< İşlevsel Araştırma Merkezleri

Kurtuluş Savaşı Nerede Bitti, Mudanya Mütarekesi

Dr. E. Amiral Ergun MENGİ

 

Kurtuluş ve Kuruluşu iyi bilmeden bugünü yönetmemiz ve anlamamız mümkün değildir. Büyük Taarruz 26 Ağustosta başladı ve toplam 14 günde düşmanı 9 Eylül 1922'de İzmir’de denize döküldükten sonra, Çanakkale, Balıkesir, Bursa, Kocaeli, İstanbul, Tekirdağ, Kırklareli, Edirne ve diğer yöreler tek kurşun atılmadan kurtarıldı.

Türk ordusu, 09 Eylül sonrası dinlenmeden kuzeye Bursa ve Çanakkale istikametine yönelmiştir. 16 Eylül’de Bandırma’ya girdi. Boğazları ve İstanbul’u elde tutmak isteyen Birleşik Krallık Başbakanı Lloyd George, General Harington’a Boğazları savunması emrini vermiştir. İngilizler Boğazlar bölgesinin tarafsız bölge olduğunu iddia ederek Türk ordusunun bölgeye girmesini savaş sebebi sayacaklarını ve karşılık vereceklerini ilan ettiler. Harrington, Mustafa Kemal ile telgraf başında yazışıyor ve Mustafa Kemal Paşa “hangi tarafsız bölge” sorusuna “Sevr Antlaşması” diye cevap gelince, Mustafa Kemal Paşa “Siz hala Sevr Antlaşması var mı sanıyorsunuz, biz onu çoktan çöplüğe attık” diye cevap verir[1]. Mustafa Kemal Paşa böyle bir tarafsız bölgeyi tanımadığını ifade ederek.  Türk Süvari Birliklerini, sözde tarafsız bölgedeki Ezine’ye gönderir[2].

15 Eylül 1922'de Daily Mail'de yayınlanan bir röportajda, Mustafa Kemal şunları söyledi: "Taleplerimiz Kurtuluş savaşımızda kazandığımız bu zaferden sonra değişmemiştir. Biz Küçük Asya’yı (Anadolu’yu),  Meriç nehrine kadar Trakya'yı ve başkentimiz İstanbul’a sahip olacağız. Aksi halde ordumla İstanbul üzerine yürümek zorunda kalacağım ki bu sadece birkaç günlük bir harekâttır. Ben, bu toprakları, yapılacak görüşmelerle elde etmeyi tercih ederim. Ancak, takdir edersiniz ki, bunun için sonsuza kadar bekleyemem.

Bu girişim üzerine, Fransız ve İtalyanlar askerlerini Gelibolu tarafına çekmiş İngilizler, Türk ordusuna karşı tek başlarına kalmışlardı. Tarihe Çanak (Chanak) Krizi olarak giren, Türkiye ve Birleşik Krallık arasında Gelibolu’dan sonra ikinci bir harbi başlatacak krizi başladı. General Harrington, ilerleyen Türk birliklerine Başbakanın emrine rağmen ateş açtırmadı ve görüşmelerin başlamasını sağladı. Görüşme teklifinin yapıldığı o gün, dünyanın Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümetini kabul ettiği ve Mondros mütarekesini, Sevr Antlaşmasını tarihin derinliklerine gömdüğü gündür.

Gazi Mustafa Kemal Paşa, mütareke görüşmelerine savaşta yenik düşmüş işgalci Yunanların katılmasını istemedi, mütareke sadece geri kalan işgalcilerle yapılacaktı.

Yunan delegesi açıktaki İngiliz gemisinde bekledi. Onları bu maceraya sürükleyen İngilizler nasıl olsa onlara bir pay koparırdı. Geçmişte hep böyle olmuştu çünkü. Hiçbir zaferlerini tek başlarına kazanmadıkları gibi, yenilgilerinde dahi hep toprak kazanmışlardı. Ama bu defa öyle olmayacaktı. 03 Ekim 1922 günü toplanan Mudanya Mütarekesi ana maddelerde anlaşamayınca dağılmıştır.

