Rum Patrikhanesi Bursa’da Bir Kilise Daha Satın Aldı

Yazan  03 Ekim 2012

Rum Patrikhanesi'ne bağlı kiliseler, İstanbul ile Gökçeada ve Bozcaada'da bulunmaktadır. Zaten Lozan Anlaşması'na istinaden bu yerleşim alanları mübadele kapsamına alınmamıştı. Türkiye'de İstanbul ile Gökçeada ve Bozcaada dışında tüm Anadolu'da yaşayan Rumlar ile Yunanistan'da da Batı Trakya hariç tüm Yunanistan'da yaşayan Türkler, "Nüfus Mübadelesi" kapsamında karşılıklı göç ettiler.


Lozan'da yapılan tüm manevralar, İstanbul'dan Rumların ve dolayısı ile de Rum Patrikhanesi'nin gitmemesi üzerine yapıldı. Önemli olan ahali değildi, önemli olan Rum Patrikhanesi'nin nakil edilmemesiydi. Çünkü "Megali İdea" doktrinine göre bir gün İstanbul (Konstantinopolis) yine Yunanistan'ın başkenti olacaktır. İstanbul Rumlarına karşı Batı Trakya'daki Türklerin neden seçildiği sorusu ise hep akla gelir. İstanbul ile Gökçeada ve Bozcaada'daki Rumlara karşı Yunanistan'da da bir coğrafi alan ve orada yerleşik Türkler seçilmeliydi ki bu coğrafya, Türk yoğun bir coğrafya olan Batı Trakya'dır.


Lozan görüşmelerine katılan Bulgaristan'ın bir amacı da Ege Denizi'ne çıkış elde etmekti ve bunu için de en uygun alan Batı Trakya'dan denize kadar olan coğrafyaydı. Bulgaristan, Lozan'a sadece bu talebi için gitmişti. Ama bu tabi ki ütopik bir istekti ve kabul edilmedi, hatta önemsenmedi dahi… Asırlardır Rus desteği ile varlığını sürdüren hatta devlet olmasındaki en büyük etken Rusya olan bir Bulgaristan'ın palazlanması ise zaten Avrupa ülkelerinin reddedeceği bir istekti. Bu ve birçok başka şartlar, İstanbul ile Gökçeada ve Bozcaada'daki Rumlara karşı Batı Trakya Türklerinin Yunanistan'da kalmasında etkili oldu.


Tarih, Batı Trakya Türkü'nün,aslında İstanbul Rum'una karşı "rehin" olduğunu hep göstermiştir. Geçtiğimiz dönemde, Türkiye'de bulunan azınlıkların durumları fevkalâde iyileştirildi ve bundan en çok nasibini alan da Rum Patrikhanesi ve kiliseleri oldu. İstanbul ile Gökçeada ve Bozcaada'daki Rum kiliselerinin işlevselliği, onarımı ve kullanılması hakkında geçmişte de sıkıntı yoktu ama artık ihya durumunda olduklarını söylemek abartı değildir. Türkiye bu iyileştirmelerde, Batı Trakya'daki Türkler ve camileri üzerinde yaşanan aşırı baskıyı da dikkate almamakta, (hiçbir zaman) işlemeyen mütekabiliyet kurallarına rağmen Türk vatandaşı olan bu cemaat mensuplarına her türlü desteği sağlamaktadır.


Türkiye'de son üç yıldır, her 15 Ağustos'ta Sümela'da Fener Rum Patriği Bartholomeos'un yönettiği ayinler için izin verildiğini ya da Anadolu'nun çeşitli yerlerindeki metruk kiliselerde ayinler yapılmasına izin verildiğini anımsayalım. Bu coğrafyalarda Rumluğun esamesinin bulunmadığını, yaşayan tek bir Rum dahi olmadığını ve buralarda yapılan bu ayinlerin illaki bir gereklilik olmadığını da hatırlatarak, Batı Trakya'da iki dini bayramda ibadet edecek yer bulamayan binlerce Türk'ün içler acısı halini kıyaslayalım.


