Türkiye yerel seçimlere giderken Erdoğan yönetimi ve oraya yakın medya Türkiye’nin içeride ve dışarıda başarıdan başarıya koştuğunu anlatsa da gerçeğin böyle olmadığını gösteren sayısıyız haber ve gelişme önümüzde duruyor.

Fırat Nehri batısında muhalif grupların kontrolü altında kalan son bölge olan İdlib’de konuşlu silahlı gruplar arasında 2019 yılının ilk günlerinden itibaren şiddetli çatışmalar yaşanıyor. İdlib’de yaşanan çatışmalarla ilgili olarak açık kaynaklarda;

2018’de Türkiye’de çok şey oldu. Başka ülkelerin 10-20 yılda yaşayacaklarını bir yılda yaşadık. 2018’in en önemli olayı aslında Türkiye’nin 1946’daki çok partili demokratik hayatın ilk seçimlerinden sonraki tüm sürecin de en önemli olayı. Çünkü 24 Haziran seçimleriyle birlikte Türkiye’nin yönetim sistemi diğer bir ifadeyle rejimi değişti.

Cumartesi günkü yazımda Suriye’de planlanan senaryoyu bir sonraki yazımda yazacağımı ifade etmiş, Trump’ın kararının ve sonrasındaki gelişmelerin Türkiye’nin Fırat’ın doğusuna operasyonunun önünü kapattığını belirterek bitirmiştim.

ABD’nin Çekilmesi, ‘Yeni Bir Güvenlik Mimarisinin’ Habercisi mi?

Türkiye’nin Fırat’ın doğusuna harekât yapacağı beklentisi devam ederken, ABD, sürpriz bir hamleyle; “ABD askerlerinin Suriye’den çekileceğini”[[i]]açıklaması, dünyadaki ve özellikle Ortadoğu bölgesindeki ülkelerin, ‘bu olayın kendi güvenliklerini ne kadar etkileyebileceği ve izlenmesi gereken stratejinin ne olması gerektiği’ üzerinde düşünmeye sevk etmiştir.

ABD’nin Suriye’de ABD ve İsrail’in çıkarlarını korumak maksadıyla bölgenin yeniden şekillendirilmesine yönelik olarak bu alanda büyük miktarlarda yatırım yapmıştır.

Türkiye’de değişen anayasayla birlikte oluşan yeni rejimde kurumsal karar sürecinin de ortadan kaldırıldığını ve tek noktadan gelen talimatlara bağlı bir yönetim anlayışının hayata geçtiğini görüyoruz. Doğrudan kendisiyle ilgili konulardaki karar süreçlerinde bile TSK’nın varlığını hissedemiyoruz, göremiyoruz.

Diplomatik Girişimler Sonuçsuz Kalmış,Bıçak Kemiğe Dayanmıştır

PKK terör örgütünün kurulduğundan beri, Irak’ın kuzeyinde Türkiye için var olan terör tehdidi, Suriye iç savaşı ile birlikte Kuzey Suriye’de terör örgütünün gelişmesi ve bu örgütün ABD başta olmak üzere koalisyon güçlerince desteklenmesi sonrasında, Suriye üzerinden güney sınırlarımızıda tehdit eder hale gelmiştir.

Afrika Kıtası’nın en bilinen ülkelerinden olan Fas denilince, Kazablanka’nın ile birlikte akıllara ilk gelen şehirlerden biride Marakeş’tir. Berberi dilinde “Tanrının Ülkesi” anlamına gelen Marakeş, bulunduğumuz ayın ortalarına doğru yüzyılın en önemli problemlerinden biri olan göç konusunda uluslararası bir mutabakata ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor.

ABD Savunma Bakanı Mattis’in açıkladığı Türkiye-Suriye sınırında gözlem noktaları kurma kararı Suriye savaş alanında yeni bir safhaya geçildiğini gösteriyor.

ABD ve Koalisyon Ortakları, Suriye’de Hiç Bir Zaman Samimi Olmamışlardır 

Türkiye, Suriye iç savaşının başlangıcından itibaren; Suriye’nin kuzeyinde gelişen tehditlere karşı gerek askeri ve siyasi alanda, gerekse uluslararası alanda alınması gereken tedbirlere ilişkin olarak,çok sayıda girişimlerde bulunmuş ve bu kapsamda; Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekâtı ile İdlib bölgesinde silahsızlandırma faaliyeti çerçevesinde gözlem noktaları tesis etmiştir.

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Muhittin Ziya Gözler   - 25-03-2019

DENİZLERİMİZE NE KADAR HÂKİMİZ?

Türkiye 2018 yılı dış ticaretinin % 89’nu deniz yoluyla, ihracatının %39,2’sini, ithalatının %28,8’ini Akdeniz, ihracatının %20’sini ve ithalatının %18’inin Adalar Denizi (Ege Denizi) yoluyla  gerçekleştirdiği, 1980 yılında 22,9 milyon ton olan deniz dış ticaret yükü...