ABD’NİN AFGANİSTAN’DAKİ YENİ STRATEJİSİ

Yazan  02 Aralık 2009
ABD Devletbaşkanı Barack Obama 1 Aralık 2009’da West Point Amerikan Askeri Akademisi’nde yaptığı konuşmayla, kamuoyunda aylardır üzerinde tartışılan yeni Afganistan Savaş stratejisini açıkladı.

Stratejinin en önemli parçasını oluşturan kaç askerin daha ülkeye gönderileceği konusu da böylece açıklığa kavuşmuş oldu. Obama Hükümeti, askeri liderlerin sundukları seçenekler içinde Afganistan'da savaşan 68.000 kişilik Amerikan Ordusu'na takviye olarak 30.000 askerin daha bölgeye gönderilmesi kararını aldı. Yeni plana göre taze birliklerin bölgeye gönderilmesine 2010'un ilk yarısında başlanacak. Amerikan Ordusu'nun stratejisindeki en önemli nokta ise "Taliban'ın çıkışını tersine çevirmek olacak." 2011 Temmuz'undan itibaren sorumluluk Afgan güvenlik güçlerine devredilerek Amerikan birlikleri Afganistan'dan çekilmeye başlayacak.[1]

Obama'yı Zorlayan Takviye

Obama'nın Afganistan'a 30.000 askerin gönderileceğini açıklaması, ABD'nin Afganistan'a yığabileceği azami asker sayısını da açığa vurmuştur. Obama'nın önüne konulan dört ana seçenekten bu üçüncü büyük sayıyı seçmesi, ABD'nin şu anda savaşabilir askeri gücünün kapasitesinin ancak 30.000'e kadar zorlanabildiğini göstermiştir. Diğer seçenekler içinde 20.000 ile 40.000'in bulunması ve bunların reddedilmeleri bu sınırı ortaya çıkarmıştır. Dolayısıyla artık Afganistan'daki en büyük kozunu oynamakta olan ABD, son büyük yığınağını yaparak yola çıkmaktadır. Afganistan'daki karışıklığın sona erdirilmesi için, bunun ABD'nin son şansı olduğu görülmektedir. Eğitilmekte olan Afgan asker ve polislerinin yeterli sayıda, donanımları tam ve istenilen kalite düzeyine ulaşmış disiplinli bir kuvvet haline gelene kadar, ABD kabaca şu anki birlikleriyle idare etmek durumundadır. Dolayısıyla yeni stratejinin açıklanmasıyla Obama seçeneksizliğe düşmüş olup, soğukkanlılığını koruyarak verdiği kararın sonucunu almak durumundadır.

Siyasi liderler savaş sırasında karşılaştıkları bu tür durumlarda bazen durumun vahametinin baskısıyla, bazen de iç dinamiklerin sıkıştırmasıyla hatalı kararlara zorlanabilmektedirler. Joseph Stalin, Adolf Hitler, Winston Churchill, Lyndon Johnson, George W. Bush bu hatalardan paylarını almışlardı. ABD'de kayıp sayılarındaki artış ile savaşta medyaya uygulanan sansürdeki azalış birlikte gelişme göstermekte olup, bunun zaman içinde iç dinamikleri harekete geçirmesi ve hükümete şu an olandan çok daha yoğun baskıda bulunması beklenmelidir. Burada Obama'nın McChrystall ve ardılı olacak generalleri sonuç alamayacakları endişesiyle değiştirmesi muhtemeldir ki, bu tarihte siyasilerin savaş sırasında yaptıkları bir hata türüdür. İkincisi bir olasılık ise, işadamı, asker, siyasetçi, bürokrat ve istihbaratçılardan oluşan ve Cumhuriyetçileri destekleyen kuvvetli lobiye sahip gruplara ödün vererek bu baskıyı azaltabilir. "Denize düşen yılana sarılır" benzetmesini yapabileceğimiz böyle bir durumda Demokratların oylarının hızla azalmasıyla birlikte, Cumhuriyetçilerin bürokraside daha etkili olarak hükümet üzerindeki baskısını kısa bir zaman sonra daha da artıracaktır.

Taliban Amerikan Ordusu'na Tehdit mi?

