20 Yıldır Sağlanamayan Demokrasi: ABD ve Afganistan

Yazan  06 Ağustos 2021

Yazan: Gökçehan Maraşlı

Amerika Birleşik Devletleri, Bush döneminde çıkarttığı doktrinde “vurulmadan önce vurma” felsefesini işlerken aynı zamanda demokrasi götüreceğiz diyerek işgallerini temellendirdi. Bu yüzden, 11 Eylül olayları sonrası her ülkeye bu bahaneyle girmesi meşru göstermeye çalıştı. Nitekim BM’nin 98. Maddesinin değiştirilmesi de bu olaylarla alakalıdır. ABD, El Kaide’yi yakalamak için girdiği ülkeden neden sonra çıkmadı? Bu soru NATO’nun kurulma amacını yitirmesine rağmen devam etmesiyle birebir aynıdır. 11 Eylül olaylarının doğrudan sorumlusu Afganistan olmamasına rağmen bölgeyi işgal etmesi de tartışmalıdır fakat şöyle düşünmek gerekir, ABD 20 yıldır vaat ettiği gibi demokrasiyi getirdi mi?  Analistlere göre, bırakın demokrasiyi güvenlik hiç olmadığı kadar kötü ve birçok Afgan, meselenin birinci sorumlusu olarak Amerikalıları görmektedir. Bölgedeki ABD varlığı, insani yıkımlara sebep oldu. Ölen çocuk sayısı resmi rakamlara göre 26 bini geçti. ABD’nin bölgede ki varlığının amacı, demokrasi götürmek değil bölgeyi istikrarsızlaştırmak olduğu açıktır. Afganistan'da 2 bin 300 ABD askeri öldü ve  20 binden fazlası da yaralandı. Fakat çatışmaların en büyük etkisini Afganlar yaşadı. Afgan kolluk kuvvetlerinden 60 bin kişinin hayatını kaybettiği tahmin edilmektedir. Lanzhou Üniversitesi Afganistan Araştırma Merkezi müdürü Zhu Yongbiao, Global Times'a son 20 yılda Afganistan'daki savaşta sivil kayıpların yaklaşık yarısının ABD ordusuyla ilgili olduğunu ve savaşın 2 milyondan fazla mülteciye neden olduğunu söyledi.

Afganistan Savaşı: Tarihsel Arka Plan ve Güncel Durum

Afganistan, jeostratejik ve jeopolitik konumu itibariyle mühim bir ülkedir. 1979’da başlayan SSCB’nin bölgeye işgali sonucunda birçok direniş grupları ve ayaklanmalar meydana geldi. Bu gruplar, ABD, Pakistan ve Suudi Arabistan’dan yardım aldı. Afganistan’ın Kuzeyinde yaşayan Türkler de direniş gruplarını destekledi. 2001’de ise 11 Eylül olayı sonrasında bölgeye ABD ve NATO girdi. Afganistan yakın siyasi tarihi dönemin iki süper gücünün girmesiyle yeterince karmaşıkken ülke doğal felaketlerden de etkilendi. Afganistan’ı tamamen islama dayalı bir yönetim getirmeyi hedefleyen Taliban Örgütü 1994’te kuruldu. Örgüt, Kabil’i ele geçirdikten sonra çok katı kurallar uygulamaya başladı. Kız çocuklarının eğitim görmesi yasaktı hatta peçe takmayan kadınlar kırbaçlandı.

ABD, klasik “demokrasi yalanları” ile 20 yıldır Afganistan’da varlığını sürdürdü. ABD'nin, artık bölgede ki varlığını sonlandırmak istemesinin sebebi, askeri maliyetinden kurtulmak olarak açıkladı. NATO 29. Liderler Zirvesinde, Çin’e karşı hazırlıklı olunması ve Afganistan Barış süreci konuları gündemdeydi. NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, ittifak üyelerinin Amerikan güçlerinin Afganistan’dan çekilmesinden sonra Kabil Havalimanı’nın kim tarafından korunacağı konusunda bir karar veremediklerini belirtti. NATO üyesi Türkiye’nin, Afganistan’da ABD çekildikten Kabil Havalimanı’nın korunmasını üstlenmesi durumunda birçok farklı yaklaşım varken Türkiye ise olumlu baktı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yaptığı açıklama da bizzat şöyle diyor: “ Beyaz Saray'ın, Afganistan'ın başkenti Kabil'deki Hamid Karzai Havalimanı'nın korunmasını Türkiye'nin üstlenmeye devam etmesini istiyoruz ancak bunun gerçekleşmesi için şartlarımız var, Amerika birinci olarak diplomatik ilişkilerde bizim yanımızda yer alacak. İkinci olarak lojistik imkânlarını seferber edecek. Hangi gücü varsa lojistik anlamda, bunları Türkiye'ye devredecek ve mali olarak da Türkiye'ye destek verecek. Eğer bunlar sağlanabilirse, biz Kabil Havalimanı'nın işletmesini almayı düşünüyoruz.”

