Rodos'ta Değişen Bir Şey Yok...

Yazan  22 Ağustos 2013

15 Yıl Sonra Rodos’ta… “Anavatanımız, Myammar’da Rohingya Müslümanları’nın dertleri için gözyaşı dökerken, Marmaris’e bir saat mesafedeki Rodos Türklerini neden ihmal ediyor? Ada’da 3000 Türk kaldı, onlarda giderek Yunanlaşıyorlar” diyor adalı bir soydaşımız. Rodos’ta 1974’de kapatılan Türk okulu halen açılmamış. “Yeni Zelanda’ya Türk okulu açanları bekliyoruz” diyorlar.Açık olan tek camii’de ise Atina’nın görevlendirdiği Suudi Arabistan’da yetişmiş bir imam görev yapıyormuş. Beş, on kişi hariç Türklerin camiiden ayağı kesilmiş. Atina’nın meramı bu olsa gerek…Ada’daki Türklerin ne Türkçe öğrenecek okulları, ne din öğrenimi verecek hocaları, ne de kendilerine sahip çıkacak vakıfları var. Rodoslu soydaşlar kendilerini Türk hissediyorlar ve Ankara’nın öncelikli ilgi alanında yer almamalarını buna bağlayıp üzülüyorlar. Erdoğan’ın Yunanistan’daki Türkler için sarf ettiği “entegre olun” ifadesi “asimile olun” şeklinde yorumlanmış ve kesinlikle kabul edilmiyor. Devletler arasındaki ilişkilerin temeli olan karşılıklılık ilkesi görmezden gelinerek Türkiye’deki azınlık vakıfların iade edilmesi Yunanistan’daki Türklerin vakıflarını geri getirecek mi? Adalılar bu konuda Türk makamlarından tatmin edici izahat bekliyorlar.Türk dış politikasının iç siyasete alet edilmesinin başlarına daha fazla dert getirmesinden endişe ediyorlar. Ankara’nın büyük devlet edasıyla dünyanın uzak köşesindeki anlaşmazlıklarda arabulucu rolüne soyunmasını alkışlarken, bu iradenin kendileri için de gösterilmesini bekliyorlar. Yunanistan’ın ekonomik, sosyal ve siyasi bir krizle boğuşurken kendilerine karşı husumeti sürdürmesini Ankara’daki dış politika yapımcılarına örnek olarak gösteriyorlar. Rodoslu Türkler Yunanlılar tarafından “Müslüman” görülüyor, vergi verirken birinci sınıf, hizmet alırken ikinci sınıf, kamuda görev almak istediklerinde üçüncü sınıf vatandaş olmaktan şikayetçiler. Yunanistan’ın Bizans’ın siyasi halefi olarak entrika geleneğini sürdürmesine bir dereceye kadar hak verirken, Ankara’nın siyasi hipermetropluğundan kırgınlık duyuyorlar. Hele hele iktidar partisinde milletvekili ve üst yönetici konumunda hemşehrileri varken gözardı edilmekten şikayetçiler. Adalıların Türkiye’de ciddi oy potansiyeli var, buna rağmen yaşadıkları sıkıntılara seyirci kalınmasını oylarının rengi ile açıklıyorlar…

Son Düzenlenme Salı, 16 Temmuz 2019 06:15
Dr. Erhan Canikoğlu

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü
Rusya Slav Araştırmaları Merkezi Başkanı

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Cahit Armağan Dilek   - 22-08-2019

Kıbrıs'ta Türk kimliğini silme operasyonu

2007 sonrasında başlayan açılım politikalarının Türkiye'yi getirdiği nokta, Ocak 2013'te başlayan sözde çözüm süreci gerçekte büyük bir yıkım süreci olan PKK terör örgütüyle müzakereler olmuştu.