ABD Başkan Yardımcısı’ndan Rum Patrikhane’sine Destek

Yazan  12 Aralık 2011
ABD'liler neden 70 bin kişilik cemaati olan Ermeni Patrikhanesi'ni ziyaret etmez de 2 bin kişilik cemaati olan Fener Patriği'nin elini öper?

Geçtiğimiz hafta ABD'nin iki numarası, Başkan Yardımcısı Joe Biden Irak'ta, Maliki Yönetimi ve Talabani ile görüştükten sonra Türkiye'ye geldi ve iki gün süren(2/3 Aralık) temaslarda bulundu. Türkiye'den de Yunanistan'a geçen Biden, orada da birkaç gün süren temaslarda bulunduktan sonra ülkesine döndü.

Yurdumuza gelen her ABD üst düzey yetkilisi, Türkiye ile ABD arasındaki önemli başlıklar arasına mutlaka Ekümeniklik ve Heybeliada Ruhban Okulu'nu da katıyor ve bu konularda ısrarcı ve baskıcı davranıyor. (Hillary Clinton'un kısa bir süre önce yaptığı ziyaret esnasında, Dışişleri bakanı Ahmet Davutoğlu ile birlikte yaptığı basın toplantısında olduğu gibi.)

Evvelâ, Joe Biden'in siyasi yaşamında Türkiye ile ilgili çalışmalarına kısaca bir bakalım. Vice President Joe Biden, 30 yaşında ABD kongresine Delaware Senatörü olarak girdi. Senato'da Adalet ve Dışişleri Komisyonu'nda görev yaptı. Irak'ın işgali için oy kullanan az sayıdaki Demokrat partililerden de birisidir. 1988'de Demokrat Parti Başkan aday adaylığı için çalıştı. Ancak bazı gaflar yapınca gördüğü tepki üzerine adaylığını geri çekti. 1974'de Kıbrıs Barış Harekâtı'nın ardından Türkiye'ye silah ambargosu uygulanmasını öneren yasa tasarısını hazırlayan dört senatörden de biridir. Türk askerlerinin Kıbrıs'tan çıkması ve Kıbrıs Rum Kesimi'nin Avrupa Birliğine girmesi için sürekli destek vermiştir.

Biden için "Türkleri günahı kadar sevmez" denmektedir. Rum ve Ermeni lobilerine ise hep yakındır. Temsilciler Meclisi Başkanı "Nancy Pelosi" ile birlikte (sözde) "Ermeni Soykırımı" iddialarının kabul edilmesine yönelik de çalışmıştır Diaspora'ya verdiği sözler zaman zaman manşetlere de çıktı. Zaten senatörlüğü süresince Türk düşmanlığını gizlemeye hiç gerek duymayan bir tavır sergilemiştir.

Ülkemizdeki birçok haber sitesinde hatta gazetede Biden için Yahudi olduğu yazılıdır. Tabi bu doğru değildir. Ne yazık ki araştırılmayan, irdelenmeyen yalan yanlış çok haber ortalıkta gezmektedir. Joe Biden, Amerika tarihindeki ilk "Katolik Başkan Yardımcı"sıdır. Aslında "Hıristiyan olsa da İsrail'i ve Siyonizm'i de destekleyen bir siyasetçidir" ifadesi de doğru olur. 20 yıldır Yahudi lobisiyle iç içedir ve bu yakınlığı, Türkiye'nin son dönemde Amerika-İsrail çıkarlarını uygulayacak taşeron devlet olmasını sağlama yönünde kullanmıştır. (Geçmişteki bir İsrail ziyaretinde, Yahudi Soykırımı Anıtı Yad Vashem'e çelenk koyarken, Yahudi erkeklerinin kullandığı Kipa'yı kafasında gösteren ve internette dolaşan bir fotoğrafın, kendisine Yahudi denmesinde etken olduğunu düşünüyoruz.)

Barak Obama tarafından Başkan Yardımcısı olarak seçilene dek Amerikan Kongresi'nin en güçlü üyelerinden biri olarak Dış İlişkiler Komitesi Başkanlığı yaptı. Senato'da Türkiye'ye dönük askeri malzeme satışlarına sürekli muhalefet etmiştir. 37 yıllık senatörlük hayatı süresince Türkiye aleyhinde olup da desteklemediği tek bir karar tasarısı yoktur. (Kıbrıs ve Ermeni Soykırımı meseleleri dâhil.)

1999'da yaptığı ziyaret sırasında Kongre'ye de giden dönemin Başbakanı Bülent Ecevit'e bir toplantıda takındığı kaba tutum için Türkiye'de kendisine "Rum kuklası küstah senatör" damgası vurulmuştu. (Nedense bu konudaki onlarca, o seneye ait gazete haberlerinden alıntı yapan bir tek medya organı olmadı.)

Biden o görüşme esnasında Bülent Ecevit'e şöyle demişti:

"Siz ABD'ye muhtaçsınız ancak ABD'nin Türkiye'ye ihtiyacı yoktur. Kredi ihtiyacınızın da olduğunu biliyoruz. Kıbrıs sorununu çözün, istenenleri yapın, size yardım edelim. Aksi takdirde hiçbir yere varamazsınız."

ABD Başkan yardımcısı Joe Biden, Türkiye ziyareti öncesinde, daha Amerika'da iken buyurmuştu: "Heybeliada Ruhban Okulu'nu açın."

Bir hususa özellikle dikkat çekerek devam etmek istiyoruz! Joe Biden'in Türkiye aleyhtarı çalışmalarını irdelerken şu noktalara lütfen dikkat ediniz:

Ülkemizde 2 binden az Rum Cemaati mensubu var. Hillary Clinton gelir, Joe Biden gelir ve Heybeliada Ruhban Okulu'nun açılmasını Rum Patriği'ne Ekümenik sıfat verilmesini buyururlar. Rum Patriği'nin elini öpmeye, ziyarete ise mutlaka giderler.