ABD’nin yıllar sonra çekilmesinin sebebi sadece maliyet olmadığı açıktır. Afganistan’ın jeopolitik konumu gereği bir kuşak bir yol projesinin bir parçası olduğu bilinmektedir. ABD, bölgeden çekildiği vakit istikrarsızlık artacak dolayısıyla doğrudan diğer ekonomik konuları da etkileyecektir. Nitekim Afganistan Cumhurbaşkanı Eşref Gani de ülkedeki güvenlik durumunun kötüleşmesinden ABD'nin ani kararını sorumlu tuttu. AB ise ABD’nin Afganistan’dan çekilmesi konusun da endişeli çünkü bu durumların sonucunda yeni bir göç dalgası doğuracak ve tarihte olduğu gibi Afganlar Türkiye’yi köprü gibi kullanıp Avrupa’ya geçmek isteyeceklerdir. Tıpkı günümüz Suriyeliler gibi. Afganistan meselesi, ABD-AB ilişkilerini sarsabilecek bir konudur, başkan Biden AB ile ilişkileri Trump gibi kötü tutmak istemiyor.

Taliban,  Afganistan’da teröre devam ediyor. Taliban, savunma bakanına yapılan saldırıyı üstlendi.(5 Ağustos 2021)  Saldırıda 8 kişi öldü ve 20 kişi yaralandı. BM ise bir günde en az 40 sivil öldüğünü belirtti. (3 Ağustos 2021) BBC’ ye konuşan bölgedeki bir doktor da "Her yerde çatışmalar var" dedi. ABD’nin 20 yıldan sonra Afganistan'dan çekilme kararı almasıyla Taliban son aylarda hızlı bir şekilde ilerlemeye başladı.

Afganistan Çin İlişkileri

Deng Xioping döneminden itibaren Çin Dış Politikası, “dışa açılım, ekonomik reform ve yakın komşularla iyi ilişkiler” üzerine kurulmaya başladı. Bölgesel işbirlikleriyle beraber “barış içinde kalkınma” da önemli bir etkendi.Tüm bu unsurlarla sağlanacak, güven ve istikrar ortamı Çin için çok önemliydi. Bilindiği üzere, Şangay İşbirliği Örgütü’nün kuruluş amaçları arasında radikal islam terörüne karşı birlik olmaktı. Sınır komşusu Afganistan’da yaşanan gelişmeler Çin için mühimdi. 1979 yılında başlayan SSCB işgali döneminde Çin Dış Politikası’nda Afganistan’ın önemi arttı.

Afganistan’ın güncel durumu itibariyle artık yeni büyük oyunların oynanacağı bölge haline geldi. Peki, kartları kim dağıtacak? Çin bölgede belirleyici güç olmak istiyor mu? Kendisini barışçıl, kimsenin iç işlerine karışmayan ve liberal olarak tanıtan Çin, bölge de askeri faaliyetlere ağırlık verecek mi?