Bunun üzerine, bir bölük Türk askeri İngiliz cephelerine doğru yürüyüşe geçirilir. Türk Birliği, İngiliz savunma hatlarının önlerine kadar yürümüştür. İngilizler, tüfekleri dipçikleri yukarı, namluları aşağı gelecek şekilde asılmış tören nizamında yürüyen birliğe, Başbakan’ın emrine rağmen ateş edememişlerdir[3]. Verilen mesaj çok nettir. “Ülkemizin egemenliğine ve bağımsızlığına sahip çıkacağız, gerekirse savaşırız ancak ilk ateş eden biz olmayacağız”.

Tekrar toplanan Mudanya Mütarekesi, TBMM Hükümetinin isteklerine uygun olarak 11 Ekim’de imzalanmıştır. Sonucunda, Çanakkale, Balıkesir, Bursa, Kocaeli, İstanbul ve Trakya tek kurşun atılmadan, tek şehit vermeden egemenliğimiz altına alınmıştır. Yunanlara sadece 15 gün süre verilerek Bursa, Kocaeli ve Meriç nehrine kadar olan Trakya’yı boşaltmaları sağlanmıştır. Bu nedenle Tekirdağ’ın kurtuluşu 13 Kasım, Edirne’nin kurtuluşu 24 Kasım 1922’dir. Bu hezimet sonrası, Yunan hayranı Lloyd George Hükümeti bir gensoruyla düşürülmüştür.

19 Ekim günü, Yunanı İzmir’de denize döktükten 40 gün sonra General Refet Bele Komutanlığında jandarma-asayiş görevlerini yerine getirmek üzere 8.000 kişilik Türk Ordusu İstanbul’a girmiş ve Trakya illerine yerleştirilmiştir.

Mudanya Mütarekesi, TBMM hükümetinin en başarılı diplomatik zaferlerinden birisidir.

 

 

[1] Dr. Mustafa ÇULÇU http://www.atam.gov.tr/dergi/sayi-45/canakkale-krizi-ve-lloyd-georgeun-iktidardan-dusmesi-eylul-ekim-1922

[2] Doğan Avcıoğlu, Milli Kurtuluş Tarihi, 1838-1995, İstanbul Matbaası, İstanbul, 1974, ss.191-192

[3] Uğur Dündar, Atatürk’ün strateji dehasını belgeleyen bu olayı biliyor musunuz?..31 Ekim 2018,  https://www.sozcu.com.tr/2018/yazarlar/ugur-dundar/ataturkun-strateji-dehasini-belgeleyen-bu-olayi-biliyor-musunuz-2710987/

 

1929-30 bunalımı bilindiği gibi dünya ekonomilerini, ikinci dünya savaşı sonrasına kadar yüksek koruma duvarları arkasına itmişti.  Savaşın bitmesinden hemen sonra, mağlup veya galip fark etmeksizin ülkeler aralarında anlaşarak dünya ticaretinin gelişmesini engelleyen kota, kısıtlama ve tarifeleri azaltmaya karar verdiklerinde, bir işbirliği iklimi yaratıldı.

Arap Baharı olarak adlandırılan sürecin son ayağı olarak görülebilecek Suriye’deki demokrasi ve hak arayışı adına yapılan sokak gösterileri, kısa bir sürede yerini iç savaşa bıraktı.

Özet

Türkiye’nin Karadenizdeki doğalgaz keşfi ve bunu kendi imkanları ile gerçekleştirmesi münhasır ekonomik bölgelere sahip olan ancak arama ve çıkarma faaliyetleri için dünya enerji devlerine ihtiyaç duyan ülkeler için heyecan yaratan bir gelişme olarak değerlendirilmiştir.

Genel Durum

Covid-19 salgını nedeniyle ortaya çıkan izolasyon durumu, pek çok alanda olduğu gibi kitlesel bir arada bulunmanın en yoğun olduğu eğitim alanında da yeni düzenlemeleri zorunlu kılıyor.

