Biz Söylemiştik: ABD ile İran Arasındaki Gizli Pazarlıklar

Yazan  18 Eylül 2013

  

Artık İngilizce de yayın yapan Almanların ünlü dergisi Der Spiegel'in internet sitesinde 17 Eylül 2013’de Erich Follath tarafından yazılan bir makale yayınlandı. Makalede yeni İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin İran’ın ABD başta olmak üzere batı dünyası tarafından uygulanan ambargolardan dolayı bozulan İran ekonomisini düzeltmek amacı ile nükleer projede taviz vermek üzere hazırlık yaptığı ileri sürülüyor. Erich Follath, istihbarat kaynaklarına dayandırdığı haberinde İran’ın nükleer silah üretmeye yaklaştığını ancak Ruhani’nin Kum yakınlarındaki yerin 70 metre altındaki Fordo nükleer tesisini uluslar arası  denetime açacağını ve uluslar arası gözlemcilerin eşliğinde santirjüflerin sökülmesine izin vereceğini ileri sürmektedir. Follath, İran’ın bunların karşılığında ABD’den uluslar arası ambargonun kaldırılmasını isteyeceğini ileri sürmektedir.

  

Follath’ın iddiası ilginç olmakla beraber, İran’ın sadece ekonomik ambargonun kaldırılması karşılığında Fordo nükleer tesisindeki santirjüflerin sökülmesini kabul edeceği iddiası akla yakın değildir. Ancak Follath’ın iddiası akla bir başka hususu getirmektedir. 21 Nisan 2012’de Yeniçağ gazetesinde “Suriye, Türkiye ve diplomatik dedikodular” başlıklı yazımızda dikkat çektiğimiz bir husus vardır. Bu hususu şöyle ifade etmiştik: “Öte yandan Orta Doğu’da konuşulan bir başka teori ABD’nin esas sorununun Suriye değil İran, daha da doğrusu İran’ın nükleer silah yapma kapasitesine doğru hızla ilerlemesi. Tahran da bunun farkında. Ve İran için Suriye’nin çok büyük bir stratejik önemi var. Hatta bu stratejik önem kısa ve orta vadede nükleer güç ve nükleer silahtan daha önemli olabilir Tahran için. Çünkü İran, Suriye’yi kaybeder ise bir daha geri alması mümkün görünmüyor. Ayrıca Suriye-İran ekseninin kırılması, İran’ın Hizbullah ile olan ilişkilerine de ağır darbe vuracak. Hizbullah bir yanda İsrail öte yanda Sünni Araplar tarafından kuşatılmış olacak. 

Bundan dolayı İran nükleer güç karşılığı Suriye gibi bir denklemi ABD’nin önüne koymuş. ABD ile İran arasında arka kanallardan bu konuda görüşmeler yapılıyormuş. ABD’nin Suriye konusunda işi ağırdan almasının nedeni İran ile sürdürülen bu pazarlıkmış. ABD eğer İran nükleer enerji ve silah sürecini  durdurur ise İsrail’in  İran’a saldırmayacağını, böylece Orta Doğu’da  yeni ve büyük bir karışıklığın çıkmayacağını ve ABD’nin dikkatini Pasifik bölgesi ve Çin’den Orta Doğu’ya döndürmek zorunda kalmayacağının  hesabını yapıyormuş. 

İran ise Suriye üzerinde baskının kalkması sonrasında nükleer güç ve silah konusunda gereken bilgi donanımına sahip olduğu için bir başka zaman diliminde tekrar nükleer silah üretimine odaklanabileceği analizini yapıyormuş. Eğer bu dedikodu doğru ise Türkiye’nin önümüzdeki süreçte işi çok zor. Çünkü, Suriye’de rejim yerinde kaldığı takdirde Türkiye’ye güneyden üç düşmanca güç olacak: İran, Suriye ve Maliki’nin Şii Irak’ı. Bunun olmasını sağlayan ise AKP Hükümetinin izlediği dış politikadır.”

