YUNAN EKONOMİK KRİZİ ÜZERİNE DÜŞÜNCELER

Yazan  03 Mayıs 2010
Son yıllarda komşumuzun içine düştüğü ekonomik kriz, aslında 2008 yılının sonunda başlayan ve tüm Dünya`yı etkisi altına alan global krizin etkileri ile içinden çıkılmaz bir hal almış ve geriye dönüşü olmayan bir yörüngeye girmiştir.

Hükümet, Avrupa Birliği (AB) ve Uluslar arası Para Fonu (IMF) günlerdir bu krizin etkilerini en aza indirmek ve Yunan ekonomisini düze çıkarmak için yoğun bir mesai harcamakta, içinde Yunan halkının kabullenemeyeceği "acı reçeteleri" içeren bir biri ardına çözümleri kamuoyuna açıklamaktadırlar.

Kimine göre savunma harcamalarının çokluğu, kimine göre kayıt dışı ekonomi ve aşırı iç borçlanma, kimine göre de Euro sistemine geçişle ekonomide yaratılan enflasyonist baskı…

Beklide ülkeyi cehenneme çeviren ve onlarca insanın ölümüne neden olan yangınlar…

Bir de bunlara Karamanlis Hükümetinin etkisiz ekonomi yönetimi eklenince, beklide Dünya`da yaşanan global kriz yaşanmasaydı bile Yunanistan bu gün yaşadığı krize benzer bir krizin içine girecekti.

Global krizle birlikte ülkenin en büyük gelir kaynakları, deniz taşımacılığı ve turizm gelirlerinde ki hızlı düşüş, bu gün yaşananların tuzu biberi olmuş gibi gözüküyor.

Aslında bu krizin yaşanmasına dolaylı olarak Yunan halkının da katkısı küçümsenemeyecek kadar çok: "Çünkü yakın bir geçmişe kadar bankaların bol keseden verdikleri kredilerle lüks otolara, büyük hacimli ciplere ve yazlık evlere sahip olan; hatta tatil kredileriyle yollara düşen Yunan halkı şimdi, kendi devletlerinin iflas etme tehlikesiyle karşı karşıya kaldığını yalnız yerel değil, yabancı basının manşetleri üzerinden öğrendikçe şok geçirmeye başladı."[1]

Bu gün Yunanistan`ın "bir bölümünü 19 Mayıs'a dek ödemek zorunda olduğu yaklaşık 300 milyar Euro'luk (400 milyar ABD doları) borcu bulunuyor."[2]

Bu borcun ödenmesi için AB ve İMF`nin uygulayacağı mali yardım ile "rakamı henüz resmen açıklanmadıysa da bu meblağın üç yıl içinde 120 ilâ 200 milyar Euro'yu bulacağından söz ediliyor; eğer bu rakamlar doğru çıkarsa Yunanistan, bu denli büyük bir mali yardım alan dünyanın ilk ülkesi unvanını da kazanmış olacak."[3]

Sonuçta bu güne yaşananların tüm faturasını yine halk ödemek zorunda. Yunan Hükümeti`nin aldığı önlemlerle; emeklilere ödenecek prim ve ikramiyeler dondurulacak, KDV oranları iki puan daha artırılacak, akaryakıt, sigara ve alkollü maddelere % 10 zam yapılacak ve kadınların emeklilik yaşı erkeklerle aynı yani 65 olarak ayarlanacaktır.

"Bu arada bazı Alman gazetelerinin Atina'ya gönderdikleri muhabirleri aracılığıyla Yunan halkının bugüne kadar Avrupa'dan aldığı kredileri har vurup harman savurduklarını öne suren haberler yayımlamaları, Yunan halkının aklına Nazi ordularının 2. Dünya Savaşı'nda Yunanistan'ı işgal etmesini getirdi.

Alman - Yunan dostluğu aniden kriz geçirmeye başladı.

