Kuzey Kafkasya'da Terör Sorunu: Çeçenistan Saldırıları

Yazan  08 Aralık 2014

4 Aralık 2014 tarihinde Rusya Federasyonu’na bağlı özerk Çeçenistan Cumhuriyeti’nde, “Kafkas Emirliği” terör örgütüne bağlı militanlar tarafından gerçekleşen terör eylemleri sonucu, 14 güvenlik görevlisi 11 terörist hayatını kaybetmiş, 28 kişi yaralanmıştı. Saldırıların gerçekleştiği gün, hem Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Federal Meclis’te yaptığı yıllık konuşmasına, hem de Çeçenistan’ın başkenti Grozni şehrinin yıl dönümüne denk geldi. Bu anlamda saldırılar sembolik öneme de sahiptir.

“Kafkas Emirliği”  örgütü 2009’da “Nevskiy Ekspres” trenine, 2010’da Moskova metrosuna, 2011’de “Domodedova” havaalanına yapılan saldırıları üstlenmiş, hem Rus istihbaratı, hem de Çeçenistan güvenlik güçlerinin terörle mücadele kapsamında yürüttükleri operasyonlar sonucunda örgütün lideri Doku Umarov'un 2013’te öldürüldüğü açıklanmıştı. Doku Umarov’un ölümünden sonra örgüt liderliğini üstlendiğini açıklayan Ali Abu-Muhammet bundan sonra da Çeçenistan’da saldırıların sürdürüleceğini belirtmişti. Örgüt liderliğinde yapılan değişiklik sonucu, bundan sonra Çeçen militanlarının eylemlerinde taktiksel değişikliğe gideceği söylenmektedir. Son saldırılarda da görüldüğü gibi, militanların girdiği çatışmalarda, imkanları olduğu takdirde sivillere karşı herhangi saldırı gerçekleştirilmemiş,  rehin bile ele geçirilmemiştir. Örgütün gerçekleştirdiği eylem Çeçenistan güvenlik kuvvetlerine, yani Moskova tarafından politikaları desteklenen mevcut Çeçen iktidarına yönelik olmuştur.

Yaşanan saldırıların Grozni şehrinin bir kaç farklı bölgesinde meydana gelmesi ve teröristlerin şehir merkezine kadar sızabilmeleri, Çeçen güvenlik güçlerinin ve istihbarat birimlerinin terör eylemlerini önlemekte yetersiz kaldığını gözler önüne sermektedir. Yakın geçmişte Çeçenistan’da çok sayıda olayın meydana geldiği, ancak resmi makamlar tarafından saklandığı da belirtilmektedir. Buna rağmen Çeçenistan, Kuzey Kafkasya’da en istikrarlı bölge olarak bilinmektedir.

Bunun nedeni ise, Çeçen lideri Ramzan Kadırov’un, Çeçen halkının desteğini arkasına almasıdır. Çeçen liderinin ülkesinde güçlendirmeye çalıştığı İslam anlayışı, ne “Kafkas Emirliği”nin, ne de “mücahitler”in İslam anlayışına benzemektedir. Bu nedenle söz konusu örgütler halk desteğini alamamış durumdadır. Bu yüzden Çeçenistan’da terör riskinin var olmasının en önemli nedeni, örgüt üyelerinin eski Çeçen liderlerden Aslan Mashadov’un kurmuş olduğu direniş örgütlerinin üyeleri olmasıdır. Yaş olarak da nispeten yaşlı kişilerden oluşan örgütteki savaşçıların çoğu, şu anda Suriye’de savaşmaktadırlar. Ancak Çeçen savaşçıların Çeçenistan’a dönmeleri Suriye’deki çatışmaların bitmesine bağlı olacaktır. Bunların Suriye’den geri dönmeleri Çeçen lider için büyük sorun olacaktır. Şimdilik Çeçen lider Ramzan Kadırov’un kontrol ettiği yerlerde terör olayları neredeyse yok gibidir. Asıl sorunlu olan bölgeler Çeçen-İnguş sınırındaki ormanlık alanlardır.Ve örgüt üyeleri Çeçenistan’a o hattan sızmaktadırlar.

