Yılbaşı Kutlamaları Hıristiyan Geleneği mi?

Yazan  31 Aralık 2013
Yazımıza çok net bir ifade ile “Yılbaşı kutlamaları bir Hıristiyan geleneği değildir.” sözüyle başlamak istiyoruz. 
 
Hıristiyanlık dinî takvimine göre, en önemli iki dinî bayram; “Christmas” (Noel) ve “Paskalya”dır (Yumurta Bayramı).  
 
Bunlardan Christmas, 25 Aralık’ta kutlanır ve Hazreti İsa’nın doğum günüdür. “Milât Bayramı” ya da “Kutsal Doğuş” olarak da adlandırılır. Christmas’ın arifesi 24 Aralık’ta başlar ve genelde gece yapılan bir ayin ile bayramın gelişi müjdelenir, ertesi gün ise bayrama esas olan dinî ayin icra edilir. Hıristiyanlar için önemli olan Christmas’a denk gelen 25 Aralık’tır.
 
Bu bayram, yılbaşı tatili ile birleşir. Yılbaşı ise sadece sene sonuna denk gelen bir tatilden ibarettir. 
Yılbaşının ve Christmas’ın, ayrı ayrı olarak ne anlam ifade ettiğini analiz etmeden evvel ülkemizde yılbaşı kutlamalarına genelde mütedeyyin bireylerin verdiği tepkiyi, yılbaşlarında birçok insanda alışkanlık haline gelen aşırı alkol tüketimine duyulan tepki ile açıklamak –belki- mümkün olabilir. 
Ülkemizdeki Hıristiyanlar arasında, genelde 25 Aralık'ı kutlamak için genelde “Mutlu Noeller” denir. Dünya genelindeki ise -İngilizcede olduğu gibi- “Merry Christmas” anlamına denk gelen, kendi dillerindeki kelimeler kullanılır. Bunun karşılığı bizde Mutlu Noeller olarak bilinse de Hıristiyan kaynaklarında Christmas kelimesi ile “İsa Mesih” yani İsa Peygamber tanımlanmaktadır. (Christus, Χριστός, Christ, Cristo) Etimolojik açıdan ise Christmas; Yunanca “Khristos” ve eski Latincede’ki “Messa” (Efharistiya)  kelimelerinden türetilmiştir.
 
Hazreti İsa’nın doğum tarihi, asırlardır Hıristiyanlar arasında tartışmalıdır. Hıristiyanların büyük bölümü, İsa’nın doğuşunu 25 Aralık’ta kutlarken, Gregoryen Ermeniler örneğinde olduğu gibi “Eski Takvim”ciler bunu 6 Ocak’ta kutlarlar. 
 
2007’de ortaya çıkan “Zeitgeist Hareketi” gibi bazı oluşumlar, 25 Aralık'ın geçmiş asırlarda onlarca başka tanrının, örneğin Mısır Güneş Tanrısı Horus’un da doğum günü olduğu gerçeğinden hareketle olayı astrolojik açıdan irdeleyerek konuyu Hıristiyan dinî çevrelerin kabul etmesi imkânsız çok farklı noktalara götürmektedirler. Ancak Milat’tan önceki dönemlerde çok sayıda -sözde- tanrının doğum tarihi gerçekten 25 Aralık’tır. Bu suretle, Milat’tan çok eski dönemlerde de farklı tanrılar için 25 Aralık kutlamaları yapıldığını anlamaktayız. 
 
Bazı tarihçiler bu kutlamaları eski Türklere dayandırmakta ve yılbaşı kutlamalarının Türklerin tek tanrılı döneminden alınmış olduğunu, "Yeniden Doğuş Bayramı" şeklinde kutlandığını ortaya koymaktadırlar.
 
Türk Mitolojisindeki inanışa göre; arzın merkezi sayılan yeryüzünün tam ortasında bir "Akçam Ağacı" (Hayat Ağacı)vardır ve bu ağacın dalları, göğün 17. katında oturan Baş Tanrı “Kayra Han”dan (Oğuzlarda=Krayir, Altayca=Kayrakan) sonra gelen İyiliklerin Tanrısı “Ülgen Han”ın (Ülgön, Moğolcada=Ulgan) sarayına kadar uzanmaktadır. İnanışa göre Ülgen Han Türklerde çok önem arz eden Güneş’i ve dolayısı ile gündüz ve geceyi yönetir. Güneşin her gün yeniden doğuşu ise Eski Türklerde “Yeniden Doğum” olarak algılanırdı. Eski Türklerde Nar Güneş’tir,Dugan da doğandır. Bu suretle doğan güneşi simgelemektedir ki Güneş de eski inanışlarda en büyük simge ve tapılandır.
 
