Şeyl Gaz Gerçeği

Yazan  13 Mart 2014

BP 2013 Dünya Enerji Raporuna göre Rusya 32.9 trilyon m3 doğalgaz, 11.9 milyar ton petrol ve 157.010 milyon ton kömür rezervleriyle dünyanın en zengin enerji kaynaklarına sahip ülke olarak belirlenmiştir. Rusya’yı 33.6 trilyon m3 doğalgaz, 21.6 milyar ton petrol ve 10 (30) milyar ton kömür rezervleri ile İran ve 5.6 trilyon m3 doğalgaz, 46.5 milyar ton petrol ve az miktardaki kömür rezervleriyle (479 milyon ton) Venezuela takip etmektedir. ABD 8.5 trilyon m3 doğalgaz, 4.2 milyar ton petrol ve 237.295 milyon ton kömür, Çin 3.1 trilyon m3 doğalgaz, 2.4 milyar ton petrol ve 114.500 milyon ton kömür rezervlerine sahiptir(Türkiye’nin 6.84 milyar m3doğalgaz, 43.2 milyon ton petrol ve 13.500 milyon ton kömür rezervi bulunmaktadır). Ancak, son yıllarda ABD’nin şeyl gaz konusunda yaptığı çalışmalar müspet neticeler vermiş ve bugün için ülkede doğalgazın %25’ini şeyl gazdan üretir hale gelmiştir. (Ş.1)

 

(Ş.1 Kaynak: EIA/ARI-2013                           

Şekilde görüldüğü gibi dünya şeyl gaz rezervi 7.795 trilyon feet küptür (220.500 milyar m3, dünya doğalgaz rezervi ise 187.300 milyar m3). ABD’nin kazanılabilir teknik şeyl gaz rezervi şimdilik 1.161 triyon feet küptür (32.800 milyar m3). Şeyl gaz rezervlerinin böylesine artış göstermesinden ötürü, ABD hem enerji kaynaklarının zenginliği hem de ekonomik ve siyasi güç bakımından Rusya’nın tahtını sarsmaya başlamıştır. ABD’nin 2010 yılı doğalgaz tüketimi 683.4 milyar m3’tür. ABD’nin yeni rezervler bulunmadığı takdirde bile 40-50 yıl yetecek şeyl gaz rezervi bulunmaktadır(2010 yılında Rusya 414.1, Çin 109, Japonya 94.5, Kanada 93.8, İngiltere 93.8, Almanya 81.3, Türkiye 37.4 milyar m3 doğalgaz kullanmıştır). IEA’nın tahminlerine göre dünya doğalgaz rezervlerinin altmış yıllık bir ömrü kalmıştır. Ancak şeyl gaz rezervleri bu ömrü iki yüz elli yıla çıkarmıştır. Bilindiği üzere doğalgaz bir fosil yakıt olmasına rağmen, düşük karbon emisyonu salmasından ve yüksek verimle kullanılmasından dolayı temiz ve güvenli bir enerji kaynağı olarak kabul edilmektedir. Bu sebeplerden ötürü daha temiz, güvenli ve çevreci bir enerji türü bulunmadığı sürece doğalgaz dünyada enerji kullanımında ön sıradaki yerini koruyacaktır. Ancak bu durum birçok ülkenin kendi kaynaklarını kullanamamasına ve dışa bağımlı hale gelmesine yol açmaktadır.  Konvansiyonel bir yakıt türü olan doğalgazın yanı sıra, üzerinde çok uzun süredir ciddi araştırmalar yapılan ve doğalgaz ile aynı özelliklere sahip olan şeyl gaz 2000’li yılların başından bu yana enerji kaynakları içinde yerini almıştır. Konvansiyonel (geleneksel) enerji yakıtları içinde yer alan petrol ve doğalgazın dışında, geleneksel olmayan üretim yöntemleriyle üretilen ve ankonvansiyonel (geleneksel olmayan) enerji kaynakları da bulunmaktadır. Bu kaynaklar, kömür gazı (coalbed methane), sıkıştırılmış petrol ve gaz (tight petrol and gas), petrollü şeyl (oil shale), şeyl gaz (shale gas) olarak bilinmektedir. Prof.Dr. İhsan Ketin Genel Jeoloji adlı kitabında şeyl ile ilgili şu bilgilere yer vermektedir: ’’Tortul kayaçlar (sedimanter) bileşimlerine göre dörde ayrılır. Bunların içinde esas elemanları bitkisel ve hayvansal planktonlar olan bitümlü karbonatlar içinde bitümlü şistler bulunmaktadır.’’  Prof. Dr. Orhan Kural Kömür adlı kitabında şunları yazmaktadır: ’’Bitümlü şist, bitümlü şeyl ve petrollü şeyl terimleri genellikle ince taneli ve yapraklı yapıda olan ve kerojen adlı organik madde içeren, ısıtıldığı zaman sentetik petrol ve gaz üretebilen tortul kayalar için kullanılır. Bitümlü şeyller petrol, kömür ve doğalgazın yanında dünya enerji kaynakları arasında önemli bir yer tutmaktadır.’’ Kısaca şeyl, kil, kalsit ve kuvars minerallerinden meydana gelmiş, sıkışmış ince taneli tortul kayaçlara verilen isimdir. Genelde Siluriyen (430 milyon yıl), Devoniyen (390 milyon) dönemlerinde (daha genç de olabilir) teşekkül etmiş olan petrol ve doğalgaz üzerlerindeki basıncın artmasıyla bulundukları kayaların içinden başka ortamlara göç ederler.  Ancak bir miktar petrol ve gaz bu yaşlı kayaçların içlerinde sıkışıp kalırlar, orada adeta hapsolurlar. İşte bu şeyl tabakaların içinde normal kapanlara göre daha küçük hacimler içinde kalmış ve pek hareket edemeyen bu hidrokarbonlara petrollü şeyl ve şeyl gaz adını vermekteyiz. Aşağıdaki harita dünya şeyl gaz dağılımını göstermektedir. (Ş.2)

