BAŞBAKANA NOBEL BARIŞ ÖDÜLÜ

Yazan  10 Ocak 2010
Sinema dünyasının tanınmış ismi yönetmen Sinan Çetin’in, TBMM’nin 90. yıl kutlamaları münasebetiyle TBMM çatısı altında önce Başbakan’a şefkat gösterip “daha çok uyumasını, kendine iyi bakmasını” söyledikten sonra,

"Türkiye kendi toprağını bombalıyor, orada ölen çocukların hepsinin üzerinde TC hüviyeti var, bu problemi mutlaka çözmeliyiz" dediği, bu sözleriyle hükümet politikalarına ve Kürt açılımına destek verdiği, basına, "Büyük sürpriz.. Şok.." manşetleriyle yansıdı. "Açılıma destek" konusunda daha önceki dönemlerde de Sinan Çetin gibi TC kimliği taşıyan Türkiyeli ünlü bazı sanatçı ve yazarların (Sezen Aksu, Ajda Pekkan, Hülya Avşar, Orhan Pamuk, Yaşar Kemal, Hasan Cemal, ….) önemli katkıları olmuş, fakat bu değerli düşün ve sanat insanları, herhalde silah ve terör ögelerinden yoksun olduğu için çok önemli diğer açılımları göz ardı etmiş veya görememişlerdir.

Öncelikle Sayın Başbakan'ın ekibiyle birlikte başlattığı açılımlar sadece Kürt vatandaşlarımızla sınırlı değildir. Ermeni açılımı vardır, Roman açılımı vardır, Alevi açılımı vardır. Resmî beyanlara bakılırsa Çerkez, Gürcü, Laz, Pontus açılımları da sırasını beklemektedir. Tabii uzun bir süreden beri Mehmet Ali Talat ile birlikte yürütülen ve "Yes be Annem" sloganıyla tarihe geçen Kıbrıs açılımı kendi rayında yürümektedir.

Bütün bu "sorunlar" ve "açılımlar" adı geçen topluluklarda kimlik arayışını hızlandırmış, kendi kültürünü geliştirme, dillerini öğrenme ve dilleriyle eğitim hakkını talep etme fikrini doğurmuş, hatta devletin yapılanmasında yeni model arayışlarına yol açmıştır. Mesela "Kosova Modeli" bunlardan birisidir. Kosova modelinde, devletin ordusu yoktur. İç güvenlik, BM üyesi bazı ülkelerden getirilen polis güçleriyle sağlanmakta, belediyelerin iletişim ve eğitimde resmi ikinci dil kabul etme yetkisi bulunmaktadır. Bu yüzden acilen bir anayasa değişikliği gerekmekte ve TC Anayasası'nın "değiştirilemez" denilen maddeleri tartışmaya açılmaktadır. Tartışma mahalli, Anayasa Mahkemesi binasıdır. Keza Kürt açılımı da Polis Akademisi binasında gerçekleştirilen bir çalıştayla ayrıntılandırılmıştır. Bütün bunlar, radikal kararların radikal biçimde seçilen mekanlarda takdimi anlamına gelmektedir ve karşı çıkanlara rağmen "inadına" sürdürüleceği ifade edilmektedir.

Tarih, cesur adamların cesur adımlarıyla şekillenir. Bu cesur adamların ve cesur adımların 20. yüzyıl sonundaki son örneği SSCB Başkanı Mihail Gorbaçov'dur. Gorbaçov, 1985-1991 yıllarını kapsayan 6 yıllık dönemde uygulamaya koyduğu perestroika (Yeniden Yapılanma) veGlasnost (Açıklık) politikalarıyla Sovyet İmparatorluğunu dağıtmış, Sovyetler Birliğinden ayrılan devletlerin BDT adıyla yeniden örgütlenmesini sağlamış, Sovyet halklarına yaptığı bu üstün hizmetlerden dolayı, batılılar tarafından, 1990 yılında Nobel barış ödülü ile onurlandırılmıştır. Gorbaçov, uyguladığı politikalar ve aldığı sonuçlar itibariyle 20. yüzyıla damgasını vurmuş ve tarihe mal olmuştur.

Türkiye tarihi açısından da 21. yüzyılın kahramanı, Türk Milleti'nin inadınayeniden yapılanma ve açıklık politikalarını "neye mal olursa olsun" ifadeleriyle sürdüreceğini ilan eden TC Başbakanıdır. Yeniden yapılanma adına bölge kalkınma ajansları kurularak yerel yönetimlerin etkisinin ve yetkisinin arttırılması hedeflenmiş, devlet televizyonlarından Kürtçe yayın başlatılmış, silahı bırakıp düz ovada, hapisteki liderlerinin emirleri doğrultusunda siyaset yapmaya soyunan teröristler yargı kararıyla sınırda serbest bırakılmış, "açıklık" politikaları doğrultusunda ordu kozmik odaları açtırılmış…. Sonuçta Türk, Kürt, Roman vatandaşların komşu olarak dahi aynı mekanlarda yaşama arzusu ortadan kaldırılmış ve farklı kimliklerin oluşturularak farklı mekanlarda kümelenmeleri gerçekleştirilmiş; devlet sınırları içinde güven ve güvenlik tartışılır hale getirilmiştir. Bütün bu çaba ve çalışmaların sonuçlarını Cengiz Çandar ve Hasan Cemal, Çankaya (Cumhurbaşkanlığı) ziyaretlerinden sonra, "Devletin en tepesindeki bir bürokrat, içimizdeki Sovyetler yıkılıyor dedi" ifadesiyle özetlemişlerdir.

"İnadına" ve ısrarla yürüterek sorumluluğunu üstlendiği Yeniden yapılanma ve Açıklık politikalarında bu kadar mesafe almış,milli devlet yapısını coğrafi kavram ve tanımlamalara dönüştürmüş bir politik önderin, Gorbaçov örneği ortada ikenhala Nobel barış ödülüne aday gösterilmemiş olması batılı standartlar ve uygulamalar açısından bir talihsizliktir.

------------------------------------------------------

(*) 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü Yönetim Kurulu Üyesi.

Dursun DAĞAŞAN

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü
Yönetim Kurulu Üyesi

 

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Gözde Kılıç Yaşın   - 17-09-2020

Yunanistan’ın Doğu Akdeniz Adımları

Doğu Akdeniz, iki ülkenin aynı bölge için seyrüsefer duyurusu yapması nedeniyle sıcak günler geçirdi. Yunanistan ve Türkiye’ye ilki Almanya’dan olmak üzere Doğu Akdeniz’deki anlaşmazlıkların görüşülmesi çağrısı yapıldığında iki ülke de diplomasi yolunun açık tutulmasına sıcak baktıklarını beyan etti...