Çin-Taliban görüşmesi

29 Temmuz’da Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, Taliban'ın Katar'daki Siyasi Bürosunun Başkanı Molla Abdul Gani Birader'in başkanlığındaki 9 kişilik heyeti kabul etti. Naim "İslam Emirliği, Çin'e Afganistan topraklarının hiçbir ülkenin güvenliğine karşı kullanılmayacağına dair garanti verdi. Çin’ de Afganistan'ın içişlerine karışmama ve sorunları çözmesine, barışa kavuşmasına yardım etme sözü verdi" dedi. (28 Temmuz 2021) Taliban ile görüşen Çin, Taliban’ın bölgede kalıcı barışı sağlamasını istedi. Böylelikle Çin, tüm yatırımları hakkında daha rahat olacaktı. Taliban, Afganistan’a barışı getirirse Çin ülkede ki yatırımlarına yol sistemini inşa ederek başlayacağı teklifinde bulundu. Aynı zamanda Çin bölge de, elektrik başta olmak üzere enerji projelerini yürüteceği Merkezi Asya gaz ve petrolünün Afganistan üzeriden nakli için çalışmalar yapacağı teklifler de bulundu. Çin, her yere savaş yoluyla değil tamamen ekonomik yollar ile girmeye başladı. Afganistan’a da aynı şekilde giren Çin firmaları, burada bakır madeninin yanında bir elektrik santrali ve Afganistan’ı Tacikistan ve Pakistan’a bağlayacak bir demiryolu inşa etme planı var. Diğer yandan Çin, Afganistan’daki petrole yatırım yapıyor, doğal gaz kaynakları ve demir madenleriyle de ilgileniyor. Fakat şunu belirtmek lazım Çin’in Afganistan’daki yatırımları, ABD’nin çekilmesi sonucu ortaya çıkan bir gelişme değildi. Çin, on yıldır bölge ekonomik olarak varlığını kademeli olarak arttırdı. Afganistan ile Çin arasında 2002 yılında 20 milyon dolar olan ticaret hacmi, on yıl içerisinde 470 milyon dolara yükseldi. İki ülke arasında 2010 yılında imzalanan Kapsamlı İşbirliği Anlaşması’nın da ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi için uygun bir zemin hazırladığını söylemek mümkün. Afganistan’ın da bir parçası olduğu, büyük stratejik öneme sahip bu coğrafyada Çin, sadece enerji kaynaklarına erişmeyi değil; ABD’ye karşı bir denge oluşturmayı da amaçlamaktadır. Bu amaç doğrultusunda Afganistan ve diğer Orta Asya ülkeleri ile ikili ilişkilerini geliştirmektedir. Çin, Afganistan’da ki güvenlik sorunlarının en büyüğünün ABD olduğunu düşünmekte. Elbette, radikal islam ve terörde güvenlik sorunudur zaten Çin’in bir yandan endişesi bu yönde. En nihayetinde görüştüğü Taliban Örgütü uluslararası hukuk kişiliği tanınmış değil sadece bölgeye hakimiyeti hükümetten öne geçmiş durumda bir rejim.Çin’in her ülkeden beklentisi olan “Tek Çin” politikasına Afganistan’ın da riayet etmesini istiyor. Özetle, Çin gelenekselliği itibariyle ABD gibi emperyal bir devlet değil ikili ekonomik ilişkilere önem vererek varlığını sürdürmektedir.  Çin için öncelik siyasi ilişkiler ve ardından ekonomidir. Yani “Tek Çin” politikasına riayet eden her ülke ile Çin anlaşabilir.

 

KAYNAKÇA

Erman, K . (2019). SOVYETLER BİRLİĞİ’NİN AFGANİSTAN’I İŞGALİ VE TÜRKLER . Selçuk Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Dergisi , (44) , 303-320

https://www.amerikaninsesi.com/a/afganistan-bakan-vekili-hedef-saldiri-bomba-kabil-taleban/5990378.html (2021), (Erişim tarihi:5 Ağustos 2021)

https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-58067696 (Erişim tarihi: 5 Ağustos 2021)

Acet, G , Doğan, F . (2017). 11 EYLÜL OLAYLARI SONRASI ABD-AFGANİSTAN İLİŞKİLERİ: İSTİLADAN İŞBİRLİĞİNE . Sosyal Ekonomik Araştırmalar Dergisi , 17 (33) , 59-76

Erman, K . (2019). ÇİN HALK CUMHURİYETİ DIŞ POLİTİKASINDA AFGANİSTAN . Karadeniz Uluslararası Bilimsel Dergi , (42) , 169-191

https://tr.sputniknews.com/asya/202107281045075510-cin-disisleri-bakani-talibanin-siyasi-isler-sorumlusuyla-gorustu/ (Erişim tarihi: 5 Ağustos2021)

https://www.chinanews.com/gj/2021/04-21/9459786.shtml (Erişim tarihi : 5 Ağustos 2021)

 https://www.163.com/dy/article/FB1BHO3G0519D88G.html (5 Ağustos 2021)

 

 

 

 

 

 

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Prof. Dr. Sema Kalaycıoğlu   - 02-10-2022

Zamanın Ruhu ve Mısır ile Yeni bir Başlangıç

İmparatorluğun eyaleti olduğu dönemde (1517 – 1867) Mısır ile ticaret önemli olduğu için eskiden “ Mısır’dan bir gemi gelmiş. Ne getirmiş?” diye bir tekerleme varmış. Hatta yelpaze gibi fantezi mallar bile geldiği için tekerlemenin devamı yelpaze saymakla devam edermiş. ...