(Ş.2 Kaynak: ekonomi.isbank.com.tr)

1821 yılında ABD’de New York eyaletinde ilk şeyl gaz üretiminin gerçekleştirilmesinden sonra, ABD bu konunun üzerine ciddi bir şekilde eğilmiş, yapılan çalışmalar sonrası 1970’li yıllara gelindiğinde petrol fiyatlarının giderek artması sonrası şeyl tabakaları içinde kalmış olabileceği tahmin edilen petrol ve doğalgaz aramalarına hız vermiş ve günümüzde dünyanın en çok şeyl gaz üretimi yapan ülkesi durumuna gelmiştir. 2000 yılında 0.39 Tcf olan üretim, 2010 yılında 4.87 Tcf’ye ulaşmış ve ABD doğalgaz üretiminin yaklaşık %25’ini şeyl gaz üretiminden karşılamaya başlamıştır. 2011 yılına dek dünyada konvansiyonel olmayan 15467 adet kuyu açılmıştır. Bu kuyuların 15240’ı ABD, 170’i Kanada, 15’i Arjantin, 15’i Avustralya, 8’i Almanya, 8’i Hollanda, 5’i Çin, 2’si Fransa, 2’si Meksika ve 2’si de Brezilya’da açılmıştır. Yapılan bu çalışmalara sonrası tespit edilmiş şeyl gaz rezervi 7795 Tcf’dir. (7.795.000.000.000 feet küp/220.500 milyar m3)

Hidrokarbon karışımı olan doğalgaz %70-90 metan gazı, %20 etan, propan, bütan ve eser miktarda karbondioksit, hidrojen sülfür, azot, helyum ve oksijen ihtiva etmektedir. Şeyl gazı da aynı kimyasal kompozisyondadır. Bilindiği gibi geleneksel doğalgaz ve petrol yer altına yapılan düşey sondajlar sonucunda kayalar içinde hapsolmuş hidrokarbon kapanlarına ulaşılması ile edilmektedir. Geleneksel olmayan kaynaklar için ise daha değişik yöntemler uygulanmaktadır. Şeyl gaz olabileceği düşünülen sahalarda: 1. Jeolojik ve jeofizik çalışmalarla yerin altındaki şeyl tabakalarının özellikleri tespit edilir, 2. Şeyl tabakalarının bulunduğu derinliğe düşey sondajla inilir, 3.Şeyl tabakası içinde yatay ilerleme yapılır ve bu tabaka içinde delikler açılır, 4. Açılan bu delikler içine su ve kum karışımı basınçla enjekte edilir. (Ş.3) 

