Doğu Akdeniz’de gerilim büyüyor

Yazan  23 Eylül 2011
Doğu Akdeniz’de Türkiye ile İsrail, Kıbrıs Rum Yönetimi ve Yunanistan arasındaki ilişkiler her zamankinden daha fazla çatışma riski taşıyan bir aşamaya gelmiştir.

Uluslararası sularda Türk gemisi Mavi Marmara'ya İsrail'in düzenlediği saldırı Türkiye ile İsrail arasındaki resmi ilişkileri "sıfır" noktasına taşımıştır.

Mavi Marmara olayı sırasında her iki ülkenin de üst düzey yetkilileri ülkelerinin dışında bulunuyorlardı. Filonun Gazze'ye gider gibi yapıp son anda rotayı Mısır'a çevirmesi için gereken telkinler Türkiye tarafından gemidekilere yapılmıştı. Onlar da bunu kabul etmişlerdi.

Son anda "Geminin rotasını Mısır'a çevireceğiz!" merak etmeyin mesajını Türkiye gemiden almıştı. Türkiye, gemiden gelen bu mesajı Amerika'nın aracılığıyla İsrail'e ulaştırmıştır. Rotasını Mısır'a çevirmeye hazırlanan Mavi Marmara'ya rotasını değiştirmesi gerektirmeyen bir yer olan uluslararası sularda, İsrail ordusu aniden saldırmıştır.

Dokuz Türk vatandaşı İsrail tarafından katledilmiştir. Ardından da bilinen gelişmeler yaşanmıştır. BM raporunun sızdırılması sonrasında Türkiye, İsrail'e karşı beş maddelik önlem paketini devreye sokmuştur. Bunlardan birisi de Doğu Akdeniz'de 'Seyrüsefer serbestisi'ne ilişkindi. Başbakan Erdoğan konuyla ilgili olarak "Bundan sonra askeri gemilerimiz gerek Aksaz'dan gerek İskenderun, Mersin bu denizlerde, daha sık görünecekler. Bu sularda tarihte biz vardık, bugün de varız; yarın da olacağız" açıklamasını yapmıştır.

GKRY, her zaman yaptığı gibi Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkilerin bozulmasını fırsat bilerek durumu nakide çevirme çabası içine girdi. GKRY, Doğu Akdeniz'de tek yanlı ilan ettiği ekonomik alanda sondaj faaliyetlerine başladı. Sondajı Rum kesiminden doğal gaz arama ruhsatı alan Amerikan firması gerçekleştiriyor. Platformun İsrailli ve Amerikalı çalışanları Limasol limanından İsrail yapımı helikopterlerle taşındı. Rumların "tek başına doğal gaz aramasına" izin vermeyeceğini açıklayan Türkiye ise bölgeye iki F-16 savaş uçağı gönderdi. İsrail'in Heronlarının da sondaj yapılan bölge üzerinde uçtuğu haberleri geliyor.

Türkiye'nin de bu bağlamda Kuzey Kıbrıs Türk Yönetimiyle aynı konuda bir anlaşma imzaladığı duyuruldu. Başbakan Erdoğan hafta içinde Türkiyenin KKTC ile Akdeniz'de sondaj faaliyetlerine başlayacağını açıkladı. Başbakan "Rumları yakından izliyoruz, askeri dahil her türlü önlem alınacak" dedi. Atina'dan da "Türkiye'nin tehditlerinden korkmuyoruz" açıklaması geldi.

Bu arada Rum Alitha gazetesi Rum lider Hristofyas'ın, "ABD'nin Türk tehditleri konusunda sorun olmadığı yönünde Rum hükümetine net taahhütler verdiğini söylediğini" yazdı.

Türkiye ile İsrail arasındaki gerilim Doğu Akdeniz'de her an sıcak bir çatışmaya neden olabilecek potansiyeli bünyesinde barındırıyor. İsrail'in Heronlar konusunda takındığı tavır ve bölücü örgüte destek verme söylemleri Türkiye'yi ciddi biçimde rahatsız etmiştir. Türkiye'nin de Filistin devletinin tanınması için bastırması, "Arap Baharı" nı İsrail'e karşı Arap uyanışına çevirmeye çalışması, İsrail'i çileden çıkarmaya yetmiştir. Her iki ülke de birbirlerinin nasırlarına basmaya başlamışlardır.

