BATAK 2019

Yazan  19 Temmuz 2019

Bu makale 400 Milyar TL Batık Kredi Yapılandırılması ile Türk Özel Sektörünün Yabancı Sermayenin Eline Geçmesinin Süreci Anlatılmaktadır.

 

Meclis’te bekleyen torba yasa kanunlaştığında en az üç farklı finansal kurtarma operasyonu yapılacağını anlıyoruz.

A- 400 Milyar TL büyüklüğünde olduğu tahmin edilen banka kredi batıkları (inşaat ve enerji sektörü de içinde)

B- Şehİr Hastaneleri ile ilgili projelerin kurtarılması ve sözleşmelerin yenilenmesi.

Dikkat bu konuda atılacak adımlar belli olduktan sonra toplamı 224 adet KÖİ projesi de aynı kaderi paylaşabilir ve aynı şekilde yeniden yapılandırmaya veya finansal ertelemeye girebilir.

Eğer bu risk yani KÖİ proje batıkları gerçek olursa, 55 Milyar dolar ana yatırım tutarı ve 130 Milyar dolar (20 yıl) toplam maliyetli projeler yapılandırılacak, ayrıca bilinmeyen yan ödemeleri ve kiralama maliyetleri de bu toplama eklenecektir. (Büyüklük korkunç boyutta ürkütücü ve toplam 5-6 grup üzerinde)

C- Enerji sektörünün büyük yatırımlarının kurtarılması(bir kısmı banka kredi batığı ve bir kısmı yurtdışı garantili dış krediler)

Tüm bu yapılandırma sırasında ayrıca her kuruma veya sektöre özel butik vergi uygulamasına başlanacağı aynı torba yasa içinde mevcut.

Bu yazıda sadece A maddesini yani 70-75 Milyar dolar batık kredi kurtarmasını ele alınacak. Fakat okuyucudan tüm batık veya yapılandırma toplamının büyüklüğüne de dikkat çekmek istiyorum.

Bu yeni kurtarma operasyonuna ben ne yaklaşımı denileceğini bilmedim ama şimdiden İstanbul-2 yaklaşımı adını uygun görünüyorum.

İstanbul-1, 2002
Anadolu-1 2006 ve
İstanbul-2 2019 olarak tarihe geçecek.

Yaklaşımların açıklaması;

2002 yılında İstanbul-1 yaklaşımı ile 7,8 milyar TL ( 5.4 Milyar dolar) kredi yapılandırılmıştır. Sanırım bu rakamın %45 i Çukurova Grubuna ait ödenmeyen borç (Yapı Kredi ve Pamukbank başta olmak üzere)

2002 de AKP iktidara geldiğinde yapılandırma yapılmış bitmiş ve tertemiz bir ekonomi ile başlamıştı. Bugün ise karşımızda en az 400 milyar TL batık mevcut.

Arada 2006 yılında ise Anadolu-1 yaklaşımı ile KOBİ borçları yapılandırılmıştır. Bunun nedeni 2002 deki yapılandırmanın “büyük sermayeye borç yapılandırması yapıldığı ve KOBİ leri unuttunuz”... eleştirisiydi. Bakan Zafer Çağlayan’ın önerisi ile Anadolu-1 yaklaşımı ile yapılandırma küçük firmalara yapıldı.

Anadolu-1 yapılandırması ile ek olarak 650 milyon dolar borç yapılandırılmış ve toplamda 5,4+0,6= 6 Milyar dolar yapılandırılmıştır.

2001 ve 2019 yılının ekonomi ve finans bilgilerini bir tablo gibi paylaşırsak;


            

Önümüzdeki yıllar için OECD nin Türkiye için büyüme tahmini 2019 için %-2,6, 2020 için %1,6 olmaktadır. Bunlar tabiki iyimser tahminler ve bence gerçekleşme ihtimali de yok.

