MİLLİYETÇİLERİN "OLMAK YA DA OLMAMAK" MÜCADELESİ
×

Uyarı

JUser: :_load: Unable to load user with ID: 116



MİLLİYETÇİLERİN "OLMAK YA DA OLMAMAK" MÜCADELESİ

Yazan  19 Mart 2009
Erhan Özhan- Türk Milliyetçi hareketi, batı tarzı milliyetçiliklere göre çok daha halka yakın, halkın arzuları ile değerleri ile barışık, "sevgi" temelli bir yapıya sahiptir.

Aslına bakarsanız, eşi benzeri bir uygulaması da yok diyebiliriz. Türk milletinin sahip olduğu milliyetçi duygular ne Fransız ihtilalinin bir ürünüdür ne de kökeni dışarda olan herhangi bir merkezin. Milletin özünün dışa vurumudur milliyetçilik bu topraklarda... Birilerini dışlamak tabanı üzerine değil, kendi "özsaygısı" üzerine kurulmuştur bizim milliyetçiliğimiz. Avrupada milliyetçilik "dışlayıcılığın", diğer ırkları hor görmenin bir tezahürü iken ve düşmanlıktan beslenirken; biz de, ecdada saygı, kültüre sahip çıkma, toğrağına sahip çıkma, ve hatta dinine sahip çıkma temelinde, kısacası "kendine" sahip çıkma, "kendini sevme" temeli üzerine oturmuştur. Psikoloklar da bunu önermezler mi? Herşey, dünyaya olumlu bakmakla, "kendini sevmekle başlamalı" demezler mi? İşte Türk Milliyetçiliği, halkın huzur ve refahı için topyekun bir gönül seferbelerliği başlatacak, halkı harekete geçirecek "özsaygıyı" "kendine güveni" sağlayan yegane itici güçtür.

Diğer uygulamalarında sadece "ideoloji" olarak görebileceğimiz "milliyetçilik" ; Türkler'de bir fikriyat olmasının yanı sıra; yaşayış tarzı, hayatın bütün alanlarına etki eden "inanç" benzeri önemli bir yere sahiptir. Bu önemli ayrıntı, sadece Batı anlayışında Türk milliyetçiliğini yorumlayan ve düşmanlık besleyenlerce değil, kendi içimizde Türk Milliyetçiliğini savunma konumunda olan Milliyetçi aydınlarımızca da atlanmaktadır. Üniversite ve kütüphanelerde anlatılan, anlaşılan milliyetçilikle, Anadolu köylerinde algılanılan milliyetçilik arasında büyük farklılıklar vardır.Birincisi, Anadolu'da milliyetçi insan tabiriyle "müslüman" "iyi insan" tabiri arasında hiçbir fark yoktur. Bir kimse kendisine milliyetçiyim deyip; namus, ahlak vb bu toplumun en önem verdiği konularda gevşek davranıyorsa onun kınanması kaçınılmazdır. Bu kınamadaki önemli ayrıntı; "hem kendisini milliyetçi olarak tanıtıyor hem de ne yapıyor" şeklindedir ki; bu gülünüp geçilecek bir sözden öte milliyetçiliğin halkın en tabanından bile nasıl kabul gördüğünün anlaşılması açısından dikkate değerdir.

Milliyetçi aydınlarımızın ve milliyetçilik temeli üzerinden siyaset yapan organizasyonların atladığı diğer bir nokta; milletin gerçek sorunlarını görmemeleridir. Gerçi milletin gerçek sorunlarını bırakalım, kendi varoluş nedenlerini dahi gerçekleştiremeyen bu organizasyonlar hangi "amaçla" varlıklarını sürdürüyorlar orası bir başka meçhul konu. Kerkük, Telafer, Doğu Türkistan için kılını kıpırdatmayan; TRT'nin Kürçe yayın yapmasını milyonları sokağa döküp protesto etmeyen, ilçe ilçe, köy köy bu toprakları arşınlayıp Türklük damarlarına aşk vermeyen; ancak söze gelince "milliyetçiliği program olarak benimsemiş tek oluşumuz" havasını atmaktanda geri durmayanlar için yapacağım eleştirinin "övgü" olarak anlaşılması gerektiği kanaatindeyim! "Neden milliyetçiler öğrenci hakları için yürümezler?", "neden işçi hakları için mücadele edilmez?" , neden "emeklilerimizin geçim sıkıntısı dillendirilmez", "neden IMF eksenli ekonomik programlar milyonlar sokaklara indirilerek protesto edilmez?" Bizlerin içinde; öğrenci, çiftçi, emekli, memur, işçi olan hiç yok da, onun için mi bizler bu kesimlerin sorunlarıyla ilgilenmiyoruz? Milliyetçiler zengin insanlar mı? Milliyetçiler işsiz kalmaz mı? Milyonlarca işsiz genç sokaklarda iş ararken, neden bir tane milliyetçilik üzerinden faaliyet yapan gençlik organizasyonu çıkıp bunlar için iki kelime etmiyor? Baştada belirttiğim gibi bu eleştiriler aslında gittiği merkezler için övgü sayılmalı! Keşke bu eleştirimi şu şekilde yapabilseydim; "neden sadece Kerkük için dolduruyoruz sokakları, TRT 6'yı eleştirmek için topladığımız milyonları neden işsiz halkımıza iş için sokaklara indirmedik?". Evet, hep derlerya bizleri eleştirenler; "siz vatan millet sakaryadan başka birşey bilmez misiniz?" diye; artık onu da yapmaz oldular! Hiçbirşey için kılını kıpırdatmayan "organizasyonlara" neyin organizasyonunu yaptıklarını sormak lazım !?

Evet, Türk Milliyetçisi aydınlar ve gençler büyük bir sınavdan geçiyor; bu sınav "olmak ya da olmamak" sınavıdır. Millet olmazsa milliyetçilik olmaz, milletini tanımayandan da milliyetçi olmaz. Orhun Abidelerinin bir benzerini gözlerinin önüne koyanların ; Bilge Kağan'ın "aç milleti tok kılmak" sözünden alması gereken çok önemli dersler vardır. Süs için dikilmiş taşların, gösteriş için dikilmiş kulelerden bir farkı kalmaz yoksa. Halkın derdini bilmeyen, gözlerine perde inmiş milliyetçiler(!), kaçıncı kattan bakarlarsa baksınlar, kulelerinden sadece Çankaya'yı görebilirler, AB'ye onurlu giriş düşlerler; ancak, Anadolu'daki kerpiç evlerde, yaylardaki Türk Milliyetçileri, yaktıkları çoban ateşinde Urumçi'yi, Gümülcine'yi, Tebriz'i, Telafer'i, Büyük Türk Birliğini görürler!

Hoca Ahmed Yesevi'den aldıkları ateşle Türklük Coğrafyasını yeniden şekillendirip; az milletin çok, aç milletin tok kılındığı Türk Birliği'ni kurmak için gönül ve fikir seferberliğine girişen Türk Milliyetçileri çıktıkları yolda, elbetteki galip çıkacaklardır.

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Suinbay Suyundikov   - 25-09-2020

Rusya’nın Libya Politikası

Rusya başat bir aktör olarak Orta Doğu sahnesine geri dönmüştür. Bu çalışmada, Rusya’nın Orta Doğu’daki tarihsel varlığı kısaca ortaya konulacak, Arap Baharı sonrası dönemde Rusya’nın bu bölgede Libya’ya yönelik izlediği politikanın değerlendirilecek, hedeflerin ve çıkarları tespit edilecektir. ...