Ege İsrail'le Isınıyor

Yazan  16 Şubat 2011
Türk-Yunan dostluğunun geleceğini Yunanistan'ın "Doğudan gelen tehdit: Türkiye" sendromu belirliyor.

Türk dış politikasının yeni "Yunanistan Açılımı" tıkanmış, ilişkilerin seyri yine Yunanistan'ın "Doğu'dan gelen tehlike: Türkiye" (Apili Eksanatolas) sendromunun belirleyiciliğine mahkum olmuştur. Türkiye, İsrail ilişkilerinin sekteye uğraması, Yunanistan-İsrail yakınlaşmasını doğururken Türkiye'deki Balyoz soruşturması Yunanistan'ın Türkiye'ye karşı silahlanmasına bahane oluşturmuştur.

Yunanistan Başbakanı Yorgo Papandreu'nun 7 Ocak 2011'de, Erzurum'daki Türk Büyükelçileri Konferansı'nda yaptığı çıkış, Türkiye-Yunanistan ilişkilerinde yakınlaşma umudu yaratan süreçten bir kopuşun yaşandığının göstergesiydi. Her ne kadar ikili ilişkilerde iyileşme söylemleri ve bu doğrultudaki ziyaretler Türk kamuoyuna olumlu yansıtılmışsa da "KKTC'de Türk Askeri işgalcidir" ve "Kıbrıs'ta işgal sürdükçe Türkiye AB üyesi olamaz" sözleri, "dostluk ilişkileri"ne yakışmamakla birlikte alışıldık bir Yunanistan söylemidir. "Türkiye neyi ispat etmeye çalışıyor. Tehditlerle hiçbir sorunu çözemezsiniz. Gerginlik aramızda ki ilişkileri zedelemektedir." sözleri ise dostlukla ilgisi olmayan yeni bir sürecin başladığını göstermektedir. Hâlbuki Türkiye özellikle Mayıs 2010'daki tarihi Atina Zirvesi ile Türkiye-Yunanistan arasında "muhteşem" bir dönemin başladığına ve artık sorunların tarihe karışacağına inandırılmıştı. Papandreu'nun açıklamaları, iki ülke arasındaki sorunlarda Yunanistan'ın tutumunun hiç değişmediğini göstermektedir. Belirtmek gerekir ki aslında bir nevi son noktadır ya da son dönemdeki olumsuz gelişmelerin resmileştirilmesidir. Çünkü bir yandan İsrail-Yunanistan ilişkilerindeki yakınlaşma ve Ege adalarının silahlandırılması, bir yandan Türkiye-Yunanistan sınırında AB'nin silahlı FRONTEX ekiplerinin görevlendirilmesi, bir yandan Türkiye sınırının 12,5 kilometrelik kısmına termik kameralarla kontrol edilecek tel örgüden duvar inşa etmeye hazırlanması zaten olağan kabul edilemeyecek gelişmelerdi. "Yunanistan Açılımı'nın" tıkandığı, Papandreu'nun gelişinden önce de belliydi.

Yunanistan-İsrail Yakınlaşması

Yunanistan ve İsrail, 2008'den itibaren ciddi bir yakınlaşma süreci başlattılar. Bugün iki ülke ilişkisi, askeri anlaşmalar ve ortak tatbikatlarla dikkat çekici bir noktaya ulaştı. Yunanistan ve İsrail'in Girit açıklarında düzenlediği ortak hava tatbikatı Ekim 2010'da gündeme gelmişti. Yüzden fazla İsrail savaş uçağının katıldığı tatbikatta S-300 füzeleri de test edilmişti. İsrail-Yunanistan arasındaki resmi ziyaret trafiği arttı ve nihayet 12 Ocak 2011'de açıklanan "ortak bakanlar kurulu" kararı ile de taçlandırıldı. İsrail ile Yunanistan arasındaki askeri ortaklığa eklenen yeni bir anlaşma, Yunan Hava Kuvvetleri'nin ihtiyaçlarının artık İsrail savunma sanayisinin karşılamasını hedefliyor. Daha önce yapılan askeri anlaşmalar pekiştirilirken F-16 silah sistemleri dâhil, geniş bir alanda askeri tedarik gündeme geliyor.[1] Şimdi ise Yunanistan, İsrail'den 100 milyon Euro tutarında -F-16 ve F-4 savaş uçakları için- SPICE 1000 ve SPICE 2000 tipi silah sistemleri[2] alıyor.[3] Askeri alanda belirgin bir yakınlaşma gösteren iki ülkenin hedefleri arasında;

1- Türkiye'nin NATO'daki rolünün Yunanistan'a kaydırılması stratejisi,[4]

2- Türkiye'nin Balkanlar'da artan rolünü dengeleme stratejisi,

3- Ekonomik kriz içerisindeki Yunanistan'a Yahudi sermayesinin çekilmesi de bulunmaktadır.