Şimdi önemli başlıkları öne çıkarırsam;
(Twit atmak yasak)

1- Batık kredi miktarı 5,5 milyar dolardan 75 milyar dolara yani dolar olarak 14 katına çıkmış vaziyette (oysa aynı dönemde ekonomi dolar bazında 4.5 katı büyüdü)

2- 2002 de AKP iktidara geldiğinde 0 batık şimdi 400-500 milyar TL batık var. (Arada sadece 0,65 milyar dolar Anadolu-1 yapılandırması var)

Özelleştirmelerden gelen 70 Milyar dolar ve alınan özel ve kamu dış borcu 460 milyar dolar dış borç heba oldu gitti galiba.

3- ilk 10 büyük bankanın (içinde 3 devlet bankası da var) toplam öz kaynak büyüklüğü 350 milyar TL ve bu 10 bankadaki toplam yapılandırılacak batık 370 milyar TL olarak hesaplanıyor.

Bu durum korkunç, eski bir banka hazine yöneticisi ve Bankalar Birliği “Risk Yönetimi Eğitimi” eğitmeni olarak söyleyeceklerim var;

Bunun anlamı bu ilk 10 banka öz kaynak yani ödenmiş sermayelerini kaybetmesi gerçeğidir.

Bankalarda Öz Kaynaklar = Ana sermaye+çekirdek sermaye + ilave ana sermaye toplamından oluşur. Bu tariflerin detayını yazmayacağım ama Çekirdek Sermayenin bile kaybı insanı üzmektedir.

Paniğe gerek yok bankalar blr şekilde sermaye artıracaklar veya Devlet onlara geçici sermaye enjekte edecek.

O zaman adam olana, bankacılık otoritesine yani BDDK ya sorarlar, “hem bankacı hem denetçi geçiniyorsunuz, bankalarda sermayesi mantarlaşırken, neden sustunuz?,
Neden karşılık ayrıma mekanizmasını tam çalıştırmadınız?,
Neden bankaların risk yönetimi yapmalarına müsade etmediniz?
Neden?, Neden Basel III kriterleri uygulanmadı?,
Neden 2018 de ve 2019 daki stres testlerinin sonuçlarına göre önlem almadı?
Neden siyasetten talimat aldınız?
Kredi verirken neden yapılan Mali Analizi adam gibi yapmadınız?
Neden teminatı gerektiği kadar ve sağlam almadınız?

Görmüyormusunuz veya vatandaşı kör mü zannediyorsunuz?

4- Bu kadar büyük yapılandırma (kredi batağı) için dışardan borç veya kaynak, yatırımcı şimdilik bulunamadığına göre bunun bütün bedelini 10-15 yıla yayılarak vatandaşa ödetilecek.

Bankacılık sistemini de bir şekilde idare ederek zaman içinde bankalara sermaye enjekte edeceksiniz. Bunun anlamı elimizde 75 milyar dolarlık bir yakar top var, herkes birbirine atıp duruyor sanırım en son vatandaşın ekinde kalacak.

Bu aynı zamanda ertelenmiş borç yapılandırması adı altında olacak ve vatandaşın zannedecek ki, batıl krediyi alan geri ödeyebilecek falan ama buna imkan olmadığını hepimiz biliyoruz.

Daha önceki İstanbul-1 ve Anadolu-1 yaklaşımlarında olduğu gibi faiz ve kur sabitlemesinin de gelmesini bekliyorum.

5- Bu süreç de TMSF ye geçen 885 FETÖ şirketinin 60 milyar TL değerinde varlığı olduğu konuşuluyor ama bu şirketlerin toplam batığı hiç bir zaman konuşulamıyor.

