve hırsızlığa kadar pek çok suç isnat edilir. Hakkında idam kararı verilir ve idam kararı infaz edilmeden evvel boynuna suçlarının yazılı olduğu bir levha asılarak Urumçi sokaklarında dolaştırılır. Osman Batur son olarak kızının çalıştırıldığı elbise imalathanesine götürülür. Burada kızı Azapay’a son sözlerini söyler: “Ben ölebilirim ama benim kavmim mutlaka yurdunu geri alır.” 29 Nisan 1951’de kurşuna dizilerek şehit edilir.

21. Yüzyıl76.Sayı Bültenini görmek için buraya tıklayınız...

21. Yüzyıl Türkiye Buluşmaları

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Ünal Atabay   - 03-06-2020

Suriye’de Kalıcı Çözüm Planı

Çatışmalar “Yeter Artık” Noktasındadır