< < KOMŞU’DAKİ SIKINTI BÜYÜYOR


KOMŞU’DAKİ SIKINTI BÜYÜYOR

Yazan  03 Şubat 2010
Ülkelerin uluslararası anlamda kredi borçlarını ödeyememe riskini kısaca CDS olarak bilinen Credit Default Swap primi belirliyor. Bu rasyo geçtiğimiz günlerde Yunanistan’da 440 baz puana kadar çıktı. Karşılaştırma açısından bakarsak Türkiye’nin CDS’

Bu görünümün ortaya çıkmasıyla Yunan mali piyasası çok ciddi bir sıkıntı içerisine girdi. Kriz öncesinde yani 2008 ortalarında 40-50 baz puanda bulunan CDS priminin 440 baz puana kadar çıkmasıyla Yunanistan'ın 300 milyar Euro'yu bulan borçlarını geri ödeyememe riski ortaya çıktı. %60'la sınırlı olan borçların milli gelire oranı %100'ü geçi. Bu sıkıntının belirginleşmesiyle birlikte Avrupa Birliği'nin resmi para birimi olan Euro diğer para birimleri karşısında değer kaybetmeye başladı. Uluslararası piyasalardaki beklenti, Avrupa'nın Yunanistan'ı ezdirmeyeceği (!) ve bu mali sıkıntıda kurtaracağı yönündeydi ancak bu kurtarma operasyonu Fransa ve Almanya tarafından yalanlanınca CDS prim artışı Yunanistan'ı dünyada ilk on sıra içine soktu. Bununla birlikte uluslararası kredi derecelendirme kuruluşları, Yunanistan'ın kredi notunu peş peşe düşürmeye başladı. Alman Ekonomi Bakanı Bruederle, "Kurtarmanın doğru bir yol olduğunu sanmıyorum. Çünkü Alman ve Fransız mükellefleri vergilerini Yunanistan için ödeyemezler." demesine rağmen kapalı kapılar ardında Yunanistan'ın, IMF'ye el açmaktan kurtarılması için Avrupa Merkez Bankasının hazırlık yaptığı haberleri geliyor. Birileri Alman Ekonomi Bakanı'nın kulağını çekti demek ki… Bu haberlerin üzerine geçtiğimiz Cuma günü, Yunanistan IMF ile görüştü ancak ne hikmetse (!) 300 milyar Euro kamu borcu bulunan Yunanistan'ın mali destek kaygısı içinde olmadığı IMF tarafından açıklandı. Bu açıklamadan da net olarak anlaşılacağı üzere AB'nin ağa babaları şımarık çocuklarını üzmeden bu işi halledecekler. Ancak bu hiçte kolay olmayacakmış gibi görünüyor.

AB içindeki sorun sadece Yunanistan'dan kaynaklanmıyor. AB'nin ekonomik kriterlerinden bir tanesi borcun milli gelire olan oranının %60 la sınırlı olması. 2009 sonu itibariyle İtalya, Fransa ve Almanya gibi ekonomisi büyük ülkeler de dahil olmak üzere pek çok AB üyesi ülkenin borçluluk oranının kritik sınırın üzerinde kalması bekleniyor. AB'nin 27 üyesinin üçte biri bu sınırı aşmış durumda. Önümüzdeki birkaç yıl içinde de bu sınırın altına gelinmesi pek mümkün görünmüyor. Bütçe açıkları yükselen bu ülkeler nasıl olacakta ekonomik kriz içerisinde tasarruflarını arttırıp, bu artışı kontrol altına alabilecekler? Özellikle bu dönemlerde maliye ve para politikalarında çok dikkatli adımların atılması gerekiyor. Ancak para politikası konusunda yapılacak çok fazla bir şey olmadığı için sorun maliye politikalarıyla çözümlenme yoluyla halledilmeye çalışılıyor. Bu da hükümetlerin, memur ve emekli maaşlarında indirime gidilmesi gibi tasvip edilmeyen yollara sapmalarına neden oluyor.

Çok zorlu bir döneme girdiğimiz aşikar. Euro dolar karşısında değer kaybetmeye başladı. Dolar-Euro paritesine baktığımızda Ocak ayının ortalarında 1.45 seviyesini görüyorduk. Şimdi bu rakam 1.39 seviyesinin de altına geldi. Yılbaşından beri borsalar dünya çapında %3 ila 5 arasında değer kaybetti. Çin tarafında ekonomik büyümenin sınırlanması için alınan önlemler, Yunanistan'ın sıkıntıları ve ABD Başkanı Obama'nın açıklamaları piyasalardaki stresi oldukça arttırmış görünüyor.

__________________________________________

[*] 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü Dünya Ekonomisi Araştırmaları Bilimsel Danışmanı

Aykut AZGUR

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü Dünya Ekonomisi Araştırmaları Bilimsel Danışmanı

1967 yılında Ankara'da doğdu. Lise eğitimini Ankara çankaya Lisesi'nde tamamladıktan sonra Anadolu üniversitesi İktisat Fakültesi'nden mezun oldu. 1997 yılından beri finans aracı kurumlarında yatırım uzmanlığı, portföy yöneticiliği ve yönetim kurulu üyeliği görevlerinde bulundu. Halen bu sektörde çalışmalarına devam etmektedir.

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Prof. Dr. Sema Kalaycıoğlu   - 28-09-2022

Enerji Ulusal Güvenlik Konusu Olunca Öneriler İyi, Ama Yetersiz

Dünyada bir enerji dar boğazı var. Bu özellikle doğal gaz ve petrol gibi temel enerji girdilerini üretmeyen, ithal eden, kolaylıkla ikame edemeyen ve yurt içi tüketimi uzlaşma ile kısamayan ülkeler için gırtlağa takılan kılçık gibi, battıkça acıtıyor. Tüketimi kısıtlayıcı önlemler alamayan veya alın...