6 Eylül 2013’de Yeniçağ gazetesinde yayınlanan “Suriye’de perde arkasında pazarlık olabilir mi?” başlıklı yazımızda ise “Amerikan saldırısını izlemek amacı ile Doğu Akdeniz’e konuşlanmaya başlayan Rus ve Çin savaş filoları da varlıkları ile dahi bir gerilim yaratacaklardır. Moskova’nın Suriye’ye Amerikan füzelerine karşı bilgi savaşı teknolojisi yardımı yapması, ABD’nin çok güvendiği denizden karaya füzelerinin etkisiz kalmasını beraberinde getirebilir. İlk mermi atıldıktan sonra eğer 10 Amerikan savaş uçağı düşer, bir Amerikan savaş gemisi vurulur, dört Amerikan füzesi havada etkisiz hale getirilir ise dünya kamuoyunda “yenilen ABD” imajı gelişirken, Amerikan kamuoyunda da bu imajı ortadan kaldırmak amacı ile  “karada savaş” görüşü güçlenecektir.

Bütün bu ihtimallerin ABD başkentini de gerdiğini gören Moskova ve Tahran ise daha rahat görünüyorlar. Putin, Washington’a bir ikna heyeti yollamaktan bahsediyor. İran’da batı ile daha olumlu ilişkiler geliştirmek isteyen ve Batı tarafından olumlu karşılan yeni hükümette, Tahran’dan  yansıyan olumlu havanın devam etmesinin ABD’nin Suriye konusunda alacağı tavra bağlı olduğunu açıklıyor. İşte bu ortamda Amerikalı diplomatlar Tahran’da gizli görüşmelere başlamışlar. Tahran masaya nükleer çalışmalarını yavaşlatma sözünü sunar, İsrail’in yaşam hakkı ile ilgili rijit davranmayacağını ifade eder ve karşılığında Suriye’ye yapılacak saldırının “makyaj” saldırı olmasını ister ve Esad rejiminin iktidarda kalmasını talep ederse Washington buna ne cevap verir?” Bu iddialarımız istihbarata değil, analize dayanıyordu.

Öte yandan, Erich Follath,’ın bizden 11 gün sonra “istihbarata dayanarak” iddia ettiği gibi İran, nükleer güç projelerini masaya sürmüş olabilir. Ancak projelerini durdurma adımının karşılığında ABD ve AB’den talebi sadece ekonomik yaptırımların durdurulması olamaz. Esasen İran ekonomisinin de çöküşün eşiğinde olduğunu söylemek mümkün değildir. Tahran’ın Rusya ve Çin ile ticareti devam etmektedir.  Tahran, bir pazarlığa girer ise ABD’den ekonomik ambargodan vazgeçilmesinin ötesinde ABD’den Suriye’de Beşar Esad rejiminin devrilmesine destek verilmesinden vazgeçilmesini isteyecektir. Beşar Esad iktidarda kalacak, El Kaide tasfiye edilecektir. Son günlerde ABD ve Fransız basınında aniden kafa kesen El Kaidecilerin görüntülerinin dolaşmaya başlaması böyle bir sürecin psikolojik hazırlığıdır. Öte yandan İsrail’den “Suriye’de Beşar Esad iktidarda olacağına El Kaide iktidara gelsin” açıklamasının gelmesi de tesadüf olamaz.   Tahran böyle bir teklif yapar ise Batı, İran’ın bu adımına büyük bir ihtimal ile “evet” diyecektir. 

Prof. Dr. Ümit Özdağ

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü
Yönetim Kurulu Başkanı

 

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Nuray Bilgili   - 19-09-2019

Türk Kültüründe Kozmik At Mitolojisi

 Türk söylencelerinde Atın yaratılışı çok özeldir. Seçkin cins atlar Hz. Hızır eliyle gökyüzünde yaratılmıştır. Özellikle “Alacalı Atların” Türk kültüründe ayrı bir yeri vardır.