< < Rusya-Çin İlişkileri


Rusya-Çin İlişkileri

Yazan  17 Eylül 2020

2001 yılında Rusya Federasyonu ile Çin arasında imzalanan Dostluk Anlaşması, iki ülke arasındaki ilişkileri yeni bir boyuta taşıdı. Sovyet lideri Kruşçev dönemindeki gerginlikler geride bırakıldığı gibi, o dönemden itibaren gündemde olan sınır anlaşmazlığı çözüldü ve taraflar çok yönlü işbirliği geliştirmeye başladılar.

Dört bin kilometreden daha uzun bir sınıra sahip bu iki ülke, birçok açıdan birbirlerini tamamlar özelliklere sahip. Dünyada en büyük topraklara sahip Rusya Federasyonu askerî açıdan büyük bir güce sahipken, dünyada en büyük nüfusa sahip Çin, ekonomi alanında liderlik konumunda bulunuyor. BM Güvenlik Konseyi’nin daimî üyesi olan Rusya ile Çin’in ABD gibi ortak düşmanlarının olması ise aralarındaki işbirliğinin yanı sıra, uluslararası alanda da birlikte hareket etmelerini sağlıyor ve iki ülkeyi yakınlaştırıyor. Amerika gibi hegemon bir gücün bu yakınlaşmaya tepkisi gayet açıktır. Nitekim gücünü paylaşmak istemediği, Trump yönetiminin Çin’e açtığı ticaret savaşından anlaşılmaktadır.

Rusya, Çin’in onuncu en büyük ticaret ortağı iken, Çin, Rusya’nın ilk sıradaki en büyük ticaret ortağıdır. Rusya Çin’e daha çok enerji ürünleri ve ham madde ihraç ederken, Çin Rusya’ya ekipman, makine ve tüketim malları ihraç etmektedir. Aralarındaki stratejik projelerine havayolu şirketi kurulması, enerji ve altyapı projeleri de dâhildir.

Rusya ile Çin arasındaki ticaret hacmi, tüm dünyada yaşanan ekonomik durgunluğa rağmen her geçen sene artıyor. Yıllık 125 milyar metreküplük ithalat yapan Çin’in enerji kaynaklarına ihtiyacı artarken Rusya, ABD baskısı altında Rusya’ya bağımlılığı azaltmaya çalışan AB ülkelerine alternatif müşteri arıyor. Aynı şekilde Çin de aslında istikrarsız Orta Doğu bölgesindeki ülkelere bağımlılığını azaltmaya ve enerji güvenliğini sağlamaya çalışıyor. Ekonomi ve enerji alanlarının yanı sıra taraflar askerî alanda da sıkı işbirliği geliştiriyorlar. Baltık Denizi, Pasifik ve Hint okyanuslarında taraflar ortak askerî tatbikatlar düzenledikleri gibi Moskova, Pekin’e balistik füze erken uyarı sisteminin kurulmasına yardım etti. (Kemaloğlu, 2020)

Türkiye-Rusya işbirliğinde olduğu gibi Rusya-Çin birlikteliğinde ABD faktörünün “yakınlaştırıcı” bir rol oynadığını söylemek mümkündür. Başta ABD olmak üzere Batı’ya karşı mücadelede Rusya siyasi ve askerî alanı üstlenirken Çin, bu mücadeleyi ekonomik alanda veriyor. Rusya birçok bölgede ABD ile karşı karşıya gelmekten çekinmezken Çin, ticaret savaşı yürütüyor. Asil üye oldukları BM Güvenlik Konseyi’nde de Rusya daha aktif bir tavır sergiliyor, Çin ise Rusya’nın tasarı ya da vetolarına destek veriyor.Rusya ile Çin arasındaki işbirliğinin somut neticelerinden biri ise Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) çerçevesinde bölge ülkeleriyle geliştirdikleri işbirliği. Kendileri açısından izledikleri doğru siyaset sonucunda ABD’yi bölgeden uzaklaştırmayı başardılar.