Türkiye'de başbakan ve dışişleri yetkilileri, ABD'nin, Filistin'in haklı davası konusunda olsun, Türkiye'nin uğradığı haksızlık konusunda olsun makul davranacaklarını bekliyorlardı.

Bu beklenti boşunaydı. Çünkü ABD'de İsrail denilince her şey tersinden okunmaktadır. Obama'nın BM'deki konuşması bu durumu açık ortaya koymuştur. Obama konuşmasında "Filistinlilerin, yapabileceklerine sınır konmadan, kendilerine ait bağımsız bir devlette yaşadığı bir gelecek" peşinde olduğu tespitini yaparak geçiştirmiştir. Buna karşın İsrail ile ilgili olarak şunu söylemiştir: "Amerika'nın İsrail'in güvenliğine bağlılığı sarsılmaz; İsrail'le dostluğumuz derin ve kalıcıdır" . Netanyahu da bu tutumu üzerine Obama'ya teşekkür etmiştir. Türkiye'nin karşısında şımartan ABD ve şımarmış bir İsrail vardır. İsrail'den her an her türlü provokasyon gelebilir!

Özcan Yeniçeri

1954 yılında Gümüşhane'nin Şiran ilçesinde doğdu. İlk ve orta tahsilini Gümüşhane'de, yüksek tahsilini Ankara'da tamamladı. 1987 yılında Uludağ üniversitesi Sosyal Bilimler Ensti-tüsü'nde Yüksek Lisansını tamamladı. 1991 yılında ise Erciyes üni-versitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü'nde Yönetim Organizasyon dalında “örgütlerde çatışma ve Yabancılaşmanın önlenmesinde Yönetime Katılmanın Rolü” adlı tezinin kabul edilmesiyle de doktor unvanını aldı.

1998 yılında doçent, 2004 yılında da profesör oldu.

Prof.Dr. özcan Yeniçeri, Niğde üniversitesi'nde çeşitli aralıklarla Kamu Yönetimi Bölüm Başkanlığı, Meslek Yüksek Okulu Mü-dürlüğü, Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü yaptı.

1999 yılında Kazakistan'daki Ahmet Yesevi üniversitesi'nde görev aldı. Bu üniversitede “Uluslararası İlişkiler Bölümü”nü kurdu ve bir yıl süreyle de başkanlığını yaptı. 2004 yılında AYSAM (Ahmet Yesevi Stratejik Araştırmalar Merkezi) Başkanlığına getirildi. İki yıl bu görevi yapmış olup halen Niğde üniversitesi'ndeki görevine de-vam etmektedir.

Prof. Dr. özcan Yeniçeri'nin yazdığı eserlerden bazıları şunlardır: Yeniden Türkleşmek, örgütsel Değişmenin Yönetimi, Küre-selleşme Karşısında Milliyetçilik ve Kimlik, Küresel Kıskaç ve Türkçülük, Bilgi Yönetim Stratejileri ve Girişimcilik, Dokunanlar, İtirazlar, Bugünden Yarına Türk Dünyasına Stratejik Bakış, Yönetimde Yeni Yaklaşımlar. ölüler Nefes Almaz (Roman), örgütlerde çatışma ve Yabancılaşma Yönetimi

Prof. Dr. özcan Yeniçeri, 2003 yılı “Prof. Dr. Osman Turan Kültür Araştırmaları” ödülünü almıştır.

Prof. Dr. özcan Yeniçeri, Ortadoğu, Ayyıldız, Millet, Hergün ve Siyaset Ekseni gazetelerinde çeşitli aralıklarla köşe yazarlığı yapmıştır. Halen Yeniçağ Gazetesi'nde köşe yazarlığına devam etmektedir.

Prof. Dr. özcan Yeniçeri, 12 Haziran 2011 Genel Seçimleri ile Milliyetçi Hareket Partisi Ankara milletvekili olmuştur. Ankara Milletvekili Yeniçeri aynı zamanda TBMM Milli Eğitim, Gençlik ve Spor Komisyonu üyesidir.

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Cahit Armağan Dilek   - 16-10-2019

SDG/YPG'ye Çifte Koruma Kuşağı

İç politikada zorda olan Trump, kişisel açmazdan kurtulmak için dünya gündeminin en üst sırasındaki Suriye konusunu da kullanıyor. Ama görünen o ki, bunu yaparken de Türkiye'yi de kullanıyor.