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsünün düzenlediği “Geçici Koruma Altındaki (GKA) Suriyelilere" Yönelik Türkiye'deki Toplumsal Bakış Bilgi Anketi” sonuçlandı.

İnternet üzerinden anonim bir şekilde gerçekleştirilen ankete 2 bin 321 kişi katıldı; Türk halkı GKA Suriyelilerin geldikleri ülkeye geri dönmeleri konusunda, % 89,4 ile kesinlikle evet dönmeli, % 1,9 kesinlikle hayır dönmemeli, % 3,6 fark etmez dedi.

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü Başkanı Emekli SG Kur. Alb. Mehmet Zeki BODUR ankete ilişkin yaptığı değerlendirmede, anketin amacının ülkemizde bulunan “Geçici Koruma Altındaki (GKA) Suriyeliler” hakkında toplumun ne düşündüğüne yönelik sağlıklı sayısal verilere dayalı bilgi edinmek ve buna istinaden objektif tespitler ortaya koyarak yine bunlara uygun stratejiler geliştirmek olduğunu açıkladı.

Anketin gerek sosyal medyada paylaşıldığını, gerekse özellikle GKA Suriyelilerin yoğun olarak bulunduğu şehirlerde bulunan sivil toplum örgütlerine gönderdiklerini belirten Enstitü Başkanı, bu kapsamda toplumun her kesiminden; her sosyoekonomik gruptan, her bölgeden, her yaş ve eğitim grubundan insanların ankete katılımın sağlandığını da ifade etti.

Anketten elde edilen ilk değerlendirmeye göre, “Ülkemizdeki GKA Suriyeliler geldikleri ülkeye geri dönmeliler” sorusuna Türk halkının % 89,4’ü “kesinlikle evet” dönmelerini istemektedir. Bu sonuçlara “evet dönmeli” sonucu da ilave edildiğinde % 93,7 oranında dönmelerini istediği görülmektedir. Buna göre Türk halkının ezici bir çoğunluğunu ülkemizde bulunan GKA Suriyelilerin ülkelerine dönmelerini istediğini açık olarak ifade etmektedir.

Anket sonucunda çıkan bu oran, geçtiğimiz günlerde kamuoyuna verilmeye çalışılan Türk halkının GKA Suriyelilerin geri dönmeyeceğini düşündüğü algısını çürütür niteliktedir.

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü’nün gerçekleştirdiği anket çalışmasının sonuçlarına göre Türk halkının ezici bir çoğunluğunun ülkemizde bulunan GKA Suriyelilerin kendi ülkelerine dönmelerini istediği görülmektedir.

Anketten çıkan diğer sonuçlarda Türk halkının GKA Suriyelileri ekonomik, güvenlik ve kültürel alanda tehdit olarak gördüğünü ortaya çıkarmıştır. Ayrıca Suriyelilerin sizin ve ailenizin maddi durumunu olumsuz etkilediğini düşünüp düşünmediklerine verilen cevaplarda % 78,8 ile olumsuz etkilediğini düşündüklerini, % 15,2 ile olumsuz etkilenmediklerini ifade etmişlerdir.

Ülkemizdeki Suriyelilerin ne zaman dönmeleri gerektiği konusunda verilen cevaplara bakıldığında % 78 oranında ivedilikle dönmeleri istenmektedir. Bunu % 19,2 ile Suriye’de istikrar tesis edilince cevabı izlemiştir. Ancak burada dikkat edilmesi gereken diğer bir husus geri dönmemelerine yönelik cevapların yok denecek kadar az olduğudur.

Türk halkına ülkemizdeki GKA Suriyelilerin neden kendi ülkelerine dönmesi gerektiğini düşündüklerini sorduğumuzda, en yüksek oranda güvenlik (% 72,3), ekonomik (%72,1) ve demografik sebepler (%69) ile toplumsal uyum sorunu (%68,2) ön plana çıkmıştır. Bunları kültürel sebepler ve siyasi sebepler izlemiştir.