Ayrıca Obama açıklamaları yaparken, yeni birliklerin bölgeye gönderilmesine 2010'un ilk yarısında başlanmasını şu an atabilecekleri en hızlı adım olarak nitelemesi de, ABD'nin Afganistan'a birlik yığma konusundaki bazı sıkıntılarını su yüzüne çıkarmaktadır. Görüldüğü kadarıyla, 30.000 kişilik bir birliğin bölgede görev yapmaya başlaması 2010 yılı içine dağıtılmıştır. Afganistan'da 2008 başlarından itibaren tırmanışta olan olaylar ise bu takviyenin acil yapılması konusunda ipuçları vermektedir. Şüphesiz, dışarıdan göremediğimiz lojistik zorluklar, mali kaynakların idaresi ve Amerikan planlarında ayrıntılı olarak yer tutmaktadır. Peki, böyle bir ortamda bir anda ortaya çıkabilecek bir "Tet Saldırısı" durumunda ABD Afganistan'da nasıl dayanabilir? ABD'nin Afganistan'daki birlikleri zaten yetersizken böyle bir olayın olması Afganistan'daki harekâtları tehdit edebilir. Böyle bir durumda Amerikan Ordusu'nun elinde Afganistan'a kısa sürede intikal edecek stratejik bir takviyenin bulunmaması, akıllara "acaba ABD ve müttefikleri de Fransızların Vietnam'da karşılaştıkları hezimeti yaşarlar mı?" sorusunu getirmektedir.

Ordu'nun Hedefi

Obama'nın savaşın nihai hedefinin hâlâ El Kaide'yi parçalamak ve yok etmek olduğunu ve bunun değişmediğini söylemesine rağmen Amerikan Ordusu'nun yeni stratejisinin "Taliban'ın çıkışını tersine çevirmeden" geçtiğini belirtmesi,[2] sekiz yıldır sürmekte olan savaşın nereye gitmekte olduğunu göstermektedir. Bu sözler ABD'nin Afganistan'daki durumun kötüye gitmekte olduğunun en yüksek makamdan tasdikidir. 2009 yazından beri Afganistan'daki ABD ve müttefiklerinin komutanı General Stanley McChrystall'in aynı şeyleri yinelemiş olması, Amerikan kamuoyunun Afganistan gerçeğiyle daha fazla ilgilenmesini sağlamıştı. Obama da kötüye gidişi reddetmemiş, aksine durumu açıkça gözler önüne sermişti. Bununla birlikte dünkü açıklamalardan sonra Amerikan kamuoyunun Afganistan'daki savaşla daha yakından ilgilenmesi beklenmelidir.

Amerikan Müttefikleri

Obama'nın son aylarda NATO ülkelerinin Afganistan'a daha fazla birlik yığması için ikna çabaları çok küçük sesler getirmiştir. Afganistan'da 42.000 askeri bulunan NATO ülkeleri, şiddetlenmekte olan mücadeleden bir an önce kurtulmaya bakmaktadırlar. Obama'nın ısrarları doğrultusunda sadece İngiltere 500 asker daha göndereceğini açıklamış olup,[3] Polonya ise 1000 asker daha göndermeyi düşünmektedir.[4] Müttefikler mümkün olduğunca Afganistan'dan uzak durmaya çalışmaktadırlar. Bunun dışında onca NATO ülkesinden toplam 5000-10.000 asker daha gönderilmesi gibi bir olasılık söz konusu değildir. Dolayısıyla ABD Afganistan'da yalnızlaşmaya başlamıştır. Bu durum aynı zamanda 1990'lardan beri yeni görev üslenmiş olan NATO'nun güvenilebilirliğini de sarsmaktadır. Bu yüzden ABD'nin bir dahaki sefere savaş kararı alırken, NATO güçlerinin katılımını düşünmesini beklememeliyiz.

