YÜZÜNCÜ YILINDA SİVAS KONGRESİ; “MANDA VE HİMAYE KABUL EDİLEMEZ”

Yazan  31 Ağustos 2019

4 Eylül 2019, Milli Mücadele’nin temel taşlarından Sivas Kongresi’nin 100’ncü yıldönümü.

Amasya Genelgesi'ni açıklayan Mustafa Kemal ATATÜRK, Sivas Kongresi'nin toplanması için yaptığı çağrı üzerine, 1’inci Dünya Savaşı’ndan sonra işgale uğrayan Türk topraklarını kurtarmak ve Türk milletinin bağımsızlığını sağlamak için çareler aramak amacıyla seçilmiş ulus temsilcilerinin bir araya gelmesiyle, 4-11 Eylül 1919’de gerçekleşen Türk Ulusal Hareket toplantısıdır. Mustafa Kemal Paşa, 108 gün Milli Mücadele’yi Sivas’tan yönetmiştir. Sivas Kongresi, Milli Mücadele tarihimizin ikinci büyük halkasını oluşturmuş, Bağımsızlık savaşımızın ve Cumhuriyetimizin temelleri atılmıştır.

Sivas Kongresi’nin başlangıcında Fransızlar,toplanmaması için bazı önlemler almıştır. Mustafa Kemal Paşa Erzurum’dayken 20 Ağustos 1919’da Sivas Valisi Reşit Paşa’dan aldığı telgrafta, kongrenin toplanması halinde Fransız Binbaşı Brunot’un,5-10 içinde Sivas’ı işgal etme düşüncede olduğunu söylemiştir. Kongrenin toplanmasından vazgeçilmesini ya da kongrenin Erzurum veya Erzincan’da düzenlenmesini önermiştir. Mustafa Kemal Paşa, bunun mümkün olmayacağını belirttirmiş ve verdiği cevapta, “Bunun bir gözdağı vermek için söyledikleri sözleri tamamıyla blöf olarak saydım. Şunu da arz edeyim ki, bendeniz ne Fransızların ve ne de herhangi bir yabancı devletin yardımına tenezzül eden şahsiyetlerden değilim. Benim için en büyük korunma yeri ve yardım kaynağı milletin sinesidir”.

29 Ağustos 1919 sabahı 3 otomobil ve atlı arabadan oluşan kafile Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşları Erzurum’dan Sivas’a uğurlanmışlardır. Refahiye-Suşehri üzerinden 2 Eylül sabahı Sivas’a ulaşmışlar ve Vali Reşit Paşa tarafından karşılanmışlardır.3 Eylül 1919’da Elazığ Valisi Ali Galip, kongreyi basmak, Mustafa Kemal Paşa’yı tutuklamak ve Sivas Kongresi’ni dağıtmak amacı ile görevlendirilmiştir. 6 Eylül’de Ali Galip, Elazığ’dan Malatya’ya gelmiş ve Sivas’a yönelmiştir. Bu olaydan haberdar olan Mustafa Kemal Paşa gerekli tedbir ve önlemleri almıştır. 11 Eylül’de Mustafa Kemal Paşa, İçişleri Bakanı Adil Bey’e gönderdiği telgrafta; “Alçaklar, caniler, düşmanlarla millet aleyhinde tertiplerde bulunuyorsunuz. Aklınızı başınıza toplayın”. Sözleri ile tepkisini göstermiştir. Osmanlı İmparatorluğu'nun Anadolu'daki bölgelerinden çok sayıda delege Sivas Kongresi'ne katılmıştır. Sivas Kongresi’ne, Erzurum Kongresi'ne nazaran daha az kişinin katılmış olsa da, katılımcılar daha geniş çaplı bölgeleri temsil etmiştir. İstanbul Hükümeti ve İtilaf Devletlerinin tehdit ve engellemeleri ile Kongre, 4 Eylül 1919’da Perşembe günü saat 14.00’de yurdun dört bir tarafından seçilen 40 delegeden 38 delegenin katılımıyla Sivas Lisesi’nde toplanmıştır. Mustafa Kemal Paşa kongreyi açarken yaptığı konuşmada; “Tarih bir milletin varlığını, hakkını hiçbir zaman inkâr edemez. Vatan ve milletimiz aleyhinde hükümler, ortaya sürülen kanaatler muhakkak ki iflasa mahkûmdur”. Milletimiz namus ve istiklalini kurtarmak için silaha sarıldığını söylemiştir. Mustafa Kemal Paşa'nın Kongre başkanlığına seçilmesine kimi üyelerden itirazlar gelmiş, ancak gizli oyla yapılan seçimde kongre başkanlığına 3 muhalif oya karşı seçilmiştir.

