18 Mart… Topraklarımızı işgal edip paylaşmak üzere üşüşen yedi düvelin emperyalist güçlerin Çanakkale’nin geçilemeyeceğini anladıkları Çanakkale Deniz Zaferinin yıl dönümü. Bu yıl 104. yılını kutluyoruz diyeceğim ama ne kadar kutluyoruz, deniz zaferinin ne kadar farkındayız soru işareti.

Bütün dünya 15 Mart 2019 günü; Yeni Zelanda’da Cuma namazı kılmak üzere bir araya gelen cemaate yönelik iki camiye birden yapılan silahlı saldırı olayı ile birlikte irkilmiştir. Saldırı sonucu, 49 kişinin hayatını kaybettiği ve 48 kişinin yaralandığı bu olayı; terörist(ler)in eylem anını sosyal medya üzerinden canlı yayın yapmak suretiyleve canice gerçekleştirdikleri belirlenmiştir.

Fosil kaynakların kullanımı sonucu ortaya çıkan küresel ısınmanın önlenmesi ve bu kaynakların sınırlı oluşu bakımından endüstriyel olarak nükleer fisyon enerjisi ön plana çıkmaktadır.

Dış politikada hayra alamet olmayan adeta fırtına öncesi bir sessizlik var.

Bunun bir nedeni Türkiye’nin içe gömülmesi, 31 Mart’taki yerel seçimlere odaklanması. Önceki günkü yazımızda da söylediğimiz gibi iktidar sanal beka sorunu gibi, terör ittifakı gibi söylemlerle genel seçim havasında süreci götürse de dış politikadaki sorunların yakınından uzağından geçmeyen hamasi söylemleri seçim meydanlarında sıklıkla kullanıyor.

20'inci yüzyıl irili, ufaklı pek çok savaşın yanında 2 büyük dünya savaşının yer aldığı bir yüzyıl oldu. Tarihin gördüğü en korkunç —ölümleri en fazla arttıran— savaş araçları da bu yüzyılda geliştirildi. Tanklar, Savaş Uçakları, Napalm gibi araçlar ve tabi ki Nükleer Bombalar.

Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran Atatürk'ün Ortadoğu politikası hayale ve hamasete değil, yalın gerçeklere ve ulusal çıkarlara dayalıydı. Atatürk, Cumhuriyet döneminde Türkiye'nin yönünü ileriye,çağdaş uygarlığın üstüne çıkmaya çevirmiş olmasına rağmen İslam dünyasıyla da iyi ilişkilerini sürdürmüştür. 

Tarihin en ünlü askeri stratejistlerinden Sun Tzu 2500 yıl önce savaşın temelinde hilenin olduğunu söylemiştir. Mitoloji ve strateji ile ilgilenenlerin çok iyi bildiği Truva Atı da savaşlar tarihinin en zeki savaş hilelerinden biri olarak yerini almıştır.

Beka, kelime anlamı itibarı ile ‘var olmak’, ‘yaşamını devam ettirebilmek’ anlamında kullanılan bir kabiliyettir. Bir ülkenin bekasına yönelik bir tehdit denildiğinde genellikle topraklarının tamamının veya bir kısmına yönelik tehlikenin varlığı ve egemenlik sorunları anlaşılır.

Net hata ve noksan kalemini bir efsane olarak adlandırıyorum. Çünkü efsane kelimesi farklı şekillerde tanımlansa da en yaygın kullanışı, “halk arasında nesilden nesile aktarılmış ve doğruluğu tartışılır hikayeler” şeklindedir. Ödemeler bilançosunda yer alan net hata ve noksan kalemi de nasıl oluştuğu konusunda tam fikir birliğine varılsa da tam olarak açıklanamayan ve tartışılan bir efsaneye dönüşmektedir.

“Memleketimiz, şu iki şeyin memleketidir: Biri çiftçi, diğeri asker. Biz çok iyi çiftçi ve çok iyi asker yetiştiren bir milletiz. İyi çiftçi yetiştirdik; çünkü topraklarımız çoktur. İyi asker yetiştirdik; çünkü o topraklara göz diken düşmanlar fazladır. Bundan sonra da daha iyi çiftçi ve daha iyi asker olacağız. Ama bundan sonra asker oluşumuz, artık eskisi gibi başkalarının tutkusu, şan ve şöhreti, keyfi için değil, yalnız ve yalnız bu aziz topraklarımızı korumak içindir.” 

Vatan ve Hürriyet Cemiyetinden günümüze Türk subayın ülkesinin karşılaştığı sorunlar karşısındaki arayışının incelendiği makaleye pdf dokümanı indirerek ulaşabilirsiniz.

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Cahit Armağan Dilek   - 18-03-2019

18 Mart; Unutulan Deniz Zaferi ve Mavi Vatan

18 Mart… Topraklarımızı işgal edip paylaşmak üzere üşüşen yedi düvelin emperyalist güçlerin Çanakkale’nin geçilemeyeceğini anladıkları Çanakkale Deniz Zaferinin yıl dönümü. Bu yıl 104. yılını kutluyoruz diyeceğim ama ne kadar kutluyoruz, deniz zaferinin ne kadar fark...