Çin Dışişleri Bakanı VangYi, yıllık basın toplantısında: “Çin Rusya ile ilişkilere tamamen güveniyor, emin oluşumuzun temeli, liderlerimizin arasındaki güven ve dostluk, ilişkilerimizin daha da büyümesi için bu, temelden önemli’’( Sputnik,2018) dese de  Rusya ile Çin’in Orta Asya’da rakip olduklarını söylememiz gerekiyor. Şimdilik iki ülke ortak çabayla ABD’yi bölgeden uzaklaştırsalar da Çin’in bu bölgede özellikle ekonomik alanda yayılması, Moskova’nın entegrasyon süreçlerine zarar veriyor ve Kremlin’i fazlasıyla rahatsız ediyor. Bundan dolayı ki ŞİÖ çerçevesinde dahi Moskova, güçlü olduğu askerî alandaki işbirliğini ön plana çıkarırken Pekin, ekonomik konulara ağırlık veriyor.

Orta Asya’nın yanı sıra Asya Pasifik bölgesi de iki ülke arasında aslında gizli bir rekabet alanı. SSCB’nin yıkılışından sonra Moskova birçok yerde olduğu gibi buradaki etkisini de kaybetti. Oluşan boşluğu da Çin doldurdu. Dolayısıyla Çin, günümüzde Moskova’nın Asya Pasifik’te etkisini tekrar artırmasını istemiyor. Benzer bir durum diğer bölgeler için de geçerli. Rusya milyar dolarlar harcayarak ve ABD ile çatışma riski yaşayarak Ortadoğu’da var olmaya çalışırken Çin ekonomik gücü sayesinde daha kolay, risksiz ve en önemlisi de “sessiz” bir şekilde etkisini arttırıyor. Çin’in bu “sessiz” ilerleyişi, uzun vadede Rusya’nın buradaki çıkarlarını da tehdit edecek seviyede.

Rusya-Çin ilişkileri, aslında Rusya-Türk ilişkilerine benziyor çünkü iki ülke bir taraftan birbirlerine ihtiyaç duyuyor, uluslararası arenadaki gelişmeler de aralarındaki işbirliğini güçlendirmelerini gerektiriyor, ancak aynı zamanda iki ülke birçok bölgede ve birçok alanda rakip konumundalar. Rusya’nın özellikle 2014’ten, Çin’in ise 2018’den itibaren ABD ile aralarının gerginleşmesi, bir taraftan iki ülkeyi yakınlaştırıyor, diğer taraftan ABD’nin dikkatlerini “iki cepheye” bölmesine sebep oluyor. Diğer taraftan Çin’in ABD ile yürüttüğü ticaret savaşı şüphesiz Rusya’nın lehineyken Rusya’nın da siyasi alanda ABD ile mücadele içinde olması Çin’in çıkarına olan bir gelişme.(Kemaloğlu, 2020)

 

REFERANS

https://www.aa.com.tr/tr/analiz/rusya-cin-iliskileri-ittifak-mi-rekabet-mi/1972667

https://tr.sputniknews.com/politika/201803081032560734-pekin-rusya-ile-ortakligimiz-dag-gibi-sarsilmaz/

 

İlayda Demirtaş

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü
Stajyer

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Ergun Mengi   - 07-04-2024

Balkan Savaşları ve Birinci Dünya Savaşı Başlangıcında, Osmanlı İmparatorluğunun Siyasi ve Askeri Anatomisi

2. Mahmut, Balkan isyanları, Rus baskısı ve Kavalalı Mehmet Ali Paşa’yla uğraşırken yeniçeriler, her fırsatta ayaklanmaktaydı. 15-18 Kasım 1808’de Babıali’yi basan yeniçerilerle mücadele eden Sadrazam Alemdar Mustafa Paşa mahzendeki barutları ateşleyerek içeri giren 600 yeniçeriyle beraber kendini h...