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü Başkanı Mehmet Zeki BODUR, sonuç olarak Türk halkının büyük bir çoğunluğunun GKA Suriyelilerin bir an önce ülkelerine dönmelerini istediğini, anketten elde edilen sonuçların SPSS analiz programı ile daha detaylı olarak analiz edileceğini konuya ilişkin elde edilen sonuçların rapor halinde kamuoyu ile paylaşılacağını da açıkladı.

Bahse konu ankete 2 bin 321 kişi katıldı; GKA  Suriyelilerin geldikleri ülkeye geri dönmelerine ilişkin sorulan soruya Türk halkı % 89,4 ile kesinlikle evet, % 4,3 evet cevabını verirken, % 1,9 kesinlikle hayır, % 0,8 hayır cevabını, % 3,6 fark etmez cevabını verdi.

Ankete katılanlara sorulan “GKA Suriyeliler ne zaman geri dönmeli?” sorusuna , % 78’si ivedilikle; % 19,2’si geldikleri ülkede istikrar tesis edilince, % 0,6’sı hiçbir zaman olarak cevapladı.

Ülkemizdeki GKA Suriyelilerin neden kendi ülkelerine dönmesi gerektiği hakkındaki soruya     % 72.3 güvenlik sebeplerini, % 72.1 ekonomik sebepleri, % 69 demografik sebepleri en öncelikli sebepler arasında görmüştür. Bu soruda Suriye’ye dönmelerini istemem diyenlerin oranı % 3,5 olarak tespit edilmiştir.

İŞTE SORULAR VE YANITLARI

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü tarafından vatandaşların “Geçici Koruma Altındaki Suriyelilere" Yönelik Türkiye'deki Toplumsal bakışını değerlendirebilmek için Bilgi Anketi düzenledi. Googleweb anket sitesi üzerinden cevaplanan ankette, GKA Suriyelilere ait ilgili 30 soru soruldu.

Ankete 2 bin 321 kişi katıldı. Suriyelilerin geldikleri ülkeye geri dönmeleri konusunda ankete katılanların, % 89,4 ile kesinlikle evet, % 4,3 evet cevabını verirken, % 1,9 kesinlikle hayır, % 0,8 hayır cevabını, % 3,6 fark etmez seçeneğini işaretledi.

Geçici Koruma Altındaki Suriyelilere" Yönelik Türkiye'deki Toplumsal Bakış Bilgi Anketinde sorulan sorular ve verilen cevaplar şöyle:

Ülkemizdeki GKA Suriyeliler geldikleri ülkeye geri dönmeliler. 

Bu soruyu 2312 kişi cevapladı; % 89,4’ü “kesinlikle evet” dönmelerini istemektedir. Bu sonuçlara evet dönmeli sonucu da ilave edildiğinde % 93,7 oranında dönmelerini istediği görülmektedir. Buna karşın kesinlikle dönmelerini istemeyenlerin yüzdesi % 1,9 olarak tespit edilmiştir. Buna göre Türk halkının ezici bir çoğunluğunu ülkemizde bulunan GKA Suriyelilerin ülkelerine dönmelerini istediğini açık olarak ifade etmektedir.

Ülkemizdeki GKA Suriyeliler sizce ne zaman geri dönmeli? 

Ülkemizdeki Suriyelilerin ne zaman dönmeleri gerektiği konusunda verilen cevaplara bakıldığında % 78 oranında ivedilikle dönmeleri istenmektedir. Bunu % 19,2 ile Suriye’de istikrar tesis edilince cevabı izlemiştir.

Ancak burada dikkat edilmesi gereken diğer bir husus geri dönmemelerine yönelik cevapların yok denecek kadar az olduğudur.

Ülkemizdeki GKA Suriyelilerin neden kendi ülkelerine dönmesi gerektiğini düşünüyorsunuz? (Birden fazla maddeyi işaretleyebilirsiniz) 

Ülkemizdeki GKA Suriyelilerin neden kendi ülkelerine dönmesi gerektiğini düşündüklerini sorduğumuzda en yüksek oranda güvenlik (% 72,3), ekonomik (%72,1) ve demografik sebepler (%69) ile toplumsal uyum sorunu (%68,2) ön plana çıkmıştır. Bunları kültürel sebepler ve siyasi sebepler izlemiştir.