22 Aralık’tan sonra gelen ilk dolunayda kutlanan “Nardugan Bayramı”  ile halen devam eden bazı gelenekler de eşleşiyor. Günümüzde de uygulanan bir geleneğe göre Hıristiyanların büyük bir kısmı senenin başladığı anda evinin kapısında nar kırar ve bozuk para atar. Yılın ilk iş gününde işyerini açtığında da bu geleneği tekrarlar.
 
“Nar” zaten insanlık tarihi süresince bereket ve düzeni temsil eden ve incelendiğinde yapısı ve katmanları açısından belki de en enteresan meyvedir. İçindeki tanelerin çokluğu ile bereket, sıra sıra dizilmiş taneler ile de düzen simgelenir. Bu nedenle hem dinî açıdan hem de masonluk gibi ezoterik topluluklarda bereket ve düzen temsili açısından simge olarak kabul edilmiş müstesna bir meyvedir. 
 
 (YN: Makedon kökenli Ortodoks bir aileye mensup olmam sebebiyle, dedemden kalan bir alışkanlıkla her sene hem evimde hem de işyerimde nar kırma ve bozuk para saçma geleneğini sürdürüyorum. Bu alışkanlığımın ise dinî bir refleks olarak değil de dedemden bana kalan bir geleneği sürdürmek ve “Bereket ve Bolluk” dileği ile yapmaktayım.)
 
Yılbaşı; dünya genelindeki farklı din ve inanışlardaki insanlar arasında, umutla beklenen günlerin sevincini yaşamak adına farklı şekillerde kutlanmaktadır. Bu kutlamanın bir yerine dinî bir inanç yerleştirmek herkesin kendi inancında serbest olabileceği düşüncesinden yola çıkarak kişiye özgüdür. Yılbaşının bir Hıristiyan geleneği olmadığını vurgulamak adına yazılmış bu makalemizde de zaten Hıristiyanlarda önem arz eden tarihin 25 Aralık olduğunu vurguladık.
 
Eski Türklerde, yeni senenin karşılanması önemli bir olguydu. Hatta bahçelerdeki ağaçlara yiyecek asmak ve bu suretle olmayanlarla paylaşmak geleneği de vardı. Uzakdoğu’da ise geçmişte ve halen her yeni senenin karşılanması için yapılan kutlamaların ne kadar abartılı olduğunu görmekteyiz. 
 
Yılbaşı kutlamaları "Türklerden Hıristiyanlara" geçmiştir tezinden hadiseye baktığımızda Hunların Avrupa’ya gelişlerinden bu geleneği görerek almış oldukları ve bu geleneğin İsa’nın doğumu ile ilgili değil de “Güneşin Yeniden Doğuşu” ile ilgili olduğunu görmekteyiz. 
 
Çam ağacı süslemek meselesine gelirsek evvelâ Eski Türklerde olduğu gibi insanlar bahçelerindeki ağaçları süslemişler ve ağaçlara elma nar gibi meyveler asmışlardır. Evin içinde çam ağacı süslemekle ilgili olarak ise bazı kaynaklarda bu geleneğin ilk olarak 1605’te Almanya’da görüldüğü ve oradan Fransa’ya ve diğer batı ülkelerine geçtiği ifade edilmektedir. 
 
Zaman içinde 25 Aralık Christmas ile yılbaşı tatilleri birleşti, zamanla buna bir de Christmas’ın ana konusu olan ve İsa’nın doğumu ile hiç alakası olmayan Noel Baba (Santa Claus) efsanesi de eklenince ortaya uzunca bir tatil çıkmış oldu…
 
Ehli kitap olan ya da olmayan tüm topluluklarda yeni sene sevinçle ve umutla karşılanır. Uzakdoğu gibi Hristiyan olmayan çok büyük coğrafyaların da bu geleneği uyguladıkları dahi göz önüne alırsak Yılbaşının bir Hristiyan geleneği olmadığını görebiliriz.
 
2014’ün ülkemize ve tüm dünyaya barış, bereket, mutluluk ve huzur getirmesi dileğiyle…
 
Bojidar Çipof

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü
Bilimsel Danışmanı

 

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü   - 21-09-2019

1. Ermenek Tarih-Toplum-Devlet Çalıştayı İcra Edildi

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü ve Ermenek Belediyesi’nin işbirliği ile Prof. Dr. Mustafa Kafalı anısına Ermenek’te düzenlenen “Türklerde Devlet Felsefesi ve Yönetimi” konulu I. Ermenek Tarih-Toplum-Devlet Çalıştayı’na Ermenek halkı yoğun ilgi gösterdi.