Sivas Kongresi’nin en önemli konusu “Himaye ve Manda” olmuştur. 8 Eylül’de İsmail Hami Bey, 25 kişinin imzasıyla kongre’ye Amerikan mandasının kabul edilmesini isteyen bir önerge sunmuştur. Refet Bele ve Rauf Orbay başta olmak üzere manda lehine Kara Vasıf, Ahmet Rıza, Ahmet İzzet, Reşat Hikmet, İsmail Hami, Bekir Sami ve Refet Beyler, Halide Edip Hanım, Esat, Mahmut ve İsmail Fazıl Paşa’nın olduğu bir grup manda lehine konuşmalar yapmıştır. Ülkenin siyasal, ekonomik ve kültürel açıdan zayıflığını öne sürerek bir yardıma ihtiyaç duyulduğu, bu yardımın Amerika tarafından yapılmasını ve mandasının kabul edilmesi gerektiğini savunmuşlardır. Bunun ehven-i şer ve bağımsızlıkla aynı şey olduğunu iddia etmişlerdir.

Mustafa Kemal Paşa,8/9 Eylül gecesi odasında yaptığı toplantıda; ”Şerefsiz, istiklalsiz, esir bir millet çocukları olarak yaşamak yerine, efendice ve kahramanca ölmek elbette ki tercih edilir. Bunu anlayamamak ne garip mantıktır”. Mandacıların, yabancı işgali altında cesaret ve ümitlerini kaybetmiş olmanın verdiği üzüntüyle, hastalıklı bir ruh haliyle hareket ettiklerini söylemiştir.Bu sözler üzerine kongre delegelerinden Tıbbiyeli Hikmet; “Paşam, delegesi bulunduğum Tıbbiyeliler beni buraya bağımsızlık davamızı başarmak yolundaki mesaiye katılmak üzere gönderdiler. Mandayı kabul edemem. Eğer kabul edecek olanlar olursa, bunları her kim olursa olsun şiddetle reddederiz. Farzı mahal, manda fikrini siz kabul ederseniz sizi de reddeder, Mustafa Kemal’i vatan kurtarıcı değil vatan batırıcı olarak adlandır ve tel’in ederiz”. Bu yurtsever çıkışın ardından duygulanan Mustafa Kemal Paşa; “Arkadaşlar, gençliğe bakın. Türk milli bünyesindeki asil kanın ifadesine dikkat edin. Tıbbiyeli Hikmet’e de; Evlat müsterih ol. Gençlikle iftihar ediyorum ve gençliğe güveniyorum. Biz azınlıkta kalsak dahi mandayı kabul etmeyeceğiz. Parolamız tek ve değişmez. Ya İstiklal ya ölüm”. Sözleri ile Tam Bağımsızlık hedefini göstermiştir.

Kongre sırasında manda fikrinin daha çok İstanbul’dan gelen delegeler tarafından savunulduğu görülmüş, buna karşın Anadolu delegelerinin birçoğu manda fikrine kesin olarak karşı çıkmıştır.8-10 Eylül’de 3 gün süre ile Amerikan mandası tartışılmış, Mustafa Kemal Paşa Amerikan mandasının Türk milleti için uygun olmadığını delegelere anlatıp kabul ettirince,manda ve himaye düşüncesi kesin olarak reddedilmiştir. Yine, Kongre’de Mustafa Kemal Paşa’nın İttihat ve Terakki Cemiyeti ile ilişkisi olup olmadığı da tartışılmıştır.

Sivas Kongresi, 8 gün sürmüş ve 11 Eylül’de çalışmalarını tamamlamıştır. Temsil Heyeti üyeleri belirlenmiş ve Erzurum‘da seçilen 9 kişilik Heyet-i Temsiliye’ye 6+1 kişi eklenerek üye sayısı 16 olmuştur. Mîsâk-ı Millî manifestosunun ana hatları belirlenmiş,Kurtuluş Savaşı'nın çerçevesini belirleyen geleceğe yönelik kararların temeli atılmış ve önemli kararlar alınmıştır.

Kongre kararları; Milli sınırları içinde vatan bölünmez bir bütündür, parçalanamaz.

Osmanlı toplumunun bütünlüğü ve milli istiklalimizin sağlanması için Kuvay-ı Milliye’yi tek kuvvet ve etkin olarak tanımak, milli iradeyi hâkim kılmak temel esastır.

Vatan içinde birlikte yaşadığımız, bütün Gayr-i Müslim azınlıkların her türlü hakları bütünüyle mahfuz bulunduğundan, bu azınlıklara siyasî egemenlik ve toplumsal dengemizi bozacak imtiyazlar verilmesi kabul edilmeyecektir. Manda ve himaye kabul edilemez.

Osmanlı topraklarının herhangi bir parçasına yapılacak her türlü yabancı işgal ve müdahaleyekarşı millet top yekûn kendisini savunma ve direnme esası meşru kabul edilmiştir.

Yurdumuzun herhangi bir parçası dış baskı karşısında hükümetçe terk ve ihmal etmek zorunda kalırsa, geçici bir hükümet kurularak yönetimin millet adına ele alınacağı, vatanın bağımsızlığının, milletin dokunulmazlığının ve bütünlüğünün sağlanacağı, idari, siyasi ve askeri her türlü tedbir ve kararlaralınmıştır.

“Doğu Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin ismi “Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti” olarak değiştirilmiştir.Yurtta ayrı ayrı bölgesel olarak çalışan tüm cemiyetlerin birleştirilmesi ve tek yönetim altına alınması sağlanmıştır.

Milletlerin kendi geleceğini bizzat kendilerinin tayin ettiği bu tarihi dönemde, İstanbul Hükümeti’nin de milli iradeye bağlı olması zaruridir. Böylece, milletin içinde bulunduğu sıkıntı ve endişeden kurtulmak çarelerine bizzat başvurmasına gerek kalmadan, Padişah tarafından 21 Aralık 1918’de dağıtılmış olan Meclis-i Mebusan’ın bir an önce hemen ve hiç zaman yitirmeden toplanması ve böylece milletin, memleketin geleceği üzerinde alacağı bütün kararları milli meclisin denetimine sunması mecburidir.Genel teşkilatı idare ve alınan kararları yürütmek için kongre tarafından Temsil Heyeti seçilmiştir.Erzurum Kongresi’nde alınan “Heyet-i Temsiliye Doğu Anadolu’nun genelini temsil eder” ibaresi, “Heyet-i Temsiliye vatanın genelini temsil eder” şeklinde değiştirilmiştir.

Sivas Kongresi ile Erzurum Kongresi’nin tüm kararları edilmiş ve bölgesel kararlarını genişleterek, tüm ulusu kapsayan bir nitelik kazandırmış ve yeni bir Türk Devleti’nin kuruluşuna temel olmuştur.Ulusal örgütlenme tüm vatanı kapsamıştır. Gücünü halktan alan yeni bir güç ve otorite ortaya çıkmış, Temsil Heyeti oluşturulmuş ve başına milli bir lider olarak Mustafa Kemal ATATÜRK getirilmiştir. Kurtuluş Savaşı bütün vatana yayılmış, millete mal edilmiştir. Ali Fuat Paşa, Batı Cephesi Komutanlığı’na getirilmiş ve Temsil Heyeti yürütme gücünü ilk kez kullanmıştır. Kongre, kendisinden sonra gelişecek tüm olayları büyük ölçüde etkilemiştir. TBMM’nin açılışında, Milli Mücadelenin bütün antlaşmalarında, Lozan’da ve Mudanya’da izleri görülmüştür.

Kongre sonucunda; Mustafa Kemal, İstanbul ile haberleşmeme emrini vermiş, Padişahtan Mebusan Meclisi’nin bir an önce toplanmasını ve Damat Ferit’in istifa etmesini istemiştir. Anadolu’daki gelişmeleri önleyemeyen Damat Ferit Paşa istifa etmiş ve yerine Ali Rıza Paşa kabinesi kurulmuştur. Temsil Heyeti’nin ilk siyasi başarısı Damat Ferit’in istifası olmuştur.

Sivas Kongresi’nin Türkiye Cumhuriyeti tarihindeki önemi büyüktür.İlk milli kongre niteliğinde olduğu için kararlar bu doğrultuda alınmıştır. Sivas Kongresi ile kongreler dönemi kapanmıştır. Misak-ı Milli esasları belirlenmiştir.Heyet-i Temsiliye bütün vatanı temsil eder hale gelmiş,milli birlik ve beraberlik büyük oranda sağlanmıştır.Tam bağımsızlık ve Milli Egemenlik ilkeleri temel prensip olarak kabul edilmiştir. Himaye ve Mandacılık kesin olarak reddedilmiştir. Cemiyetler birleştirilip tek çatı altında toplanmış ve Kuvay-ı Milliye cepheleri arasında kumanda birliği sağlanmıştır.

 

KAYNAKÇA:

ATATÜRK, Gazi Mustafa Kemal, NUTUK  (1919-1927), 2006.

 

 

Son Düzenlenme Pazar, 01 Eylül 2019 16:19
Dr. Cengiz Tatar

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü
Bilimsel Danışmanı

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Cahit Armağan Dilek   - 16-09-2019

FETÖ ile Mücadele Alarm Veriyor

  Türkiye 45 yıllık terörle mücadelesinde gelinen gün itibariyle, sağdan soldan, etnik ve dini motivasyonlu aşırı ve köktenci çok sayıda terör örgütüyle aynı anda mücadele etmek durumunda...