   (Ş.3 Kaynak: ekonomi.isbank.com.tr)

Ana kayacın geçirgen bir özelliğe sahip olmamasından dolayı içinde hapsolan gazı serbest hale geçirmek için su ve kum karışımı basınçla enjekte edilmektedir. Bu işleme hidrolik çatlatma (hydro fracturing) denilmektedir. Çatlatma sıvısı olarak %98 oranında biyosidler, hidrolik asit ve diğer bazı kimyasallar ile %2 oranında da kum kullanılmaktadır. Yer altı sularının kirlenmemesi için bu karışım çelik borular içinde formasyonun içine enjekte edilmektedir. Ancak bu kimyasal karışım çatlatma işleminden sonra bir miktar yer altı sularına karışmaktadır. Ayrıca işlem sırasında bazı tabakaların kırılmaları sonrası depremler ve yer üstünde göçükler meydana geldiği ileri sürülmektedir (Bu noktada şu bilgiyi vermekte fayda görmekteyim. Uzun yıllardır Zonguldak kömür havzasında deniz seviyesinin yüzlerce metre altında kömür alındığında yer üstünde göçükler meydana gelir ve bazı yerleşim yerleri yıkılır. Buna tasman denilmektedir. Şayet ileride şeyl gaz rezervler tespit edilirse, karşımıza bu yönde bazı çevre meseleleri çıkarılabilir).

 TÜRKİYE’DE ŞEYL GAZ İMKÂNLARI

(Ş.4 Kaynak: ARI/2013) 

Ülkemizde bugüne dek sondajlarla tespit edilmiş, ispatlanmış bir şeyl gazı rezervi bulunmamaktadır. Ancak daha önceki yıllarda yapılmış jeolojik (MTA ve TPAO) çalışmalar sonrası GD Anadolu’da Dadaş (Siluriyen-Devoniyen), Trakya’da Hamitabat ve Mezardere (Eosen-Oligosen), Tuz Gölü Karapınar Yaylası (Paleosen), Doğu Anadolu Kömürlü (Oligo-Miyosen), Batı Karadeniz’de Çağlayan (Alt Kretase) ve Sivas Havzası’nda şeyli tabakalar tespit edilmiştir. (Ş.4,5) İşte bu şeyli tabakalarda şeyl oil ve şeyl gaz olabileceği tahmin edilmektedir.GD Anadolu’da Dadaş ve Bedinan Formasyonları Ortadoğu’da petrol ve doğalgaz çıkarılan formasyonlarla aynı yaş ve özelliktedirler. Bu bölgede yapılan yaklaşık 3000 sondajdan 100’e yakınında bu birimler kesilmiştir. Trakya’da yapılan 1000 sondajda yaklaşık 350’sinde de hidrokarbonlu Hamitabat ve Mezardere birimleri kesilmiştir. MTA ve TPAO’da çalışan jeologların, jeofizikçilerin ve üniversite görevlilerinin bu bölgelerdeki jeolojik formasyonlar ve bölgenin evrimi ile ilgili yaptıkları yazdıkları yüzlerce çalışma ve rapor bulunmaktadır.

