Ankara’nın havası her zaman ağırdır. Son günlerde belgeler üzerinden yapılan tartışmalar ise Başkentin havasını “kurşun gibi” ağırlaştırmıştı.
11.06.2009 tarihinde “AK Parti Değil Doğrusu AKP’dir” başlıklı bir yazı kaleme almıştık. Yazıda “Partinin resmi adı, onu kuranlar tarafından tescil ettirilir. Ancak parti kurulduktan sonra onun adını, liderini ve sıfatını halk nasıl algılıyorsa öy
Bir gazete gün oluyor bir belge, bir başka gün geliyor bir görüntü yayınlıyor. Bir an bir haber, bir başka zaman bir söylenti yayıyor: Ülkenin gündemi bir anda alt üst oluyor.
İhanetin akılcı hale getirilmesi, olgunun ihanet vasfını değiştirmez. İhanetin dili hep aynıdır. O dil insani, ahlâkî, evrensel ve yüce değerlerle iç içedir.
Başbakana yakın bir gazeteci Başbakan ile konuşurken iktidar partisinin adını AKP diye telaffuz etti. Diğer bir gazeteci bunun üzerine biraz da ihtihzalı bir biçimde onu uyardı. Bu gazeteci de biraz da mahcup bir eda ile AKP sözünü düzelterek “AK Par
Tehlike çanları sonuna kadar acı acı çalmaktadır. Çanlar şunun bunun için değil, bütün insanlık için çalmaktadır. Açıkçası çanlar tam anlamıyla toplumun zıvanadan çıktığını haber vermektedir.
Mayınlı arazilerin temizlenmesi meselesi siyaseti iyiden iyiye gerdi. Muhalefet TBMM kürsüsünü uzun yıllardan sonra ilk kez bloke etti.
“Tarihi fırsat”, “iyi şeyler olacak”, “çözüme yakınız” sözlerinin devletin tepesinden gelmesi vatandaşta terörizmin sona ereceği konusunda güçlü bir beklenti yarattı.
Eski ABD Başkanı Bush, Beyaz Saray’da Türk yetkililere görüşmelerin “at pazarlığı” na döndüğünü söylemişti.
Polonya ziyareti sırasında Başbakan Erdoğan, Türkiye’de 40 bin kaçak Ermeni’nin yaşadığını belirterek, “Biz onları geri göndermiyoruz. Ancak gerekirse geri de göndeririz” dedi.
21. Yüzyıl Türkiye Buluşmaları

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Prof. Dr. Mehmet Alagöz   - 06-06-2020

“Sağlık Şoku”ndan “Finansal Şoka” Yolculuk (2): Türkiye

Öncelikle Türkiye ekonomisinde herkesin kabul edeceği bazı tespitleri net bir şekilde ortaya koymak gerekmektedir. Türkiye ekonomisinin makro ekonomik göstergeleri 2014 yılından beri istikrarsız bir seyir gösterdiği herkes tarafından kabul edilmektedir.