Doğu Akdeniz'de çıkartılabilir yatakların 345 trilyon cubicfoot doğalgaz ve 8 milyar varil sıvılaştırılmış doğalgaz ve petrol içerdiği tespitinin de iki ülke yakınlaşmasında etkili olduğu bir gerçektir. Toplamda 15 trilyon metreküp rezerve sahip Kıbrıs-İsrail-Mısır-Girit bölgesindeki denizaltı yatakları, enerji alanında da bölgesel dengelerin yeniden şekilleneceği anlamına geliyor. Enerji alanındaki ortaklıklar, askeri işbirliğine ivme kazandıracaktır. İsrail bir silah satıcısı, Yunanistan bir silah alıcısı olduğuna göre yakınlaşma da bir yere kadar olağandır. Ancak burada Türkiye'yi ilgilendiren soru Ege Adaları'na yerleştirilen İsrail füzelerinin kimi hedef aldığıdır.

Meriç ve Adalarda Savaş Hazırlığı

Yunanistan'da A' Ordusu'nun kararıyla ve genel olarak Yunanistan Silahlı Kuvvetlerinin tamamının "yükseltilmiş hazırlık" seviyesine geçmesi de herhalde aynı çerçevede değerlendirilmeli.[5] "Yükseltilmiş Hazırlık", adalarda bulunan her askeri birliğe Özel Kuvvetlerin gönderilmesi ve paraşütçü birimleri hariç stratejik rezerv olarak muhafaza edilmeleri; ada, adacık ve kayalıkların mevcut birimlerinin güçlendirilmesi; ağır topçu birliklerinin ve ağır tankların Evros (Meriç) Sınırı'na yakın bölgelere ilerletilmesini kapsıyor. Yunan basınına göre bu "savaş" hazırlığının sebebi, Türkiye'deki seçimlerde Kemalistlerle İslamcıların çatışmasının doruk noktaya ulaşacağı varsayımıdır. Burada çok önemli bir nokta dikkatleri çekiyor. Yunan basınına göre, Yunanistan Silahlı Kuvvetleri'nin Yüksek Askeri Şura toplantısında aldığı bu karar, "Balyoz" planından edinilen izlenimlerden sonra Türklerin Kuzey Evros'u (Meriç) mükemmel bir şekilde analiz ettikleri ve ne zaman, nerede, nasıl vuracaklarını bildikleri kanaatinin yerleşmesi sonrasında oluşmuştur. Yani Türkiye-Yunanistan ilişkilerinin tarihsel gelişiminden daha önemli bir konu gündeme gelmektedir. Türkiye'de bir dava ile ilgili olan ve aslında hukuken gizliliği korunması gereken belgelerin basına servis edilmesi, öncelikle Türk Silahlı Kuvvetleri'nin olası savaş durumunda kullanabileceği taktiklerin dünyaya duyurulması anlamına gelmiş ve aynı zamanda Türkiye'nin bir komşusunun bu muhtemel taktikleri dikkate alan bir çalışmayla Türkiye sınırlarında savaş hazırlığına girişmesi sonucunu doğurmuştur. Dolayısıyla Türkiye'nin son dönem dış politikası, komşularla sıfır problem anlayışı ile birlikte başka bazı konuların da tartışılması ve sorgulanması gereken bir dönem başlamıştır. Nitekim Yunan basınında şu "korkunç" cümleler aktarılmaktadır: "Eski taktik "geri çekilme ve karşı saldırı" doktrini, "Balyoz" planı ortaya çıktıktan sonra ölmüştür ve Evros'un (Meriç) savunma planlanmasında önemli hataların yapıldığı ortaya çıkmıştır. Mücadele, eğer gerekirse, sınır hattı üzerinde olacak."