    

 ( Ş.5. Kaynak:www.tpao.gov.tr)

TPAO’nın Shell, Transatlantic Petrolum ve Exxon ile bu bölgelerin bazılarında araştırmalara başlandığı bilinmektedir. Yapılan bu çalışmaların sondajlı ön çalışmalar olduğunu söyleyebiliriz. GD Anadolu ve Trakya’da bu çalışmalara öncelik verilmeli ve de Türk jeolog ve jeofizikçilerinin yapılacak araştırmalarda bizzat projelerin içinde yer alması sağlanmalıdır. Bazı araştırmacılar Türkiye’deki şeyl gaz rezervlerinin 13 trilyon m3 olduğunu ancak bunun 1.8 trilyon m3’nün üretilebileceğini ileri sürmektedirler. Diğer taraftan EIA/ARI Haziran 2013 raporunda Türkiye’de GD Anadolu’da Siluriyen-Devoniyen yaşlı denizel Dadaş Formasyonu’nda 129,8 Tcf riskli, kazanılabilir 17,1 Tcf, Trakya’da Eosen-Oligosen yaşlı Hamitabat ve Mezardere Formasyon’larında 33,6 Tcf riskli, kazanılabilir 6,4 Tcf şeyl gaz rezervi bulunduğunu bir tablo halinde açıklamaktadır. Bu tabloya göre iki bölgede bulunan kazanılabilir şeyl gaz rezervimiz 23,5 Tcf’tir. (yaklaşık 650 milyar m3). Yılda ortalama 50 milyar m3 doğalgaz tükettiğimiz dikkate alınırsa tahminen 12-13 yıllık bir rezerve sahip olduğumuz ortaya çıkmaktadır. Şayet 1.8 trilyon m3’lük bir rezerv var ise bu taktide de 40 yıllık bir rezervin olduğu ortaya çıkmaktadır. (Tablo.1)

 