Ülkemizdeki GKA Suriyeliler için geri dönüş süreci hangi koşullarda olmalı? (Birden fazla maddeyi işaretleyebilirsiniz) 

Suriyeliler için geri dönüş süreci hangi koşullarda olmalı sorusuna 2313 kişi cevap vermiştir. Bu soruya verilen cevaplarda öncelikle % 58,1 ile Beşar Esad ile Türkiye arasında görüşme-anlaşma sonrasında varılacak mutabakat kapsamında dönmeleri istenmektedir.

Bunu % 42,3 ile “Güvenli Bölge tesis edilip Türkiye tarafından dönmeleri temin edildiğinde” cevabı izlemiştir.

Uluslararası barış gücü ve BM kontrolünde dönüş müşterek olarak düşünüldüğünde % 52,3‘e ulaştığı da görülmektedir.

Ülkemizdeki GKA Suriyeliler Suriye'de güvenli bölge oluşturulursa geri dönmeli mi? 

Bu soruyu 2313 kişi cevapladı. Türk halkının % 95,6 gibi ezici bir çoğunlukla Suriye’de güvenli bölge oluşturulunca geri gönderilmelerini desteklemektedir.

Ülkemizdeki GKA Suriyelilerin hangi durumda GÖNÜLLÜ dönmesini istersiniz? 

Türk halkının gönüllü Suriyelilerin, öncelikle % 63,6 ile gönüllülük esasına bakılmadan dönmelerini istediği, bunu % 14,9 ile güvenli bölge oluşturulunca dönmelerini istediği, % 11,8 ‘in ise Başar Esat ile anlaşma sağlanarak dönmelerini istediği tespit edilmiştir. Bu durumda her ne durumda olunursa olunsun büyük bir çoğunluk ülkelerindeki iç savaş bittiğinde bu insanların gönüllü olup olmadıklarına bakılmaksızın ülkelerine dönmelerini istediği anlaşılmaktadır.

Ülkemizdeki GKA Suriyelilerin geri dönüş sürecinde Türkiye tarafından maddi destek sağlanmalı mı? 

Geri dönüşü özendirmek için Türkiye’nin maddi destek sağlayıp sağlamayacağına dair cevaplarda % 55,4 ile kesinlikle maddi destek sağlanmaması gerektiği, buna karşın % 7,4 oranında ise kesinlikle maddi destek sağlanması istenmektedir. Bu konuda gelen veriler sağlanmamalı olarak değerlendirilen % 17,1 ile birlikte düşünüldüğünde, % 72,5 oranında GKA Suriyelilere ülkelerine giderken maddi destek sağlanmaması gerektiğini düşünmektedir.

Ülkemizdeki GKA Suriyelilerin neden Türkiye’de kalmasını istersiniz? (Birden fazla maddeyi işaretleyebilirsiniz) 

Ülkemizdeki Suriyelilerin kalmalarının neden istediği sorulduğunda kalmalarının istenmediği ön plana çıkmakla beraber, % 8,7’si vicdan ve merhamet duygusu ile kalmalarını istediği, bunu % 2,9 ile dini yakınlığın takip ettiği, % 1,6’sının ise ekonomik avantaj sağlayacağını düşündüğü tespit edilmiştir.

Ülkemizdeki GKA Suriyelilerin ülkemizin ekonomisi için bir tehdit olduğunu düşünüyor musunuz? 

Suriyelilerin ülke ekonomisi için tehdit olarak görülüp görülmediğine ilişkin verilen cevaplarda, % 91,7 ile tehdit olarak algılandığı ortaya çıkmıştır. Bu durum Türk halkının ekonominin bozulmasında Suriyelilerin katkısının olduğunu düşündüğünü göstermektedir.

Ülkemizdeki GKA Suriyelilerin ülkemizin güvenliği için bir tehdit olduğunu düşünüyor musunuz? 

Ülkemizdeki GKA Suriyelilerin ülkemizin güvenliği için bir tehdit oluşturup oluşturmadığına ilişkin soruya Türk halkının % 93,5 ‘lik bir ezici çoğunluğu tehdit oluşturduğunu ifade etmişlerdir.

