< < Suriye Eylül Ayı İkinci Yarı Raporu 15-30 Eylül


Suriye Eylül Ayı İkinci Yarı Raporu 15-30 Eylül

Yazan  01 Ekim 2020

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü

Yazar: Ali Berker KANDEMİR

 

KOVID-19

İşbu raporlama süreci esnasında, KOVID-19 global pandemisi tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de ve Türkiye tarafından desteklenen SMO (Suriye Milli Ordusu) kontrolündeki Suriye'nin kuzeyinde de kötüleşmektedir. İç savaştan mustarip, salgına karşı görece savunmasız olan bölgedeki yerinden edilmiş insanlar ve yerli halk için şimdilik en önemli mesele olan KOVID-19'un bölgedeki son durumu incelenmelidir.

 

Şekil 1 ve Şekil 2. 7 Eylül-29 Eylül 2020 Kuzey Batı Suriye'de COVID-19 vakaları (Azaz, Afrin, İdlib)[i]

 

Test sayılarının bölgede düşük olduğu ve asıl rakamların daha fazla olduğu gerçeğine dayanarak, virüsün bölge genelinde hızlı bir şekilde yayılmakta olduğu rahatlıkla söylenebilir. Yukarıda görülen resmi rakamlara göre, toplam vaka sayısı 22 günde (7-29 Eylül) 131'den 999’a  yükselirken, toplamda 6 kişi hayatını kaybetmiştir. İlaveten toplam yapılan 10946 testin 999’unun pozitif çıkması %10’a yakın bir oran anlamına gelerek (birçok ülkeden daha fazla) virüs yoğunluğunun fazla olduğunu da ortaya koymaktadır. Farklı medya kuruluşları tarafından vurgulanan olası bir virüs yayılımının birçok kampın bulunduğu bölgede trajik insani durumlara neden olabileceği öngörüsü virüsün artış hızının arttığı bugünlerde tartışılmamaktadır. Bunun bir sonucu olarak, durumun kötüleşmesini takiben son Birleşmiş Milletler Kararı ile tek açık sınır kapısı olan Cilvegözü Sınır Kapısı sivil trafiğine kapanmış olup istisnai olarak insani yardım faaliyetlerine açık bırakılmıştır.

Suriye'nin Kuzeyi ile ilgili Bölgesel ve Küresel Gelişmeler

Aşağıdaki bölümde görüleceği üzere bu 15 günlük periyodda sahada bir çok gelişme yaşanmıştır. Ancak sahadaki gelişmelere değinmeden önce bölgesel ve küresel seviyedeki bazı gelişmeler ve açıklamalardan bahsedilmelidir. 28 Eylül sabahında Ermenistan’ın Azerbaycan’ın sivil ve askeri hedeflerine saldırısı sonrası 27 yıldır sürüncemede kalmış olan Karabağ ihtilafının yeniden faal hale gelmesi ile sonuçlanmıştır. Suriye İç Savaşı ilk başta farklı bir coğrafyada cereyan ediyor gözükse de, yeniden etkinleşen Kafkasya’daki ihtilafla benzerlikleri ve etkileşimi olduğu gözükmektedir.

Daha önce özellikle Libya’da farklı tarafları destekleyen bölgesel güçlerin Karabağ ihtilafında da aşağıdaki resimde görüleceği üzere yine farklı tarafları desteklemeleri not edilmelidir.

Destek Haritası (Yeşile boyanmış ülkeler Azerbaycan’ı kırmızıya boyanmış ülkeler şimdilik Ermenistan’ı destekler gözükmektedir)

Henüz Türkiye haricindeki tüm ülkeler “tarafsızlıklarını” koruduklarını iddia etseler de, Suriye’de ve Libya’da Türkiye’nin karşısında durduğu Esad ve Hafter kuvvetlerini destekleyen Rusya, İran, Yunanistan, Mısır, Güney Kıbrıs ve Birleşik Arap Emirlikleri bu sefer de Türkiye’nin tam tersi istikametinde yer almıştır.

Bir diğer gelişme de SMO’ya bağlı bazı paralı askerlerin tıpkı Libya’da iddia edildiği ve Türkiye tarafından yalanlandığı gibi Azerbaycan’a gönderildiği iddiasıdır. Konu ile alakalı BBC Türkçe’nin haberinde ve Twitter’da resmedilen bazı görsellere göre Suriyeli Paralı askerlerin Azerbaycan’daki varlığı iddia edilmekle beraber, iddiaların ilgili ülkelerin hükümet yetkililerince reddedilmesinden ötürü şu an için kesin bir şey söylenememektedir.

Sahada Yaşanan Önemli Olaylar

Suriye'nin kuzeyindeki alan geniş ve farklı dinamikleri olan bir çok alt-bölgeden oluştuğu için bu bölgelerdeki olaylar coğrafi ve siyasi anlamlarına göre sınıflandırılmıştır.

İdlib

  • 16-17 Eylül

Suriye rejimi, Türkiye’nin gözlem noktaları yakınlarında Türkiye'ye karşı bir gösteri düzenledi. Ertesi gün SMO İdlib genelinde Türkiye’ye destek yürüyüşleri gerçekleştirdi.

  • Tüm raporlama dönemi

İdlib çevresinde yer alan Türkiye destekli SMO ile Rusya destekli Suriye rejim güçleri arasında çatışmalar devam etmekte olup ay sonuna doğru şiddetini arttırmıştır. Çatışmalar Serakib-Sarmin (Doğu İdlib)  ve Al Borak-Kaf Nabel  (Jab al Zawiya, Güneydoğu İdlib) hatlarında gerçekleşmektedir

  • 20 Eylül

Rus Hava Kuvvetleri bir günde 30 kez İdlib'i hedef aldığı ve 30'dan fazla sivil hayatını kaybetti.

  • 21 Eylül, Kuzey Hama, Kaf Nabel

Türk Ordusu'nun döşediği mayına bastıktan sonra 7 rejim askeri hayatını kaybetti.

  • 21 Eylül

Rus Dışişleri Bakanı Lavrov, M4 yolunda Türkiye ile ortak devriyeleri durduklarını açıkladı.

  • 22 Eylül

Cilvegözü kapısı yoğun COVID-19 vakaları nedeniyle kapatıldı.

  • 25 Eylül

HTŞ (Heyet Tahrir el-Şam) militanları, kontrolleri altındaki şehir ve kasabalarda HaD’a (Huraseddin) yönelik operasyon düzenledi.

  • 27-28 Eylül

TSK’nın gözlem noktasına yakın bir noktada iki gün üst üste yapılan suikast girişiminde Feylak el-Şam lideri öldürülmüştür. Olayın faili bilinmemektedir.

Fırat Kalkanı Harekatı Bölgesi (El Bab, Cerablus ve Azez)

  • 19-21Eylül,Azaz

Azez kırsalında PYD, PKK güçleri ile Türk Ordusu arasında yoğun çatışmalar cereyan etti.  Çatışmaların ana ekseni Azez-Maranez ve Kafir Khasrir- Minakh Hava alanı hatları olarak ortaya çıktı.

  • 16 Eylül, El Bab

Türk Kızılayı çalışanı, ABD destekli PYD'li teröristlerin açtığı çapraz ateş sonucu hayatını kaybetti.

Zeytin Dalı Harekatı Bölgesi, (Afrin)

  • 16 Eylül, Afrin

ABD destekli PYD'nin şehir merkezinde Bomba Yüklü Araç ile düzenlediği saldırısı sonucu 9 kişi öldü, 45 kişi yaralandı.

  • 19 Eylül, Afrin

Benzer bombalı saldırı Afrin'deki bir polis merkezini hedef  etti. Bölgeden, herhangi bir kayıp bildirilmedi.

  • 24 Eylül

ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey PKK, PYD ve SDG (“Suriye Demokratik Güçleri”) liderleri ile yaptığı görüşmede Türkiye’nin bir daha Doğu Fırat bölgesine herhangi bir harekât düzenlemeyeceğini iddia etmiştir. Jeffrey'in bu açıklaması Dışişleri Bakanlığı tarafından yalanlanmıştır.

Barış Pınarı Harekatı Bölgesi (Tel Abyad ve Rasul Ayn) / Doğu Fırat (Deyrizor)

  • Tüm raporlama dönemi, Resul Ayn ve Tel Abyad

PKK/PYD ile SMO arasındaki çatışmalar Um Ashbavar - Rasul Ayn ve Tel-Abyad  - Tel Tamir hatlarında devam etmektedir.

  • 21 Eylül

Rusya Dışişleri Bakanı ilk kez  Kuzey Doğu Suriye'deki petrol rezervleri etrafında ABD askerlerinin yasadışı varlığından bahsetmiştir.

  • 17 ve 20Eylül, Deyrizor

İki farklı günde, Deyrizor çölünde saklanan kalan DEASH milisleri, Deyrizor’a intikal etmekte olan İranlı milisleri  pusuya düşürüp  90'ına yakınını öldürdü.

  • 24 Eylül, Resul Ayn

Resul Ayn şehir merkezinde PYD/PKK/SDG tarafından gerçekleştirilen bombalı eylemde 3 sivil hayatını kaybederken, 12 kişi de yaralanmıştır.

  • 27 Eylül, Rakka

2 tane Arap gencinin SDG militanları tarafından öldürülmesi neticesinde daha önce de ayaklanan Arap kabileler gösteri düzenledi.

 Suriye İç Savaşı ile Alakalı Türkiye’deki Gelişmeler

Özellikle bu rapor dönemi ile kendini göstermiş olmasa da Türkiye’deki ekonomik problemler ve bu bağlamda artan sığınmacı – yerli halk arasındaki sorunların her geçen gün derinleştiği gözlemlenmektedir:

Bu raporlama döneminde, Samsun'da yaşayan 16 yaşındaki bir Suriyeli sığınmacı, 20 kişiden oluşan Türk grubun saldırısına uğradı ve ardından hayatını kaybetti. Benzer organize saldırılar daha önce Hatay, İstanbul, Mersin, Bursa, Gaziantep ve Şanlıurfa illerinde birkaç kez görüldü. Prof. Dr. M. Murat Erdoğan'ın yaptığı araştırmaya göre[i], Suriye'den Türkiye'ye ilk akının yaşandığı 2011 yılından bu yana her yıl Türk nüfusunun Suriyeli sığınmacılarla ilgili endişeleri artmaktadır. Araştırma için 2017 yılında yapılan çoktan seçmeli anket, Türk katılımcıların %57'sinin Suriyelilerin “şiddet ve savaştan kaçan insanlar” olduğunu düşündüğünü, ancak ankete katılanların aynı zamanda Suriyelileri “bir yük” olarak tanımladığını göstermekle beraber (%43), katılımcıların önemli bir kısmı da Suriyelileri “tehlikeli insanlar” (%39) olarak tanımlamaktadır. Türkler bu çalışmada, Suriyelilerin mecbur oldukları için Türkiye'de olduklarını anladıklarını, ancak aynı zamanda ekonomik zorlukların nedeni olarak Suriyelileri bulduklarını gösteriyor. Prof. Dr. M. Murat Erdoğan, bir TV Programında[ii] ise 2020'ye geldiğimizde Türklerin Suriyelilere bakış açısının zamanla kötüleştiğini anlattı. Ayrıca aynı anket Türklerin Suriyelilerin işlerini çaldığını düşündüğünü öne sürdü. Buna paralel olarak, Türkiye İstatistik Kurumu'nun açıkladığı üç aylık raporda, Nisan 2020'de işsizliğin %12.8'ye ve gençlerde %26'ya yükseldiği belirtildi. Pandemi öncesi durumu ortaya koyan bu sayılar, pandemiden dolayı ortaya çıkan ekonomik durgunluğa paralel olarak ikinci, üçüncü ve dördüncü çeyreklerde daha da kötüleşecek. Bu ay Suriyelilerin sayıca çok olduğu Gaziantep ilindeki gün geçtikçe kötüleşen ekonomik duruma göz atıldığında, ekonomik durumun hali hazırda sonuçlarının ortaya çıktığı gözükmektedir. Gaziantep'te Eylül ayının ilk 10 gününde 6 kişi intihar etti, intihar edenlerden 6'sından 4'ü işçi olup, ekonomik zorluklar nedeniyle intihar ederlerken, kalan 2'si aile içi şiddete maruz kalan kadınlardı.[iii] Ekonomik koşulların aile ilişkilerinde ortaya çıkan sorunların önemli bir nedeni olabileceği düşünüldüğünde, kötüleşen ekonomik koşulların Türkiye'deki yerel nüfusun Suriyeli sığınmacılara yönelik tepkisinin gün geçtikçe artmasına sebebiyet verebileceği söylenebilmektedir. Kısacası, kötüleşen ekonomik krizle birlikte etnik gruplar arasındaki tansiyonun gelecekte daha fazla artması beklenmektedir. Özelikle Suriyelilerin belli şehirlerde mafyalaşması bu gerginliğin olası bir vukuatta provokasyonlarla farklı bir boyuta geçmesi ihtimal dahilindedir.

Çözümleme

Özellikle Idlib’de Eylül ayında çatışmaların hız kazanmasıyla, rejimin bölgeye saldırısı beklenmektedir. Ancak, TSK’nın 5 Mart’ta imzalanan ateşkesten beri bölgeyi takviye ederek NATO standartlarındaki ordusunun İdlib’deki mevcudunu 15000 civarına yaklaştırdığı için, Esad rejiminin önceki saldırılarında olduğu gibi rahat bir ilerleme sağlaması beklenmemektedir.

Fırat Kalkanı Harekâtı bölgesindeki şehirlerin Afrin ve İdlib'den görece daha güvenli olduğu bilinmektedir. Ancak son zamanlarda ne zaman İdlib’de bir çatışma ortaya çıktığında Azez ve El Bab şehirlerinde de çatışmalar gözlenmektedir. Ek olarak, Tel Rıfat kentinde PYD'nin varlığı ve Türkiye'nin ve SMO’nun Rusya’dan terörist grupların (PYD/PKK) şehirden çıkarılmalarına yönelik beklentilerinin bir türlü gerçekleşmemesinin yarattığı gerginlik, bölgede çatışmalarla kendini göstermektedir. Özellikle Maranez-Afrin ve Menbiç-Cerablus eksenleri çatışmaların sıcak noktalarıdır.

Afrin'deki diğer bölgelerin aksine silahlı gruplar arasında çatışmalar görülmezken, suikast ve bombalı araç saldırıları gibi başka tehditler bölgede güvensizlik yaratmaktadır. Bu saldırılar, Tel Rıfat şehrindeki PYD varlığı tarafından, Afrin’deki yerel meclis üyeleri gibi genel olarak sivil profillere yönelik düzenlenmektedir.

Türkiye'nin son sınır ötesi operasyonu, PYD'nin kontrolündeki Tel Abyad ve Resul Ayn kentlerini yönelikti. Türk Silahlı Kuvvetleri ve Türkiye destekli SMO Doğu Fırat’ın tamamına yönelik bir ilerleme gerçekleştirmemiş olsa da ve PYD/PKK güçlerinin Tel Abyad ve Resul Ayn’a yönelik saldırıları devam etmiş olsa da bölgedeki güvenlik tehdidi Türk askerleri için İdlib’de olduğu kadar bir tehdit oluşturmuyor. Son olarak, SDG ve Arap aşiretleri (Fırat'ın doğusundaki en büyük etnik grup) arasındaki gerginlik her geçen gün derinleşirken, bu gerilimin Arap aşiretlerini rejim ve Türkiye’ye daha çok yaklaştırdığı gözlemlenmektedir. Bu kapsamda, geçtiğimiz ay Arap aşiret liderleri, Şanlıurfa’da eski milletvekili Mahmut Kaplan ile görüşürken bu ayın ilk yarısında Şam’da rejim güçleri ile SDG/PYD/PKK’ya karşı ortak işbirliği için toplantı düzenlediler. Bu gelişmeler ve Arapların SDG’den olan hoşnutsuzluğu, Fırat'ın doğusundaki statükonun sonlanabileceği hususunda bizlere fikir vermektedir.

 

[i] Murat Erdoğan, Suriyeliler Barometresi, Bilgi Üniversitesi Yayınevi, 2017.

[ii] https://www.youtube.com/watch?v=-SqgKZgW-0Q&ab_channel=Habert%C3%BCrkTV

[iii] https://www.olaymedya.com/haber/31040/turkiyede-en-cok-intihar-10-gunde-gaziantepte-oldu-10-gunde-6-intihar-intiharlar-ask-mi-yoksa-ekonomik-mi.html Not: CHP Gaziantep Milletvekili İrfan Kaplan, Gaziantep’te yaşanan intihar ve şaibeli ölümlerin araştırılması için Araştırma Komisyonu açılması teklifinde bulundu.

[i]https://www.acu-sy.org/en/

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Prof. Dr. Sema Kalaycıoğlu   - 20-10-2020

Abraham Anlaşmalarının Orta Doğu’ya Vaadi

Abraham Anlaşmaları (Abraham Accords) başlangıçta İsrail ve Birleşik Arap Emirlikleri(BAE) tarafından yapılan bir açıklama olarak Ağustos ayında dünya gündemine düştüğünde çok taraflı bir anlaşmanın müjdecisi olmasına pek ihtimal vermek mümkün değildi.