         Table XXVI-1. Shale Gas Reservoir Properties and Resources of Turkey

      (Tablo.1 Kaynak: ARI/2013 

Ancak bu neticelere ulaşmak için daha çok erkendir. Böylesine tahmini rakamlar vererek toplumun şimdiden umutlandırılması yanlış olur. Çalışmalar sonrası ortaya konacak değerler açıklandığında daha rasyonel düşünme imkânı ortaya çıkacaktır. Bu konuda sebatla çalışmalara devam edilmelidir. Zira bir potansiyel olduğu gerçeğini unutmamak gerekir. Diğer taraftan bu bölgelerde riskli 93,7 milyar varil şeyl oil, kazanılabilir 4,66 milyar varil (yaklaşık 700 milyon ton) kazanılabilir şeyl oil rezervlerinden bahsedilmektedir.  Diğer taraftan MTA’nın bugüne dek yapmış olduğu çalışmalarda Çayırhan, Nallıhan, Göynük, Dodurga, Çeltek, Ulukışla, Burhaniye ve Seyitömer’de görünür+muhtemel 1,6 milyar ton şeyl oil rezervi bulunmuştur. Yine yapılan çalışmalar sonunda Konya-Ereğli ve Niğde-Bor Neojen Havzaları’nda 8 milyar ton petrollü şeyle rastlanmıştır (Kaynak MTA Doğal Kaynaklar ve Ekonomi Bülteni Sayı-9/Yıl 2010). Ülkemizde Üst Ordovisiyen-Silüriyen-Devoniyen yaşlı bütün formasyonların şeylli hidrokarbonlar açısından değerlendirilmesinde büyük fayda görmekteyim. Derik, Hazro, Hakkâri, Seydişehir-Hadim, Anamur-Silifke, Kozan-Feke, Babadağ ve Sultandağ, Araç-Tosya (Kastamonu-Amasya arası), Karaburun Yarımadası, İstanbul batısı Kocaeli-Zonguldak’taki Paleozoyik yaşlı bu formasyonlar ile bu yaştaki diğer sedimanların yeniden değerlendirilmesi çok önemli neticeler verebilir. Ülkemizin enerji kaynakları konusunda %72-75 oranında dışa bağımlı olduğu gerçeği, kendi enerji kaynaklarımızı harekete geçirmediğimiz sürece böyle devam edip gidecektir. Petrolde %93, doğalgazda %98 oranında bağımlılığın sona ereceği şimdilerde pek kolay görülmemektedir. Ancak karada ve denizde potansiyel hidrokarbon havzalarında yapılacak sondajlı çalışmalara TPAO’nın önderliğinde ve Türk mühendislerle birlikte yapılmasına devam edilmelidir. Bu konudaki bilimsel ve teknik çalışmalar yabancıların insafına terk edilmemelidir. Türk bilim adamları, mühendisleri, mimarları ve işçisi, devletin yol göstericiliğinde çağın en teknik ve bilimsel çalışmalarını yapabilecek güce erişmişlerdir. Burada önemli olan ülkeyi yönetenlerle çalışanların karşılıklı güven duygusudur. Rusya’nın doğalgazı, İran’ın petrolü ve nükleer çalışmaları, Çin’in üretime adeta el koyma tehdidi, Türkiye’yi hem iktisadi hem de siyasi bakımdan ciddi şekilde rahatsız ettiği bir vakıadır. ABD ve Kanada şeyl gaz, Avustralya kömür gazı konularında ciddi bir üretimle dünya enerji piyasalarını etkilemeye başlamışlardır. ABD’nin çok kısa bir süre sonra bugünkü doğalgaz fiyatlarının yarısı bir fiyatla şeyl gazı piyasaya sürdüğünde Rusya ciddi bir krizle karşı karşıya kalabilir ve dünyayı zora sokabilecek eylemlere girişebilir. Çin, Kanada, Endonezya, Arjantin ve Polonya şeyl gaz üretimlerini artırdıkları takdirde dışa bağımlılıkları azalacak bu durum dünya iktisadi ve siyasi hayatını da önemli şekilde etkileyecektir. Günümüzde Avrupa’da %1 civarında olan geleneksel olmayan gaz üretiminin, 2035’de %27’lere yükselmesi hedeflenmektedir. Mesela, Polonya her yıl kullandığı 15 milyar m3 civarındaki doğalgazın %60’ını Rusya’dan almaktadır. Yapılan çalışmalar neticesinde ülkede 800 milyar-2 trilyon m3 arasında bir şeyl gaz rezervinin olduğu tahmin edilmektedir. Çin’in şeyl gaz konusunda ciddi yatırımlar yaptığı bilinmektedir. Çin devlet şirketi Sinopec, şeyl gaz konusunda ciddi bir şirket olan ABD’nin Chesapeake şirketini almaya çalışmaktadır. Yine bir Çin şirketi olan Cnooc, bir Kanada şirketi olan Nexen’i satın alarak bu konuda dışa bağımlı kalmayacağının işaretlerini şimdiden vermektedir. Ülkeler böylesine ayakta kalma mücadelesi verirken Türkiye’nin bu karmakarışık ortamda haddinden fazla önem arz eden bu konuya bigâne kalmayacağını umut etmekteyim. 