Ülkemizdeki GKA Suriyeliler ülkemizin kültürü için bir tehdit oluşturmaktadır? 

GKA Suriyeliler ülkemizin kültürü için bir tehdit mi? sorusuna % 83,7 ile kesinlikle bir tehdit olarak görüldüğü ortaya çıkmıştır. Bu durum Türk insanının Suriyelileri kültürleri açısından da bir tehdit olarak gördüklerini, kültürel bir bozulmadan korktuklarını ortaya koymaktadır.

Ülkemizdeki GKA Suriyelilerin sizin ve ailenizin maddi durumunu olumsuz etkilediğini düşünüyor musunuz? 

GKA Suriyelilerin sizin ve ailenizin maddi durumunu olumsuz etkilediğini düşünüp düşünmediklerine verilen cevaplarda % 78,8 ile olumsuz etkilediğini düşündüklerini, % 15,2 ile olumsuz etkilenmediklerini ifade etmişlerdir. Ancak genel anlamda olumsuz etkilendiği açık olarak görülmektedir.

Hükümetin ülkemizdeki GKA Suriyelilere Türk vatandaşlarına davrandığından daha iyi davrandığını düşünüyor musunuz? 

Türk toplumunda genel olarak algılanan şekli ile Hükümetin ülkemizdeki GKA Suriyelilere Türk vatandaşlarına davrandığından daha iyi davrandığını düşünüyor musunuz? Sorusuna verilen cevaplarda % 76,3 ile kesinlikle evet cevabı çıkmış bu durum Türk halkında genel olarak Suriyelilere kendisinden daha iyi davranıldığı izleniminde olduğunun ortaya çıktığı görülmektedir.

Ülkemizdeki GKA Suriyelileri nitelemek için aşağıdaki özelliklerden hangisini seçerdiniz? 

Ülkemizdeki GKA Suriyelileri nitelemek için hangi özellikleri seçersiniz sorusuna Türk halkının genel olarak Suriyelileri, öncelikle % 72,8 ile uyumsuz, % 69,2 ile suça yatkın, % 53,2 ile de kavgacı olarak gördüklerini ortaya çıkarmıştır. Buna karşın Suriyeliler konusunda genel olarak tembel oldukları, güvenilir ve medeni olmadıkları gibi düşünce de bulunmaktadır.

Sonuç itibariyle iç savaştan bu yana geçen 9 senenin ardından, her kesimden TÜRK VATANDAŞININ ÇOK EZİCİ ÇOĞUNLUĞU, SURİYELİ SIĞINMACILARIN BİR AN ÖNCE VATANLARINA GERİ DÖNMESİNİ İSTEMEKTE, MEVCUT GÖÇ POLİTİKASINA KARŞI TEPKİ DUYMAKTADIR.

Bu anket, son günlerde ülkemiz kamuoyunda yaratılmaya çalışılan “Suriyeliler Dönmeyecekalgısının yanlış olduğunu göstermesi açısından önemli birçok sonuçla karşımıza çıkmaktadır.

                 

 

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody's“Türkiye'nin kredi notunu” B1'den B2'ye indirdi ve “görünüm değerlendirmesini” de, mali ölçümlerin beklenenden daha hızlı kötüleşebileceğini kaydederek "negatif"te bıraktı[1]

Çin’in 2019 itibarı ile toplam Gayrisafi Yurt içi Hasılası 14 trilyon dolar olarak ilan ediliyordu(satın alma gücü paritesi ile 27 trilyon dolar).  Salgının ufkunu karartmasına izin vermedi. Rakamlarda hesap oyunu da pek yapmadı, saklamadı, gizlemedi.

Bugünlerde gerek Libya ve Suriye, gerekse Türkiye’nin Akdeniz’de geçen yılın son iki ayında ilan edip onadığı Libya-Türkiye Deniz Sınır Anlaşması ve doğal gaz aramaları yine çok taraflı müzakerelerin gündeminde.

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR