Irak'ta Sünni özerk bölge tartışması hız kazandı

Yazan  04 Şubat 2020

Irak’ta yaşanan siyasi tıkanıklık ve İran etkisinin giderek artması, Sünni bir özerk bölge kurulması tartışmalarını yeniden gündeme getirdi.

Ancak konuya dair görüş ayrılıkları mevcut. Ülkenin batısındaki siyasi yöneticiler, ABD güçlerinin ülkeden çıkarılmasıyla ilgili kararın ardından Sünni bölge kurulması fikrini desteklerken, bazı kesimler ise etnik temelli bir bölgenin kurulmasının çatışmalara sebep olacağı endişesini dile getiriyor.
Daha önce sızdırılan bilgilerde, ABD güçlerinin ülkeden çıkarılmasını öngören kararın kabul edilmesi sonrasında Irak Parlamento Başkanı Muhammed el-Halbusi ile Sünni yöneticilerin Birleşik Arap Emirlikleri’nde (BAE) yaptığı toplantıda Sünni özerk bölge kurulması meselesini ele aldıkları belirtilmişti. Aktarılan bilgilere göre toplantı, İran’ın Irak’ta artan etkisini sınırlandırmak isteyen ABD ve BAE’nin desteğiyle gerçekleştirildi.
Proje hakkında farklı görüşler
Sünni yöneticilerin ABD’den çekilmeme güvencesi karşılığında özerk bir bölge kurarak İran destekli silahlı milis grupların bu bölgelerdeki etkisinden kurtulmayı hedefledikleri tahmin ediliyor. İran destekli milis gruplar, DEAŞ’la mücadeleden faydalanarak Sünni nüfusun ağırlıkta olduğu kentlerde büyük ölçüde kontrolü ele geçirdi. Bu kentler aynı zamanda İran’ı Suriye ve Lübnan’a bağlaması nedeniyle milis gruplar için stratejik öneme sahip. ABD, stratejik konumları nedeniyle çekilme sonrasında söz konusu kentlerin geleceği konusunda endişeli. Sünni nüfusun çoğunlukta olduğu bölgelerde bir Sünni özerk bölge kurma düşüncesi yeni değil. Zira Sünni yöneticiler yıllardır meseleyi ara ara da olsa çeşitli nedenlerle gündeme getiriyor.
Buna karşı çıkan Şii cephe ise özerk bölge fikrini ‘dış güçlerin projesi’ olarak niteleyerek bunun Irak’ı böleceğini ve ABD’nin ülkedeki güçlerin kalması için yaptığı bir dayatma olduğunu belirtiyor.
Mezhep girişimi
Ancak projenin uygulanmasıyla ilgili farklı görüşler de mevcut. Nitekim bu fikri destekleyen bir kesim, Irak’ın Musul, Anbar, Diyala ve Selahaddin kentlerini kapsayacak ve Bağdat hükümetiyle bağlantılı olacak idari bir bölge kurulmasını talep ederken diğer bir kesim ise söz konusu kentlerde Sünni Arap temelli bir bölge kurulmasını savunuyor. Ancak ikinci kesimin savunduğu görüş pek taraftar bulmuyor. Özellikle Sünni lider Usame Nuceyfi’nin bu fikre karşı olduğu biliniyor.
Irak’ta önde gelen Sünni yöneticilerden olan Musul’un eski Valisi Esil Nuceyfi, Sünni Özerk Bölge iddialarıyla ilgili olarak şunları söyledi:
“Sünni bölge projesi, yasaları uygulayabilecek ve tüm bölgeleri koruyabilecek bir devletin yokluğunda karışık alanları bir çatışma sarmalına dahil etmeyi amaçlayan bir kumpastır. İdari bölgeler ve yetkilerin düzenlenmesi farklı ve talep edilen bir şeydir. Ancak mezhep temelli bölgeler, mezhep uygulamalarını ve çatışmaları yeniden alevlendirme girişimidir.”
Ülkeyi bölmeyi amaçlayan dış güçlerin projesi
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia'dan aktardığı haberde açıklamalarda bulunan siyasi analist Kahtan el-Hafaci de konuya dair şu değerlendirmelerde bulundu:

“Sünni bölge konusundaki tartışmalar İran’ın nüfuzu veya ABD’nin çekilmesiyle ilgili değil. Bilakis tartışmalar, bu iki meseleden önce de vardı. Sünni bölge tartışmaları dış güçlerin teşvikiyle yeniden gündeme geldi. Mevcut kriz bunun için bahane olarak gösteriliyor. Bu mesele aynı zamanda siyasi kazanımlar için de gündeme getiriliyor. Sünni bölge projesi hem içerde hem bölgede hem de uluslararası alanda birçok engele takılıyor. Mevcut değişkenler, ABD'nin varlığı ve İran etkisi karşısında daha etkili olmasının lehine olabilir. Bu da söz konusu proje hakkında konuşulmaya son verilmesiyle sonuçlanacaktır.”
Hafaci, söz konusu projeden çıkış yolu olarak Ulusal Irak Hükümeti’ni kurma seçeneğinin etkili olup olmayacağı sorusunu şöyle cevapladı:
“Bu en başta gelen çözümler arasında. Ancak İran, ulusal bir adım karşısında kolay kolay teslim olmayacaktır. Ayrıca Irak içerisinde İran gündemini hayata geçirmeye çalışan taraflar da var. Dış etkilerden uzak bir hükümetin kurulması artık bir zorunluluk haline geldi.”
İran etkisine karşı zorunlu bir seçenek
Siyaset Bilimi Profesörü Yasin el-Bekri ise şu değerlendirmelerde bulundu:

“Halihazırda Irak’a dayatılmak istenen emrivaki, Sünni kesimde ve toplumunda endişelere neden oluyor. İran nüfuzunun bu şekilde devam etmesi halinde meselenin bir zorunluluk olarak ele alınması gerekebilir. ABD güçlerini kovma hususu, bu projenin yeniden gündeme getirilmesi ve kabulü için bir gerekçe olarak sunuluyor. Sünni politikacılar, hükümetin kurulması ve siyasi kararların alınması meselelerinde marjinalleştirildi. Bu da aynı şekilde Sünni bölge projesini gündeme getiren etmenler arasında yer alıyor. Dolayısıyla Sünni politikacılar böyle bir bölgenin kurulmasının kendilerine Kürtlerin Bağdat’ta sahip olduğu gücün benzeri bir siyasi güç sağlayacağı görüşünde. Bu meselenin bir de Irak’taki ABD-İran gerilimi boyutu var. Şayet ABD, İran’ın Bağdat’taki siyasi kararları tamamen hegemonyası altına aldığı kanaatine varırsa kendini Tahran-Bağdat-Şam-Beyrut koridorunun önünü kesmek için bu projeye destek vermek zorunda hissedecektir. Tüm tarafları birleştirecek Ulusal Hükümet, gerçekleşmesi zor olan bu seçeneğe karşı çözüm olabilir.”
Irak’ın birliğinden yana olan Sünniler projeye karşı
Siyasi analist Maan el-Cuburi, Sünni bölge projesinin uzun zamandır gündemde olduğunu belirterek bunu destekleyen Sünnilere karşı Irak’ın bölünmesine yol açacağı endişesiyle karşı çıkan Sünniler de olduğunu söyledi.
Cuburi açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Ülkedeki karışık siyasi ve güvenlik durumu, bazı çevreleri bu projeyi öne sürmeye itti. Söz konusu çevreler, bu noktada gelişen ve istikrarlı bir yapıya kavuşan Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) modelini göz önünde bulunduruyor. Ancak IKBY’nin bazı özel durumları vardı ve bunlar Sünni bölgeler için söz konusu değil. Bazı çatışmalar da çıkabilir. Örneğin ihtilaflı bölgelerde Şii-Sünni çatışması, IKBY ile çatışma veya Sünni yöneticilerin kendi arasında çatışması mümkün. Ancak Sünni politikacıların siyasi sürece aktif olarak katılmasını sağlayacak Ulusal Hükümet, bu projenin etkisiz hale getirilmesini sağlayabilir. İran destekli silahlı milis grupların Sünni bölgelerde kurduğu hegemonya, Sünni bölge tartışmalarının alevlenmesini tetikledi. Sünniler, siyasi sürecin en zayıf halkası konumunda. Bu nedenle İran destekli gruplara karşı etkilerini artırmak için bir oldular. Sünni bölge beklentisi bir kayıptır. Sünni bölge projesi Irak’ı iç savaşa sürükleyebilir. Çünkü Irak bu konuda deneyimli değil. Sünni bölge ancak tüm çözüm yollarının tükenmesi halinde bir seçenek olabilir.”
Sünni bölgenin kurulmasına yönelik toplantılar sürüyor
Eski Parlamento Başkanı ve Sünni siyasetçi Selim el-Cuburi, 23 Ocak’ta bir televizyon programında yaptığı konuşmada şunları söyledi:

“Sünniler, kota sistemi ve hükümet kararlarında etkili olamamalarının yanı sıra Şii güçlerle uzlaşmazlıklar nedeniyle de bir bölge talep ediyor. Sünni bölgenin ele alındığı toplantılar sürüyor ve Anbar vilayeti bu uygulamada en başta geliyor. Daha önce siyasi sürece muhalefet eden kim varsa yaşadıkları kentlerde istikrarın bozulmaması gerekçesiyle Sünni bölgeyi talep ediyor. Sünni bölge anayasal bir seçenektir. Eski Başbakan Nuri el-Maliki, yargının ve muhatapların uzlaşmasına rağmen Diyala ve Selahaddin vilayetlerinde kurulacak bölgeyi engellemişti. Aynı şekilde kendini muhalif olarak isimlendiren siyasi partiler de bu engellemeye destek vermişti.”
Anbar Milletvekili Faysal el-İsavi de 14 Ocak’ta basına yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
“Anbar Bölgesi’nin kurulmasına yönelik pratik adımlar atılmaya başlandı. Partilerin, örgütlerin ve aşiretleri kapsayan çalışma grupları ile çalışmalar başlatıldı ve somut adımlar atıldı. Hükümetin Sünni kentleri görmezden gelmesi ve diktatör fikirlerini belirli bir bileşen üzerinde uygulama konusunda gösterdiği dik başlılık, Sünni siyasi güçleri Anbar Bölgesi’ni kurmaya itti. Anbar Bölgesi fikri, IKBY’nin son yıllardaki başarısının ardından geldi. Bölgelerin kurulması gelişmiş bir anayasal durumdur. Birçok dünya ülkesinde yetkilerin paylaşımı ve merkez üzerindeki yükün hafifletilmesi benimsenen bir sistemdir.”

 

 

Kaynak: aawsat.com

21. Yüzyıl Türkiye Buluşmaları
KORONAVİRÜS NEDİR, ÇİN’İ NASIL ETKİLEDİ?

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Cahit Armağan Dilek   - 26-02-2020

Suriye ve Libya'da Türkiye'yi Yiyip Bitiren Canavar

Türkiye'de, iktidarın içeride ve dışarıda karşılaştığı sorunları çözmekten çok uzak olduğu iyice gün yüzüne çıktı.