"Afganlaştırma" Programı

Bütün bunlar ABD'nin Afganistan'daki savaşını Afganlaştırmasına doğru itmektedir. ABD'nin isteği de zaten budur. Ancak Afgan güvenlik güçleri ülkede güvenliği sağlayacak kapasiteden oldukça uzaktır. Bu yüzden bunların eğitimine ağırlık vermeye çalışan ABD'nin göndereceği birliklerin en çok eğitmen olması bekleniyordu. Ancak birliklerin çoğunun savaş bölgelerine ya da yoğun nüfuslu yerleşim birimlerine gönderilmesinin ağır basacağı anlaşılmaktadır. Bu durumda eğitimin kısa zamanda istenilen düzeye ulaşmasını zorlaşmaktadır. ABD'nin seçim şansını yetiştirmek yerine savaşmaktan yana kullanması, akla iki soruyu getirmektedir. Birincisi, acaba ABD Afganistan'da daha uzun süre kalmak mı istiyor? ABD'nin Rusya'nın güçlenmesine karşı Orta Asya'da baskı unsuru olmak istemesi, bu sorunun cevabını "evet" kılmaktadır. İkincisi ise, ABD terörle savaş mücadelesinde artık Afgan güçlerine fazla güvenmiyor mu? Afgan Ordusu, Afganistan'da % 40'a varan işsizlik sayesinde kısa sürede çok sayıda askere kavuşmuştur. Dolayısıyla niteliğinin düşük olması doğaldır. Bu askerlerin önemli bir bölümünün bölgede ilişkide oldukları kişilerle ekonomik bağlarını iyi tutmayı elden bırakamayacakları ortadadır. Bu yüzden Afganistan Ordusu'nun askerlerini bir düzenli ordudan çok, öncelikle hayatını kazanmaya çalışan bir insan kalabalığı olarak görmek gerekir. Bölgedeki yerel ekonomik gücün Taliban'da olmasına dayanarak, eğitimleri ve donanımları zaten eksik olan Afgan birliklerine güvenin fazla olmadığını tahmin edebiliriz. Yani ABD savaşı sadece kendisinin kazanabileceğini anlamış gözükmektedir.

Sonuç

Obama'nın yeni stratejisinin uygulanmaya başlamasıyla birlikte Afganistan'da savaşın seyrinin değişmesini beklemek hayalcilik olur. Böyle bir savaşa 30.000 asker daha yığarak kazanmaya çalışmak mümkün gözükmemektedir. Aksine, hedef sayısının artmasıyla kayıplarda artışın da hızlanması mümkündür. Afgan coğrafyasında denetimin artırılması için muharip ağırlıklı, büyük sayılarda birliklerin yığılması gerekmektedir ki, Afgan güvenlik güçlerinin haricinde böyle bir sayıya ulaşılmasına imkân olmadığı, Obama'nın gönderebileceği azami asker sayısının ortaya çıkmasıyla belli olmuştur. ABD'nin bundan sonra Afganistan'da yapabileceği tek ilerleme, mevcut durumu kabul ederek tutunmaya çalışmak ve bu sırada da Taliban yerine öncelikle El Kaide'ye odaklanarak risk almaktır.

ABD Afganistan'daki savaşın ilk zamanında teröre karşı savaşıyordu. Şimdiyse gerilla mücadelesiyle karşı karşıya ve bunun ayaklanmaya dönme ihtimali giderek yükselmektedir. Son birkaç sene içinde ABD El Kaide'ye değil Taliban'a odaklı savaşırken, kilit noktaları tutarak kontrolü elinde bulundurmaya çalışmaktadır. Savaşı Afganlaştırarak çekilme düşüncesi zaten uzun zamandır gündemden düşmemektedir. Şu anda Amerikan kuvvetleri Taliban'ın çıkışını durdurmaya ve bazı yerlerde tekrar kontrolü sağlayabilmek için çabalamaktadırlar. Bugün açıklanan stratejide de zaten bunlar mevcuttur. Yani yeni strateji aslında, fiilen Afganistan'da olan mücadele şeklinin resmiyet kazanmış halidir. Dolayısıyla Amerikan Hükümeti, buradaki mücadelenin aslını yeni yeni kabul ediyor. Bu durum, zaten Obama'nın da kabul ettiği gibi, Afganistan'da inisiyatifin ABD'de olmadığını açıkça göstermektedir.[5]

* 21. Yüzyıl Enstitüsü ABD Araştırmaları Bölüm Başkanı.