Ülkemizde 70 binden fazla Ermeni Cemaati mensubu var. Amerika, zaman zaman (sözde) Ermeni soykırımını öne çıkartır. ABD Kongresi ya da bir/birkaç kongre üyesi tarafından soykırımın tanınması ile ilgili yasa teklifleri aralıklarla ortaya atılır. Ama Hillary Clinton, Joe Biden gibi Türkiye'ye gelen üst düzey ABD yöneticileri Ermeni Patrikhanesi'ne gitmezler.

Bu konuda, bu soykırım tellallarının tuhaf hareketleri hakkında medyamızda neden hiçbir analiz yapılmaz?

Demek mesela sadece azınlıklarla ilgili değil…

Son dönemde Ermeni işi zaten soğumaya bırakılmıştır. Şu sıralar Heybeliada Ruhban Okulu'nun açılmasına yönelik çalışmalar ise açıkça, Rum Patriği'ne Ekümeniklik tanınması ise daha evvelden olduğu gibi el altından yapılmaktadır. ABD üst derecedeki uluslararası misyonlarının arasında neden Heybeliada Ruhban Okulu'nun açılmasını da istemektedir. İşte burada "Neden Ermeni Patrikhanesi'ne de ziyarete gitmezler?" sorusunun üzerinde durulmalıdır.

Şimdi, ABD Devleti ile birlikte merkezi Amerika'da olan ve Yunan asıllı Amerika vatandaşlarının oluşturduğu, Paramasonik bir yapılanma içinde hareket eden Archonlar, "Order of Saint Andrew The Apostle Archon of The Ecumenical Patriarchate" oluşumu devrededir.

Archonlar, Heybeliada Ruhban Okulu'nun açılması için açıkça saldırıya geçtiler. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ABD gezisinde, Başbakan ve Türk heyeti markaja alındı. Archonların ileri gelenleri ile ABD Başpiskoposu, Başbakan ile ABD'li yetkililerce organize edilmiş bir görüşme yaptı. Bu görüşmede Heybeliada Ruhban Okulu'nun açılması için talep dile getirildi. Başbakan'ın,"Peki, mütekabiliyet çerçevesinde Atina'da bir cami yapılması ve Batı Trakya'daki seçilmiş müftülerin görevlerini yapmalarının engellenmemesi için ne yapılacak?" sorusu ise her zaman olduğu gibi havada kaldı.

Bunlar sadece istiyorlar ama Batı Trakya'da en küçük bir iyileştirme yapmaya niyetleri kesinlikle yok! Son iki sene içinde Türkiye tarafından azınlık cemaatlerine ve vakıflarına verilmiş olan hakların yüzde biri Batı Trakya'daki Türklere sağlanmamaktadır. Farkında olalım ki artık Yunanistan suskundur ve ABD bu konularda sesini fazlaca yükseltmiştir.Ve de Archonlar artık resmen devrededir…

Kasım ayının ortasında, azınlık vakıflarının mallarının iadesi için kısa bir süre önce çıkarılan Kanun Hükmündeki Kararname vasıtasıyla Beyoğlu Merkez Rum Kız Lisesi'nin vakıf statüsü tescil edildi. Sırada daha çoksayıda vakıf var ama Batı Trakya'daki Türk vakıflarında Türk adının kullanılması hâlâ yasak! Halkın seçtiği müftüler görev yapamıyor. Yunanistan; kendi atadığı Pomak etnik kökenli müftüleri yasal sayıyor. İki seçilmiş ve iki atanmış müftü ile Batı Trakya'daki Müslümanlar arasında tam bir kaotik durum söz konusu ama burada Rum Patriği VİP muamelesi görmekte…

Ne kadar hak verilirse verilsin hep az sayılıyor. İkiyüzlülük var! Bir yandan alıyorlar öte yandan AİHM'ye dava açıyorlar. Şu anda ülkemizde cirit atmaya başlayan Archonlar, bir yandan da ABD'de Rum Patrikhanesi için "Din Özgürlüğü Kampanyası" açtılar.

Yeni Vakıflar Yasası ile Vakıflar Meclisi'nde "Azınlık Vakıfları Temsilcisi" olarak 70 Bin kişilik Ermeni Cemaati temsilci çıkaramamıştı. Bu sandalyeyi 2 bin kişilik Rum Cemaati'nden "Laki Vingas" kazandı ve kendisi 25 Mart 2011'de Patrik Bartholomeos tarafından Archon yapıldı. (25 Aralık Pazar günü de Vakıflar Meclisi için yeni seçim yapılacak.)

ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden'in Rum Patrikhanesi ziyaretinde ABD'den gelen çok sayıda Archon ve ABD Başpiskoposu da hazır bulundu. Adamlar İstanbul'a artık kapı açtı…

2012'de de ABD'nin ve ABD'li Archonların Rum Patrikhanesi için baskısının devam edeceğini bu gelişmeler karşısında öngörmek mümkün. Umarız ki bu gelişmeler Türkiye'nin menfaatlerine zarar vermez…

Bojidar Çipof

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü
Bilimsel Danışmanı

 

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Mete Han Kutlusan   - 15-07-2019

FETÖ Kalkışmasının Üçüncü Yılına Girerken

Meşhur bir deyiş vardır: “Cehalet hazinedir”. Bilgi felsefesine bu açıdan yaklaşmaktansa çivisi çıkmış bu dünyada hâlâ bir şeylerin başarılabileceği inancıyla tıpkı Adorno’nun da dediği gibi “Bilmek lanetlenmektir.” diyenlerdeniz.