Örneğin Bild gazetesi, iki günlüğüne Atina'ya gönderdiği muhabiri aracılığıyla, ekonomik krize rağmen insanların sokak tavernalarında yemek yiyip uzo içtikleri, kafe ve barları dolduran gençlerin içkilerini yudumladıkları ve çılgınca eğlendikleri, Yunan halkının refah içinde yaşadığı, dolayısıyla da malı yardıma da ihtiyaçları olmadığı gibi Almanya'nın çekincelerine hizmet eden bir tablo çizmeye çalıştı."[4]

Hürriyet yazarı Yorgo Kirbaki`ye göre ise durum hiç te öyle değil. "Yunanistan birkaç ayda çok değişti. Dükkânlar sinek avlıyor. Süpermarketlerde alışveriş dikkatle. Benzin istasyonlarında "doldur" diyenlere rastlamıyorum artık. Müzikholler deseniz sadece cumartesileri... Diğer günler boş masalara hitap ediyor şarkılar...
Hayır, Yunan halkı fakirleşti demiyorum. Çünkü yüzde 80'den fazlası mülk sahibi. Ama yarın için endişe ediyor, korkuyor insanlar. Belki ilk başta işin ciddiyetini önemsemediler ama artık her şeyin farkındalar."[5]

Oysa Sabah yazarı Stelyo Berberakis, vatandaşı Yorgo`dan farklı düşünüyor: "Yunanistan'daki yaşam tarzını yakından tanıyanların Yunan halkının değil ekonomik kriz; savaş, kıtlık, askeri yönetim hali, hatta Nazi işgalinde bile tavernaların lezzetli meze tabaklarından, dar ve uzun bardaklarda içilen buzlu uzolarından, buzuki eşliğinde söylenen duygusal namelerinden ve sık sık verdikleri kahve molalarından asla feragat edemeyeceklerini de bilmeleri gerekiyor."[6]

Sonuç ne olursa olsun komşumuzu zor ve sıkıntılı günler bekliyor. Hükümet kemer sıkma politikalarını uygulamaya koydukça, halk sokaklara dökülecek ve eylemler ile toplumda gerilimi artıracaktır.

Diğer taraftan Başbakan Erdoğan`ın 14 Mayıs 2010`da Yunanistan`a yapacağı resmi ziyaret, iki ülkenin mevcut sorunlarının konuşulması ve bir çözüm takvimine bağlanması açısından, ekonomik krizle uğraşan ve yıllık bütçesinin 16 Milyar Euro`sunu savunma harcamalarına ayıran komşumuz için "önemli" bir gelişme olabilir. Örneğin, bir günlük Yunan uçaklarının Ege`de ki uçuş maliyeti 4,5 Milyon Euro olduğu düşünülürse, varılacak anlaşmalarla, bu tip savaş oyunlarından vazgeçilmesi durumunda her iki ülkeye de küçümsenemeyecek tasarruflar sağlanacaktır. Diğer taraftan ikili ilişkilerle karşılıklı ticaretin geliştirilmesi, Sivil Toplum Kuruluşları (STK) arasında ilişkilerin artırılması ile iki toplum arasında ki "düşmanlık" algısının azaltılmasına hizmet edeceği de bir gerçektir.



[1] BBC-Turkish "http://www.bbc.co.uk/turkce/izlenim/2010/04/100430_fooc_greece.shtml"

[2] BBC-Turkish "http://www.bbc.co.uk/turkce/haberler/2010/04/100429_qanda_greece.shtml"

[3] BBC-Turkish "http://www.bbc.co.uk/turkce/izlenim/2010/04/100430_fooc_greece.shtml"

[4] BBC-Turkish "http://www.bbc.co.uk/turkce/izlenim/2010/04/100430_fooc_greece.shtml"

[5] Yorgo Kirbaki, "http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/14584580.asp?yazarid=136&gid=61"

[6] BBC-Turkish "http://www.bbc.co.uk/turkce/izlenim/2010/04/100430_fooc_greece.shtml"

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Cahit Armağan Dilek   - 12-11-2019

Yeni Dünya Düzeni, Terör ve Türkiye

Cumhuriyet, Osmanlı, Atatürk ve Türk devrimleri tartışmaları Türkiye'yi oyun dışına itiyor. Bu da yeni dünya düzeninde Türkiye'yi söz sahibi değil dizayn edilenler arasına sokuyor.