[1] "Remarks by the President in Address to the Nation on the Way Forward in Afghanistan and Pakistan", The White House Office of the Press Secretary, December 01, 2009, http://www.globalsecurity.org/military/library/news/2009/12/mil-091201-whitehouse01.htm [2] "Remarks by the President in Address to the Nation on the Way Forward in Afghanistan and Pakistan", The White House Office of the Press Secretary, December 01, 2009, http://www.globalsecurity.org/military/library/news/2009/12/mil-091201-whitehouse01.htm

[3] "US President to Outline Revised Afghan War Strategy", VOA News, 01 December 2009, http://www.globalsecurity.org/military/library/news/2009/12/mil-091201-voa01.htm

[4] "Poland to send up to 1,000 additional troops to Afghanistan", RIA Novosti, 30/11/2009, http://www.globalsecurity.org/military/library/news/2009/11/mil-091130-rianovosti08.htm [5] "Remarks by the President in Address to the Nation on the Way Forward in Afghanistan and Pakistan", The White House Office of the Press Secretary, December 01, 2009, http://www.globalsecurity.org/military/library/news/2009/12/mil-091201-whitehouse01.htm
Burak ÇINAR

1973 yılında Ankara'da doğmuştur. Lise eğitimini Ankara Lisesinde tamamlamıştır. 1998 yılında Bilkent üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünden mezun olmuştur.  2000 yılında Atılım üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünde Yüksek lisans eğitimine başlayan çınar, buradaki eğitimini tamamladıktan sonra 2003 yılında Hacettepe üniversitesi Tarih  bölümünde başladığı doktora çalışmalarını 2007 yılında tamamlamıştır.

 

YAYINLARI (TüRKçE):

 

n    Yayınlanmamış Doktora Tezi: İkinci Dünya Savaşı'nda Doğu Cephesi ve Türkiye, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Hacettepe üniversitesi (2007).

n    Yayınlanmamış Master Tezi: Körfez Savaşı Sonrası Türkiye, Suriye ve Yunanistan'ın Savunma Politikalarının Türk Dış Politikasına Etkileri, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Atılım üniversitesi (2002).

n    Ulusal Yayın-Akademik: “Incorrect Technological Decisions”, Akademik Araştırmalar Dergisi (No: 9-10, Mayıs-Aralık 2001), s.145-177, http://www.academical.org/dergi/MAKALE/9_10sayi/s9cinar1.htm

n    Ulusal Yayın-Akademik: “Yeni NATO üyesi Doğu Avrupa ülkelerinin Dünya Silah Piyasasındaki Yerleri”, Jeopolitik (Yıl: 1, Sayı: 2,  Bahar 2002), s.128-137.

n    Ulusal Yayın-Akademik: “İkinci Dünya Savaşı'ndaki Silah Teknolojileri'nin Soğuk Savaş'a Etkileri”, Jeopolitik (Yıl: 2, Sayı: 5,  Kış 2003), s.118-127.

, s.147-154.

n    Ulusal Yayın-Akademik: “Savaş ve çatışmalardaki Amerikan Askeri Kayıpları”, Jeopolitik (Yıl: 3, Sayı: 9,  Kış 2004) s.146-157.

n    Ulusal Yayın: “Irak Savaşı'nda Teknoloji-Ordu-Harekat Bağlantısı”, Stradigma (Sayı: 7, Ağustos 2003) http://www.stradigma.com/turkce/agustos2003/makale_05.html

n    Ulusal Yayın: “Savaş Tarihinde Saldırı-Savunma İlişkisi”, Stradigma (Sayı: 9, Ekim 2003)  http://www.stradigma.com/turkce/ekim2003/makale_07.html

n    Ulusal Yayın: “İnsan, Silah ve Kültür”Panorama (Sayı: 4, Mayıs 2004) http://www.panoramadergisi.com/mayis2004/pf_version.php?id=4

n    Ulusal Yayın-Makale: “Irak'ta Güvenlik Uzak Bir Düş”, Cumhuriyet-Strateji, No: 22, (22 Kasım 2004).

n    Ulusal Yayın-Makale: “ABD İle Başbaşa Gidiyor”, Cumhuriyet-Strateji, No: 27, (3 Ocak 2005).

n    Ulusal Yayın-Makale: “Irak Savaşı'nda Silahların Etkinliği”, Cumhuriyet-Strateji, No: 29, (17 Ocak 2005).

n    Ulusal Yayın-Makale: “Tarihten Tarihe öğütler”, Cumhuriyet-Strateji, No: 41, (11 Nisan 2005).

n    Ulusal Yayın-Makale: “Türkiye'deki Tarihi Savaşalanları”, Cumhuriyet-Strateji, No: 50, (13 Haziran 2005).