Zamanı geldi artık adını koyalım, özel sektörde ve kamu kurumlarında;

1- Sürdürdürülebilirlik,
2- Verimlilik ve
3- Risk Yönetimi
4- Finansal performans
5- Kurumsal Yönetim ve Başarı kriter ve standartına ihtiyacı var; 

BU KRİTERLERİ ORTAYA KOYMADAN yapılacak hiç bir yapılandırma ve ertelememin anlamı YOK

İş dünyasının tümünde bu yeni finansal kısıtlama ve düzenlemelere ihtiyaç olduğunun altını çizmek isterim, iş dünyasına ise sözüm;

Böyle iş adamlığı, üst yöneticilik olmaz, beceriksizlik bu kadar serbestçe sergilenemez, sermayesini ve kredi riskini yönetemeyen, hesap kitaptan az anlayan, sürekli kaçan ve arka kapıdan dolaşmak isteyen, sırtını devlete ve iktidara dayamış iş bilmez iş adamları topluluğunu oluştu? sizden kurtulmamızın da zamanı geldi, yoksa tamamen batacak ülke.

Bu çakal iş adamı topluluğu yerine elleri temiz olanlar bir araya gelmemiz gerekiyor.

İYİ yürekler operasyonu yapmak lazım.

(Zarar etmeyi göze alan ve gerekirse iflas etmesini bilen, onurlu sanayici ve iş adamlarına, ihracatçılarımıza asla ama asla bir sözüm yok, sözümüz onursuz ambar farelerine” unutmayınız)

Ulaşılan finansal sonuçlar, makro ekonomik göstergelerin tümünün bozulması bir sonuçtur, bu sonuca göre en az 75 milyar dolar batık göz göre göre oluşmuştur.

Yürekler acısı bu tablo karşısında sadece “ödenmeyen borçları yapılandırıyoruz…” diye yorumlamak, ancak cehaletle mümkün olur.

Bu yapılan bilgisizlik ve ekonomik aymazlık olup bir çeşit ülkeye yapılan finansal darbedir, bu darbenin neticesinde yakın gelecekte inşaat ve enerji sektörümüz bankalara borçlarını ödeyemedikleri için firmaları ya el değiştirecekler yada % 70’i yabancıların elinde olan bankacılık sektörünün eline geçeceklerdir. (Türk Telekom da olduğu gibi)

Ayrıca yapılandırılan kredileri geri ödeme imkanları da kısıtlı olacaktır.

1994 krizinde sermaye piyasası %60 yabancıların hakimiyetine girmişti, 2001 krizinde Türk bankacılık sistemi %70 yabancı sermayenin eline geçmişti, 2019 krizinde ise Türk sanayii ve özel sektörü (enerji ve inşaat) yabancıların veya yabancı sermayeli bankaların eline geçecek.

Aynı durum Türk çiftçisi içinde geçerli ve bu kriz biterken Türk tarımı, toprağı, suyu ve tohumu yabancıların kontrolüne girmiş olmasından ayrıca korkuyorum.

Akıllı ve vatanını seven adam finansal ve ekonomik sağlığına dikkat eder, kendini en iyi doktora emanet eder, riskini yönetmeyi becerir.

Bu yaşananların ekonomik SEVR’e bir adım daha yaklaştırıyor ülkeyi ve ekonomi kangren olmak üzere dikkat aman ha...aman artık yeter, saf ayaklarında yapılandırma yapmaktan vazgeçin.


(*) İşsizlik aynı hesaplanmıyor, o zaman son 6 aydır iş aradın mı? Diye soruyordu şimdi son bir aydır iş aradın mı? diye soruyor. Son 5 yıldır olduğundan düşük işsizlik çıkıyor kısacası.

(**) Gayri safi yurtiçi hasıla da aynı yöntemle hesaplanmıyor ama sapmayı ölçemiyoruz.
İstatistiği TÜİK geriye doğru düzeltmiyor. (Fark edilmeyen her hile mübahtır bu durum kanuna ve vicdana da uygundur deniyor)

Rifat Erman Dinçel

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü
Strateji Kurulu Üyesi

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Bircihan D. Dilek   - 13-12-2019

Balistik Füze Tehdidi ve Türkiye

Son birkaç yıldır F-35 ve S-400 konuları ülkemizin gündemini işgal ederken, stratejik bir saldırı silahı olan Balistik Füze tehdidi hızla etrafımızı sardı.