Anadolu ve Trakya'daki eski, metruk, bazılarının duvarlarının bile izi kalmamış kiliselerde son yıllarda yapılan ayinlerin dikkatle izlenmesi gerekir…


Zira bu kiliselerin bulunduğu ilçeler, beldeler,yukarıda da yazdığımız gibi tek bir Rum'un yaşamadığı yerlerdir.


Batı Trakya'da seçilmiş müftülere yapılan baskılar ve seçilmişlerin Yunan makamları tarafından kabul edilmediği de bilinen bir gerçek iken Burada Rum Patriği Bartholomeos'a yapılan VIP muamele ve gösterilen saygı ne yazık ki ABD ve AB taraflarında hiç görülmez. Anadolu ve Trakya'da ise bir tek Rum dahi olmayan yerlerin adları üzerine ve eski Bizans adlarıyla tanımlanan "metropolitlikler" ihdas edilmiştir. Bursa bu alanlar içinde en önemli olanıdır.


Bursa; Hıristiyan tarihi açısından da çok önemli bir kenttir. M.S. 325 yılında "1. Genel Hıristiyan Konsili" İznik'te yapılmış ve bugün Hıristiyanlığın en önemli amentüsü olan "Baba, Oğul ve Kutsal Ruh" üçlemesi bu konsilde karara bağlanmıştır.


İlk adım olarak 2011'de Mudanya'nın beldesi Tirilye'de (Eski adı Zeytinbağı) bulunan "Kemerli Kilise"yi (Yunanca adı ile Panagia Pantovasilissa) satın aldılar. Satın alma işlemini Bursa Metropolitliği'ne geçen sene tayin edilmiş olan Elpidophoros Lambriniadis gerçekleştirdi. Ardından, 9 Mayıs 201'de Fener Rum Patriği Bartholomeos, bu beldeye bağlı olan Kumyaka ve Kurşunlu köylerinde bulunan tarihi kilise binalarını inceledi.


Son olarak Ağustos 2012'de Mudanya'nın Kumyaka Köyü'nde mülkiyeti özel bir şahsa ait olan "Baş Melekler Kilisesi" de Bursa Metropolitli Elpidophoros Lambriniadis'e tarafından satın alındı.Bu kilise, Bizans İmparatoru IV. Konstantinos Porphyrogenetos tarafından 780-797 yılları arasında yaptırılmıştır ve dünyanın en eski üçüncü Ortodoks kilisesi olarak bilinmektedir.


Eski makalelerimizde hep Bursa'ya dikkat dedik ve bu havalide yaşanan hareketliği analiz etmeye, Rum Cemaati içinde Patrik Bartholomeos'un veliahdı olarak da anılan Metropolit Elpidophoros Lambriniadis'in faaliyetlerini gözler önüne sermeye çalıştık.


Bir tarafta, Türkiye genelinde olduğu gibi Bursa ve civarında da mülk alan, kolayca din adamı atayan, metropolitlikler açan Rum Patrikhanesi ve Rum Cemaati…


Diğer tarafta, camileri kundaklanan, camilerini tamir etmekten men edilen, 7,5 metreye kadar minare izni gibi komik durumlarda kalan, "Siz de minare tamirinizi gece yapıverin" diye Yunan Polisi'nden tavsiye alan, ibadethane gereksinimi karşılanmayan, din adamı ihtiyacı sınırlanan, en önemlisi seçtiği müftülerin hizmet etmesi de engellenen, Yunanistan'ın atadığı müftülerin legal sayıldığı Batı Trakya ve Türkleri…


Bojidar Çipof

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü
Bilimsel Danışmanı

 

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Cahit Armağan Dilek   - 21-07-2019

ABD Tehditlerine Direnen İran

Basra Körfezinde yaşanan son gelişmeler medyada ABD-İran gerginliği veya krizi olarak verilse de aslında bu iki ülkeyi de aşan küresel bir krize dönüşmüş durumda.