Biden, Suriye'de Rusya'ya Bir Hediye Verdi

Yazan  03 Haziran 2021

Biden yönetiminden yetkililer Suriye'de petrol üretme ve satmaya imkan veren muafiyet kararı verildiği duyurdu.

ABD’de Biden yönetiminden geçtiğimiz günlerde Suriye’nin Kuzeydoğusu’nda yeni hamle geldi. Biden yönetimi, Suriye’de faaliyette bulunacağı düşünülen Delta Crescent Energy şirketine izin veren anlaşmanın yenilenmeyeceği kararı verildiğini açıkladı.

Kaynakların aktardığına göre Delta Crescent Energy şirketine Nisan 2020’de verilen muafiyet hakkının süresi 30 Nisan’da doldu ve şirkete kuzeydoğu Suriye’deki faaliyetlerini bitirmesi için 30 günlük mühlet tanındı.

ABD’nin bu kararının ardında ABD ve Rusya dışişleri bakanları Blinken ile Lavrov arasında varılan bir mutabakatın olabileceği iddiaları gündeme gelirken, Rus petrol şirketlerinin ülkenin kuzeydoğusundaki Kürt bölgelerinde petrolün çıkarılması ve satılmasıyla ilgili olarak hazırlık yapmaya başladıkları iddia ediliyor. Öte yandan ABD’nin bu kararı bölgedeki politikalarını değiştirdiği algısı oluşturuyor.

Bu iddialara karşın, Biden yönetimi yetkilileri muafiyeti geri çekme kararını bir politika değişikliği olarak değil, düzeltme olarak sunuyor. Bu bağlamda farklı şirketlere izin vermesinin de mümkün olmadığı görülüyor. Delta Crescent Energy şirketi, izninin yenilenmesi için yoğun bir lobi faaliyetine girişmiş olsa da konuya vakıf kaynaklar girişimlerin başarılı olmasını beklemiyor.

ABD’nin eski Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey’nin ise bu girişimlerde yer aldığı iddia edilirken; Jeffrey, şirketin izinlerinin yenilenmesi için gayri resmi olarak kulis yaptığı yönündeki bu iddiaları yanıtsız bıraktı.

Halk için mi, Petrol için mi?

ABD’nin bir önceki Devlet Başkanı Donald Trump, bölgedeki temel politikaların petrol odaklı olduğunu ve gerektiğinde savaş olabileceğini savunurken, şu anki ABD Başkanı Biden yönetiminden yetkililer, bölgedeki politikaların petrol için değil halk için olduğunu savunuyor. Bununla birlikte ABD’nin bölgede IŞİD’le mücadele amacıyla bulundukları vurgusu yapılmakta. Fakat, ABD’nin herhangi bir çıkarı olmaksızın burada bahsedilenleri gerçekleştirme durumu olası değil.

Al-Monitor’a açıklama yapan Jeffrey, “Suriye meselesi bu yönetimde bir kara delik. [Trump yönetiminden kalan] politikaların çoğu yüzeysel olarak devam ediyor – [kuzeydoğu Suriye] ve Tanf’taki askerler yerinde duruyor, BM 2254 sürecine destek sürüyor ve yaptırımlar devam ediyor” dedi. Suriye-Ürdün sınırı yakınlarındaki Tanf’ta da bulunan ABD birliğine atıfta bulunan Jeffrey atıfta bulunduğu Aralık 2015 tarihli BM Güvenlik Konseyi kararı ise Suriye savaşına siyasi çözüm bulunmasını içeriyor. Ancak Jeffrey’ye göre 2015 tarihli BMGK kararını uygulamak için yol gösterici bir strateji ortada görünmediği gibi bir temsilci de bulunmuyor.

Öte yandan, AP'ye konuşan bir yetkili, Trump'ın "petrolü tutun" söyleminin Biden yönetimin dış politikasında yeri olmadığını belirtti. Yönetimin, ABD askerinin petrol üretiminde görev almasını da doğru bulmadığı belirtildi.

Tartışmalı Anlaşma

Suriye’nin Kuzeydoğusu’nda faaliyet gösterme izni kaldırılan Delta Crescent Energy’nin özerk yönetimle imzaladığı anlaşmanın, baştan itibaren tartışmalı olduğu belirtiliyor. Ancak, bu şirket dışında başka bir kuruluşa izin tanınmış değildi. Jeffrey şirketle ilgili şöyle konuştu:

“Bana göre Dış Varlıklar Kontrol Ofisi’nin kriterlerini 2020’de olduğu gibi bugün de karşılıyorlarsa teknik ve yasal olan bu karar zor bir şey olmamalı ve herhangi bir ‘politika’ bu kararın önünü tıkamamalı. Zamanında bu iznin verilmesinde siyasi fayda görmüştüm ama inanın ki izni bu şekilde almadılar, Hazine’nin izin kriterlerini karşılayarak aldılar.”

Ancak Jeffrey’nin üzerinde durmadığı nokta şirketin ABD politikalarıyla uyumlu olup olmadığı konusunda Dışişleri Bakanlığı’ndan görüş istemesidir.

Al Monitor’a açıklama yapan yönetimden bir kaynak, Başkan Joe Biden’ın Suriye politikası olmadığı eleştirisine cevaben “Bir Suriye politikası var ve o politika şu: Suriye’de petrol için değil, halk için bulunuyoruz. İslam Devleti’ne karşı bir mücadelemiz var ve kapsamlı bir şekilde insani yardım sağlamaya odaklıyız” dedi. Washington bu kapsamda BM yardımlarının Irak sınırındaki Yarubiye kapısından girebilmesi için Rusya’yı vetosunda vazgeçirmeye, ayrıca Türkiye’yle işbirliği yaparak İdlib vilayetindeki insani krizi hafifletmeye çalışıyor. Kaynak izlenen politikayı “basit ve makul” olarak tanımlıyor.

Rusya’ya Bir Hediye

Konuya ilişkin Washington Examiner’da yapılan değerlendirmeye bakıldığında ise ABD’nin böyle bir karar almış olmasının Rusya için bir hediye niteliğinde olduğu ifade ediliyor. Hatta daha da ileri gidilerek, Biden’in Putin’e boyun eğdiği şeklinde bir değerlendirme yapılıyor. Öte yandan, ABD’nin bölgede bulunmasının temel sebebi olan IŞİD ile mücadelenin bu kararla baltalanacağı ve böylece IŞİD’in yeniden canlanacağı belirtiliyor.

ABD’nin Suriye’de attığı bu adımın perde arkasında farklı kaynaklar, ABD böyle bir adımın karşılığında Moskova'dan Kürtlere Yarubiye sınır kapısından "insani yardım" yapma vizesi aldığını aktarıyor. Böyle bir anlaşma yapılmış olması durumunda Rusya’nın daha avantajlı konumda olduğu görülmekte fakat ABD'nin Kürtlere maddi yardım yapmayı sürdürecek olması ve bu amaçla Irak ile Suriye arasındaki El Yarubiye kapısını kullanarak SDG/YPG'ye yönelik desteğini uzun vadeli garanti altına alacak olması, bölgedeki dengelerin fazlaca değişmesini engelleyebilir.

 

Kaynak: T24, Al Monitor, Washington Examiner, AP

Kübra Ünlü

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü 
Suriye ve Göç Araştırmaları Uzmanı