Abraham Anlaşmaları’nın Kudüs Olaylarına Etkisi

Yazan  11 Mayıs 2021

Kudüs'te Müslümanlar için kutsal olan Ramazan ayında, Nisan sonunda başlayan gerilim "Kudüs Günü" yaklaşırken daha da tırmandı. Protesto gösterileri, İsrail polisinin müdahalesi ve çatışmalarda yüzlerce Filistinli ve 30'a yakın İsrail polisi yaralandı.

Cuma günü namaz kılmak üzere Mescid-i Aksa'ya giden on binlerce Filistinli, 10 Mayıs'taki "Kudüs Günü"nde bazı İsrailli grupların planladığı yürüyüşte Harem-üş Şerif'e girmemesi için üç günlük bir nöbete başladı [1]. Gerilimi tırmandıran bir diğer neden ise Şeyh Cerrah bölgesindeki Müslüman yerleşimcilerin yerlerinden edilmek istenmesi ve Müslümanlarca kutsal sayılan bu bölgenin demografik yapısının değiştirilmesi çabasıdır. Bu bölge Kudüs fatihi olarak bilinen Selahaddin Eyyübi’nin tabibi Hüsameddin Cerrahi’nin 12.yüzyıl da inşa ettirdiği türbe ve camilerden ismini alıyor. 19. Yüzyıldan sonra bölgede Kudüs’ün önemli ailelerinin yaşaması ve bölgenin Müslümanlarca kutsal sayılması gerginliği daha da tırmandırdı. Müslüman yerleşimcilerin Şeyh Cerrah bölgesinden Yahudilerce uzaklaştırılması ve bölgenin Yahudiler tarafından iskan edileceği endişesi bölgenin kaynamasına ve olayların şiddetlenmesine neden oldu.

Yahudilerin Doğu Kudüs’ü işgal ettiği 6 gün savaşlarının yıl dönümü olan Kudüs Günü etkinliklerinin, ramazan ayına denk gelmesi gerginliği şiddetlendirdi. İsrail bölgenin demografik yapısını Yahudiler lehine değiştirmek istemekte ve bu çabasını kuruluş tarihi olan 14 Mayıs 1948 yılından bu yana sistematik olarak devam ettirmektedir.

İsrail’in saldırgan tutumunu İsrail iç siyasetiyle de ilişkilendirmek mümkün görünmektedir. İsrail’de bir türlü kurulamayan hükümet ve Netenyahu’nun yolsuzluk yaptığına ilişkin iddialar bölgedeki şiddet olaylarının daha da artmasına neden olmaktadır. Netenyahu oy kaygısı güderek İsrail’i kurtaran kişi olarak görünmek istemekte ve bu amaç için Yahudi yerleşimcileri kullanmaktadır.

İsrail’in bu taşkınlıkları yapmasının perde arkasında Arap Devletleriyle imzaladığı Abraham Anlaşmalarının oluşturduğu rahat ortam yatmaktadır.  13 Ağustos 2020 yılında ABD’nin ev sahipliğinde Mısır, Ürdün ve İsrail arasında imzalanan normalleşme anlaşmalarını aynı yıl içerisinde BAE ve Bahreyn de imzalamıştır. İsrail bu normalleşme anlaşmalarını zorbalığının bir kaynağı olarak görmüş ve bu doğrultu da kullanmaya da devam etmektedir. Arap devletleri İsrail ile normalleşerek oluşacak barışçıl ortam sayesinde İsrail engeline takılmadan ABD’den silah ve askeri malzeme almayı hedeflemiştir. Anlaşmalara karşı Suudi Arabistan tepki göstermemiş, aksine anlaşmaların memnuniyetle karşılandığını ve bölgedeki barış ve istikrar ortamının tesisi için anlaşmaların son derece zaruri olduğu açıklamasında bulunmuştur.

Abraham anlaşmalarına yönelik başta anlaşmaya imza atan ülkelerin halkları ve Filistin’den şiddetli eleştiriler gelmiştir. Anlaşmaya imza atan devletler Filistin davasını satmak ve İsrail’in Kudüs’ü ilhak planına destek vermekle suçlanmıştır. Bugün yaşanan taşkınlıklara bakıldığında ise İsrail’in gücünü Abraham anlaşmalarından aldığını söylemek doğru olacaktır.

ABD Başkanı Donald Trump döneminde yaşanan bir takım gelişmeler İsrail’in elini güçlendirmiş ve bugünkü zorbalığının da meşruiyetini oluşturmuştur. İsrail’in başkentinin Kudüs olduğunun ABD tarafından kabul edilmesinin ardından, elçilik binasının Tel-Aviv’den Kudüs’e taşınması ve bu söylemlere karşı Arap ve Müslüman dünyasının sesinin cılız kalması İsrail’i adeta kamçılamıştır.

İslam İşbirliği Teşkilatı ve Arap Birliği’nin sesinin etkisiz kalmasıyla birlikte İslam dünyasında bütünlüğün teşkil edilmemiş olması yaşanılan olayların daha da şiddetlenmesine ve her geçen gün vahametinin daha da artmasına vesile olmaktadır. Abraham anlaşmaları neticesinde İsrail ile normalleşen ve normalleşme yolunda çaba gösteren Arap devletleri, Müslümanlarca kutsal sayılan Kudüs şehrini kaderine terk etmiş bulunmaktadır.

Müslüman dünyasının kutsallarına sahip çıkmaması ve imzalanan silah anlaşmalarıyla Kudüs’ü ve Mescidi Aksa’yı adeta kaderine terk etmesi, Abraham anlaşmalarının Müslümanlar için en beklenen sonucuydu. Arap devletlerinin İsrail ile normalleşmesi Kudüs’ün ilhak planına hız kazandıracaktır.

 

KAYNAK:

[1] https://www.bbc.com

 

 

 

 

Barış Yüksel

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü
Uzman