"One Minute" ve "Mavi Marmara saldırısı" krizlerinin Türkiye-İsrail ilişkilerini gerginleştirmesi ve kopma noktasına getirmesini izleyen bu gelişmeler, yakın çevresi ile dostluk arayışındaki Türkiye'nin aslında uzun zamandır yaşamadığı yeni bir gerginliğe daha sürüklendiği izlenimini yaratmaktadır. Bugün 410 milyar Euro'luk borcu olan, AB ve IMF'nin yardımı sayesinde iflastan kurtulan, halkı her gün grev, protesto ve gösterilerle sokağa dökülen Yunanistan saldırı silahlarına yönelmişse Türk-Yunan dostluğunda ivmeli bir iyileşmeden bahsetmek de mümkün değildir. Hatta belki "dostluk" söyleminin içinin tamamen boş olduğunu ifade etmek gerekir. Türkiye Başbakanı Tayip Erdoğan'ın tüm çabası ve olumlu yaklaşımı, bir ülke için daha sonuçsuz kalmış durumdadır. Türkiye-Yunanistan arasındaki büyük sorunları çözmeyecek olmasına rağmen hiç değilse krizlerin önlenebileceği yorumları da her geçen gün şeklini belli eden yeni krizle anlamını yitirmiştir.

Açıkçası anlaşılıyor ki, Yunanistan-Türkiye ilişkileri aslında hiç olmadığı kadar gergin bir döneme girmektedir. FRONTEX güçlerinin ve Türkiye sınırına tel örgü çekilmesinin salt kaçak göçmen akınını önlemek amacını güttüğünü düşünmek her geçen gün güçleşmektedir. Adalar ve Meriç sınırına Yunanistan'ın silah yığınağı yapmakta olduğunun duyurulması ile işin renginin değişmekte olduğu anlaşılmaktadır. İsrail destekli silahlanma da gelişmelerin ciddiyetinin arttığını göstermektedir.

(Yazının tamamı için bkz. Gözde Kılıç Yaşın, Türk-Yunan Dostluk Masalında Son, 2023, S. 117, Ocak 2011)


[1] İbrahim Karagül, "Ege adalarına İsrail füzeleri.. Kime karşı?, 16 Aralık 2010, Yeni Şafak

[2] SPICE-1000 ve SPICE-2000, (SPICE-Smart, Precise Impact, Cost Effective Kits- akıllı, tam isabet sağlayan, düşük maliyetli donanım) savaş uçakları için geliştirilmiş bomba güdüm sistemleridir. İsrail'in Rafael şirketi tarafından üretilen özel güdüm sistemi, hem uydu bağlantısına hem de elekto-optik özelliklere aynı anda sahip oldukları için havadan atılan bombaların hedeflerine tama yakın isabetle ulaşmalarını sağlamaktadır. Serbest düşüşlü bombalara takıldıkları için toplam maliyet bakımından avantajlı, 60 kilometreden çeşitli hedeflere aynı anda kilitlendikleri ve ayrıca normal bilinen hava sistemlerinin ulaşamayacakları menzil dışında kullanıldıkları için güvenilir ve etkindir. İsrail Hava Kuvvetleri envanterine de 2003'de dahil edilmiştir. Bkz. Fikret Ertan, Yunanistan-İsrail Gelişen İlişkiler, Zaman, 14 Şubat 2011; SPICE http://www.deagel.com/Bombs-and-Guidance-Kits/Spice-1000_a000983002.aspx ; Greece to procure SPICE 1000 & 2000, Warfare Sims,

[3] Yunan Elefteros Tipos gazetesi, Savunma Bakanlığı kaynaklı haberinde 100 milyon Euro değerindeki silah sistemi alımının Yorgo Papandreu ile Benyamin Netanyahu'nun 2010 yazında imzaladıkları anlaşma çerçevesinde gerçekleştiğini bildirmektedir. Yunanistan İsrail'den Silah Alıyor, Hürriyet, 12 Şubat 2011

[4] Yunanistan ile İsrail arasındaki silah ticareti Türk ordusunun bölgesel üstünlüğünü hedefliyor, Hürriyet, 15 Aralık 2010

[5] Το ΓΕΣ ενισχύει νησιά με ειδικές δυνάμεις και Έβρο με βαριές δυνάμεις, λόγω "καυτού" 2011, (Yunanistan Genel Kurmay Başkanlığı, "Yakıcı 2011" Nedeniyle Adaları Özel Kuvvetlerle, Meriç'i de Ağır Silahlarla Destekliyor) www.defencenet.gr, 12.01.2011; "Yunanistan, Adalar ve Meriç Sınırına Silah Yığınağı Yapıyor", 13 Ocak 2011, Birlik

Gözde Kılıç Yaşın

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü
Balkanlar ve Kıbrıs Araştırmaları Merkezi Başkanı

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Cahit Armağan Dilek   - 19-11-2019

Türkiye'ye Çifte Kuşatma

Türkiye'de, iktidarın kurumsal karar sürecini terk edip tek adamın kararlarına dayanan iç ve dış politikaları içeride iç cepheyi dağıttığı gibi dış politikada da ülkeyi açmazlara sürüklediğini görüyoruz.