Bunun yanında Çeçenistan’da istikrarın korunmasının önemli sebeplerinden olan Kadırov rejimi, aynı zaman da bu sisteme karşı olan gençlerin de tepkisine neden olmaktadır. Bu durum ise, mevcut Kadırov iktidarına karşı çıkan kesimi ortaya çıkarmıştır. Sayıları az da olsa, iş bulmakta zorluk çeken gençler, ya yurt dışına çıkmak, ya Rusya’nın diğer şehirlerine gitmek, ya da Kadırov’la çalışmak zorunda kalmaktadır.  Kadırov yönetimine karşı olanlar, Kadırov’un baskısını üzerinde hissedenler, doğal olarak bu korkuya tepki olarak alternatif yollar aramaktadır. Kadırov’un baskıcı rejimi ve bazı kişilere potansiyel tehdit gözüyle bakması ve bu kişilerin takip edilmesi, bu korkunun daha da artmasına neden olmaktadır. Ancak bu baskı son haddine gelmiş durumdadır ve daha fazlası zor kullanma ve şiddete itmektedir. Bu durum ise, son tercih olarak terör örgütlerine katılmalarının yolunu açmaktadır. Bu nedenle de, Suriye’de yaşanan çatışmalara katılma fırsatını bulmuş olmaktadırlar.

Bu durum doğal olarak ulusararası terör örgütlerinin ağının genişlemesine neden olmaktadır. Çeçenistan’da yaşanan olaylar Suriye ve Irak’ta meydana gelen yeni “küresel cihat” hareketi olan Irak Şam İslam Devleti’yle de ilgilidir. Irak Şam İslam Devleti’nin Rusya’yı tehdit ettiğinde, Çeçenistan lideri Ramzan Kadırov bu örgütle mücadele edeceğini ve örgüt liderlerinin ortadan kaldırılmasına hazır olduğunu dile getirmesi, IŞİD’in Çeçenistan’ı hedef olarak görmesinin yolunu açmıştır. Aynı zamanda IŞİD’in mücadele ettiği Suriye Devlet Başkanı Beşir Esad’ın Rusya tarafından desteklenmesi, Rusya’yı ve doğal olarak da Çeçenistan’ı hedef almasına neden olmaktadır. Bu da Çeçenistan’da yaşanacak İslami hareketlerin IŞİD tarafından destekleneceği anlamına gelmektedir. Çeçenistan’da yaşanan saldırıların nedenlerinden biri de, Çeçenistan’daki örgütlerin yurt dışından kendisine maddi ve manevi destek sağlamayı ummuş olabileceğidir.

Öne sürülen son iddialara göre, son zamanlarda 500’e yakın Çeçen kökenli savaşçıların Çeçenistan’a döndüğü yönündedir. Bu durum Çeçenistan’da ilerleyen zamanlarda çatışma risklerinin daha da artacağı anlamına gelmektedir. Çeçen lideri Ramzan Kadırov, zor kullanarak Çeçenistan’da istikrarı sağlayabilmiş gibi görünürken, komşusu Dağıstan’da durum daha tehlikeli olarak görülmektedir. Hem daha kalabalık bir bölge olmasından, hem birbiriyle iktidar mücadelesi veren çok farklı etkin grupların bir arada bulunuyor olmasından, hem de şimdiki Dağıstan lideri Ramazan Abdulletipov'un iktidarını istediği düzeye getirememiş olmasından dolayı, bölgede istikrarın korunması giderek zorlaşmaktadır. Rusya’nın genelinde ekonomik sorunların artması, beraberinde Kuzey Kafkasya’da da ekonominin duraksamasına, bunun da terör örgütlerinin güçlenmesine zemin hazırlamasına neden olacaktır. Kuzey Kafkaslar’ın istikrarsızlaşması Rusya’nın genelinde terör eylemlerinin daha da artmasını beraberinde getirecektir. İstikrarsızlaşan Kuzey Kafkasya, Rusya’nın patlamaya hazır “saatli bombası” olma niteliğindedir. 

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Prof. Dr. Sema Kalaycıoğlu   - 29-11-2020

Türkiye’nin Afrika ve Libya Politikası

Türkiye’nin Afrika politikasını, daha çok Sahra Altı ülkeler ile ilişkiler açısından, Kuzey Afrika’yı ise, Orta Doğu ve Kuzey Afrika (MENA) politikası olarak değerlendirmek bazı açılardan daha isabetli olabilir.