n    Ulusal Yayın-Makale: “Gelişmekte Olan Bir ülkenin Savunma Sanayisi Nasıl çökertilir?”, Cumhuriyet-Strateji, No: 58, (8 Ağustos 2005)

n    Ulusal Yayın-Makale: “Irak Savaşı'nda Amerikan Kayıplarının Boyutu”, Cumhuriyet-Strateji, No: 71, (7 Kasım 2005)

n    Ulusal Yayın-Makale: “Kamboçya ve Laos Müdahaleleri Işığında Suriye'ye Askeri Müdahale”, Strateji No: 75, (5 Aralık 2005).

n    Ulusal Yayın-Makale: “Değişen Savaş Tarzları”, Cumhuriyet-Strateji, No: 80, (9 Ocak 2006).

n    Ulusal Yayın-Makale: “Irak'tan çekilme Tartışmaları Hızlandı”, Cumhuriyet-Strateji, No: 89, (13 Mart 2006).

n    Ulusal Yayın-Makale: “İran'a Olası Saldırı Yöntemleri”, Cumhuriyet-Strateji, No: 156, (25 Haziran 2007).

n    Ulusal Yayın-Makale: “Saldırı Helikopterlerinin Etkisizliği”, Cumhuriyet-Strateji, No: 165, (27 Ağustos 2007).

n    Ulusal Yayın-Makale: “Türkiye Bölgesel Düşünmeli”, Cumhuriyet-Strateji, No: 181, (17 Aralık 2007).

n    Ulusal Yayın-Makale: “Başarı Diplomasiyle Tamamlanmalı”, Cumhuriyet-Strateji, No: 184, (7 Ocak 2008).

n    Ulusal Yayın-Makale: “Ortadoğu'da Kaybolan Batı”, Cumhuriyet-Strateji, No: 186, (21 Ocak 2008).

n    Ulusal Yayın-Makale: “Irak'tan çekilmek Zor”, Cumhuriyet-Strateji, No: 189, (11 Şubat 2008).

n    Ulusal Yayın-Makale: “Rusya İzin Vermez”, Cumhuriyet-Strateji, No: 190, (18 Şubat 2008).

n    Ulusal Yayın-Makale: “Hükümetin Stratejik Başarısızlığı”, Cumhuriyet-Strateji, No: 196, (31 Mart 2008).

n    Ulusal Yayın-Makale: “Sömürü Mantığı Değişmedi”, Cumhuriyet-Strateji, No: 198, (14 Nisan 2008).

n    Ulusal Yayın-Makale: “Türkiye ‘Kabullere' Zorlanıyor”, Cumhuriyet-Strateji, No: 201, (5 Mayıs 2008).

n    Ulusal Yayın-Makale: “Savaşların Yan Etkileri”, Cumhuriyet-Strateji, No: 216, (18 Ağustos 2008)

n    Ulusal Yayın-Makale: “ABD Kayboluyor, Rusya Yükseliyor”, Cumhuriyet-Strateji, No: 217, (25 Ağustos 2008).

n    Ulusal Yayın-Makale: “Yeni Soğuk Savaşın Şekillenme Süreci”, Cumhuriyet-Strateji, No: 221, (22 Eylül 2008).

n    Ulusal Yayın-Makale: “Büyük Kedilerin Oyun Yumağı”, Cumhuriyet-Strateji, No: 223, (5 Ekim 2008).

n    Ulusal Yayın-Makale: “Vietnam Savaşı'nın Hava Muharebeleri Ve Kayıplar I”, MSI, 2008-36, (Ekim 2008).

n    Ulusal Yayın-Makale: “Savaş Ve ölüm”, Cumhuriyet-Strateji, No: 225, (20 Ekim 2008)

n    Ulusal Yayın-Makale: “Vietnam Savaşı'nın Hava Muharebeleri Ve Kayıplar II”, MSI, 2008-37, (Kasım 2008).

n    Ulusal Yayın-Makale: “Gürcistan Savaş Notları”, Cumhuriyet-Strateji, No: 230, (24 Kasım 2008).

n    Ulusal Yayın-Akademik: “Modern Savaş'ın Babası: Gustav Adolf”, Hacettepe üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dergisi (Cilt:25 Sayı:2, Aralık 2008).

n    Ulusal Yayın-Makale: “Vietnam Savaşı'nda Zırhlı Birlikler I”, MSI, 2008-38, (Aralık 2008).

n    Ulusal Yayın-Makale: “Vietnam Savaşı'nda Zırhlı Birlikler II”, MSI, 2008-39, (Ocak 2009).

n    Ulusal Yayın-Makale: “Emperyalizmin Sınır ülkesi”, Cumhuriyet-Strateji, No: 238, (19 Ocak 2009).

n    Ulusal Yayın-Akademik: “Tarihte üçüncü Güç Ve Orta Asya Enerji Savaşları”, Güvenlik Stratejileri Dergisi, Yıl:4 Sayı:8, Aralık 2008, s.21-43, http://www.harpak.edu.tr/saren/files/GSD/guv_str_sayi_8_aralik2008.pdf

n    Ulusal Yayın-Makale: “İsrail'in Savaş Riski”, Cumhuriyet-Strateji, No: 241, (9 Şubat 2009).

n    Ulusal Yayın-Makale: “Vietnam Savaşı'nda Helikopterler”, MSI, 2008-41, (Mart 2009).

n    Ulusal Yayın-Akademik: “Moğolların İkinci Japonya Seferi: Kyushu 1281”, Hacettepe üniversitesi, Türkiyat Araştırmaları Dergisi, Sayı:10, Bahar 2009, s.37-55.

n    Ulusal Yayın-Akademik: (Yrd. Doç.Dr. Haldun Yalçınkaya ile birlikte) “Blitzkrieg'in İkinci Dünya Savaşı öncesi Uygulaması: Büyük Taarrruz”, Hacettepe üniversitesi, Cumhuriyet Tarihi Araştırmaları Dergisi (basım aşamasında).

n    Ulusal Yayın-Makale: “Afganistan'da Yeni Dönem”, ASAM Güncel Analiz, www.asam.org.tr

n    Ulusal Yayın-Makale: “McNamara'nın Ardından” ASAM Dış Politika Analizi, www.asam.org.tr

n    Ulusal Yayın-Makale: “Obama'nın Mesajı”, Stratejik Analiz (Temmuz 2009).

n    Ulusal Yayın-Makale: “Vietnam Savaşı'nda Deniz Desteği”, MSI (Temmuz 2009).

n    Ulusal Yayın-Makale: “Vietnam Savaşı'nda Nehir Desteği”, MSI (Ağustos 2009).

n    Ulusal Yayın-Akademik: “Roma Ordusu'nun Savaşlardaki üstünlüğü” (basım aşamasında), Doğu Batı.

n    Ulusal Yayın: Amerikan Ordusu'nun Afganistan'daki Etkisizliği, 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü, öngörü, Eylül 2009, http://www.21yyte.org/tr/yazi.aspx?ID=3000&kat1=1

n    Ulusal Yayın: “ABD'nin Afganistan'daki Hançer Harekâtı”, 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü/öngörü, Eylül 2009, http://www.21yyte.org/tr/yazi.aspx?ID=3028&kat1=1

n    Ulusal Yayın: “ABD'nin Bölgeden Bölgeye Sıçrama Stratejisi”, 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü/öngörü, Eylül 2009, http://www.21yyte.org/tr/yazi.aspx?ID=3017&kat=1

n    Ulusal Yayın: “ABD'nin Irak'tan çekilmesi”, 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü/öngörü, Ekim 2009, http://www.21yyte.org/tr/yazararsiv.aspx?yazar=133

n    Ulusal Yayın: “Obama Ve Nobel”, 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü/öngörü, Ekim 2009, http://www.21yyte.org/tr/yazi.aspx?ID=3059&kat1=1

n    Ulusal Yayın: “Yeni Gelişmeler Işığında Amerikan-Rus Satrancı”, 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü/öngörü, Ekim 2009 (yayın aşamasında).

n    Ulusal Yayın-Akademik: “Bir Savaş Nasıl Yaratılır?”, 21. Yüzyıl, Aralık 2009 (basım aşamasında).

n    Ulusal Yayın-Akademik: “Afganistan Bir Tet Saldırısı'nın Eşiğinde mi? ”, 21. Yüzyıl, Kasım 2009 (basım aşamasında).

 

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Cahit Armağan Dilek   - 22-08-2019

Kıbrıs'ta Türk kimliğini silme operasyonu

2007 sonrasında başlayan açılım politikalarının Türkiye'yi getirdiği nokta, Ocak 2013'te başlayan sözde çözüm süreci gerçekte büyük bir yıkım süreci olan PKK terör örgütüyle müzakereler olmuştu.