   DEĞERLENDİRME

    Şeyl gaz ve petrol konusunda yapılacak yatırımlarda ve takip edilecek politikalarda temel bir noktanın gözden kaçırılmaması gerekmektedir. Asla hatırdan çıkarılmaması gereken bu temel nokta Türkiye’nin güvenliği ve toprak bütünlüğüdür. Güney Doğu Anadolu’daki oyunun sadece ve sadece kuru kuruya kurulacak bir Kürt Devleti olmadığı gerçeğini ülkeyi yönetenler acaba ne zaman anlayacaklardır? Kuzey Kürdistan Devleti kurulduğunda Türkiye’nin elinden 226.938 km2’lik (Doğu ve Güneydoğu Anadolu) bir toprak parçasının yanı sıra bölgenin bütün madenleri, su kaynakları, enerji santralleri, petrol ve gaz kaynakları, tarım alanları da çıkmış olacaktır. Yani, 1923’den bugüne dek, Türk toplumunun tırnakları ile kazandığı hakları ve alın teri gasp edilecektir. Türkiye’nin en önemli demir, bakır-kurşun-çinko, krom, manyezit, apatitli manyetit, fosfat, pomza, perlit, linyit ve asfaltitler, çimento ve tuğla-kiremit hammaddeleri, kaya tuzu gibi maden ve hammaddelerinin bu bölgede bulunduğu asla ve asla akıldan çıkarılmamalıdır. Ayrıca bölgede altın, molibden, barit, diyatomit, mermer, titanyum, ditsen, profillit cevherlerinin de bulunduğunu unutmamak gerekir. Diğer taraftan bölgede şeylli sedimanlarda var olduğu tahmin edilen ama bugün için potansiyel (riskli) 129,8 Tcf (3679 trilyon m3 ) şeyl gaz ve potansiyel (riskli) 91,3 milyar varil (13 milyar ton) petrol rezervi bulunmaktadır. Türkiye’nin bugünkü rezervleri ile kıyaslandığında iştah kabartan bir durum apaçık ortaya çıkmaktadır. Bu rezervler ortaya çıktığında Türkiye dünyanın en güçlü ülkesi haline gelebilecektir. Türkiye’nin mevcut toprakları ile birlikte etki alanı yaklaşık iki milyon km2’ye ulaşabilir.  Zira artık Türkiye’nin enerji meselesi kalmamaktadır. Bu bir hayal olarak görülebilir. Ancak bu potansiyel rezerv rakamlarını bizim dışımızdakiler ortaya koymuşlardır. Doğu-GD Anadolu Havzası, Irak ve Suriye’nin petrollü bölgeleriyle birlikte Kuzey İran bir büyük jeolojik havza olarak ele alınıp incelendiğinde ortaya çıkacak petrol ve gaz rezervinin büyüklüğü ülkemiz üzerine hangi oyunların oynanabileceğini açıkça gözler önüne sermektedir. Böyle bir durumda ülkemizin önüne iki yol çıkmaktadır. Birincisi, böylesine büyük bir proje ülkemize toprak kazandırabilir. Bu topraklar M.K. ATATÜRK’ün 30 Ocak 1923 tarihinde çizdiği Misak-ı Milli sınırı olabilir. ‘’İskenderun Körfezi Güneyinden Antakya’dan, Halep ile Katma İstasyonu arasında Carablus Köprüsü’nün güneyine Fırat nehrine ulaşır. Oradan Deyrizor iner oradan doğuya uzatılarak ve Musul, Kerkük ve Süleymaniye’yi içine alan bölge’’ (Harita.1) Bu toprakların alınması için yurtsever, kararlı, akıllı, cesur ve zarif bir dış politika izlemek gerekir. İkincisi, yukarıda bahsettiğim sebeplerden ötürü iştahı kabaran emperyalizm sözde bir Kürt Devleti kurdurarak bizden toprak çalınmasına ve Türkiye’nin bölünmesine yol açabilecek tehlikeli oyunların hızını daha da artırabilir. ABD ve dostlarının petrol rezervlerinin % 48,4’üne, doğalgaz rezervlerinin de % 43’üne sahip Ortadoğu’nun bu enerji kaynaklarına Türkiye üzerinden ve rezervleri de artırarak ulaşmak istedikleri ayan beyan ortadayken, Türkiye’de nema lazımcı politikalardan herhalde vazgeçecektir bu toz duman içinde…    

  (Harita.1 Atatürk’ün çizdiği Misak-ı Milli sınırları 30 Ocak 1923. Kaynak: Gazeteler)

NOT: Konvansiyonel enerji kaynaklarında kayaların içinde bulunan hidrokarbonlar dışarıya çıkarılır. Şeyl gaz ve petrollü şeyl ise şeyl dediğimiz sedimaların içinde bulunurlar ve onların içindeki hidrokarbonlardan elde edilirler. Bu sebeple şeylden çıkarılan gaza kaya gazı değil şeyl gazı denmektedir. Kaya gazı ifadesi teknik olarak yanlış bir ifadedir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Muhittin Ziya Gözler

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü
Enerji ve Enerji Güvenliği Araştırmaları Merkezi Başkanı

 

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Cahit Armağan Dilek   - 19-11-2019

Türkiye'ye Çifte Kuşatma

Türkiye'de, iktidarın kurumsal karar sürecini terk edip tek adamın kararlarına dayanan iç ve dış politikaları içeride iç cepheyi dağıttığı gibi dış politikada da ülkeyi açmazlara sürüklediğini görüyoruz.